İlker Başbuğ, süreç PKK lehine işliyor

0 views
Skip to first unread message

Gündem

unread,
Aug 27, 2010, 6:03:31 PM8/27/10
to Gündem-Politika
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, örgüte katılımda artış olduğu,
sürecin PKK lehine işlediğini belirtti ve ''esas önemli olan olayın
siyasal alana kaymasıdır. Bu çok büyük tehlikedir'' dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, görevini Kara Kuvvetleri
Komutanı Orgeneral Işık Koşaner'e devretti.

Devir teslim törenindeki konuşmasında Başbuğ, medya üzerinden TSK'ya
karşı asimetrik psikolojik harp yürütüldüğü şeklindeki iddiasını
tekrarladı ve TSK'nın rahatsız olduğunu belirtti.

Konuşmasında Başbuğ, PKK'ye katılımların arttığını, sürecin 'örgüt'
lehine işlediğine dikkat çekti. Başbuğ ayrıca PKK'ye karşı askeri
mücadelenin de devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Darbe planına "kağıt parçası" demesinin doğru olduğunu savunan Başbuğ,
"Komutanlar olarak ağzımızdan çıkan sözcüklerin bin kez düşünülerek
çıktığı unutulmamalıdır" dedi.

İlker Başbuğ, Balyoz ve İrtica ile Mücadele Eylem gibi darbe
planlarını soruşturan özel mahkemelerin, yetki ve sorumluluklarının
acilen ele alınması gerektiğini kaydetti.

İlker Başbuğ'un yaptığı devir teslim konuşmanın satır başları şöyle:

-Terörle mücadele yasalar çerçevesinde yürütülmelidir. Terörle
mücadelede azimli ve kararlı davranılmalıdır.

-Örgütün bölge halkında bazı hizmetlerin sağlanmasında kontrol
sağladığı, şiddete ağırlık verdiği, güvenlik güçlerinin bazı
bölgelerden çekilmek durumunda kaldığı, örgüte katılımda artış olduğu,
güvenlik güçlerinin teknolojiden yararlanamadığına dikkat
çektiğimizde, sürecin terör örgütü lehine işlediğini söylemeliyiz.

-Bu süreç örgütün develete kafa tutmaya çalıştığı denediği bir
süreçtir. Örgüte desteğin azaldığı, örgüt ile bölge halkı arasındaki
bağın koparıldığı 2004'ten beri PKK eylemleri tekrar tırmanışa geçti.
1999 yılları 2004 arasındaki süreç ilgililer tarafından
incelenecektir. Ancak bir gerçeğin altını çizilmeli.

-PKK terör eylemleri azaldığı, hiç olmadığı dönemler hep yanlış
anlaşıldı. Sanki terör örgütü dağıldı zannedildi. Oysaki dağ kadrosu
duruyordu. Ağır darbe aldığı '99'dan sonraki süreç belki daha iyi
değerlendirilebilseydi, belki daha iyi tedbirlerde alınabilirdi.

-Eylemler sürerken alınan tedbirler istenen sonuçları pek ortaya
çıkaramıyordu. 1999'da örgüt büyük darbe yemesine rağmen neden
bitirilemedi? Bu sorunun cevabı devlet olarak örgütün hayatta kalmada
üç şey engelleyemedi: İnsan kaynağı, örgüte katılımlar... Finans, yani
para... Üçüncüsü, sınırötesi de olabilecek, güvenli bölgeler, Irak'ın
kuzeyi... Yani bu üçünün, Kuzey Irak'taki varlığının mutlaka etkisiz
hale getirilmesi zorunludur.

- İmralı ile Devlet görüşür görüşmez tartışması... Bu konuyla ilgili
bazıları zaten cevap veriyorlar. Kırsal alanda mücadelede hiçbir zaman
şey olmaz, sizin de canınız yanabilir terörle mücadelede ama hıçbir
zaman burada sonuca gidemezler. Ama esas önemli olan olayın siyasal
alana kaymasıdır. Bu çok büyük tehlikedir.

-Anayasamıza göre Türkiye'de askerlik hizmeti bir vatan borcudur.
Askerlik hizmetinin tek tipe dönüştürülmesinin uygun olacağını
değerlendirmekteyiz.

-Mehmetçik bizim en büyük gücümüzdür. Ancak bütün bunlara rağmen iç
güvenlik yürütülen bazı görevlerde bazı birliklerin profesyonel hale
getirilmesi de zorunludur. Bu kapsamda 2 yıl önce başladığımız
jandarma, muharip unsurlarının profesyonel getirilmesini söz
verdiğimiz şekilde tamamladık.

-İç güvenlik harekatının icraatı esnasında zorlu mücadeleyle ilgili bu
süreçte çeşitli iddialar ortaya atılmıştır. TSK'nın veremeyeceği
hiçbir hesap yoktur. İhmal var mıdır, suç unsuru var mıdır soruları
cevap bulunur. Soruşturulur ve neticesi kamuoyuyla paylaşılır.
Soruşturmanın neticesini beklememek ise hukuk sistemine
saygısızlıktır.

-Yapılan ve yapılabilecek hataların gündeme taşınmasından rahatsızlık
duymayız. Bizi rahatsız eden, TSK'nın art niyetle ve ön yargıyla ve
sadece kendilerinde hata olarak nitelendiren uygulamaların aylarca
medyada gündeme getirilmeye çalışılmasıdır.

-Biz de bu süreçler zaman zaman medyaya TSK'nın yanında mı karşısında
mı sorusunu aklımıza getirmek bizim için acı bir deneyim, kişisel ve
kurumsal yer alan bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

-Örgüt terörün sürdüğü bölgeleri tekrar '90'lı yıllara döndürmeyi,
ülkede kardeş kavgası, uluslararası boyut kazandırmayı hedefleyebilir.
Ancak terörle mücadelede tek ses ve tek vücut olarak hareket edildiği,
terörle mücadele siyaset üstü konu olarak bakılırsa, Türkiye
Cumhuriyeti'nin kararlılığı ve gücü karşısında terör örgütünün bu
amaçlarına ulaşması mümkün değildir.

-26 Haziran 2010 yapılan basın toplantısında "TSK'ya yapılan
psikolojik asimetrik mücadele var" dedik. Bu mücadelede eşitsizliğin
tarafların sahip olduğu imkan kabiliyetin seviyesiyle, psikolojik
harekata yönelik kısıtlamalarla ilgilidir. TSK bu psikolojik harekatta
zorlanmıştır. Çünkü ortada büyük bir eşitsizlik söz konusudur.
Psikolojik harekatın kendisine bağlı medyası yok. Onların ise üstün
bir medyası mevcuttur. Diğer taraf ne yasalara, ne etik kurallara
uymak zorunda değildir, ama TSK'nın vardır. Kurallar içinde kalma
zorunluluğu bu mücadeleyi zorlaştırdığı açıktır.

-TSK'nın sık sık medya karşısında olması olumlu değildir. TSK'nın
kamuoyunu bilgilendirmeye ilişkin sıkıntıları vardır.

-Mahkeme bir karar vermeden toplumda bir karar verilmesi
beklenmektedir.

-Yargı sisteminde illegal elde edilen dinlemelerin delil olarak uygun
görülmese de bazen kabul görüldüğünü maalesef görüyoruz. Bununla
psikolojik harekat yürütülüyor.

-Psikolojik harekatta gerçekler yerine oluşturulan algılar geçerli
oluyor. 26 Haziran'da yapılan toplantıda askerin elindeki belgenin
fotokopi olduğu gerekçeleriyle bunun bir kağıt parçası olduğunu
söyledik. Bu doğruydu. Komutanlar olarak ağzımızdan çıkan sözcüklerin
bin kez düşünülerek çıktığı unutulmamalıdır. Güven duygusunu zedelemek
ordunun itibarına zarar vermek olduğu açıktır bu haberlerin. Türk
milleti bunlara artık pek itibar etmemektedir.

-Son dönemde ağır şekilde zayıfladığımıza ilişkin düşünenler, bu
tarihi başkalarının gözüyle düşünenlerdir. Önümüzdeki günlerde bir
hayli zor geçebilir.

-Yargı alanında yaşanan bazı olaylar son süreçte, zihinlerimizdeki
hukuk olgusunun bozulduğunu gösterdi. Soruşturmalarda ve
iddianamelerde gizli tanıkların büyük rol oynaması üzerine yetkili
makamların özenle duracağını düşünüyorum. Özel mahkemelerin, yetki ve
sorumluluklarının acilen ele alınması gerektiğine inanmaktayım.

-Zor bir dönemde Genelkurmay Başkanlığını yürüttüğüm doğurdur. Hukuk
içinde kalarak ve başkalarını bizden yapmayı istediği şeyi değil,
doğru olanları yapmaya çalışarak görevimi tamamlıyorum. Bu zor dönem
bir tesadüf değil.

-Fırtınalı denizde gemisini en az hasarla karaya yanaştıran
kaptanların tarihi başka yazılır.

-Terörle mücadeleden hava gücünün etkin şekilde kullanılması topçu
desteğinde ciddi mesafeler sağlanmıştır. Tek bir sivil zafiyetin
olmaması bu alandaki ulaşılan seviyenin ifadesidir.

-Sorunlarımız sadece askeri çözümle çözülemeyeceği açıktır. Vatan
görev ve şeref atamızın bizlere kutsal mirasıdır.

-Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi ulus devlet, üniter devlet,
laik devlet temelinde dayanır. Bu devrimi Atatürk liderliğindeki kadro
gerçekleştirir. Bir ulus devletin yaratılmasıdır. Unutulmamalıdır ki,
ülkeyi bölgede farklı güvence getiren laik ve demokratik bir ülke
olmasıdır. Türkiye laik yapısı, çağdaşlaşma hedefiyle dinamizmiyle
bölgesinde benzeri olmayan bir lider ülkedir.

-Türkiye'de cumhuriyetin kuruluşundan bu yana laiklik karşıtı
hareketlere karşılaşılmıştır. Bu dönem farklı boyutlarda şekillerde
ortaya çıkabilir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine sahip
çıkmak ve korumak her Türk vatandaşının sorumluluğu olduğu gibi
sizlerin de bir sorumluluğudur.

-Her zaman rehber olacak ışık bize Atatürk'ün düşünce sistemidir. Bir
dünya görüşüdür. Hayat yenilmişlikler ve başlangıçlar zincirinden
oluşur.

-Geriye dönüp baktığımda pişmanlığı olmayan bir hayat sürdüğümü
görüyorum. Çünkü koşullar içinde yapılabileceklerin hepsini yaptığıma
silah arkadaşlarım şahittir. Huzur ve rahatlık içinde görevimi
bırakıyorum.

KOŞANER: PKK'YE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE YÜRÜTECEĞİZ

Genelkurmay Başkanlığı görevini devralan Orgeneral Işık Koşaner ise,
güvenlik kavramının sınırlarının genişlediğini belirterek, PKK'ye
karşı uluslararası mücadele yürütecekleri yönünde mesaj verdi.

PKK'ye karşı merkezi ve bölgesel otoriteler tarafından etkili
tedbirler almadığını belirten Koşaner şöyle konuştu: ''Güney komşumuz
Irak'ta, ülke bütünlüğünün ve siyasi birlikteliğin korunması,
ülkemizin güvenliği açısından önem arz etmektedir. Farklı etnik ve
mezhepsel gruplar, ülke istikrarı açısından hassasiyet yaratmaya devam
etmektedirler. Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelere ilişkin henüz bir
çözüm getirilememiştir. ABD kuvvetlerinin Irak'tan çekilmesi sürecinde
ortaya çıkacak güç boşluğunun, istikrarsızlığı artırması olasıdır.
Ülke kuzeyinde yerleşmiş olan, bölücü terör örgütüne karşı, merkezi ve
bölgesel otoriteler tarafından etkili tedbirler alınması
sağlanamamıştır."
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages