Gündem
unread,Aug 27, 2010, 5:21:45 PM8/27/10Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Gündem-Politika
'Demokratik Özerklik Projesi'nin bir bakıma İspanyol parti
merkezlerinin istediği sisteme denk geldiğini, bu nedenle de öneriyi
'bölünme' veya 'ayrışma' olarak algılamanın çok yanlış olduğunu
belirten emekli Diplomat Akın Özçer, bazı çevrelerin 'ayrılıkçı
emellerini gizlemeye çalıştığı'na dair sözlerini 'bilgisizlik' olarak
nitelendirdi. Kürtlerin özerklik modelinin İspanya'da geri Fransa'dan
ise daha ileri olduğunu dile getiren Özçer, 'Bu idari şeklidir.
Bölgede olabilir araya girebilir. Bunu 'bölücülük' diye tanımlamak son
derece yanlış. Bir kere bunu söylemek istiyorum. Bölge valilikleri
Fransa'da da olan bir şey' dedi.
En son BDP'de temsiliyetini bulan Kürt siyaseti tarafından uzun
süredir dillendirilen 'Demokratik özerklik' modeli Demokratik Toplum
Kongresi'nin 'inşaa kararı'nın ardından toplumun çeşitli kesimler
tarafından tartışılmaya devam ediyor. Siyasetçiler modeli 'bölünme'
fobisi çerçevesinde ele alarak toplum yanlış bilgilendirirken, diğer
ülkelerde uygulanış biçimi üzerine araştırmalara yapan akademisyen ve
diplomatlar ise, 'Bölünme değil birleşme getirir' görüşünü dile
getiriyor. Türkiye'nin, 1954'ten bu yana taraf olduğu Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) göre, herhangi bir partinin programının
'Demokratik özerklik' üzerine oluşturabileceğini, bunun demokrasinin
gereği olduğuna işaret eden emekli Diplomat Akın Özçer, bu bakımdan
BDP'nin ortaya attığı 'Demokratik özerklik' programının da bu
çerçevede değerlendirilmesi gerektiğinden yana. Fikir özgürlüğü
kapsamında siyasi partilerin ayrılıkçı olsa dahi böyle bir programı
savunabilme hakkına sahip olduğunun öncelikli olarak kabul edilmesi
gereken bir olgu olduğunu belirten Özçer, AİHS ile bunlar kabul
edilmesine rağmen, buna uygun hükümler içermeyen Türkiye Anayasası'nın
düzeltilmesi gerektiğini söyledi.
'Fransa'nın önünde İspanya'nın gerisinde'
Özçer, Demokratik Toplum Kongresi'nden (DTK) çıkan noktalara
değinmeden, BDP'nin dile getirdiği ve talep ettiği 'demokratik
özerklik' projesinin, Fransa sisteminin önünde ama İspanya örneğinin
gerisinde bir yerde olduğunu kaydetti. Fransa sisteminden önde olarak
gördüğünü söylediği Türkiye'deki sistemi içerisinde yer alan bölge
valiliklerinin, Fransız sisteminden bir alıntı olmakla birlikte,
demokratik özerklik önerisi Fransa'nın daha merkeziyetçi bir sisteme
sahip olması nedeniyle bunun çok ötesinde olduğunu belirten Özçer,
İspanya sisteminin biraz gerisinde yer almasını ise bölge yerine 17
özerk topluluktan oluşan İspanya sisteminde anayasanın 1. maddesinin
bölgelerden ve milliyetlerden oluştuğunu kabul ettiği özerk
toplulukların, özerk haklarını hükme bağladığını, ikinci maddesinin de
İspanyol ulusunun birlik ve bütünlüğünden, toprak bütünlüğünden,
onları güvence altına almaktan bahsettiğini ifade etti.
'Bölge coğrafi bir terimdir'
Özçer, 'İspanya sisteminde bölge ve milliyet ayrımı var. Niye
milliyetçi bir kavram ortaya çıktı, çünkü başta Katalanlar ve
Galisyalılar kendilerini bir millet olarak savunuyorlar. Ama İspanyol
milleti de o maddede kullanıldığı için bütün milletler birbiri
arasında hiyerarşik bir düzen olsun deniliyor. Daha çok merkezde
olanlar bunun böyle olmasını istiyor. Yani İspanyol merkez partileri
bölgelerden bahsedelim, ötekilerde milletlerden bahsedelim diyor.
Dolayısıyla bir uzlaşma kavramı olarak milliyet çıkıyor. Ama bölgenin
ötesinde. Yani İspanyol milletinin altında milliyetler var. Anayasa
milliyet diye kabul ediyor. Aslında Katalanların, Basklıların,
Galisyalıların isteği İspanya bir milletler milleti olsun, bizde
milletiz yönündeydi. Bir uzlaşma sonunda böyle bir kavram oluşmadı'
sözleriyle İspanya sistemini açıklamakla birlikte 'demokratik
özerklik' projesinde böyle bir kavram göremediğini belirtiyor.
Dolayısıyla merkeze daha yakın olması itibariyle 'demokratik özerklik'
projesinin İspanyol sisteminin gerisinde kaldığını vurgulayan Özçer,
'Çünkü bölgeyi kullandığınız zaman bölge, bir bütünün bölgeleridir.
Coğrafi bir terimdir. Bölgeye bağlı olarak da belirli haklar
kısıtlanmış oluyor. Yani millete bağlı haklar, bölgeye bağlı haklardan
daha fazla' diye konuştu.
'Osmaniye'yi il yapan MHP'de bölücü o zaman'
BDP'nin ortaya koyduğu demokratik özerklik projesinde bölgelerden
bahsedilmesinin bir bakıma İspanyol parti merkezlerinin istediği
sisteme denk geldiğini, bu nedenle de öneriyi bölünme veya ayrışma
olarak algılamanın çok yanlış olduğunu söyleyen Özçer, bu konudaki
görüşlerini 'Yani şimdi Türkiye'de bu böyle bölünüyor falan denmez
yani. Herhangi biri bunlar Kürtler değil merkezde etnik rengi, vurgusu
olmayan birileri dahi Türkiye'nin daha iyi işlemesi için yönetilmesi
için e şimdi 67'den 81 tane vilayete çıkarmış olanlar acaba Türkiye'yi
böldüler mi? Onlara bölücü mü diyeceğiz. Örneğin Osmaniye'nin il
yapılmasının arkasında MHP'nin olduğunu biliyoruz. Acaba MHP böldü mü?
Yeni bir il daha küçük bir parçaya dolayısıyla bunların üzerinden
polemik yapmaya gerek yok. Bir ülkenin bölgelerden oluşması
vilayetlerden şu kadar sayıda oluşmasının bölünmeyle falan hiçbir
ilgisi yok. Bunu bölücülük diye tanımlamak son derece yanlış bir kere
bunu söylemek istiyorum. Bölge valilikleri Fransa'da da olan bir şey'
cümleleriyle açıkladı. Özçer, bazı çevrelerin 'ayrılıkçı emellerini
gizlemeye çalıştığı'na dair sözlerini 'bilgisizlik' olarak
nitelendirdi.
Özçer'den Baydemir'in bayrak önerisine destek
Özçer, 'demokratik özerklik' projesinin bölünme olarak nitelendirilen
'Dil ve bayrak' olgularının İspanya sisteminde ele alınış biçimlerini
ve konumlarını da anlattı. Dil ve bayrak olgusunun İspanyol
anayasasının 3. ve 4. maddelerinde güvence altına alındığı bilgisini
veren Özçer, 'Üçüncü madde 'özerk topluluklarda eğer ikinci bir anadil
varsa, o dil ikinci resmi dil olur' diyor. Dolayısıyla da zaten
Katalonya'da Katalanca, Galisya'da Galisya ve Bask'ta Baskça var.
Bunun ayrılıkçılıkla bir ilgisi yok. Aynı şekilde bayrak ta öyle.
Özerk topluluklarda ikinci bir bayrağın İspanyol bayrağıyla birlikte
dalgalanabilmesi bölünme sayılmaz. Kaldı ki, dil zaten demokratik hak.
Bizim örnek aldığımız Fransa'da da var' sözleriyle bir anlamda bu
talebi dile getiren Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman
Baydemir'e destek oldu.
Öncelikli olarak anayasada ele alınmalı
Özçer, ayrıntılarını paylaştığı Fransa ve İspanya örneklerinin dışında
öne sürülen 'demokratik özerklik' sistemin uygulanabilirliği
konusundaki görüşlerini de anlattı. Bir sistemin uygulanabilmesi için
öncelikli olarak Anayasa yer alması gerektiğini dile getiren Özçer,
Türkiye'de yeni bir anayasanın da bölgesel özerklikleri vurgulayan
veya etnik özerklikleri, kültürel özerklikleri vurgulayan partiler
tarafından yapılamayacağı için Türkiye'nin büyük partileriyle
anlaşılması gerektiği görüşünde. 'Böyle bir önerinin başka türlü kabul
edilmesi, oy verilmesi için siyasi partilerin bir araya gelerek bizim
oradaki 20 milyon vatandaşımız böyle uygun görüyor. Onları tatmin
edebilmek açısından böyle şeyler yapsak mı denilecek? Bu Türkiye
toplumunda tartışılacak ve yeni oluşturulacak bir anayasanın
içerisinde yer aldığı takdirde böyle bir şey olabilir' diyen Özçer, şu
anda okuyabildiği kadarıyla da AKP'nin böyle bir şeye yanaşmayacağı.
Özçer, bu konuda CHP ile MHP'nin tutumunun ise AKP'nin de çok çok
gerisinde olduğunu sözlerine ekledi.
'Özerklik ateşkese şart olarak sunulmamalı'
Özçer, bugünkü şartlar bu noktada olsa da BDP'nin bu projeyi siyasi
mücadeleyi esas alarak uzun süre boyunca savunması gerektiğini
belirtmekle birlikte, hiçbir şekilde bu önerinin ateşkes sağlanması
için bir şart olarak ileri sürülmesini doğru bulmadığını aktardı. Bu
konuda yine İngiltere ve İspanya örneklerini işaret eden Özçer,
'İngiltere'de etkin silah bırakma süreci uzun oldu, ama başarıya
ulaştı. İngiltere'de siyasi meselelerinin konuşulacağı yer de
meclislerdir. Demokratik özerklikler meselesinde de aynı çözüm yolu
izlendi. Yani Bask sorunun çözümlenmesi ETA ile oturup konuşulmaz,
özerk parlamentoda olur' diyerek çözüm yolu gösterdi. Özçer'e göre
çözüme ulaşılması için öncelikli olarak yapılması gereken iki şey var.
İlki, örgüt üyeleri haklarında verilen cezaların kalkması gerektiği,
ikincisi de siyaset yapma hakkının tanınması.
Akın Özçer kimdir?
1952'de İstanbul'da doğan Akın Özçer, Saint - Joseph Fransız Lisesi'ni
1971'de bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler
Fakültesi'ne girdi. İspanya'daki siyasi gelişmeleri o tarihten bu yana
yakından izleyen Özçer, 1976 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden
mezun oldu. 1978'de Dışişleri Bakanlığı'na girdi. 26 yıl Dışişleri'nde
görev yapan Özçer, Türkiye'nin Madrid Büyükelçiliği eski Müsteşarı ve
eski Lyon Başkonsolosu olmasının yanı sıra 'İspanya Siyasi Tarihinde
Bask Milliyetçiliği' ve 'Çoğul İspanya: Anayasal Sistemi ve Ayrılıkçı
Terörle Mücadele Modeli' kitapların da yazarı.