DP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI BODRUM HALKINI YALNIZ BIRAKTI
Bodrum Belediyesi’nin dar gelirli vatandaşlara yeterli hizmet vermediği, toplu taşım ücretleri belirlenirken halkın dikkate alınmadığı öne sürüldü.
Bodrumlu memurların, ekmek fiyatlarından, toplu taşım ücretlerine kadar Bodrum Belediye’sinden şikâyetçi oldukları öğrenildi.
DP’li belediye başkanı Mehmet Kocadon’un, Bodrum’un zenginlerinden olduğu, kendisi gibi yalnızca turizmle uğraşan şirketlere ve esnafa hizmet ettiği, dar gelirlileri unuttuğu ifade edildi.
BODRUMLULARIN İSYANI
Toplu taşıma ücretlerinin bahalı olması nedeniyle trafikteki araç sayısının arttığından yakınan Bodrumlular şunları söyledi:
“Belediyelerin öncelikli görevlerinden biri, daha sağlıklı trafik için, vatandaşları toplu taşım araçlarına yönlendirmektir. Bodrum Belediyesi ise bunun tersini yapmaktadır. Birçok Bodrum’lu toplu taşım ücretlerinin pahalı olması nedeniyle trafiğe özel araçlarıyla çıkmaktadır. Bu da, zaten yetersiz olan Bodrum sokaklarında ciddi park sorunu doğurmaktadır.”
PARK SORUNU BELEDİYENİN SUÇU
Park sorununun, Bodrum Belediyesi’nin yanlış uygulamalarından dolayı çözülemediğini ifade eden Bodrumlular şöyle devam etti:
“Daha önce araçlarımızı Bodrum’un değişik yerlerine ücret ödemeden park edebiliyorduk. Şuanda Bodrum’un bütün caddeleri ücretli otoparka dönüştürülmüştür.”
BODRUM, DAR GELİRLİLER İÇİN YAŞANMAZ HALE GELDİ
“Belediye Başkanı Kocadon’la birlikte Bodrum, dar gelirli vatandaşlar için yaşanmaz hale geldi. Daha önce, cadde kenarlarına park ettiğimiz araçlar, trafiği engelliyor gerekçesiyle, trafik polisleri tarafından çekiliyordu. Belediye, bu caddeleri ücretli otoparka dönüştürdü. Şimdi sormak gerekiyor, bu yol kenarlarına konan araçlar, otoparklar yokken trafiği engelliyordu da, yol kenarları otopark olunca mı Bodrum trafiği rahatladı? Yol kenarları her zaman olduğu gibi yine araçlarla dolu. Amaç, yol kenarı da olsa, halka açık olan her yerden birilerinin para kazanmasını sağlamaktır. Bodrumlular olarak bizler bu anlayışı kabul etmiyoruz.”
BODRUM MERKEZDE İDRAR KOKUSU
Geceleri, Otogar’ın yanındaki minibüs park yerini, sarhoşların tuvalet gibi kullandığını, bu yüzden Bodrum merkezde yerli ve yabancı binlerce turistin girip çıktığı bir mekânın idrar kokusu içinde olduğu öğrenildi. Bu soruna dahi Belediye’nin çözüm bulamadığını belirten Bodrumlular şunları dile getirdi:
“Turizm konusunda Türkiye’nin kalbi olan Bodrum’da temizlik hizmetlerinden tutun, çevre düzenlemesine kadar her alanda sorun yaşanmaktadır. Yaz aylarında binlerce turistin yolu üzerinde olan bir alan idrar kokusundan geçilmiyor.”
İDRAR KOKUSU UTANDIRIYOR
“Bodrumlar olarak bizler, bu koku nedeniyle hem Türkiye’ye, hem de yabancı turistlere karşı utanç içindeyiz. Tuvalet kullanmayı bilmeyen bir millet olarak algılanmak istemiyoruz. Belli ki insanların bu bu alanda ücretsiz tuvalete ihtiyacı var. Sorun, bu alana, tuvalet ve çevre aydınlatılması yapılarak çözülebilir. Bodrum Belediyesi’nin ücretsiz bir tuvaleti halka açacak kadar parası vardır. Halkın sorunları bir tarafa, Belediye, turistlerin gözleri önündeki bu tuvalet sorunu ile bile ilgilenmemektedir.”
ÖNCE PARA SONRA TUVALET
“Otogar’da tuvalete gittiğinizden sizden önce parasını isterler. Elinde valizi ile tuvalet ihtiyacı gelmiş bir turist, prostat hastası da olsa, önce cüzdanından bozuk para bulup çıkarmak zorundadır. Tek amaç para kazanmak olunduğundan Bodrum’da acil ihtiyaçlarınıza bile saygı gösterilmemektedir.”
HER ALANDA PAHALI HİZMET
“Bodrum Belediyesi’ni ilgilendiren tek şey, yerli ve yanancı turiste nasıl pahalı hizmet sunulacağıdır. Yemek yemek için herkes; dar gelirliler bile restorana gitsin diye, Bodrum’da balık ekmek bile satılmamaktadır. Bu uygulama içerisinde ezilen dar gelirliler; memurlar, işiler, garsonlar, kasiyerler, güvenlik elemanları vb. düşük ücretlerle yaşamaya çalışanlar olmaktadır.”
DEMOKRAT PARTİ’NİN HATASI
“Belediye Başkanımız Mehmet Kocadon, herkesi kendisi gibi zengin sanmaktadır. Bizler bu durumu DP parti merkezine bildirmek istiyoruz. DP bundan sonra karşımıza Kocadon gibi belediye başkan adayları çıkarmamalıdır.”
DAR GELİRLİLERİN İSYANI
Bodrum Belediyesi’nin dar gelirlilere dönük herhangi bir hizmeti olmadığını belirten bir öğretmen şunları dile getirdi:
“Bizler Bodrum’da yaşamak zorunda olan memurlarız. Bir devlet memurunun Bodrum’da yaşaması gerçekten çok zor… Bodrum’da lokanta fiyatlarından tutun, sıradan bir bakkalın fiyatlarına kadar bütün fiyatlar turistlere göre ayarlanıyor. Bodrum turizm bölgesi… Diğer turistlik yörelerde olduğu gibi Bodrum esnafının da en yoğun iş yaptığı aylar yaz aylarıdır. Temmuz ve Ağustos ayları geçtikten sonra Bodrum’daki Turist sayısı azalır. Esnafın yüksek fiyat uygulayarak fazla kar etmeye çalışması turizmimizi geliştirmiyor, aksine baltalıyor…”
BODRUM SÜRGÜN YERİ OLDU
“Bizim anlayamadığımız şey, Bodrum belediyesinin halka dönük bir hizmetinin olmamasıdır. Bodrum’da toplu taşıma ücretleri, Türkiye ortalamasının üstündedir. Bodrum Belediyesi halka yönelik taşımacılık hizmeti vermemektedir. Şehir içi ve ilçeler arası taşımacılık özel minibüslerle yapılıyor. Ortalama minibüs ücreti 2,5 lira. Konacık ilçesinde oturan bir memurun günlük yol ücreti 5 liradan aşağıya düşmüyor. Aynı yolu iki kez kullanmanız durumunda günlük 10 lira yola vermek zorunda kalıyorsunuz. Yarım adamızda daha önce feribot seferleri vardı. Bu feribotlar, ulaşım konusunda halka ucuz hizmet veriyordu. Halkın yararına olan ne varsa kaldırıldı. Dar gelirliler için Bodrum gerçekten sürgün yeri haline getirildi.”
HALKIN TALEPLERİ DİKKATE ALINMIYOR
“Bodrum Belediyesi’nden birkaç kez, dar gelirli vatandaşlara toplu taşıma ücretlerinde indirim yapılmasını önerdik. Başkanın bize söylediği şu oldu: ‘Her kesimin ihtiyacı var, hangi birinize indirim yapabiliriz…’ Sayın başkan bizleri anlamaya bile çalışmadı.
DAR GELİRLİ BODRUM’U TERK ETMEYE ÇALIŞIYOR
“Ekonomik sıkıntılar yüzünden Bodrum merkezde oturmamız imkânsız hale geldi. Bodrum merkezdeki kiralık ev ücretleri memur bütçesinin oldukça üstündedir. Kenar ilçelerde ev tuttuğumuzda ise karşınıza, altından kalkamadığımız toplu taşıma ücretleri çıkmaktadır. Devlet memurları olarak gerçekten ne yapacağımızı bilemez hale geldik. Yapabileceğimiz tek şey Bodrum’u terk etmek.”
HER ŞEY PAHALI
“Bodrum’da, ekmek fiyatları belirlenirken dahi, dar gelirli vatandaşların ekonomik koşulları dikkate alınmıyor. İlçemizde, 75 kuruşun altında, hemen hiçbir yerden ekmek alamazsınız. Ankara gibi birçok ilde belediyelerin dar gelirli vatandaşlar için indirimli ekmek satış büfeleri var. Bodrum’da sanki bütün vatandaşlar turizmciymiş gibi bir uygulama söz konusu.”
HALK YOKSUL, BELEDİYE GELİRLERİ YÜKSEK
Bodrum belediyesi, turizm gelirleri bakımından en iyi il ve ilçelerimiz başında yer almaktadır diyen Bodrumlular şöyle devam etti:
“Kaç ilimizin ya da ilçemizin Bodrum Belediye’sinin elde ettiği kadar turizm geliri var? Bodrum Belediyesi’nin ne kadar iyi bütçeye sahip olduğunu tüm Türkiye biliyor. Ne var ki belediyemiz, oy aldığı yoksul vatandaşa hizmet etmemektedir.”
HER YER OTOPARK HALİNE GETİRİLDİ
“Şehir merkezindeki bütün caddeler otopark haline getirildi. En düşük otopark ücreti 5 liradan başlıyor ve saat başı katlanarak artıyor. Bundan bir yıl önce misafirlerimizi otogara bırakırken arabamızı koyacak yer bulabiliyorduk. Ekonomik anlamda nefes alabildiğimiz her yer kapatıldı. Bodrum, halkına işkence eden bir ilçe haline getirildi.
HALKA KÖSTEK, BODRUM SPOR’A DESTEK
“İşlek cadde kenarlarından biri Bodrum Spor’a destek amacıyla otoparka dönüştürüldü. Bodrum Spor görevlileri, buraya park eden herkesten otopark ücreti alıyor. Halkın sıkıntılarıyla ilgilenmeyen belediye, Bodrum Spor’un gelirlerini artırmak için özel çaba sarf ediyor. Bizlere ise, ya park ücreti verirsiniz, ya da araçlarınızı trafiğe çektiririz seçeneği bırakılıyor. Bu uygulamalara artık son verilmelidir. Bodurum Belediyesi’nin yaptığı bu yanlışlar nedeniyle uyarılmasını istiyoruz.”
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
“Memurlar başta olmak üzere dar gelirli vatandaşlara, toplu taşım kartı verilerek, toplu taşıma ücretleri yarıya indirilebilir. Başka illerde olduğu gibi Bodrum Belediye’si de halk yararına daha ucuz ekmek büfeleri açabilir. İlçemizde daha önce feribot seferleri vardı. Bu seferler, birileri daha çok para kazanabilsin diye iptal edildi. Yarım adamızda, halkın ve turistlerin yararına olan feribot seferleri tekrar başlatılmalıdır. Her fırsatta halktan ve turistlerden daha çok ücret alma anlayışından vazgeçilmelidir.
Biz Bodrumlular, Belediyeden çok şey istemiyoruz. Diğer il ve ilçelerimizdeki belediye uygulamaları neyse bu haklardan bizlerinde yararlandırılması gerekiyor. Belediyeler, herkesten önce yoksulun yanında olmak zorunda. Ne yazık ki Bodrum Belediyesi yoksulun değil, zenginin destekleyicisi haline gelmiştir.”
ÖĞRETMENLER UYGULAMALARA İSYAN ETTİ
Vatandaşların bu taleplerine ilk desteğin öğretmenlerden geldiği öğrenildi. Bodrum Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nda görevli öğretmenler halka dönük belediyecilik hizmeti için harekete geçti. Öğretmenler, Bodrum Belediyesi’ne verdiği dilekçede, Bodrum’un her yerinin otoparka dönüştürülmesini kabul etmediklerini belirti.
Haber: Salih Ertan Ulakoğlu
YÖK KARARINI ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ YETKİLİLERİNE SORDUK
Ne var ki YÖK, geçtiğimiz günlerde aldığı bir kararla imam hatip mezunlarına tekrar tüm fakültelere girme olanağı sağladı.
Bu kez toplum sessiz… Hiçbir kişi ve kurumdan güçlü bir ses çıkmıyor.
Çünkü, bu karara şiddetle karşı çıkabilecek aydınların çoğu Silivri Cezaevi’nde tutuklu. Tutuklanmayan aydınlarsa sindirilmiş durumda.
Durum böyle olunca AKP iktidarına da her istediğini yapmak kalıyor.
Türkiye nereye gidiyor?
Bu soruyu bu kez de Ulusal Eğitim Derneği Genel Başkanı Zeki Sarıhan’la, Ulusal Eğitim Derneği Bodrum Temsilcisi Yusuf Solmaz’a sorduk.
Ulusal Eğitim Derneği görüşünü şu cümlelerle dile getirdi:
“YÖK, Hükümetin de uzun süredir istediği, meslek liseleri için uygulanan yüksek öğretime girişte farklı katsayı uygulamasını kaldırarak İmam Hatip Lisesi mezunlarının istedikleri fakültelere girmesinin önünü açtı.
Böylece 3 Mart 1924 tarihli Tevhidi Tedrisat Kanunu’nu çiğnemekte bir sakınca görmedi.
Kanun, bu liselerin din hizmeti yapacak elemanlar yetiştireceğini belirliyordu. İmam Hatip liseleri ise her mesleğe eleman yetiştiren birer okul haline geldi.
YÖK’ün bu uygulamayla, bütün meslek liselerinin önünü açtığı, böylece diğer liselerle onlar arasında eşitlik sağladığı söylenemez. Çünkü normal liselerin müfredatı İmam Hatiplerde okutuluyor ama diğer meslek liselerinde okutulmuyor. Böylece dershane sistemi daha da yaygınlaştırılıyor.
Bu sonu gelmez İmam Hatipçiliği Türkiye’yi yönetenlerin, “dindar” insan yetiştirme amacına bağlayabilir miyiz?
Türkiye halkı din bilgilerini önce aileden alıyor. Milyonlarca çocuk yaz tatilinde Kur’an kurslarına devam ediyor. Okullarda zorunlu din dersleri var.
Hükümet, üstüne vazife de olmadığı halde, din bilgisi için bütün bunları yeterli görmüyor. Mümkün olduğu kadar çok insanın İmam-Hatip Liselerinde olduğu gibi yoğun bir İslami eğitim almalarını istiyor.
Bu okullardan yetişecek insan tipi nasıldır? Bunu Başbakanın şahsında, yönetim kademelerinde pek çok örneği bulunan İmam Hatiplerden yetişmiş insanlara bakarak anlayabiliriz. Bunların baskın özelliği
Türk devriminden hesap sormaya çalışmaları, dünyanın bir numaralı emperyalisti Amerika Birleşik Devletleri’ni “Stratejik ortak” kabul etmeleri, dolayısıyla halkçı politikalara da karşı olmalarıdır.
Bunun Türkiye’ye özgü tarihsel nedenleri var.
Türk devrimi, bağımsızlık, aydınlanmacılık ve halkçılık ilkeleri üzerine kuruldu. Karşı devrim ise buna tepki olarak emperyalizmin işbirlikçiliğine yöneldi. Aydınlanmaya karşı bilim dışı muhafazakârlığı, halkçılık yerine de soygun ve sömürü düzenini tercih etti.
Pekâlâ, emperyalizmin karşısında konuşlanması mümkün olan İslamcılık böylece, Türkiye’de emperyalizmin dayanağı haline geldi. İmam Hatipler, yeni Mehmet Akifler yetiştiremedi.
Eğer Türkiye’de İslamcı siyaset emperyalizmi hedef alsaydı, emperyalizm Necmettin Erbakan’a yaptığı gibi bunu iktidardan düşürürdü. Türkiye’ye Amerika’dan dayatılan “Ilımlı İslam” emperyalizmi hedef almayan, emperyalizm tarafından kendisine verilen role bağlı, güçlünün karşısında boyun eğen bir ideolojidir. Bunun eğitim kurumları olarak Türkiye’de İmam Hatip okulları seçilmiş bulunuyor.
Diyelim ki bütün İmam Hatip okullarında en koyu dindar insanlar yetişmekle birlikte bu okulun öğrencileri arasında güçlü bir bağımsızlık düşüncesi yaygınlaşsa, imam hatip öğrencileri Türkiye’de ezilen sınıflardan yana bir tutum alsa, Amerikancı iktidar bu okulları derhal kapatacaktır. Köy Enstitüleri çalışkan, üretici insanlar yetiştirdiği için değil, halkçı insanlar yetiştirdiği için kapatılmıştır.
Yapılacak iş, bir yandan eğitimi laikleştirmek, İmam Hatip okullarını din hizmetlerini yürütecek insan ihtiyacıyla sınırlamak, diğer yandan İslam’ın dünya çapındaki konumunu yeniden ele alıp yorumlamaktır. Hazreti Muhammed’in Arap yarımadasına Bizans egemenliğini sokmamak, bağımsız bir Arap devleti yaratmak için kurduğu İslamiyet’i günümüz Türkiye’sinde emperyalizmin hizmetine sunmak gibi cinayet olamaz. “
Haber: Salih Ertan Ulakoğlu
KONUŞAN ÖĞRETMENE CEZA…
Öğretmenler soruyor: Hangi demokratik açılım?
MEB’in uygulamalarını eleştiren öğretmene KINAMA cezası verildi.
Rehber öğretmen Yusuf Solmaz’ın, Milli Eğitim Bakanlığı’nı eleştirmesi üzerine KINAMA cezası ile cezalandırıldığı öğrenildi.
Konuyla ilgilenen emekli müfettiş Saim Açıkgöz şu bilgileri verdi:
“MEB uygulamalarını eleştiren rehber öğretmen Yusuf Solmaz, daha önce, internette, öğretmenlik mesleğinin sorunlarını dile getiren yazısı nedeniyle, Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürü Haluk Saydan tarafından verilen KINAMA cezasına itiraz etmişti.
Çankaya Kaymakamlığı, itirazı kabul etmeyerek verilen cezayı onayladı.”
Eğitimciler soruyor:
“Hangi demokratik açılım?”
Öğretmenin, mesleki sorunları üzerine bile fikir beyan edemediği günümüzde terör yandaşları istediği gibi konuşabiliyor.
Ulusal Eğitim Derneği yöneticileri tarafından, Ulusal Eğitim Derneği Bodrum Temsilcisi Yusuf Solmaz’ın aldığı ceza örnek gösterilerek, hükümetin “demokratik açılım” söyleminin yalan olduğu, yönetenlerin böyle bir derdinin olmadığı dile getirildi.
Yusuf Solmaz, daha önce, görev yaptığı Faruk Verimer İlköğretim Okulu’nda Norm Kadro Yönetmeliği gereğince Norm Fazlası olarak gösterilmişti.
Solmaz, gecekondu bölgesindeki Faruk Verimer İlköğretim Okulu’nda, boş olan müdür yardımcılığı görevinde görev alarak, okulun rehberlik çalışmalarını bir süre daha yürütmeye devam etti. Solmaz, Faruk Verimer İlköğretim Okulu’nun gecekonduda yaşayan öğrencilerle dolu olmasından dolayı, okulunda daha çok rehberlik çalışmalarına ihtiyaç olduğunu düşünüyor, bu yüzden de Norm Kadro yönetmeliğini eleştiriyordu.
Solmaz, Norm fazlası olduktan sonra Faruk Verimer İlköğretim Okulu’ndan ayrılmak zorunda kaldı. Solmaz, Norm Kadro Yönetmenliği gereği, psikolojik danışma ihtiyacı içindeki birçok öğrenci ve ailenin rehber öğretmensiz bırakılmasını yanlış bulduğunu yazarak, yazdığı yazıyı internette kendi imzası ile yayınlayarak dile getirdi. Norm Kadro Yönetmeliği’nin hatalarını, MEB uygulamalarını eleştiren bu yazı MEB yetkililerini rahatsız etti.
İmzasız bir şikâyet dilekçesi üzerine, bir yıl kadar sonra, Solmaz hakkında önce Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü, ardından da Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Solmaz hakkında soruşturma talebinde bulundu.
Soruşturma sonunda Solmaz’a KINAMA cezası verildi.
Solmaz, mağdur edildiğini, demokratik bir ülkede herkesin fikrini ifade edebileceğini, kaldı ki, yazısında mesleki çalışmaları sırasında yaşadıklarını, yanlış uygulamaları MEB’e ve eğitim camiasına, eğitimin gelişmesi için bildirmek zorunda olduğunu, bu nedenle de KINAMA cezasını hak etmediğini belirti.
Ancak, Çankaya Kaymakamlığı Solmaz’ın bu talebini reddetti.
Solmaz’a verilen KINAMA cezası Çankaya Kaymakamlığı tarafında onaylandı.
Ulusal Eğitim Derneği yetkilileri şunları dile getirdi:
“Bölücülüğe varan konuşmaların bile cezalandırılmadığı günümüzde, bir öğretmenin mesleki sıkıntılarını dile getirdiği için cezalandırılması, yaşadığımız süreçte ‘demokratik bir açılım’ın olmadığını göstermektedir. Öğretmenleri susturan zihniyetin, başka amaçların açılımı içinde olduğu, demokratik açılımı tanımadıkları herkesin bilgisi dâhilindedir. Öğretmene, kendini ifade etme hakkı tanımayanların, hangi açılımlar peşinde olduğu, konuşan, yazan öğretmenlere karşı takındıkları tavırdan anlaşılmaktadır.”
Eğitim İş yetkilileri, öğretmenlere karşı yürütülen bu sindirme, yıldırma hareketlerine karşı sessiz kalamayacaklarını belirtti.
Haber: Salih Ertan Ulakoğlu