Doğan Cüceoğlu'nun dersinden bir bölüm

0 views
Skip to first unread message

iSmAiL

unread,
Jan 23, 2009, 6:53:28 AM1/23/09
to haber gürağaç
Doğan CÜCELOĞLU'NUN, Eğitimindeki Katılımcılarla bir konuşmasından
alıntıdır.

Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?

Bir Katılımcı: Hocam Allah'a Şükür bildiğimiz kadarıyla yok.

Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı
milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?
Cevap: (neredeyse otomatik olarak çıkar: ÖLÜM

Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz
olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir
ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Başka hiçbir
şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz
garanti, bu
benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?

Katılımcılar: (Burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlarlar)

Cüceloğlu: Öleceğim belli ise , benim ölümcül bir hastalığım olduğu da
açıktır... Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?

Katılımcılar: Hayır

Cüceloğlu: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?
Bir Katılımcı: Evet var.

Cüceloğlu: Ya Yarın ?
Bir Katılımcı: Evet.
Cüceloğlu: Ya 30 yıl sonra?
Bir Katılımcı: Olabilir.

Cüceloğlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor
musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden
biliyorsunuz?

(Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle
bakmamışlardır.)
Cüceloğlu: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde,
bu sabah evden çıkarken sağ salim
bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? , Var mıdır böyle bir
garanti?

Bir Katılımcı: Yoktur Hocam.

Cüceloğlu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını ve
evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?

(Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar) ve
Bir Katılımcı: Hocam konuyu değiştirsek?

Cüceloğlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha
devam edelim bence. Peki, acaba
bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz
kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı
dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi
yapardınız?

Bir Katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.

Cüceloğlu: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza
yaslanın,gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde
bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı
nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı
konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma yada gerginlik yaratır mıydı
Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son
görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun
boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı,
aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona, yüreğinizin derininden gelen bir
'Seni gerçekten çok seviyorum' demeye ne gerek var diye düşünür
müydünüz Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi
yoğunlaştırmaz mıydı?

(Burada bazı katılımcılar ağlıyordur. Belli ki dün akşam
yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark
etmişlerdir)

Cüceloğlu: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu
kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda
karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde 'Şimdi kalbini
kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim' diye kendi
kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz.
Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı?
Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?

*** ÖMER HAYYAM'IN DİZELERİ ***
İNSAN yiyeceksiz, giyeceksiz edemez:
Bunlar için didinmene bir şey denmez.
Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış:
Bu güzelim ömrünü satmaya değmez.

Ailemiz, Yakınlarımız, Sevdiklerimiz, İş arkadaşlarımız, Komşularımız
ve Hayatı paylaştıklarımızla birlikte geçirdiğimiz her anı önemsemek
ve asla ama asla kalp kırmamak gerek hiç şüphe yok , Zira Kalp
Kırmanın hiç ama hiç Telafisi de yok ...
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages