Fazıl sahnede İstanbul sokaklarında duyduğu sesleri piyanoyla anlatırken ben Ahmet Say'ı süzüyordum.
Kendi hayatından eksilenleri biriktirip oğluna sunmuştu. Sadece iyi piyano çalan bir çocuk değil, Thomas Moore'dan, Voltaire'den haberdar bir aydın yetiştirmişti.
Belki kardeşi Memo'yu ve onun için yaptığı besteyi düşünüyordu; belki bir gün Fazıl'ın onu da çalacağını umuyordu.
Ve... Piyano, dinleyicilere fark ettirmeden, 3 kuşaklık bir acının ve zaferin hikâyesini çalıyordu....