You do not have permission to delete messages in this group
Copy link
Report message
Show original message
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to habero...@googlegroups.com, guz...@googlegroups.com, globa...@googlegroups.com
"Hayat kimin hayatıdır?" Hepimiz
yaşarken bir şekilde hayatı severiz,iyi ve kötü yanlarını benimseyerek
ya da benimsemeyerek. Buna rağmen hepimizin bir hayatı vardır.Ve bir de
yaşamakta olduğumuz hayatın içinde küçük de olsa bir yerlerde
barındırdığımız , hayalimizde hep yaşamak istediğimiz hayatımız.Belki
varlığının farkındayız belki de farkına yeni varmaktayız kim bilir...
Keşke
herkes kendi istediği hayatı yaşayabilecek kadar şanslı ve istediği
hayatı yaşarken dilediği kadar mutlu olabilseydi.Böyleleri yok mu,tabi
ki vardır ama çoğunluğun çok altındadır sayıları eminim.Tüm bunların
ötesinde hayatımızın kontrolü başkalarının elindedir çoğu zaman.Peki
ama o zaman şu soruyu sormamız gerekmez mi: "Hayat kimin hayatıdır?"
Hayatımız sayıca fazla zamanlarda tamamiyle kendimize ait olmaktan çıkar gider.Kontrolünü aileler,büyükler,tanıdıklar,sorumluluklar...
alır.Bize sadece gösterilene uymak düşer.Ya biz farkında olmadan
başkalarının hayatlarını kısıtlıyor ve onların hayatlarını yönetmeye
çalışmıyor muyuz?Çocuklarımıza sınırlı saatler koyup 24 saati
yaşamalarına izin vermeyerek onların hayatlarının kontrolünü ellerinden
almıyor muyuz?Ya da yine farkında olmadan başkalarına yön çiziyor ve
elllerine harita verir gibi çizgilerini belirlemiyor muyuz?İllaki bir
yerlerde bir hata yapıyor ve farkına varmıyoruz.Tüm bunları yaşarken
neden kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak onun duygularını
anlamaya çalışmadan hareket ediyoruz?Belirli kalıpları
kırmamak,başkalarına hesabımızı kolay vermek,elalemin yanlış anlamasına
olanak vermemek adına hayatımızı nasıl oluyor da istediğimiz gibi
yaşadığımızı sanıyoruz.Koskoca bir dünyada küçücük bizler ,büyük
duyguları yaşamayı engellemek için mi kendimize kalıplar koyuyor ve bir
şeyleri anlamsızca tutturuyor ve doğrunun bu olduğunu sanmaya devam
ediyoruz.Çok yanlış yapıyoruz....
İki kapı var
hayatımızda.Birinden giriyoruz,birinden çıkıyoruz.Girişten çıkışa kadar
geçen zaman zarfı içinde bir çok evreden sırasıyla bir öbürüne geçiş
yapıyoruz.Kimi çok zor hatırladığımız;kimi hayatımız boyunca
unutamadığımız ;kimiyse hatırlamak bile istemediğimiz anlarla
doluyor.Peki en fazla olan hangisi oluyor?Neden hayatımız hep
hatırlamak istediğimiz çılgınca yaşadığımız ve hiç unutamayacağımız
anlarla dolup taşmasın.Neden böyle olmasın.Elimizde olmadan zamanın
nasıl geçtiğini ve hayatın içinde bir yaşam mücadelesi vermek adına
harıl harıl çalıştığımız zamanlar tabi ki çoğunlukta oluyor ama
gençlikte?....Hatalar her evrede var iken gençlikte daha çok yapılıp
doğrusu öğrenilmiyor mu?Ya o gençliği yaşamamıza izin verilmemişse,ya o
gençliği yaşamalarına izin vermiyorsak?Anlar ne kadar anlamlı olduğunu
ya da olmadığını sadece belirli yaşlarda mı gösteriyor.Koskocaman bir "
HAYIR!"Peki ama biz biliyor muyuz hayatı yaşamayı...Hayat nasıl
yaşanır.Kendine göre mi,başkalarına göre mi?Kime göre?Neye
göre?Cevapları ne yazık ki bir tek kelime değil, di mi?
Hayatı yaşamak anlayarak, Hayatı yaşamak anlatarak. Hayatı yaşamak görerek,duyarak,hissederek. Geriye asla dönemeyeceğini bilerek. Hep ileri giderek,düne dönemeyerek,yarını bilemeyerek.
Günü yaşamak mı?Dün de kalarak mı?Yarına koşarak mı? Zincirleme zaman tamlamasında var olarak mı?
Hayat
bizim hayatımız.Ben o zincirleme zaman tamlamasında var olarak yaşamak
diyorum.Sabaha karşı doğan güneşi görerek,günün batışını
izleyerek,günün yerini geceye bıraktığını görerek.Ve yarın yine
aynısının olacağını bilerek.İzin verin,İsteyin,Yaşayın. Siz nasıl istiyorsanız.