Böyle her baharda haşr-i ekberden daha garib binlerle haşirleri inşa eden, mükafat ve mücazat için kudretine nisbeten bir bahardan daha kolay olan haşri yapacağını ve kıyameti getireceğini umum enbiyasına binlerle defa va'd ve ahdeden ve Kur'an’da haşrin vukuuna binlerle işaretle beraber, bin adet ayetlerinde sarahaten tehdid ve taahhüd eden bir Kadir-i Cebbar'ın, bir Kahhar-ı Zülcelal'in o kadar va'dlerini tekzib ve kudretini inkar hükmünde olan inkar-ı haşr hatasını irtikab edenlere Cehennem azabı ayn-ı adalettir.
(Bediüzzaman Said Nursi - 7. Şua'dan)
Lügatler
ahd :vaad etmek, söz vermek, yemin etmek
Ayn-ı adalet :tam bir adaletin gereği
Azab :büyük sıkıntı, dünyada işlenen günahların âhiretteki cezası
Enbiya :nebiler, peygamberler
Garip :tuhaf, hayret veren
Haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
Haşr-i ekber :âhiretteki en büyük diriliş
İnkâr : reddetmek, karşı çıkmak
İnkâr-ı haşr :öldükten sonra dirilmeyi kabul etmemek
İnşa :yapma, vücuda getirme, yaratma
İrtikab :kötü bir işlemek
Kadîr-i Cebbar :istediğini yapmaya ve yaptırmaya gücü yeten(Allah)
Kahhâr-ı Zülcelal :her an kahretmeye yok etmeye gücü yeten ululuk sahibi(Allah)
Kıyamet :dünyanın yıkılıp harap olması, dünyanın sonu
Kudret : güç, kuvvet, iktidar
Mücazat :dua, yalvarış
Nisbeten :kıyasla, oranla
Sarahaten :açıkça, aşikaren
Şua :ışık, parıltı
Taahhüd : söz vermek, üzerine almak, yüklenmek
Tehdid :gözdağı vermek, korkutmak, korkutulmak
Tekzib :yalanlamak
Umum : bütün,tüm, tamam, hepsi
Va’d :söz vermek
Vuku’ :gerçekleşmek, meydana gelmek