|
Muharrem Ayı ve Aşura Günü
"Şehrullahi'l-Muharrem"
olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen
Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin,
Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve
bollaştığı bir aydır.
Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir
fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu
şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir
yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine
on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç
tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem
ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi,
Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu
bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin
ikinci âyeti olan "On geceye yemin olsun"
ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen gece
olduğu beyan edilmektedir.(1)
Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini
bildirmektedir.
Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe
denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu
güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on
değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar
şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi
yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o
gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde
değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve
gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep
kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka
günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta
bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen
tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve
Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler
tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü
Vesselam Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada
yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
"Bu ne orucudur?" diye sordu.
Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u
boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün
oruç tutmuştur" dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa'nın
sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz"
buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren
mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye
dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak
biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü.
Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye
hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat
Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç
tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu,
isteyen tutmadı." 'Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve
Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne
zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi
serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir"
buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:
"Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü
o, Allah'ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o
günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de
affedebilir" buyurdu.(5)
Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle
buyurmuşlardır:
"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin
günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit
ediyorum."(6)
"Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem
ayında tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde
tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin
başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele
dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir"
demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek
için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on
birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap
olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya
bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de
yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı
nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin
faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda
bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz,
mü'minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden
daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev
halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin
tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."(9) Bu aile
mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu
komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile
bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı
ölçüsünde ikram eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de
görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait
10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes
isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit
edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe
valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden
Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i
Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına
yüceltmiştir.
Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın da
zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde
vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü'min bu olaya
üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını
kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana
gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu
açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek ehli-i sünnetin
itikat ve inancına aykırıdır.
1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savın: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
8) İhyâ, 1:238
9) et-Tergîb ve'l-Terhİb, 2:116.
AŞURE GÜNÜNÜN
FAZİLETLERİ;
(Müslümanlara ALLAH'u Teâlâ
Hazretlerinin Lütfu Keremi)
CEHENNEM'E
HARAM KILINMAK İSTEMEZMİSİNİZ?
AŞURE
GÜNÜ ORUCU VE İBADETLERİNİN FAZİLETLERİ:
"ALLAH'u Teâlâ (Celle Celalühu); Aşure
gününü oruçlu geçirene 1000 Hac, 1000 Umre ve 1000 Şehid sevabı yazar ve
kendisine doğu ile batı arasındakilerin ecri verir. Bu kişi Hz. İsmail'in
(A.S.) çocuklarından 1000 köle azad etmiş gibi olur. Kendisi adına Cennet'te
70.000 köşk kaydedilir.Ve ALLAH C.C. ONUN CANINI CEHENNEME HARAM KILAR.
Rivayete
göre "Aşura gününü oruçlu geçirene 10.000 Melek sevabı verilir. O gün,
İhlâs Sûresini 1000 kere okuyana ALLAH'u Teâlâ C.C. Rahmet nazarı ile bakar
ve o kişi Sıddıklardan yazılır"
Her kim aşure gecesini (ibadetle)
ihya ederse, ALLAH C.C. onu dilediği kadar ihya edecek. Hadis-i Şerif
"Her
kim aşure gecesini ibadetle geçirir ve ertesi günüde (yani aşure gününü)
oruçla geçirirse o kişi ölürken nasıl öldüğünü bilmeden ölecektir."Hadis-i
Şerif
Her kim Aşure gecesi ve gününde bir
alimin sohbetine giderse veya ALLAH'ı C.C. zikreden bir cemaatin arasında 1
saat oturursa ALLAH'u Teâlâ'nın onu Cennete sokması ALLAH C.C. üzerine hak
olur.
Aşure
günü gusleden, ALLAH C.C. indinde günahlarından anasının onu doğurduğu
gündeki gibi temiz olur.
Aşure
günü iki kere gusledenin ebedi gözü ağrımaz göz ağrısı çekmez ve yine aşure
günü gusledenin bir daha seneki güne kadar ölüm hastalığından başka hastalık
çekmeyeceği rivayet ediliyor.
Muharrem ayındaki, Aşura günü orucu
geçen senenin küçük günahlarını örter.
("Geçen seneye keffarettir." Hadis Şerif / Müslim)
Aşure gününde 10 Müslüman'a selam
veren bütün dünyadaki Müslümanlara selam vermiş gibi olur.
Aşure günü orucunda bir kişiye iftar
ettiren bütün Müslümanları iftar ettirmiş gibi olur.
Aşure günü bir yetimin başını
okşayana başındaki kıl sayısınca ALLAH C.C. ona Cennette derece ihsan eder.
Aşure gecesi ve Aşure günü zerre
kadar sadaka verene Uhud dağı kadar sevap verilir.
Ulema buyuruyor; Aşure günü çoluk
çocuğuna, evine bolluk yapan bir sene boyunca bolluk bereket görür.
Aşure günü görüşmediği akrabalarıyla
mutlaka görüşmeli, onları arayıp sormalıdır.
Aşure günü ve her zaman ALLAH'u
Teâlâ dille ve kalple devamlı zikredilmelidir. ALLAH'u Teâlâ'yı zikretmek en
büyük ibadettir. Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın Adıyla " "ALLAH'I ANMAK ELBETTE EN BÜYÜK
(İBADET) TİR." ANKEBUT/45 "
AŞURE
GÜNÜ GERÇEKLEŞMİŞ OLAN ÇOK ÖNEMLİ HADİSELER:
İbrahim A.S. aşure günü doğdu,
nemrut'un ateşinden de aşure günü kurtarıldı.
Musa A.S. firavunun elinden aşure günü kurtarıldı, firavun aşure günü
boğuldu.
ALLAH'u Teâlâ C.C., İdris A.S. Peygamberi aşure günü 4. kat semaya kaldırdı.
ALLAH'u Teâlâ C.C., Eyyüb A.S. hastalıklarına aşure günü şifa verildi
ALLAH'u Teâlâ C.C., Adem A.S.'ın tevbesini aşure günü kabul etti.
ALLAH'u Teâlâ C.C., Davud A.S.'ın tevbesini aşure günü kabul etti.
ALLAH'u Teâlâ C.C., Mü'minlerin tevbelerini de aşure günü kabul edecek
İNŞAALLAH.
Nuh A.S.'ın gemisi aşure günü karaya oturdu. Yunus A.S. balığın karnından
aşure günü çıkarıldı.
ALLAH'u Teâlâ C.C., Yusuf A.S.'ı Yakub A.S.'a 40 sene sonra aşure günü
kavuşturdu.
Arş, Kûrsi, Kâlem, Yerler ve Gökler, Cebrail A.S., Mikail A.S., İsrafil A.S.,
Azrail A.S., Adem A.S., Havva anamız, aşure günü yaratıldı. Ve kıyamet Aşure
günü kopacak. (Vahşi hayvanların bile aşure günü otlamadıkları rivayetleri
vardır.)
AŞURA
GECESİ VE GÜNÜNDE KILINACAK (ÇOK FAZİLETLİ) NAMAZLAR:
Peygamber Efendimiz SAV buyuruyor
(Hz Aişe RA'den rivayet): Aşure gecesi yada kılınamıyorsa günü, her rekatta
Fatiha Sûresinden sonra 3 İhlâs-ı Şerif okuyarak 100 rekat namaz kılınırsa,
(Gece kılınırsa 2 rekatta, gündüz 4 rekatta bir selam verilecek) arkasından
70 SübhenALLAHi velhamdülİLLAHi vela ilahe illALLAHu VALLALU ekber vela havle
vela kuvvete illa bİLLAHil Aliyyil Aziym, 70 EstağfirULLAH, 70 Salavat-ı
Şerife okursa;
Bu kişi öldüğü zaman ALLAH'u Teâlâ o kişinin kabrini misk-ü amber doldurur ve
kabre konan herkesin saçı başı kaşı kirpiği her tarafı kılları dağılır, bu
namazı kılanın kabrinde saçları tüyleri dağılmaz. Mahşere çıktığında yüzü
ayın ondördü gibi parlar, yeni gelinin kocasının evine gönderildiği gibi
Cennete gönderilir.
Aşure günü şu 4 rekat namaz kılanın (ALLAH'u Teâlâ Hazretlerinin mahşer günü
hasımlarını razı etmesi niyetiyle)
1.Rekatta; Fatiha'dan sonra, 11 İhlâs-ı Şerif
2.Rekatta; Fatiha'dan sonra, 3 Kâfirun, 11 İhlâs-ı Şerif
3.Rekatta; Fatiha'dan sonra, 1 Tekâsur, 11 İhlâs-ı Şerif
4.Rekatta; Fatiha'dan sonra, 3 Ayet-el Kûrsi, 25 İhlâs-ı Şerif
Bu namazı kılan kabir şiddetlerinden korunacak, ALLAH'u Teâlâ C.C. mahşer
günü hasımlarını rıza edecek İNŞAALLAH.
Aşure gecesi teheccüd namazı ve
mümkünse tesbih namazı kılınmalıdır.
Ayrıca kılabilen aşure gecesi teheccüd vaktinde ve aşure günü öğle ile ikindi
arası, her rekatta Sure-i Fatiha'dan sonra 50 İhlâs-ı Şerif okuyarak 4 rekat
namaz kılınmalı. Yine aşure günü kuşluk vakti aynı namaz 2 rekat olarak
kılınmalı. Namazdan sonra 70 İstiğfar, 70 Salavat-ı Şerife, 70 La havle vela
Kuvvete illa BİLLAHil Aliyyil Aziym söylenmeli.
Aşura günü şu dua 10 defa yapılmalı: "SübhenALLAHi mil'el-mizân.Ve
müntehe'l-îlmi ve mebleğa'r-rıza ve zinete'l-Arş"
Önemli not: Dinimize göre gece önce
gelir, gün sonra gelir. Hesaplarımızı ona göre yapalım. Yani Perşembe günü
akşam ezanı okunduğunda Cuma gününe giriyoruz, ertesi gün akşam ezanı
okununca Cuma günü bitiyor.
"Şehrullahi'l-Muharrem"
olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen
Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve
bollaştığı bir aydır.
Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir
fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir
yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve
kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem
ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer
günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin
ikinci âyeti olan "On geceye yemin olsun" ifâdelerinin tefsirinden
öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen gece
olduğu beyan edilmektedir.(1)
Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini
bildirmektedir.
Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe
denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin
verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve
ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi
yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o
gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve
gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde
ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla
hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan
ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve
Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes
sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine'ye hicret
buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
"Bu ne orucudur?" diye sordu.
Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u
boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur"
dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa'nın
sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o
gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren
mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında
İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç
tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü.
Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu
devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca
kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan
isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." 'Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve
Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu
farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı.
"İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu.(4) Böylece Âşura
orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:
"Ramazan'dan
sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"
Peygamberimiz Aleyhissalâtü
Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah'ın ayıdır. Onda öyle
bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde
başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu.(5)
Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle
buyurmuşlardır:
"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin
günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum."(6)
"Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem
ayında tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan
orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin
başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel
olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir" demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek
için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması
tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap
olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç
tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de
yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine,
akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren
hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat
alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına Âşura Gününde her
zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev
halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına
bereket ve genişlik ihsan eder."(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar,
yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla
külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı
ölçüsünde ikram eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de
görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait 10. gününde Hazret-i İmam
Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından
Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi
Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden
Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i
Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.
Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın da
zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz
yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve
soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez.
Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu
bir "yas merasimi" haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve
inancına aykırıdır.
1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savın: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
8) İhyâ, 1:238
9) et-Tergîb ve'l-Terhİb, 2:116.
AŞURE GÜNÜ TUTULAN ORUCUN FAZİLETİ:Resulullah (S.A.V.) efendimizin şöyle buyurduğu
anlatılmıştır “Bir kimse, muharrem ayında bir gün oruç tutar ise onun
için her güne otuz günlük oruç sevabı vardır.” Bir rivayete göre; İbn-i
Abbas (R.A.) Resulullah (S.A.V.) efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:
“Bir kimse, muharrem ayında, aşure günü oruç tutar ise onun için on bin
melek sevabı verilir. Bir kimse, muharrem ayında aşure günü oruç tutarsa onun
için on bin şehit sevabı, on bin hac eden ve umre eden sevabı verilir.
Bir kimse, aşure günü bir kimsenin başını okşar ise o yetimin başındaki
tüylerin sayısı kadar o kimsenin cennette derecesini arttırır.
Bir kimse, aşure gecesi, oruçlu bir mümine iftar ziyafeti verir ise Muhammed
ümmetinin tümüne iftar ziyafeti vermiş ve hepsinin karnını doyurmuş kadar
olur.”
O gün, siz de oruçlu olunuz. O günde, çoluk çocuğunuza bolluk gösteriniz.
Her kim, aşure günü, malından bolca harcar ise Allah-ü Teala, senenin diğer
günlerinde ona bolluk ihsan eyler.
Bir kimse, aşure günü oruç tutar ise kırk senelik günahına kefaret olur.
Bir kimse, aşure gecesini ihya eder de; gündüzünü dâhi oruçlu geçirir ise
ölüm acısını anlamadan ölür.”
AŞURE GÜNÜNÜN FAZİLETLERİ
Bu arada, sahabe Resulullah (S.A.V.) efendimize şöyle buyurdu:
“Evet, öyledir.
Allah-ü Teala, semaları aşure günü yarattı.
Dağları aşure günü yarattı.
Denizleri aşure günü yarattı.
Kalemi aşure günü yarattı.
Levhü aşure günü yarattı.
Âdem Aleyhisselamı aşure günü yarattı. Âdem Aleyhisselamı aşure günü cennete
koydu.
İbrahim Aleyhisselam, aşure günü doğdu. Allah-ü Teala onu aşure günü ateşten
kurtardı. Oğluna kurban fedaisini aşure gününü yolladı.
Firavun, aşure günü suda boğuldu.
Allah-ü Teala Eyüp Aleyhisselamı hastalık belasından aşure günü kurtardı.
Allah-ü Teala Âdem Aleyhisselamın tövbesini aşure günü kabul buyurdu.
Allah-ü Teala, Davut Aleyhisselamın günahını aşure günü bağışladı.
İsa Aleyhisselam, aşure günü doğdu.
Kıyamet de aşure günü kopacaktır.”
Bu sırada, Hz. Ömer (R.A.) şöyle dedi:
“Ya Resulullah, Allah-ü Teala aşure gününü vermekle bize üstünlük ihsan
eyledi.”
Bundan sonra, Resulullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:
“Allah-ü Teala, semaları ve yeri öyle bir aşure günü yarattı.
Yıldızları da öyle bir aşure günü yarattı.
Arşı aşure günü yarattı. Kürsiyi dahi onun gibi bir aşure günü yarattı.
Cebrail Aleyhisselamı aşure günü yarattı; melekleri dahi, onun gibi bir aşure
günü yarattı.
İdris Aleyhisselam, aşure günü semaya yükseldi.
İsa Aleyhisselam, aşure günü semaya yükseldi. İsa Aleyhisselamın doğumu dahi,
aşure günü olmuştu.
Allah-ü Teala, Süleyman Aleyhisselama mülkünü aşure günü verdi.
Yüce Rahman Rabbin arşa istivası, aşure günü olmuştur.
Semadan ilk yağmur, aşure günü yağmıştır.
İlk rahmet, aşure günü nazil olmuştur.
Bir kimse, aşure günü boy abdesti alır ise ölüm hastalığı hariç; hiç hasta
olmaz.
Bir kimse, aşure günü gözlerine sürme çeker ise sene boyunca göz ağrısı
görmez.
Bir kimse, aşure günü bir hastayı ziyaret eder ise Âdem’in oğlunu
ziyaret etmiş gibi sevap alır.
Aşure günü birine bir içimlik su veren kimse göz açıp kapayıncaya kadar zaman
dahi, Allah’a asi olmamış gibi olur.
AŞURE GÜNÜ KILINACAK NAMAZIN FAZİLETİ
Bir kimse, aşağıda anlatılacak şekilde dört rekât namaz kılar ise Allah-ü
Teala onun elli senelik geçmiş; elli senelik de gelecek günahını bağışlar.
Mele-i Alada dahi, onun için nurdan bir köşk yapar:
a.Her rekâtında bir kere Fatiha suresi okunur.
b.Elli bir kere (51) İhlâs suresi okunur.”
Bir başka rivayette ise, bu namaz şöyle anlatılmıştır:
Her rekâtta, bir kere Fatiha suresi okunur.
Her rekâtta, bir zilzal suresi okunur. (90. suredir)
Her rekâtta, bir kere kafirun suresi okunur. (109. suredir)
Her rekâtta, bir kere ihlâs suresi okunur. (112. suredir)
Namaz bittikten sonra da, Resulullah (S.A.V.) efendimize 70 kere salâvat
okunur.”
AŞURE GÜNÜ VE BOLLUK
Anlatıldığına göre: İbrahim b. Muhammed b. Münteşir; zamanında Küfe’de
görülen en faziletlilerdendi.
O şöyle anlatmıştır:
“Bir kimse, çoluk çocuğa aşure günü bolluk gösterir ise Allah-ü Teala,
senenin kalan günlerinde ona bolluk ihsan eyler.”
Süfyan şöyle dedi:
“Anlatılan durumu, elli sene denedik; bolluktan başka bir şey
görmedik.”
Anlatıldığına göre: geçmişteki büyük zatlardan biri şöyle demiştir:
“Bir kimse, zinet günü sayılan aşure günü oruç tutar ise senenin içinde
kaçırdığı nafile oruçlara yetişmiş olur.
Bir kimse aşure günü sadaka verir ise sene içinde kaçırdığı sadaka verme
sevabına yetişmiş olur.”
Kaynak: Abdulkadir Geylani/Gunyet’üt Talibin
AŞURE GÜNÜ İLE İLGİLİ HADİSİ ŞERİFLER
1.AŞURE GÜNÜNÜN FAZİLETİNE KAVUŞMAYA ÇALIŞINIZ.ÇÜNKÜ O;ALLAHU TEALANIN GÜNLER
ARASINDAN SEÇTİĞİ MUBAREK BİR GÜNDÜR.O GÜNDE ORUÇ TUTANA ALLAH NEZDİNDE
BULUNAN MELEKLERİN,PEYGAMBERLERİN,ŞEHİTLERİN VE SALİHLERİN İBADETLERİ KADAR
SEVAP VERİLİR.
2.RAMAZANI ŞERİFTEN SONRA EN FAZİLETLİ ORUÇ,AŞURE ORUCUDUR.
3.AŞURE GÜNÜ BOY ABDESTİ ALAN,ÖLÜM HASTALIĞINDAN BAŞKA HASTALIK GÖRMEZ.OGÜN
BİR HASTAYI ZİYARET EDEN BÜTÜN İNSANLARI ZİYARET ETMİŞ GİBİ OLUR.AŞURE GÜNÜ
BİR KİMSEYİ SULAYAN HİÇ İSYAN ETMEMİŞ GİBİ AFFOLUNUR.
4.BİR KİMSE AŞURE GÜNÜ ÇOLUK ÇOCUĞUNA İYİLİK YAPSA ONLARI SEVİNDİRSE, ALLAHU
TEALA ONA SENENİN GÜZEL GEÇMESİNİ MÜYESSER KILAR.O GÜN ORUÇ TUTANIN ORUCU
KIRK YILLIK GÜNAHINA KEFFARET OLUR.AŞURE GECESİNİ İHYA EDİP SABAHINDA ORUÇLU
OLAN KİMSE VEFAT EDERKEN ÖLÜM ACISI ÇEKMEZ.
5.AŞURE GECESİNİ İHYA EDENİ ALLAHU TEALA DİLEDİĞİ GİBİ DİRİLTİR.
|