Fwd: FW: Elit Düşmanlığının Ayyuka Çıktığı Ülke

9 views
Skip to first unread message

Aynur Erder

unread,
Feb 23, 2010, 1:12:17 PM2/23/10
to SERPİL CANAY, ilknur kum, aynural...@hotmail.com, merv...@hotmail.com, gulen...@googlegroups.com


---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: yasemin tarçın <asm...@hotmail.com>
Tarih: 23 Şubat 2010 18:40
Konu: FW: Elit Düşmanlığının Ayyuka Çıktığı Ülke
Kime:



 

From: zeynepbos...@hotmail.com
Subject: Elit Düşmanlığının Ayyuka Çıktığı Ülke
Date: Sat, 30 Jan 2010 10:06:17 +0000



Celal Şengör / CBT

Türkçe’ye elit kelimesini “seçkinler” olarak çeviriyoruz. Bu tercüme
elitin Latince eligere’den gelen kökü göze alındığında doğrudur, zira
eligere aslında ex-legere yani elle toplamak, devşirmek anlamında
olduğundan seçmek olarak anlaşılmış ve Fransızca’daki élire’i (seçmek)
oluşturmuştur. Elire’den de élite kelimesi oluşturulmuştur ki, biz de
Fransızca’dan önce bu kelimeyi devşirmiş sonra da onu seçkin olarak
Türkçeleştirmişizdir.

Ancak seçkin veya elit, temsil ettikleri kavramın gerçek anlamını
hiçbir dilde karşılamaz. Yani hem Fransızca aslının, hem bunun diğer
dillere geçmiş şeklinin, hem de Türkçe tercümesinin elit kavramının
ruhunu yansıtmadığı kesindir. Elit birilerinin birilerini seçmesini
imâ eder etimolojik olarak. Halbuki kavram olarak elit tamamen
anti-demokratik bir kavramdır. Birilerinin kendiliğinden başkalarından
daha iyi bir hale geldiğini imâ eder. Yani elit seçilmez, oluşur. Bu
nedenle elitlere karşı her zaman ve her yerde bir reaksiyon meydana
gelir.

Elitleri, geri kalan toplum üyeleri genellikle sevmez. Halbuki,
toplumları ileri götüren, insanlığı yücelten, yenilikler yaratarak
yaşam kalitemizi arttıran hep o sevilmeyen bir avuç elit olmuştur.

Tarihteki ihtilâllerin, devrimlerin hemen hepsi elitleri de yok etmeye
yönelmiştir. Fransız İhtilâli faciası esnasında öldürülen bilim
insanlarını Fransa’da Collège de France’daki derslerim esnasında
sayarken «Fransız ihtilâli felâketi» dediğimde, karşımda dersimi
dinleyen ikiyüze yakın Fransızdan en küçük bir itiraz gelmemişti.

Benzer şekilde Rus ihtilâli esnasında pek çok bilim insanı ülkeyi
terketti, diğerleri, büyük jeolog İnostransef gibi intiharı tercih
etti. Ne onu ne diğerini yapabilenlerin çoğunu Stalin Sibirya’ya
sürdü, kamplarda ve hapishanelerde işkencelerle öldürttü ki bunlar
arasında Atatürk’ün emriyle Türkiye’nin ilk ziraat araştırma raporunu
derleyen büyük biyolog Vavilof da vardı.

Çin’de Kültür İhtilâli benzer bir felâkete imza attı. Orada çalıştığım
esnada bu insanlık utancının kurbanlarıyla konuşma imkânını buldum.
İnsanın, Çin Halkına Daqing petrol alanı gibi bir gelir kaynağını
hediye etmiş olan Huang Ji-Qing gibi büyük bir jeologa yapılanları
onun kendi ağzından dinlediği zaman kanı donuyor.

Türkiye’nin hiçbir zaman bir Fransa, bir Rusya veya hattâ bir Çin gibi
bir entellektüel eliti olamadı. Ama her şeye rağmen, Türkiye’yi dar
zamanında kurtaracak kadar dünyayı bilen, işinin ehli, vatanını seven
bir eliti olmuştur. Bu elitin adı Türk Silâhlı Kuvvetleridir. Bu elit
Türkiyeyi ve Türk milletini korumakla kalmaz, ona ilk ressamlarını,
ilk doktorlarını, ilk gerçek bilim insanlarını da hediye eden kurum
Türk Silâhlı Kuvvetleri olmuştur, çünkü en iyi eğitimi hep Türk
Silâhlı Kuvvetleri vermiştir. Türk halkı geleneksel olarak ordusunu
canından çok sever, çünkü o ordunun mensupları kendi çocuklarıdır.
Kendi yavrusunun ülkesinin elitine katılmasını isteyen aileler
çocuklarını asker yapar.

Son yıllarda bu elite karşı bir hücum başladı. Bunu ülkenin en
bilgisiz ve en görgüsüz takımı yönetiyor. Bu takımın özelliği
cehaletidir ve o cehaletin en belirgin ifadesi yobazlıktır. O yobaz,
aynı Kurtuluş Savaşında yaptığı gibi, ülkesinin felâketini isteyen dış
güçlerle el ele, kol kola olduğu intibaını vermektedir. Bir yandan
orduyu yok etmeye yönelmişken, bir yandan da ülkenin diğer elit
kaynağı üniversitesini bitirmek peşindedir. Bir şeyi ortadan
kaldırırken yaptığınızı başkaları fark etmesin isterseniz en iyi yol,
yok etmek istediğiniz nesneyi sulandırarak çoğaltmaktır. Şu anda
üniversiteler böyle bir tehditle karşı karşıyadır. Yargı ayrıca tehdit
altındadır. Ama, en elit kurum olan ordu tam hedeftedir.

Ülke çok ciddi bir bölünme krizinin içindeyken. Bu olayların tesadüfen
aynı zamana geldiğini herhalde hiç kimse düşünmüyor; hem de tehdit
altında olan yerler tüm Ortadoğunun en zengin su kaynaklarını
içeriyorsa. Zorda kalan ülkeleri ayak takımı değil, elitleri
kurtarmıştır. Türkiye şu anda kendi elitini yemek sürecindedir. Yani
AIDS olmuştur. Kendi direnç sistemini yok etmeğe yönelmiştir.

Windows 7: Size en uygun bilgisayarı bulun. Daha fazla bilgi edinin.

Windows 7: Size en uygun bilgisayarı bulun. Daha fazla bilgi edinin.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages