Nur deryasından günün sözü (17.08.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Aug 17, 2026, 10:30:37 AM (12 days ago) Aug 17
to

Âlemde çok görüyoruz ki: Zalim, facir, gaddar insanlar gayet refah ve rahatla ve mazlum ve mütedeyyin adamlar gayet zahmet ve zillet ile ömür geçiriyorlar. Sonra ölüm gelir, ikisini müsavi kılar. Eğer şu müsavat nihayetsiz ise, bir nihayeti yoksa zulüm görünür. Hâlbuki zulümden tenezzühü, kâinatın şehadetiyle sabit olan adalet ve hikmet-i İlahiye, bu zulmü hiçbir cihetle kabul etmediğinden; bilbedahe bir mecma'-i aheri iktiza ederler ki; birinci, cezasını; ikinci, mükâfatını görsün. Ta şu intizamsız, perişan beşer, istidadına münasib tecziye ve mükâfat görüp adalet-i mahzaya medar ve hikmet-i Rabbaniyeye mazhar ve hikmetli mevcudat-ı âlemin bir büyük kardeşi olabilsin. Evet, şu dar-ı dünya, beşerin ruhunda mündemiç olan hadsiz istidadların sünbüllenmesine müsaid değildir. Demek başka âleme gönderilecektir. Evet, insanın cevheri büyüktür. Öyle ise, ebede namzeddir. Mahiyeti âliyedir, öyle ise cinayeti dahi azimdir. Sair mevcudata benzemez. İntizamı da mühimdir. İntizamsız olamaz, mühmel kalamaz, abes edilmez, fena-yı mutlak ile mahkum olamaz, adem-i sırfa kaçamaz. Ona Cehennem ağzını açmış bekliyor. Cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış gözlüyor.

 

(Bediüzzaman Said Nursi - 29. Söz'den)

 

Lügatler

Abes :lüzumsuz ve gayesiz iş, tesadüfi, çirkin

Adalet :zulüm etmemek, hak sahibine hakkını vermek, haksızları terbiye etmek

Adalet-i mahza :adaletin tam hakikisi, tam adalet

Adem-i sırf :mutlak yokluk

Ağuş-u nazdarane :şefkatli kucak, nazlı sığınak

Âlem :dünya, kâinat

Âliye :yüksek, yüce, şerif ve aziz olan

Azim :büyük, yüce, çok ileri

Beşer: insan

Bilbedahe :açık olarak, aşikar

Cevher : Bir şeyin özü, maden, kıymetli taş

Cihet :yön, taraf

Cinayet :birisine dokunan ve cezayı icap ettirecek suç işlemek

Dar-ı dünya :dünya yurdu

Ebed :sonu olmayan zaman,sonsuzluk

Facir :haktan sapan, günah işleyen, haram ve günaha dalmış kötü insan

Fena-yı mutlak :mutlak yokluk, tam yokluk

Gaddar :kahredici, öldürücü, çok zulmeden, hain, zalim

Hadsiz : sayısız, sınırsız

Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması

Hikmet-i İlâhiye :Allah’ın bildiği ve bildirmediği gizli sır

Hikmet-i Rabbaniye :Allah’ın Rab oluşuna dair hikmet

İntizam :tertip, düzen, düzgünlük, düzenlilik

İstidat :kabiliyet, akıllılık, anlayışlılık

 

Kâinat : evren, yaratılanların hepsi

Mahiyet : asıl,esas

Mahkum :aleyhinde hüküm verilmiş olan

Mazhar :sahip olma, nâil olma, erişme

Mazlum :zulüm görmüş, sakin, sessiz

Mecma’-i âher :başka bir toplanma yeri

Medar :sebeb, vesile, kaynak

Mevcudat: varlıklar

Mevcudat-ı âlem :âlemdeki varlıklar

Mühim :önemli, kıymetli, değerli

Mühmel :ihmal edilmiş, bırakılmış, kıymet verilmemiş

Mükâfat : ödül

Münasib :uygun, layık, benzer, yakışır

Mündemiç :dürülüp sarılan, içine sokulmuş olan, içine alınmış olan

Müsait :muvafık, uygun, yardım eden

Müsavat :eşitlik, denklik

Müsavi :denk, aynı derecede

Mütedeyyin :dinine sadık, dindar

Namzet :isteyen veya istenilen kimse, aday görülen, uygun görülen

Nihayet: son

Nihayetsiz: sonsuz

Perişan :dağınık, karışık, kötü durumda

Refah :mutluluk, huzur

Sair :diğeri, başkası, gerisi, kalanı

Sünbül: başak

Şehadet : şahitlik, tanıklık

Tecziye :cezalandırmak

Tenezzüh :gezinti, eğlence

Zahmet :sıkıntı, eziyet, yorgunluk

Zalim :zulmeden, haksızlık eden

Zillet :alçaklık, aşağılık

Zulüm :eziyet, haksızlık, karanlıkta bırakmak

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages