Re: Toka Boka Insanları

1 view
Skip to first unread message
Message has been deleted

Elpidio Murray

unread,
Jul 19, 2024, 4:00:33 PM7/19/24
to guikucharhots

Neyse, tm bunlar aslında hepimizin bildiği, farkında olduğu mevzular. Ne olduğunu da, nasıl olduğunu da bal gibi biliyoruz! Şimdi bana burada malumun ilanını yaptırmanın da gereği yok değil mi?

Yahu hadi hepsini getim de; oraya karanfil bırakanların fakir, kendisinin de zenginliğinden dolayı gl bıraktığını syleyip de hemen peşinden gevrek gevrek kahkaha atıyor ya, o da yetmiyor gibi salondaki herkes o kahkahalara icabet ediyor ya, esas bittiğimiz yer orası aslında.

toka boka insanları


Download Zip https://tlniurl.com/2yS8Fp



Bir Allah'ın kulu, bir tek vicdan sahibi, bir insan evladı yok mudur o salonda? ıkıp da "yavaş gel efendi!" diyen ıkmaz mı yahu? Şu hain terr saldırılarında vahşice katledilmiş masum insanların hatırına bir tek aksi seda da mı ıkmaz arkadaş be! Gel de şaşırma, gel de zlme, gel de kahrolup sinirden deliye dnme!

Bu utan verici ve sinir bozucu olayı Ali Ağaoğlu zeline de hapsetmemek lazım! Hani hep duyarız, deriz, dinleriz ya; sınıflar diye! Sosyal sınıf, stat farklı bilmem ne diye, hah işte bu haller duyup da kulak asmadığımız, kulak asıp da hakkıyla algılamadığımız hallerin vcut bulmuş halidir. Gn gelecek, bir sınıf diğer sınıf zerinde kural tanımaz tahakkmyle palazlanacak, tıpkı kan emen vampir aleniyetindeki gibi! Bir sınıfın, diğer sınıf ve sınıflar zerindeki aşağılayıcı bakış aısıdır bu, başka başka izahatlarla kandırma kendini!

Karanfilin yoksulluk emaresi olduğu, mazlumu, yası, hzn, protestoyu, yaşamı ve yaşamdan acımasızca koparılan canların hatırasını ve susturulmuş yreklerini sembolize ettiği ve daha da fazlası, doğrudur!

Doğrudur, ucuzdur karanfil, bir gle nazaran. Savaşlardan, katliamlardan ve kudurmuş terr eylemlerinden inim inim inlerken dnya, bunca okken lp giden masumlar, elbette ok ve ucuz olacaktı, gidenlerin ardından gittikleri yere bıraktığımız dal dal karanfiller! Sen o işlerden anlamazsın Ali Ağaoğlu Efendi! Senin o arsız zenginliğin, zalimce hesaplara kurban giden masumların anısını sembolize edecek o karanfilleri satın almaya yetmez!

Karanfil, edebiyatımızda da ok zel bir yere sahiptir. yle de olacaktır tabi, sanat hayatın bizzat kendisinden beslenmiyor muydu? O nedenledir ki; en mstesna szler karanfille edilmiş, en ok ezberlenenler de yine iinde karanfil geenlerdir.

Derken Ahmed Arif, karanfil kokulu cigara ve mahpusluk ve drt duvar arasına karanfil kokulu cigarayla gelen bahar ve zulm! Ne ok şey syler aslında o karanfil kokulu cigara! Bu dizelere esas gc veren şeyin, anlatımı bu kadar yreğimize sokan şeyin karanfil olmadığını kim iddia edebilir ki?

Szleriyle Yılmaz Gney, aşkı da, yokluğu da tarifsiz ve bir mhr basar gibi anlatmamış mıdır esasında? Ne mhim şeydir aslında sevgiliye karanfil almak/alabilmek. Dşn yani, alık olmasa serde, cepteki paranın toka edileceği ilk seenektir sevgiliye sunulacak karanfil.

Hele ki Nazım, bir şilep gibi yatarken Bursa kalesinde, sanıyor musun dokunmayacaktı karanfile! O ki Nazım da aynı tondan dokunmuştur karanfile, inat etmek lazım/ devam etmek lazım o halde zulmn kalelerine karanfil fırlatmaya!

Şimdilerde zlemle anılıyorsa o siyah beyaz yıllar, tek sebebi; değerler ağı olmasıdır! Komşunun ocuğunu bakkala ekmek almaya gnderme samimiyeti vardı. Ve o ocukların sokağa ıkabilmek iin beyaz bayrak sallamaları gerekmiyordu! Yani normaldi hayat, terr merr bilmezdik ve o ocuklar muhakkak ekmek alır gelirdi! Ali Ağaoğlu gibi arsızı, şımarığı da yoktu. Paranın da imanın da kimde olduğu bilinmezdi, aık edilmezdi.

Haber ajansları tarafından servis edilen tm haberler Ordu Olay Gazetesi editrlerinin hibir editryel mdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar zerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geen ajanstır.

Ayrıntı Yayınevi'nin yeni dizisiyle şiire hakkını veren yayıncılığını baştan kutlamalıyım nce. Dizi bence son bir yılın yayıncılık olaylarından biri. Dizideki kitaplar (eviri, baskı, vb. aılardan) okurluğumuzun hak ettiği dzeyi tutturuyor. Bu bir teşekkr notudur.

Nicanor Parra Sandoval. Şili'den bu ad da unutulacak gibi değil. Zaten şu Parra adı geti mi, iim rperiyor, saygılar sevgiler saygılar sesi dolanıyor gğs kafesim ierisinde. Violeta Parra, yanlış anlamadıysam Nicanor'un da ablası, And Dağları'nın kuzeyden gneye seslerini derlemiş, elemiş, bir byk, eşsiz kalıta dnştrmş şu bilge kadın, şarkıcı, gitarcı, şair ve geriye kalan her şey. Nicanor bunu şiirle anlatmaya abalamış. te yandan Violeta'nın ocukları, şu Parra'lar, hele Victor (Jara), yaşam dostum, can kardeşim benim. Ya Neruda? Allende? Merhaba gzelden bile gzel insanlar, merhaba!

Kendimi dizginleyemezsem Nicanor Parra Sandoval gme gidecek. Arkasında gl bir ğrenim izlencesi, bilim ve yazın adamlığı olan, birikimi soyut, simgesel anlatımlara aık olması beklenebilir ağdaşımız şairin (Doğ.1914) Whitman, Donne, Auden vb.den el almasını, şiirle ulaştığı bu doğa(l)cı, hazcı yeri nasıl anlamalıyız?

Parra eğitimli, yksek toplumdan bir bilim adamı ve ıktığı basamakları şiir iin tersinden inmeyi (aslında şiire ıkmayı), kariyerler dnyasını kıyıdan, dışarılıklı, kıyıcıl bir dille silkelemeyi, ama dzen(ekler)in yzne svp silerek değil, hazzını ağzında atlata atlata ve keyifle masaya koyarak unutulması gerekeni anımsatmayı, kurumlaşmış tm yapıları (inan, aktre, vb.) makaraya sarmayı ve bunu trk, oyun, halk danslarının pervasızlığı, neşesi, tutkusu, tasasızlığı, utanmazlığı, hatta edepsizliğiyle yapmayı deneyen biri... Btn kuramların ktğ, erevelerin yırtıldığı dnyasında o Stendhal gibi iki sevişme (!) ya da şarkı arasına şiir de (yazı) sokuşturmuş hepi topu. Ne yaptığını, kimin yaptığını bilmek, kendisi hakkında kuşkuyu silmek iin. Şiir yazdım, vardım ya da vardım (ki) şiir yazdım.

Kşeye iyiden sıkıştığım iin ayrı ayrı değerlendirmek (okumak) yerine iki gen yk yazarımızı birlikte, belki karşılaştırmalı ele almayı denemek zorundayım. Bundan bir şey ıkar mı bilmiyorum. Her iki yazarı da (yk başlığı altında) bir sredir izlemeye almıştım zaten ve yk akağımızda iki nemli ad olarak grdğm gemişteki yazılarımdan kolayca ıkarılabilir.

Başarır 46, Tosun 39 yaşında. Arkalarında hatırı sayılır bir yazı deneyimi var (denebilir). Her ikisi de gndelik yaşamlarımızla ok zel biimlerde ilintili. Bu ilintilenme biiminden grotesk henz ıkmasa da, imge bir yanıyla hep aık veriyor ve sıradışı imgenin bir yere (stat diyebiliriz) bağlanamaması byk olasılıkla iki yazarımızın ortak seimi. Yrmeleri, ynlendirici bakış yordamları başka başka olsa bile her ikisinde de zel yaşam kesitlerine, duyarlık alanlarına ilişkin geliştirilmiş ve zelleştirilmiş dil teknikleri arayışı baskın. Dili (teknik anlamda) gsterinin berisinde tutmalarını anlamlı, nemli buluyorum ki her ikisi de olağanst gsteriler (şov) sunma gizilgc taşıyan kalemşrler bir yandan. Sıradan herhangi bir okurluk bunu ayrımsayabilir.

te yandan daha ok uyanıklık, zen gerektiren şey nedir? Neşenin (imge) kklerden kopukluğu... Dalga gemenin hem yaratıcı, hem de olumsuz anlamda yıkıcı etkisi olabilir. İki yazarımızda eşikten sz ediyor olsak da bu ynde belirgin, geri dnşsz bir eğilim iindeler diyemeyiz. İmgenin irgsel, dokusal ipliklerinin kopma noktasına dek gerilip snmlenmelerini ben de doğru buluyor, bu sınırlar ierisinde (Kimsenin yazısına sınır nerdiğim falan yok geerken belirteyim.) her trden dilsel nermeyi (yapıya, kullanıma, sze, simgeleşmeye, kırmaya, vb. dnk) bir okur olarak destekliyorum. Nesnelerin olduğunce szcklerin ya da imgelerin de bir snmlenme, esneme katsayısı var, ondan sonra doku varlıksal zelliğini yitiriyor, başlangı (ıkış) noktasına dnemiyor bir daha.

Başarılı rneklerin bende yankıladığı dşncelerdir bunlar, Başarır ve Tosun hakkında yargılarım değil. Sevdiğim yazarları (tıpkı Cemil Kavuku vb. de olduğu gibi) okur haklarım aısından uyarmak istiyorum, hibir yetke, yetki, hak, yaptırım taşımadan, bu da byle diyerek, deme hakkımla...

Syleyebileceğim birok şey varken yetinmek zorundayım. Kitap odaklı yazmayı isterdim ve daha birok soruyla cebelleşmek zorunda kalırdım o zaman. Belki iyi olurdu ama hayıflanmanın yararı yok. Bu gen insanlar daha iyilerini yazacaklar. Biz de mrmz yettike okuyacağız.

Yazısında Koak, şairin bazı szcklere dşknlğne değiniyor (Gl, Leyla, ceylan, avcı, yaz, gz, dizleri yaralı ocuk). Bunlara Afrika, Nil, orman, anahtar, vb. eklenebilir.) Bu bir tutuculuk belirtisiyse (Salih Bolat, 2000) bilinli, seili bir tutuculuktur ona gre ama daha nemlisi, yinelenen szcğn ncekine yaptığı ağrışımsal gnderme ve dolayısıyla pekiştirmedir.

59fb9ae87f
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages