Biri de ömür ve yaşayıştır. Bunun da hududu tayin edilmiştir. Ne ileri ve ne de geri bir adım atılamaz. Bunun için elem çekme, mahzun olma. Tahammülünden aciz, takatinden hariç olduğun tul-i emel yükünü yüklenme!
Biri de, vücuddur. Vücud zaten senin mülkün değildir. Onun maliki ancak Malik-ül Mülk'tür. Ve senden daha ziyade senin vücuduna şefkatlidir. Binaenaleyh Malik-i Hakiki'nin daire-i emrinden hariç o vücuda karıştığın zaman zarar vermiş olursun. (Ümidsizliği intaç eden hırs gibi.)
Biri de bela ve musibetlerdir. Bunlar zaildir, devamları yoktur. Zevalleri düşünülürse, zıdları zihne gelir, lezzet verir.
(Bediüzzaman Said Nursi - Mesnevi-i Nuriye'den)
Lügatler
|
Âciz :güçsüz, zayıf Bela :âfet, sıkıntı, musibet, imtihan Binaenaleyh :bunun üzerine, bundan dolayı Daire-i emir:işleyiş dairesi, sistem Elem :keder, üzüntü, acı Hariç :dış, dışarı, dışında Hırs :şiddetli istek, açgözlülük Hudud :sınırlar, uçlar, ceza gerektiren şer’i durumlar İntac :neticelenme, meydana getirme, doğurma Mahzun :hüzünlü, üzüntülü,kederli Malik: sahib Malik-i hakiki :gerçek sahip Malik-ül mülk :bütün mülkün hakiki sahibi olan Allah Mesnevi-i Nuriye :nurlu parçalar, nurlu manzumeler
|
Musibet :bela, felaket, afet, dert mülk :mal, sahip olunan şey Şefkat :acıyarak sevmek, karşılıksız yardım ve sevgi Tahammül :katlanmak, sabretmek, dayanmak Takat :güç, kuvvet, iktidar Tayin :ayırılmak, belirlenmek Tûl-i emel :bitmeyen sitek, hiç ölmeyecek gibi dünyaya dalmak ve düşünmek Vücud: beden zâil : geçici, yok olucu zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek Zıd :aksi, muhalif, ters Zihin :anlama bilme hatırlama kuvveti Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla
|