her şeyden önce kişinin kendisini tanıması lazım. aferin almak için mi böyle davranıyor? yapısı öyle olduğu için mi? 31 sene ev hanımlığı ve 2 çocuk anneliği yaptım. hiç bir zaman saçımı süpürge ettim edebiyatına girmedim. girenden de nefret ettim. hayata sıfırdan başlasam yine aynı anne, yine aynı eş olurum. çünkü benim hayata bakışımın annelik ve eşlik penceresi böyle. içime nasıl siniyorsa öyle, o kadar verdim. tüm bunları yaparken de eşimin "sizler için çalışıyorum, kazanıyorum " sözünü de asla kale almadım. biz olmasak 3 kuruşluk kazanç bana yeter diyip 33 kuruşluk işi geri çevirecek değil? dürüst olmak lazım. hayatın seçimini nasıl yaptık? o çalışacak, kazanacak. ben evi ve çocukları idare edicem. kimse yaptığı işten dolayı ağlaşmayacak. aman ne güzel yaptın diye poh poh beklemeyecek. benim iş hanemde ne yazıyor? ev hanımı. ne yapar bir evin hanımı? pişirir, yıkar, ütüler, kadın olur, anne olur. aklını kullanır gününü programlarsa kitabını okur, sinemasına gider, sosyalleşir. ama halının altını silicem diye, aman ben çok titizim diyip dilini çıkartıp evi yalamaya kalkacaksa bu onun sorundur. eşimin iş hanesinde ne yazıyor? ticaret, serbest meslek, bankacı, tornacı, vs. o da çalışacak. işi kaç saat ve ne kadar enerji gerektiriyorsa o kadar çalışacak. eve ne kadar para lazımsa onu kazanmak için çalışacak. işini yapan adama niye acıyayım? bana niye acınsın? diye düşünüyorum. böyle de yaşadım, yaşıyorum. uyar - uymaz..benim görüşüm bu. sevgiler.
işte budur harikasın arkadaşım duygularıma tercüman olduğun için teşekkür ederim... ANNEYİM EŞİM EVLADIM ABLAYIM KARDEŞİM AMA BENİM MUTLUYUM
From:
narm...@hotmail.comTo:
zenc...@googlegroups.comSubject: {Zencefil} Re: Kendimden..
Date: Tue, 13 Oct 2009 12:32:34 +0300
her şeyden önce kişinin kendisini tanıması lazım. aferin almak için mi böyle davranıyor? yapısı öyle olduğu için mi? 31 sene ev hanımlığı ve 2 çocuk anneliği yaptım. hiç bir zaman saçımı süpürge ettim edebiyatına girmedim. girenden de nefret ettim. hayata sıfırdan başlasam yine aynı anne, yine aynı eş olurum. çünkü benim hayata bakışımın annelik ve eşlik penceresi böyle. içime nasıl siniyorsa öyle, o kadar verdim. tüm bunları yaparken de eşimin "sizler için çalışıyorum, kazanıyorum " sözünü de asla kale almadım. biz olmasak 3 kuruşluk kazanç bana yeter diyip 33 kuruşluk işi geri çevirecek değil? dürüst olmak lazım. hayatın seçimini nasıl yaptık? o çalışacak, kazanacak. ben evi ve çocukları idare edicem. kimse yaptığı işten dolayı ağlaşmayacak. aman ne güzel yaptın diye poh poh beklemeyecek. benim iş hanemde ne yazıyor? ev hanımı. ne yapar bir evin hanımı? pişirir, yıkar, ütüler, kadın olur, anne olur. aklını kullanır gününü programlarsa kitabını okur, sinemasına gider, sosyalleşir. ama halının altını silicem diye, aman ben çok titizim diyip dilini çıkartıp evi yalamaya kalkacaksa bu onun sorundur. eşimin iş hanesinde ne yazıyor? ticaret, serbest meslek, bankacı, tornacı, vs. o da çalışacak. işi kaç saat ve ne kadar enerji gerektiriyorsa o kadar çalışacak. eve ne kadar para lazımsa onu kazanmak için çalışacak. işini yapan adama niye acıyayım? bana niye acınsın? diye düşünüyorum. böyle de yaşadım, yaşıyorum. uyar - uymaz..benim görüşüm bu. sevgiler.
Date: Mon, 12 Oct 2009 23:42:34 +0300
Subject: {Zencefil} Re: Kendimden..
From:
acaro...@gmail.comTo:
zenc...@googlegroups.com
Bencillik değil benlik durumunu korumak gerekir bence, Selda hanımın yazdığı gibi, hepimiz bir mücadele içindeyiz sevdiklerimiz için. Peki onlar farkında mı bu yaptığımızın? Hepimiz benzer şeyler yaşıyoruz bu hayatta ve başkalarının bizi takdir etmesini beklersek ömrümüz beklemekle geçer maalesef. Bu ister eş, ister anne-baba, ister kardeş-abi-abla ya da isterse sevgili olsun sonuç asla değişmez. Ve siz ne kadar iyi olursanız o oranda da kimse sizin varlığınızın farkına varmaz, zira siz sorun değilsiniz, dikkat etmeyi, farkedilmeyi gerektiren bir yanınız yok. Ne zaman bu duruma isyan eder ve tepki göstermeye başlar, hatta yüksek perdeden tepki vermeye başarsanız etrafınız bu durumunuza uygun şekilde size dikkat etmeye, kendilerine çeki düzen v ermeye ve bu durumunuza maruz kalmamaya özen göstermeye başlarlar. Siz tepki verene kadar da asla ve de asla kimse sizin lehinize kılını bile kımıldatmaz. Netice itibarıyla, sevdiklerinize vakit ayırırken, onlarla ilgilenirken kendinizi de ihmal etmeyin. Kendinizi de sevin, bundan suçluluk duymayın. Her insan kendisi için vr, herkes kendi cennetini de cehenemini de kendi içinde taşır. Herkes mutluluğunun kaynağını da mutsuzluğun kaynağını da içinde taşır...
12 Ekim 2009 22:27 tarihinde dilek becerir
<db....@gmail.com> yazdı:
biz kadınlar birisinin kızıyız,birilerinin kardeşi,bir adamın karısı,bir çocuğun annesi.ya peki biz neyiz?
12 Ekim 2009 16:32 tarihinde selda gungor
<sed...@hotmail.com> yazdı:
karşılıkmı? ne karşılığı.yıllarca yemeğin en güzel yerini önce oğluma sonra eşime verdim.hep ben evden geç çıktım bide bir yığın laf işittim.çünkü önce eşimin sonra oğlumun kıyafetlerini hazırladım arkadan kaln zamanda uyduruk bi makyaj yaptım..çalıştım çalışıyorum yıllardır.önce işim sonra patronum.ben hiç yoktum.olmadım.evimde kimse yemeğin etsiz tarafını yediğimi,işimde patronum fazla mesailerimi ve fedakarlıklarımı farketmedi.annem hep ağladı o böyle bu böyle. bi kere sormadı kimse.sen nesin ne istersin.kimim ben neyim.insanmı,annemi,eşmi,arkadaşm
ı.ne büyük bir yük.yoksa hepsimi.mecburmuyum.bilmem ama yapıyorum.bazen bu dolma anlarında deşarj olup, hepsini unutup yine yapıyorum.yeterki herkes mutlu olsun.ben atlatırım,ben taşırım,ben başarırı
m.keşke başaramasam,beceremesem.ama tanrının verdiği analık ve kadınlık içgüdüsüyle hergün yeni bir şarjla yapıyorum.tamam yapayım,ama arada benimde molalarım olsa,oğlum anne bunu sen ye dese,eşim ben bugün memonun kıyafetleriyle ilgilenirim dese.çokmu istiyorum hayattan.benceeee karşılılklı olmayan ama olması gerekn tek şey sevgi sevgi sevgi.hee mutlumuyum belki.çünkü iyi bir eşim iyi bir anne,iyi bir eleman.vs.vs.vs.iyi bir kadınmıyım bilmem.kendime ayıracak zamanım olmadıki çok.bide arkadaşlar var.bencilce isteyen bekleyen doymayan.hep alan alan alan vermekten ödü kopan.ben onların arkadaşıyım ya onlar benim arkadaşlarım mı?gerçek olan ne biliyormusunuz benim değerli grup arkadaşlarım,siz insanlara ne kadar izin verirseniz onlar size o kadar iyi veya kötü davranıyorlar.hepinizin başı sıkıştığında arayacak sağlam bir dostunuzun olması dileğiyle.....sevgiler.
Date: Mon, 12 Oct 2009 00:28:26 +0300
Subject: {Zencefil} Kendimden..
From:
balogl...@gmail.comTo:
zenc...@googlegroups.com
sorgulamaya başladım herşeyi. neden yaşadığımı neden yaşadığımızı. sorgusuz sualsiz teslim olmak isterdim aslında. düşününen bir hayvan olarak keşke düşünemeseydim diyorum. keşke herşey tadında kalsada herşey güzel olsa. insanızya hepimiz o yüzden bağırırız kızarız ağlarız düşünürüz vsvs. bunlar ne kadar gerekliki? neden hiçbirşeyi düşünmeden yaşayamıyoruz? neden kalpler kırılmak zorunda? yıllarım geçtikçe büyüdüğümü değilde ölüme bir adım daha yaklaştığımı hissettiğim bir dönemdeyim. o kadar bıkmışımki herşeyden kendimden vazgeçtim. biliyorum aslında yanlız değilim. her zaman kendime halina şükret neleri var dünya dedim bu güne kadar. ama şimdi bunu düşünmek bana saçma geliyor. diyorumki banane diğerlerinden? kesin bir eminlik olsa ölümden sonrası için 2 dakika düşünmeyecem. önce birkaç kişiyi kavuşturacam rahmete sonra kendimi. yaşıyoruz ama neden? düşünüyorumda herkes haklı. kimse suçlu değil. herkes birilerine dert yanar birileride üzülür. kimse melek değil kardeşim. herkes hayatında hatalar
yapar.alıyorsun karşına birini ve başlıyorsun anlatmaya. 2- saat 3 saat konuştuktan sonra anlıyorsunki söylediklerin karşıdakinin anladığı kadardır. derdini karşındakine anlatamamak benim için en büyük çaresizlikliklerden biri. bir atasözü biliyorum eskilerden aklımda kalmış. diyorki Yaşadıkça yaşlanmazsınız, yaşamadıkça
yaşlanırsınız. e iyi güzelde ağzı yüzü buruşmuş olan dedem kadar yaşamış bir insan bilmiyorum ben. adam hayatını doya doya yaşamış. ama bedenen de ruhsalda çökmüş.
çok ağladım. aynaya baktığımda kendimden nefret edecek kadar ağladım. ama ben bilirdim ki hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz. değilmiş işte. düşüncelerimin acı bir şekilde yanlış olduğunu anladığımda hep iş işten geçmiş oluyor. belki de tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmamı, onu tanıdığımda şükretmem için istedi. böyle söyleyebiliyorum ama bununda ucu açık. herzaman kendimden vermek ve karşılığında küçür birşey istediğimde sorgulanmak. iyi değil. hiç iyi değil. güvenim kalmadı kimseye. bir dostum bana şöyle demişti "her zaman seni üzecek birileri olur, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir. iyi hoş güzelde ben dikkat etme özürlüyüm nolacak şimdi? 2 değil 3-4 defada güvensem bir noktada yıpranıyor ve bitiyor. bu tek taraflı değil. karşındaki insan içinde bunlar geçerli. birşey yapmadan önce 2 kere düşünürüm hep ve düşündüğümü karşımdakinin görmesini isterim. bunun sebebi ise banada bu şekilde davranılması. Bir insanın karşını geçersiniz ve başlarsınız onun eksik taraflarını anlatmaya. kırıcı olmadan. tek amacınız onu bundan sonraki hayatında bazı yanlışlardan kurtarmaktır. aldığınız tepki ile yerinize oturur ve ağzınızı açmazssınız. eleştiriden öğrenebileceğimiz bazı şeylerin olduğunu kabul etmek gerekmezmi?
allahım diyorum insanlar neden yaptıklarının sorumluluğunu almazlar? neden "evet bunu ben yaptım yanlış yaptım" diyemezler? bunun yerine neden kendilerini savunmaya geçerler? oysaki mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir. bundan 20 yıl sonra yaptıklarım için değilde yapmadıklarım için üzülmek istiyorum. "Sevgi emektir" demeyi çok severiz.
tamam, emek olsun sevmek!
ama ne için?
Geriye döndüğünüzde bir arpa boyu yol aldığınızı görmek için mi?
Yalandan kıskançlık krizleri geçirmek; öpüşüp koklaşmaların örtemediği uzun kayıtsızlık dönemleri yaşamak için mi?
sevgi insanlara verdiğiniz sürece sevgidir. peki ya karşılığı?
--
GÜZEL OLAN SEVGİLİ DEĞİLDİR
SEVGİLİ OLAN GÜZELDİR
--
A. Acar OZDEMIR
+ 90 (532) 648-20-70acaro...@hotmail.com
</html
</html