Madem bilmüşahede gözümüz önünde görüyoruz ki, gayet derecede san'atlı ve kıymetdarlık ile beraber nihayet derecede bir mebzuliyet var. Ve her bir zihayat fevkalade mu'cizane ve harika ve çok cihazatları bulunan birer makine-i acibe olmakla beraber, sehavet-i mutlaka içinde kibrit çakar gibi bir sür'at-i harika ile gayet derecede kolaylık ve sühulet ve külfetsiz bir surette vücuda geliyorlar. Elbette bizzarure ve bilbedahe gösterir ki, o mebzuliyet ve o sühulet, vahdetten ve bir tek zatın işleri olmasından ileri geliyor. Yoksa değil ucuzluk ve çokluk ve çabukluk ve kolaylık ve kıymetdarlık, belki şimdi beş para ile alınan bir meyve, beş yüz lira ile alınmayacaktı; belki bulunmayacak derecede nadir olacaktı. Ve şimdi saati kurmak ve elektriğin düğmelerine dokunmakla işleyen muntazam makineler gibi vücudları, icadları kolay ve asan olan zihayat şeyler; imtina' derecesinde suubetli, müşkilatlı olacak ve bir günde ve bir saatte ve bir dakikada bütün cihazat ve şerait-i hayatıyla vücuda gelen bir kısım hayvanlar bir senede, belki bir asırda, belki hiç gelmeyecek idi.
(Bediüzzaman Said Nursi - 2. Şua'dan)
Lügatler
Âsân :kolay
Asır :yüzyıl
Belki :bilakis, aslında
Bilbedahe :açık olarak, aşikar
Bilmüşahede :görerek, görmek suretiyle
Bizzarure :zarureten, mecburen
Cihazat :cihazlar, organlar
Fevkalade : adetin üstünde, yüksek bir şekilde
İcad :yaratma, var etme, vücuda getirmek
İmtina :imkansızlık, yapmamak
Kıymetdar : kıymetli, önemli, değerli
Külfet :zahmet, sıkıntı, yorgunluk
Makine-i acibe :acaib bir makine
Mebzuliyet :ucuzluk, bolluk
Mu’cizane :mucize şekilde
Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı
Müşkilat :zorluklar
Nadir :az bulunan, seyrek
Nihayet :son
Sehavet-i mutlaka :tam cömertlik
suret : biçim, şekil
Suubet :zorluk, güçlük
Sühulet : kolaylık
Sür’at-i harika :harika bir hız
Şerâit-i hayat :hayat şartları
Şua :ışık, parıltı
Vahdet: birlik
Vücud : var olmak, varlık
Zat : hürmete layık kimse, kişi
zihayat : hayat sahibi, canlı