Seçim barajı hep Kürtleri vurdu

2 views
Skip to first unread message

Gündem

unread,
Aug 28, 2010, 3:11:33 AM8/28/10
to Gündem-Politika
KCK'nin kalıcı bir ateşkes ve Kürt sorununun demokratik çözümü için 4
maddeden biri olarak ortaya koyduğu yüzde 10'luk seçim barajı, 12
Eylül askeri darbesinin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Seçim barajı
son 15 yıl içersinde yapılan tüm seçimlerde milyonlarca Kürdün
iradesini Türkiye Parlamentosu'na yansıtmamasına yol açtı. Baraj,
dönem dönem tartışılsa da söz konusu Kürtler olunca kimi dönem
barajdan muzdarip olan MHP, CHP ve DP gibi partiler bile sus pus oldu.
AB, Türkiye'deki seçim barajına 'hayretle' baktığını ifade ederken,
seçim barajı, Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi bir 'istikrar'
yaratmaktan çok milyonlarca insanın iradesinin hiçe sayarak bir 'ayıp'
olarak duruyor.

12 Eylül'de yapılacak Referandum öncesi Türkiye siyasi arenasında Kürt
sorunu konusunda çözüm tartışmaları da alevlendi. Kürt cephesi çözüm
konusunda' 'Demokratik özerklik' konusunda net bir tutum ortaya
koyarken, KCK ise özellikle 1 Haziran'dan bu yana şiddetlenen savaşın
karşılıklı ateşkese dönüşmesi için sivil toplum örgütleri ve
Demokratik Toplum Kongresi'nin çağrılarına yanıt vererek eylemsizlik
kararı aldı. Eylemsizlik kararında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın
'diyalog var' şeklindeki mesajı etkili olurken, KCK Yürütme Konseyi
Başkanı Murat Karayılan kalıcı bir ateşkes için 4 madde sıraladı.
Operasyonların durması, Kürt siyasetçilerinin serbest bırakılması ve
Öcalan ile sürecin geliştirilmesi istenirken, dördüncü madde ise
Kürtlerin son yirmi yıldır iradesini Parlamento'ya yansıtmasına engel
olan yüzde onluk seçim barajının düşürülmesi oldu.

KÜRT CEPHESİ BARAJ KONUSUNDA NET

Kürt sorununda müzakere sürecinin başlamasında önemli bir madde olan
seçim barajının düşürülmesine ilişkin Demokratik Toplum Kongresi ve
BDP'de açıklamalar yaparak, Kürtlerin siyasal iradesini parlamento
dışında tutmak için uygulana gelen yüzde 10'luk seçim barajının
kaldırılması gerektiğini kaydetti. AKP Hükümeti'nden bu konuda net bir
yanıt gelmezken, milliyetçi bakanlarından ve Hükümet Sözcüsü Cemil
Çiçek'nin barajın korunması gerektiği hatta yükseltilmesi yönünde
açıklama yapması Çiçek'in çözümsüzlüğü dayattığı ve savaş borazanlığı
yaptığı yönünde yorumlara neden oldu.

AVRUPA TÜRKİYE'YE HAYRETLE BAKIYOR

Keza seçim barajının düşürülmesi için geçmişe göre CHP daha ılımlı
bakarken, TÜSİAD, aydınlar, sendikacılar, yazarlar, demokratik ve
liberal çevreler ve hatta düne kadar bu barajı savunan ancak
çözümsüzlüğün farkına varan köşe yazarları da barajın düşürülmesinden
yana. 12 Eylül askeri darbesinin bir ürünü olan Türkiye'deki yüzde
onluk seçim barajı girmek istediği Avrupa Birliği tarafından hayretle
karşılanıyor. Avrupa'da baraj uygulaması yapan ülkeler de seçim barajı
yüzde 3 ve 5 arasında değişiyor.

