|
بِسْمِ
اللهِ
الرَّحْمٰنِ
الرَّحِيمِ وَيَضْرِبُ
اللهُ
اْلاَمْثاَلَ
لِلنَّاسِ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
1 وَتِلْكَ
اْلاَمْثاَلُ
نَضْرِبُهَا
لِلنَّاسِ
لَعَلَّهُمْ
يَتَفَكَّرُونَ
2 BİR
ZAMAN iki adam bir havuzda yıkandılar. Fevkalâde bir tesir altında
kendilerinden geçtiler. Gözlerini açtıkları vakit gördüler ki, acip bir
âleme götürülmüşler. Öyle bir âlem ki, kemâl-i intizamından bir memleket
hükmünde, belki bir şehir hükmünde, belki bir saray
hükmündedir. Kemâl-i hayretlerinden etraflarına baktılar. Gördüler ki,
bir cihette bakılsa azîm bir âlem görünüyor; bir cihette bakılsa muntazam
bir memleket, bir cihette bakılsa mükemmel bir şehir, diğer bir cihette
bakılsa gayet muhteşem bir âlemi içine almış bir saraydır. Şu acaip
âlemde gezerek seyran ettiler. Gördüler ki, bir kısım mahlûklar var; bir
tarz ile konuşuyorlar, fakat bunlar onların dillerini bilmiyorlar. Yalnız,
işaretlerinden anlaşılıyor ki, mühim işler görüyorlar ve ehemmiyetli
vazifeler yapıyorlar. O iki adamdan birisi, arkadaşına dedi ki: “Şu
acip âlemin elbette bir müdebbiri ve şu muntazam memleketin bir mâliki, şu
mükemmel şehrin bir sahibi, şu musannâ sarayın bir ustası vardır. Biz
çalışmalıyız, onu tanımalıyız. Çünkü, anlaşılıyor ki, bizi buraya getiren
odur. Onu tanımazsak kim bize medet verecek? Dillerini bilmediğimiz ve
onlar bizi dinlemedikleri şu âciz mahlûklardan ne bekleyebiliriz? Hem koca
bir âlemi bir memleket suretinde, bir şehir tarzında, bir saray şeklinde
yapan ve baştan başa hârika şeylerle dolduran ve müzeyyenâtın envâıyla
tezyin eden ve ibretnümâ mu’cizatlarla donatan bir zat, elbette bizden ve
buraya gelenlerden bir istediği vardır. Onu tanımalıyız. Hem ne istediğini
bilmekliğimiz lâzımdır.”
Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler
:
1 : “Allah insanlara misaller
verir ki, düşünüp öğüt alsınlar.” İbrahim Sûresi, 14:25. 2 : “Düşünsünler diye, insanlara
Biz böyle misaller veriyoruz.” Haşir Sûresi, 59:21.
|
Lügatler :
acaip : şaşırtıcı, hayret verici acîp :
şaşırtıcı âciz : güçsüz, zavallı âlem :
dünya azîm : büyük cihet : yön fevkalâde :
olağanüstü kemâl-i hayret : tam bir şaşkınlık kemâl-i
intizam : kusursuz derecede düzenlilik mahlûk :
yaratık mâlik : sahip medet :
yardım muhteşem : görkemli, ihtişamlı muntazam :
düzenli musannâ : san’atlı müdebbir :
idareci seyran etmek : seyretmek, gezmek suret :
şekil, biçim
|