Mutluluğun resmini kim yapmış..

59 views
Skip to first unread message

sanat egitimi

unread,
Jan 16, 2007, 5:24:20 PM1/16/07
to sana...@googlegroups.com

İnternet sitelerinde "mutluluğun resmi" olarak dolaşan bir resim var… ben de bu resmi görüp etkisinde kalmıştım.. mutluluğu   güzel ifade ediyordu… Yaşamda mutluluğun ifadelerini farklı objelere yükleyebiliriz…

 

Resmin altında bir imza vardı.Belki bu imzaya kandı herkes… "Abidin Dino" diye yazılmıştı…Bir tanıdığım; " bir bilginin doğruluğundan  emin değilsen araştırıp inceleyip ıspatlamak gerekir."   demişti.İmzaları karşılaştırdım…Ressam Abidin Dino' nun kendi resimlerine bakarak  imzanın sahte olduğunu anlıyorsunuz.Resimlerinin içeriğine bakarak da tekniklerinin tarzlarının farklı olduğunu görüyoruz.Resimlerinde  farklı anlatım dili kullanmışlar…Resim dilini kullanıyorlardı… Fakat şiveleri

farklıydı…

 

Araştırmalarım sonunda resmin gerçek sahibini bulduğumu düşünüyorum. "Acaba buda yanlış olabilir mi ?" diye de kendime soruyorum…

 

Abidin Dino' nun resimlerini önceden siteye yerleştirmiştim…İncelerseniz sevinirim.

 

 

Buda sitelerde dolaşan "Mutluluğun Resmi";

 

 

 

 

Abidin Dino' nun değil....

 

 

Aşağıdaki resimse  gerçek sahibine ait;

 

Artist Dianne Dengel


 

 



Dianne started painting with oils as a teenager after she had finally saved enough money to purchase five tubes of paint. She did not have enough to purchase a brush so she used what she had, her fingers and rolled bits of paper. Painting on cardboard or wood because canvas was too costly, she perfected her craft. Dianne continues to paint the same way today and her pictures are instantly recognized as "Dengel's" from of their warm, caring subjects whether it is children frolicking in a swimming hole or an elderly couple going through an attic trunk recalling memories. Dianne Dengel paintings hang in homes and galleries all over the world. It is truly "Art That Makes You Smile!"  Often criticized by fellow artists for selling her work too "cheap", Dianne stands firm to her belief that art should be affordable and enjoyed by everyone.

 

kaynak:

 

http://www.diannedengel.com/

 

http://www.diannedengel.com/oilpaintings.asp Diğer Resimleri:

 

 

 

 

Diger resimleri:

http://www.diannedengel.com/oilpaintings.asp

 

Dianne Dengel ve Abidin Dino' ya saygılarımla...

 

 

 kaynağın doğru olduğunu düşünerek yayınlıyorum...Yanlışım varsa uyarılmayı beklerim...

sanatsal_nursen gorsen-www.gorseldil.egitimi.com

unread,
Jan 17, 2007, 7:57:03 PM1/17/07
to sanatsal
Öğretmenim Internet'te yanlış bilginin kolaylıkla
oluşturulduğuna dair önemli bir konuya değinmişsiniz. Benzer
yanlışlık bir şiir için de yapılmıştı. Paylaşım için
teşekkür ederim.


MUTLULUĞUN RESMİ ÜZERİNE

Abidin Dino D grubu ressamları arasındaydı. -1933- Nurullah Berk,
Cemal Tollu, Zeki Faik İzer, Elif Naci ve heykeltıraş Zühtü
Müritoğlu arkadaşlarıydı.1950'li yıllarda ise arkadaşları
Nazım Hikmet, Aragon, Picasso, Avni Abraş, Çetin Atlan, Yaşar
Kemal, Orhan Veli ve daha niceleri A. Dino'nun her zaman
yanıbaşında ve en yakın dostlarıydı. Bu gün dahi sağ olanlar
'Mutluluğun Resmi' tablosunun altındaki imza için bu güne kadar
Abidin Dino'ya ait değildir demediler?
Niçin? Bu güzel tablo konusuyla ve Nazım'ın şiiriyle bir çok
kişiye hitap etmişken, bir çok kişiye ulaşmışken onların
haberleri olmadı mı acaba? Bu Mümkün mü?


Bu güne kadar bu resim için bir çok söylenti oldu:

*Abidin Dino, Nazım Hikmet'in sorduğu "Mutluluğun resmini
yapabilir misin abidin... ? sorusuna yanıt olarak: "Mutluluğun
resmini nasıl yapabilirim demiş ve o günden sonra resim yapmayı
bırakmış.

*Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin ?"demiş Nazım. Abidin
Dino 'da cevaben:
.".....Gidebilseydik meserret kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
O günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler...
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
Anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye'yi
Bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
Ne boya... " şiirini yazmış ; sanıldığının aksine, resim
yerine.

Ve
*'Mutluluğun resmi' Dianne Dengel 'e aittir. Arkadaşımın
söylediği gibi ressamın Internet sitesinde bu resim en baş
sayfaya konmuş. Düş hekimi Yalçın Ergir'in şiirinin başına
gelenler gibi, bu resmin başına da aynı şey geldiği için
sanırım...

Gerçekten muhteşem bir resim karşısında artık tablonun kime ait
olduğundan çok, konusu ve resmin kendisi önem kazanmış. Yurtsever
bir şairin şiirine uyarlanıp, yenilikci ve devrimci bir ressama
atfedilmiş : Delik çatı altında damlayan sulara rağmen tebessüm
edebilen insanın hayata bakış tarzındaki mutluluk...Uyurken bile
hala bu kadar huzurlu ve mutluluk dolu, tebessüm ederek uyuyan
insanlar varsa, O resmin içinde ve o kadar saf olmak isterim ben de.
Resme bakarken huzur doluyor insan.


DÜŞ HEKİMİ -YALÇIN ERGİR'İN BİR ŞİİRİ'de, bu resim gibi
INTERNETTE UZUN SÜRE NAZIM HİKMET'IN İMZASIYLA KABUL GÖRDÜ

Bir resmin başına gelen, bir şiirin de başına geldi. Bu şiirle
ilgili bilgiyi okumuş muydunuz? Belki şiiri hala N.Hikmet''ın
diye biliyorsunuzdur...


BASİT YAŞAMAK

Basit yaşayacaksın.

Mesela susayınca su içecek kadar basit.

Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;

tek bir düğme, tek bir cümle gibi;

sevince lafı dolandırmadan söylediğin

"seni seviyorum" gibi.

Basit bir öpücük yetecek sana;

basit sıcak bir öpücük

ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.

O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,

o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

Kabak çekirdeği verecek sana

rakamların veremediği mutluluğu.

El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak

en değerli kağıdın;

hep yanında taşıdığın,

atmaya kıyamadığın.

İki harekette giyiniverecek,

iki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman

ve yola çıkman arasında geçen süre;

kısacık olacak

sıcacık kollara dolanman

ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;

bakışların bile anlatabilecek kendini.

Beklentilerin de basit olacak.

Kaf Dağı'nın önünde bekleyecek mutluluklar.

Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;

ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana

en ucuz aşk romanını.

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

Bir kaşarlı tost olacak aradığın

nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;

parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskender'in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.

Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana

kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir

"fa diyez"in mutluluğunu.

Makyajın ilk "a" sına kadar bilmen yetecek.

Temizlik kokacak en pahalı parfümün

"Bilmiyorum" diyebileceksin bilmediğinde

ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.

Tek dereden su getirmen yetecek,

bir "istemiyorum" diyebilmeye.

Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.

Saatin, sadece saati gösterecek;

Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.

Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.

Basit yaşayacaksın, basit.

Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi

basit...

düş hekimi yalçın ergir http://www.ergir.com

"Düş Hekimi - 2" kitabından - Çınar Yayınları - Haziran 2002

** ** **

YALÇIN ERGİR'İN ŞİİRİYLE İLGİLİ AÇIKLAMASI:

Aşağıda, ISBN 975-348-161-6 numara ile Çınar Yayınları'nca
Haziran 2002'de çıkan "Düş Hekimi - 2"

kitabımın 13. sayfasında yer alan "Basit Yaşamak" şiirimin
Aziz Nesin'lik hikayesi yer almaktadır.

NE KADAR BASİT YAŞAMAK?

Her şey Mayıs 2000'de Ümit Yayıncılık'tan çıkan "Düş
Hekimi" kitabımla başladı. Kitabımın kapağına ipten bir
salıncakta; bir yere, bir göğe bakan çocukların fotoğrafını
koymuş; altına da sevgili Can Yücel'in (eşinden aldığım izinle)
bir dizesini koymuştum.

Kitabın ilk yazısı "Mahalle" ,internet ortamında önce yazarsız,
sonra da Can Yücel imzasıyla dolaşmaya başladı. O sıralarda
öksüz yazımın bir de arkadaşı vardı; sevgili Can Dündar'ın
"İmge Yayıncılık"tan çıkan; "Benim Gençliğim" kitabındaki
"Ödünç Hayatlar" yazısı da; "Sarı Lira Gibi Ömrümüz"
başlığı altında, önce yazarı belirsiz, sonra da "Orhan Veli"
imzasıyla Türkiye turuna çıkmıştı.

Yazımı bana gönderenlere cevap yetiştirmeye çalışırken, bu
sefer "Mahalle" bir ulusal gazetenin köşesinde, başka bir başlık
ve tabii ki "yazarsız" olarak yer aldı. Neyse ki verdiğim bilgi
dikkate alınıp gerekli düzeltme yapıldı.

Mayıs 2000'den sonra; yani ilk kitabım çıktıktan sonra
yazdığım yeni yazıları Hürriyet Gazetesi'nin Agora Sitesi'ne
göndermeye başlamıştım ve "Basit Yaşamak" şiirim 6 Kasım
2000'de ilk orada yayınlandı.

http://arsiv.hurriyetim.com.tr/agora/00/11/06/kritik_y_ergir.html

Temmuz 2000'de; TRT Türkiye Radyoları'nda iki haftada bir Pazar
geceleri, saat 23:30'da "Gecenin İçinden" programında, yeni
yazılmış yazılarımın da okunduğu "Düş Hekimi" köşesinde Sn
Kadri Kral şiirimi okumuş ve söyleşisini yapmıştık.

2001'in başında "Basit Yaşamak", Milliyet Gazetesi'nde sayın
Melih Aşık'ın köşesinde "internetten" imzasıyla yayınlanıverdi.
Uyarıma nedense yanıt gelmedi - doğal olarak bir düzeltme de
yapılmadı; belki de mesajım asla kendisine ulaşmamıştı. Bu arada
şiirim internet ortamında artık yavaş yavaş "Nazım Hikmet"
imzasıyla dolaşmaya başlamıştı.

Yapabilecek hiçbir şeyim yoktu çünkü "forward" mekanizması
kontrolden çıkmış, acımasızca işlemekteydi. Aslında yazı
yazarken amaç, duyguların paylaşılması olduğu için, bir
şiirimin başka bir imzayla da olsa beğenilmesi hoşuma gidiyordu.
Hele ucuna takılan isim "Nazım Hikmet" olunca gururum da okşanmıyor
değildi.

Derken sevgili Leyla Navaro, Remzi Kitabevi'nden çıkan "İki Boy
Ufak Pabuç" kitabının ilk baskısına şiiri Nazım Hikmet
imzasıyla koydu. Yanlışlık fark edilince ikinci baskıda düzeltme
yapıldı. Ancak "kitabın arasından düşebilir" gerekçesiyle
bir düzeltme notu koymak yerine, kitabın 253. sayfası yırtılarak
piyasada satıldı. (İkinci baskılarda 252. sayfadan sonra 255. sayfa
gelir). Ancak bu sayfa yırtılmasi olayından dolayi kendilerine
kırgın olamadim, çünkü asla haberim olamayacak bu yanlışlığı
dürüstce bana haber veren de kendileriydi.

Pek çok şiir sitesindeki düzeltmelerimi, o sitelerde bu şiirle
ilgili Nazım'a yapılmış övgü dolu yorumları yazmıyorum.

Şiirim şu anda, sizler bu yazıyı okurken de yanına çay - simit
resimleri eklenmiş olarak,

Nazım'a "Bilgisayar"! lardan, cep telefonlarından bahsettirerek
internetteki yörüngesinde dolanıp durmakta.

Ama artık sakinim. Monitörümün başında, elimde kabak çekirdeği
bekliyorum;

Sait Faik Abasıyanık'ın bu yaz yazdığı, Nazım Hikmet'in geçen
Cumartesi tamamladığı, Orhan Veli'nin, Melih Cevdet'e elektronik
posta ile dün gönderdiği yeni yazıları bekliyorum.

Altına imza eklenmek üzere diğer yazılarım ise
http://www.ergir.com adresinde bekliyorlar.

** ** **

Basit yaşayacaksın basit

Saatin, sadece saati gösterecek; öyle Nazım usta zamanındaki gibi
digital sensorleri, göstergeleri vs olmayacak.

Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın. Oyunlar
oynamayacak, fotoğraf çekmeyecek;

GPRS ile internette surf yapmak için kullanmayacaksın.

Küçü bir not defteri olacak "bilgini" en hızlı "sayan". Hele 1956
model hiç olmayacak bilgisayarın.

Basit yaşayacaksın, basit.

Nazım ustanın tüm eserlerini bilmeden ortaya atlamayacak kadar
basit...

İçten sevgilerimle

düş hekimi yalçin ergir http://www.ergir.com

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages