Pir-i Mügan

84 views
Skip to first unread message

ahmet dogan Simsek

unread,
Feb 22, 2014, 4:26:01 AM2/22/14
to

Pir-i Mügan

Dünyevi amaçlar ile hareket edenlerin Pek çok farklı anlarlar taşıyan kelimeleri Tasavvufi anlamları ile kullanarak çevrelerindeki kişileri teshir  etmeleri ve onların manevi taraflarını uyararak dünyevi işlerde kötü amaçlı kullananların tarihe geçmiş örneklerinden birisi yani Pir-i Müganı olan kişi, Meşhur haşhaşinlerin Şeyhi Hasan Sabbah dır. Bu konuda yazdığım eskibir yazıma ulaşmak isteyenler bu kısa yolu tıklayarak ulaşabilirler.

http://www.fotowoo.net/index.php/toplum-ve-yasam/siyaset/ahmet-dogan-simsek-yazilari/1478-hasan-sabbahn-hahainleri

Bu yazıda dünün Kemalist yapısı tarafından beyinleri programlanmış ve düşüncelerini sanki bu kainat daki tek önemli konu Kemalizm imiş gibi düşünmeye şartlandırılarak  başka konularda hiçbir gelişme gösteremeyen militanlaştırılmış kişilerden söz ederken sürekli telkin ile de insanların tek hedefli odaklandırılıp kullanılabileceğini ve tedavisi nerede ise imkansız Haşhaşin ve ya Mankurtlar durumuna düşürüle bileceklerini eklemeyi unutmuş olmalıyım.

Yazının başlığındaki Pir-i Mügan’ın bu konular ile ne alakası var diye sorulacak olursa şöyle bir alakası var. Dün devlet bugün cemaat kitabını yazdığı için uydurma deliller ile uzun süreli bir mahkumiyet kararı ile hapse atılan eski emniyet istihbarat dairesi Müdürlerinden Hanefi Avcının başına çorap örenlerin artık Pensilvanya da CIA koruması altında adeta ulaşılmaz Alamut Kalesinde Hasan Sabbah’ın güven içinde haşhaşinleri arasında yaşadığı gibi yaşayan ve Onun Selçuklu devletini yıkmakta haşhaşinlerini kullandığı gibi, etrafına topladığı devşirmelerini kullanarak Paralel bir devlet yapısı oluşturup TC Devletini yıkma çabalarında Vatikan ve dünya Siyonistleri ile işbirliği yapıp 159 ülkede tesislerimiz var Türkiye’yi kaybetsek ne olur. Uzun adam (Başbakan) ölsün diye kahhariye ayinleri yaptıran (birisini öldürmek ya da başına felaketler yağdırmak için yapılan duaların beddua türü) Fethullah Gülenin Cemaatini oluşturmaya çalıştığı sıralarda Bediüzzaman Said-i Nursi’nin adını ve Risale-i Nur adlı eserlerini kullandığı zaman süresince, Bediüzzaman dan Pir-i Mügan olarak bahis ediyor olmasını duymak dikkatimi çekti.  Dikkatimi çeken diğer bir husus da Pir-i Mügan kelimesinin halkımız tarafından pek de bilinmiyor oluşu ve çeşitli anlamlar yükleniyor oluşuydu. Bunu dilimizin döndüğü kadarı ile açıklamaya çalışalım.

Pir = Yaşlı, ihtiyar adam anlamına geldiği gibi, bir mesleğin, meşrebin tarikatın vs. Geçmişteki ilk kurucusu ve ya hayattaki en yaşlısı ve en kıdemli ustası anlamlarını da taşımaktadır. Tarikatların kurucularına da Pir denilir. Halveti Tarikatının piri 

Kastamonu da Türbesi bulunan Sabanı Veli Hazretleridir.

Demircilerin Pir-i Hz. Davut Peygamber (AS)  Tabip Doktorların piri de Kuranda bahsi geçen Lokman Hekim olarak kabul edilir.Başka örnekleri de çoktur.

Mügan= Elimdeki en eski Osmanlıca Lügatte Meyhaneci ve ikinci anlamı olarak da irşat edici olarak geçmektedir. O halde Mügan birinci anlamında aklı karıştıran sarhoşluk veren içkiyi sunan dağıtan kişidir. İkinci anlamı ile irşat eden açıklığa kavuşturan aydınlatan kişidir. Piri Mügan ise gerçek anlamı ile meyhanecilerin piri anlamına gelse de Mecazi anlamı ile Mürşitlerin (aydınlatanların) piri anlamında kullanılmaktadır. Tasavvufta da Mevlevi Şeyh Galip tarafından bu anlamı ile İrşat eden anlamında kullanılmıştır.

Şey Galip Söz Pir-i Müganındır başlıklı şiirinde  Aklın söyleyeceği sözlerin bittiği yerde yolculuğun akıl almaz gizemler ile sırlar ile dolu Batıni tarafa doğru aklı orada bırakıp devam etmek gereken yerde artık aklın susması ve meyhanecinin (Mürşidin) konuşma zamanıdır mecazi anlamı ile Tarikattaki Mürşidin kelimelerin bittiği yerde susarak konuşması gibi anlaşılsa da aslında mürşidin yaktığı ışığın kılavuzluğunda yola devam edilmesi gerektiği şeklinde anlatmaktadır. Yanılmıyorsam Mügan Farisi kökenli bir kelimedir. Bazı kaynaklarda İran’ın (Perslerin) İslam öncesi dini olan Mecusilik de Mecusilerin (ateşe tapanların) üst makamdaki ateşin sırrına ermiş itikat liderlerine (rahiplerine) Piri Mügan denilmektedir. Şeyh Galip’in Kendi adı ile basılan divanında Hüsnü Aşk adlı İslam tasavvuf dünyasında ve Osmanlı edebiyatında çok tanınan, tasavvufta insanın kendisinden kendi iç dünyasındaki tarife gelmezlik yüzünden manevi boyutlara dediğimiz.  Sır kapılarından girip, Zahir (Görünen) âlemlerden çok farklı. Batın (Görünmeyen ve görünen âlemdeki kelimeler ile izahı yapılamayan âlemlere yolculuğunun, görünen âlemin lisanı ile zahirdekilere anlatılması amaçlı adeta zahir diline tercüme edilen sonunda aşık’ın maşukuna kavuşmakla, kendisinin aslında kim ve ne olduğunu anlaması ile sonuçlanan müthiş macerası basite indirgenerek hikaye edilmektedir.  BU konuya temas etmemin sebebi Şeyh Galip’in bir şiirinde insanın aklı ile hareket etmeyi ve tedbiri elden bırakmadıkça bu yolda mesafe alınmayacağını anlatan ve içinde sözü Pir-i Mügana bırakan sözlerin geçtiği bir tasavvufi şiirini bu yazıya eklemek isteyişimden dir.

Bu aslında Allahın Resulü (SAV) efendimizin bir hadisi olarak rivayet edilen nefsine arif olan Rabbine de arif olur anlamına gelen Men arafe nefsehu fakat arefe Rabbehu Sözlerinin bütün tarikatların, nefsi bilerek enfüsi seyri suluk olarak tabir edilen (kendi içinden kendisini öğrenerek Rabbini aramak amaçlı seyahate çıkmak) şeklinde izah etmeye çalışacağımız kişinin ilahi sırlara ulaşma kendisini ve Rabbini arayışı olarak izah edilebilir diyebiliriz.

Şeyh Galibin, Sözü Pir-i Mügana (ateşin sırrına ermiş zata) mecazen bırakışını ise Muhyiddin-i Arabi’nin Bütün putperestler Mecnunun Leyla’ya bakarken gördüğü ilahi tecelliye aşık olması gibi. Putperestler de aslında putlarında gördükleri Allahın ilahi tecellilerinden birine taparlar. Bu yüzden aslında taptıkları şey Yine Allaha ait Zahir isminde müşahede ettikleri bir tecelli dir. Putperestleri, putperest yapan şey bu tecelliye tapışlarsı değildir. Onları putperest yapan şey Allah’ı bu tecelliden ibaret zannedişleri ile Allah’ı o put da ki tecelli ile sınırlamaya kalkışmalarıdır.

Söz pir-i muganındır 

1-Tedbirini terkeyle takdir hüda'nındır 
Sen yoksun o benlikler hep vehm ü gümanındır 
Birden bire bul aşkı bu tuhfe bulanındır 
Devran olalı devran erbab-ı safanındır 
Aşıkta keder neyler gam halkı cihanındır 
Koyma kadehi elden söz pir-i muganındır 

2-Meyhaneyi seyrettim uşşaka mataf olmuş 
Teklif ü tekellüften sükkanı maaf olmuş 
Bir neşe gelüp meclis bi havf u hilaf olmuş 
Gam sohbeti yad olmaz meşrebleri saf olmuş 
Aşıkta keder neyler gam halkı cihanındır 
Koyma kadehi elden söz pir-i muganındır 

3-Ey dil sen o dildara layık mı değilsin ya 
Da'va-yı mahabete sadık mı değilsin ya 
Özrü nedir Azra'nın Vamık mı değilsin ya 
Bu gam ne gezer sende aşık mı değilsin ya 
Aşıkta keder neyler gam halkı cihanındır 
Koyma kadehi elden söz pir-i muganındır 

4-Mahzun idi bir gün dil meyhane i ma'nade 
İnkara döşenmiştim efkar düşüp yade 
Bir pir gelüp nagah pend etti alel- ade 
Al destine bir bade derd ü gamı ver bade 
Aşıkta keder neyler gam halkı cihanındır 
Koyma kadehi elden söz pir-i muganındır 

5-Bir bade çek efzun kap mecliste zeber-dest ol 
Atma ayağın taşra meyhanede pa- best ol 
Alçağa akar sular Pay i huma düş mest ol 
Pür cuş olayım dersen Galib gibi düş mest ol 
Aşıkta keder neyler gam halkı cihanındır 
Koyma kadehi elden söz pir-i muganındır

Şeyh Galib

Sürçü lisan etti isek Af ola

A.D.Şimşek

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages