İnsanda gayet şedid bir arzu-yu beka var. İnsanın bu maksadını öyle bir zat verebilir ki, bütün kâinatı bir saray hükmünde tasarruf eder. Bir odanın kapısını kapayıp, diğer bir menzilin kapısını açmak gibi kolay bir surette dünya kapısını kapayıp ahiret kapısını açabilsin. Beşerin bu arzu-yu beka gibi ebed tarafına uzanmış ve aktar-ı âleme yayılmış binler menfi ve müsbet arzuları var ki, onları vermekle beşerin iki dehşetli yaraları olan aczini ve fakrını tedavi eden zat ise, ancak sırr-ı vahdetle bütün kâinatı kabzasında tutan Zat-ı Ehad olabilir.
(Bediüzzaman Said Nursi - 2. Şua'dan)
Lügatler
Acz: âcizlik, güçsüzlük
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
Aktar-ı âlem :âlemin her yeri, her taraf, âlemin dört bucağı
Arzu-yu beka :sonsuzluk arzusu
Beşer: insan
Dehşetli: ürpertici, korkunç
Ebed :sonu olmayan zaman, sonsuzluk
Fakr :ihtiyaç, yoksulluk, muhtaçlık, azlık
Kabza :Pençe,kılıcın tutacak yeri, el
Kâinat : evren, yaratılanların hepsi
Maksat :istenilen şey, arzu, gaye
Menfi :müsbet olmayan, negatif, olumsuz
Menzil :inilen yer, konulacak yer, dünya, ev, mekân
Sırr-ı vahdet :birlik sırrı, bir olma sırrı
Suret : biçim, şekil
Şedid :şiddetli, sert, sıkı
Şua :ışık, parıltı
Tasarruf etmek : dilediği gibi, dilediği yerde ve şekilde kullanmak
Zat : hürmete layık kimse, kişi
Zat-ı ehad :benzeri olmayan tek olan zat(Allah)