AB'ye giren ülkelerin demokrasiye geçişi sağlamaları için kurulan
Venedik Komisyonu'nun 2009 yılında hazırladığı raporda, Türkiye'nin
seçim barajının yüzde 10 olmasının demokratik olmadığı vurgusu
yapılırken, seçim barajlarının yol açtığı "Arzu edilmeyen sonuçlar"
bölümünde Türkiye örneği verilirken. AB üyesi hiç bir ülkede seçim
barajının yüzde 5'in üzerinde olmaması gerektiğinin altı çiziliyor.
Avrupa'nın önemli ülkelerinden Almanya, Belçika, Estonya, Gürcistan,
Macaristan, Moldova, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya seçim barajı
yüzde 5 iken, Avusturya, Bulgaristan, İtalya, Norveç, Slovenya,
İsveç'te yüzde 4, İspanya, Yunanistan, Romanya ve Ukrayna'da yüzde 3,
Danimarka'da yüzde 2, Hollanda'da yüzde 0.67 iken İsveç, Finlandiya,
İrlanda ve İzlanda'da ise baraj uygulaması bulunmuyor.

MİLYONLARCA KÜRT İRADESİNİ YANSITAMADI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir süre önce seçim barajına ilişkin
bir değerlendirmesin de ülkeye' 'istikar' sağladığını ileri sürerek
barajı savundu.

Seçim barajının düşürülmemesinin en temel nedeni 'istikrar' değil
Kürtlere dönük bir yaklaşım olduğu yorumları yapılırken, BDP'nin
geldiği siyasal geleneğin son 15 yıl içerisinde yapılan tüm seçimlerde
Kürt illerinde birinci parti olmasına rağmen kazandığı
milletvekillerini seçim barajından dolayı meclise gönderememesi de bu
tezi doğruluyor.

Kürt legal siyasi hareketi ilk olarak 1991 yılında yapılan genel
seçimler de Halkın Emek Partisi olarak genel başkanlığını Erdal
İnönü'nün yaptığı SHP ile ittifak kurarak Parlamento'da yer buldu.
Ancak Kürtlerin siyasi iradesi ancak Mart 1994 yılında aralarında
hayatını kaybeden Orhan Doğan, Leyla Zana, Selim Sadak ve Hatip
Dicle'nin de bulunduğu milletvekillerinin cezaevine girmesi ile son
bulmuştu. O tarihten sonra Türkiye'de 'seçim barajı' nedeniyle
yılladır Kürt illeri iradesini meclisi yansıtamazken, on binlerce Kürt
ise bölgede yaşanan çatışmalı ortamdan dolayı göç ettikleri bölgelerde
seçmen kütüklerine yazılmadıkları için oy kullanamadı.

BDP'nin gelmiş olduğu siyasal gelenek olan HADEP ve DEHAP üzerinde her
seçim döneminde yoğun baskılar geliştirildi. Seçim çalışması yapanlar
polis ve askerler tarafından gözaltına alınırken, özellikle kırsal
bölgeler de askerlerin köylere giderek, HADEP yada DEHAP'a 'oy
vermeyin' şeklindeki tehditler yapıldığı iddiaları hiç dinmedi. Seçim
propagandası yapan araçlar bazen 'tebeşir yok' diye bağlanırken, ev
baskınları ve gözaltılar ise her seçim döneminde had safhaya ulaştığı
İHD gibi insan hakları kurumlarının raporların da yer aldı.

BARAJI AZ GÖRÜP PUSULAYI EKLEDİLER

Hem seçim barajı, hem de yaşanan baskılar kapatılan Demokratik Toplum
Partisi DTP, 22 Temmuz seçimlerinde bağımsız olarak seçimlere girme
kararı aldı. DTP bu kararı almasının ardından seçime kısa bir süre
kala, o dönem adeta sözde kan davalı gibi gözüken AKP ve CHP hiç bir
konuda uzlaşamazken 'bağımsız adayların birleşik oy pusulasında yer
alması' için hazırlanan Anayasa değişikliği gündeme birleşti ve
Kürtlerin önüne set çekmek için genel seçimlerde bağımsız adayların
birleşik oy pusulasında yer almasını öngören Anayasa maddesini 430
oyla kabul etti.

Yasanın kabul edilmesi uluslararası haber ajansları ve kamuoyunda,
'Kürtlerin parlamentoya girmesini engellemeye dönük bir girişim'
olarak değerlendirilirken, Kürtler seçim barajının delmek isterken bu
kez de birleşik oy pusulası ile engelledi. Tüm baskın ve engellemelere
rağmen 'Bin umut' olarak adlandırılan DTP'nin bağımsız adayları,
Kürdistan'da aldıkları oy oranları ile rekor kırsa da ancak 23
milletvekili çıkarabildi. Birçok ilde siyasi parti ile seçime
girilmesi durumunda tümünü kazanabilecek olan DTP, bağımsız adaylar ve
birleşik oy pusulasından kaynaklı parlamentoya ancak 23 milletvekili
gönderebilirken bir kez daha milyonlarca Kürdün iradesi parlamentoya
tam olarak yansımamış oldu.

BARAJ KÜRTLERE DÖNÜK ÖZEL BİR YAKLAŞIM

Barajın Kürtlere dönük bir yaklaşım olduğu vurgulanırken, BDP'nin
geldiği siyasal geleneğin son 10 yıl içerisinde yapılan tüm seçimlerde
Kürt illerinin çoğunda birinci parti olmasına rağmen kazandığı
milletvekillerini seçim barajından dolayı meclise gönderememesi de bu
tezi doğruluyor. 3 Kasım 2002 seçimlerinde yüzde 47'lik bir nüfusun
iradesinin TBMM'ye yansımaması aslında Türkiye'nin nasıl bir anti
demokratik uygulamanın içersinde olduğunu ortaya koymuştu.

2002 milletvekili seçimlerine ilişkin birkaç örnek, bunu açıkça ortaya
koymaktadır: Diyarbakır'da DEHAP yüzde 56 oyla hiç milletvekili
çıkaramamış, AKP yüzde 16 oyla sekiz, CHP yüzde 5.9 oyla iki
milletvekili çıkarmıştır. Hakkâri'de DEHAP yüzde 45 oyla hiç
milletvekili çıkaramamış, CHP yüzde 8'le bir, AKP de yüzde 7 ile bir
milletvekilliği elde etmiştir. Batman'da DEHAP'ın yüzde 47 oyla hiç
milletvekilliği kazanamamasına karşılık, AKP yüzde 20.6 oyla üç, CHP
yüzde 7 oyla bir milletvekilliği kazanmıştır.

Diyarbakır, Hakkâri, Van, Batman, Mardin, Şırnak ve Siirt'te 1995
seçimlerinden 3 Kasım 2002 seçimlerine kadar HADEP ve DEHAP birinci
parti olmasına rağmen, yüzde 10'luk seçim barajı nedeniyle mecliste
temsilini bulamadı.

CHP BARAJA TAKILDI

Türkiye'de 24 Aralık 1995 tarihinde 79 ilde yapılan milletvekili genel
seçimlerinde 28 milyon 126 bin 993 kişi oy kullandı. Seçimlerde,
kapatılan Refah Partisi (RP) birinci parti olurken, ANAP, DYP, DSP ve
CHP parlamentoda yerlerini aldı. Aralarında HADEP ve MHP'nin de
bulunduğu 8 parti ise ülke barajından dolayı meclise giremedi.

18 Nisan 1999 tarihinde yapılan seçimi ise 80 ilde 31 milyon 184 bin
496 kişinin geçerli oyuyla gerçekleşti. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın
Türkiye'ye getirilmesinden 2 ay sonra yapılan seçimler özellikle
milliyetçilerin zaferi ile sonuçlandı. DSP'nin birinci parti olduğu
seçimlerde MHP, Fazilet Partisi (FP), ANAP ile DYP meclise giren diğer
partiler oldu, 16 parti ise meclis dışında kaldı. Seçimde 6. parti
olan CHP, 2 milyon 786 bin oy (yüzde 8.7) , HADEP ise bir milyon 482
bin oy (yüzde 4.7) almasına rağmen parlamentoda temsil bulamadı.

2 PARTİLİ MECLİS

81 ilde ve 31 milyon 510 bin geçerli oyun kullanıldığı 3 Kasım 2002
seçimlerinde 10 milyon 848 bin 704 oyla (yüzde 34) AK Parti birinci
olurken, CHP ise 6 milyon 114 bin 843 oy ile (yüzde 19) meclise giren
ikinci parti oldu. Geriye kalan 17 parti ise temsil ettikleri yüzde
47'lik oy oranına rağmen mecliste temsiliyet bulamadı. Seçimler
sonucunda AK Parti 365 milletvekili, CHP ise 177 milletvekili çıkardı.
8 milletvekili ise bağımsız olarak TBMM'ye girebildi. Kürt oylarının
seçim barajı nedeniyle temsiliyetini bulamadığı son 3 seçimde bölge
illerinde seçimler şöyle gerçekleşmişti.

DİYARBAKIR

10 milletvekili seçme hakkı bulunan Diyarbakır'da 24 Aralık 1995
seçimlerinde 339 bin geçerli oyun 152 bin 803'ünü (yüzde 47) HADEP
alırken, yüzde 18'ini RP, yüzde 13'ünü ANAP, yüzde 10'unu ise DYP
aldı. Aldığı oy oranına göre 7 milletvekili çıkarması gereken HADEP
baraj nedeniyle milletvekili çıkaramadı; RP 5, ANAP 3, DYP 2
milletvekilini paylaştı.

18 Nisan 99 seçimlerinde de 407 bin geçerli oyun 186 bin 808'ini
(yüzde 46) alan HADEP'in 8 milletvekiliyle TBMM'de temsil edilmesi
gerekirken, Fazilet Partisi (FP) 4, DYP 3, ANAP 3 ve DSP ise 1
milletvekilini parlamentoya gönderdi. 3 Kasım 2002 seçimlerinde de
DEHAP geçerli 437 bin oyun, 236 bin 683'ünü (yüzde 57) alırken, AKP
oyların yüzde 15'ini alabildi. Ancak yine baraj nedeniyle 8
milletvekilliği kazanan DEHAP, TBMM dışında kaldı, AKP 8 ve CHP ise 2
milletvekili çıkardı. 22 Temmuz seçimlerinde Bin Umut bağımsız
adayları Diyarbakır'da yüzde 46 oy oranı ile 4 milletvekili çıkarırken
AKP ise yüzde 43 oy oranı ile 6 milletvekili çıkardı. 22 Temmuz'daki
bu sonuçta Kürtlerin tam olarak parlamentoya iradelerini
yansıtmadığını ortaya koydu. Keza DTP olarak seçime girilseydi
Diyarbakır'da 8 milletvekili çıkmış olacaktı.

HAKKÂRİ

Hakkâri'de seçmenlerin yüzde 28 bini (yüzde 54) 24 Aralık 95
seçimlerinde oylarını HADEP'e verdi. HADEP listesinden milletvekilliği
hakkı kazanan 2 aday baraj nedeniyle TBMM'de temsilini bulamadı. 18
Nisan 99 seçimlerinde Hakkâri halkının tercihi değişmedi. Geçerli 60
bin oyun 28 binini (yüzde 46) alan HADEP yine birinci parti oldu ancak
3 milletvekilini DYP, FP ve ANAP paylaştı. HADEP barajı aşmış olsaydı
2 milletvekili çıkarmış olacaktı. 3 Kasım seçimlerinde de geçerli 75
bin oyun 33 binini alan DEHAP (yüzde 45), 2 milletvekili
çıkarabiliyordu. DEHAP barajı aşamayınca 3 milletvekili kontenjanından
biri bağımsız diğerleri ise CHP ve AKP'ye kaldı.

BATMAN

1995 seçimlerinde 4 milletvekilinin seçildiği Batman'da, 146 bin 247
oyun yüzde 34'ünü alan HADEP kazandığı 2 milletvekilini baraj
nedeniyle meclise gönderemeyince milletvekillerini ANAP ve DYP
paylaştı. 18 Nisan 99 seçimlerinde HADEP oy oranını yüzde 43'e
yükseltirken kazandığı 3 milletvekili hakkı yine baraj kurbanı oldu.
Milletvekilleri yine aynı şekilde ANAP, DYP ve FP arasında paylaşıldı.
3 Kasım 2002 seçimlerinde de Batman'da geçerli 148 bin 665 oyun 70 bin
27'sini alan DEHAP yüzde 47 oy oranıyla birinci parti olurken, AK
Parti yüzde 20 ve diğer partiler ise yüzde 33 oy aldı. DEHAP 3
milletvekili çıkarabilirken baraj nedeniyle 3 milletvekilini AK Parti,
1 milletvekilini ise CHP aldı.

VAN VE IĞDIR

7 milletvekilinin seçildiği Van'da 95 seçimlerinde 217 bin 971 oydan
61 binini (yüzde 27) HADEP alırken, oyların yüzde 23 RP ve yüzde
16'sını ANAP alabildi. 99 seçimlerinde de HADEP oyların yüzde 35'ini
alarak 4 milletvekili hakkı kazanırken baraj nedeniyle milletvekilleri
FP, DYP ve ANAP arasında paylaştırıldı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde
Van'da 105 bin 520 oy alan DEHAP'ın (yüzde 41) kazandığı 5
milletvekili yine baraj kurbanı oldu, AK Parti 4 ve CHP ise bir
milletvekili kazanmış oldu. Iğdırlılar da Aralık 95, Nisan 99 ve Kasım
2002 seçimlerinde HADEP ve DEHAP'a oylarını vererek 2 milletvekilinden
birini seçti ancak bugüne kadar mecliste kendi iradeleriyle seçtikleri
vekilleri göremediler.

'ŞIRNAK AİHM'E GİTTİ'

Şırnak'ta Nisan 1999 seçimlerinin galibi HADEP oldu. Geçerli oyların
20 bin 782'sini (yüzde 24) alan HADEP bir milletvekili çıkardı ancak
barajdan dolayı milletvekilliğini DYP aldı. Şırnak'ta 3 Kasım
seçimlerinin açık ara galibi 103 bin oyun 47 binini alan DEHAP oldu.
DEHAP yüzde 45 oy oranıyla 3 milletvekilinin 3'ünü de almasına rağmen
yine baraja takıldı. Şırnak'ta 3 Kasım 2002 seçimlerinde DEHAP'tan
milletvekili seçilen, ancak parlamentoya giremeyen Mehmet Yumak ve şu
anda İdil Belediye Başkanı olan Resul Sadak, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'ne (AİHM) başvuruda bulundu. Başvuruda yüzde 10'luk ülke
barajının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Ek Protokolü 3.
Maddesi'nde yer alan 'Serbest Seçim Hakkının' ihlal edilmesine yol
açtığı belirtilerek, ihlalin tespit edilmesi istendi. AİHM geçtiğimiz
Ocak ayında bu davaya ilişkin kararını verdi. Mahkeme, 'yetkili'
olmadığını belirttiği gerekçeli kararında, sorunun insan hakları
ihlali olduğu ancak Türkiye'nin kendi içerisinde çözmesi gerektiğini
açıkladı.

DİĞER KÜRT İLLERİ

Ağrı'da 1995'te 2. olan HADEP, 99 seçimlerinde 3 milletvekili hakkı
kazandı. DEHAP da 3 Kasım 2002 seçimlerinde Ağrı'da birinci parti
olarak 3 milletvekili hakkı kazanmasına rağmen TBMM'de temsil hakkı
bulamadı. Mardin'de 1999 yılı seçimlerinde yüzde 25 oyla birinci olup
3 milletvekili çıkarması gereken HADEP ve 3 Kasım 2002 seçimlerinde
yüzde 39 oyla 4 milletvekili hakkı kazanan DEHAP, TBMM'de temsil hakkı
bulamadı. Ve milletvekilleri her zaman olduğu gibi diğer partilere
dağıtıldı. Dersim, Siirt, Mardin, Urfa, Adıyaman ve Bingöl gibi birçok
kentte halk tercihini HADEP ve DEHAP'tan yana yaptı ancak seçim barajı
nedeniyle temsilcilerini mecliste göremedi.

1991'den sonra bir daha seçim barajından kaynaklı iradelerini
Parlamento'da göremeyen Kürtler, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde Bin Umut'
bağımsız adayları olarak seçimlere giriş yaptı. Bu seçimde Kürtler
kendi temsilcilerini Parlamentoya az sayıda da olsa gönderdi. Rekor
düzeyde oy alan Bin Umut adaylarının 22'si Parlamento'da yerlerini
aldı. Ancak Aralık 2009'da DTP kapatılarak DTP Eşbaşkan Ahmet Türk ve
Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk'un milletvekillikleri düşürüldü.
Bunun üzerinde yine Bin Umut Adayı olarak Meclis'e giren İstanbul
Milletvekili Ufuk Uras ve 19 DTP Milletvekili'nin BDP'ye katılması ile
Meclis'te bir kez daha Kürtleri temsil eden grup kuruldu. Barajın
yüzde 5 yada 6 inmesi durumunda Kürt siyasal geleneğinin çok rahat
Parlamento'ya 55 milletvekili gönderebileceği hesaplanıyor.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages