Vacib-ül Vücud'un mahiyet-i kudsiyesi, mahiyat-ı mümkinat cinsinden değildir. Belki bütün hakaik-i kainat, o mahiyetin esma-i hüsnasından olan Hak isminin şualarıdır. Madem mahiyet-i mukaddesesi hem Vacib-ül Vücud'dur, hem maddeden mücerreddir, hem bütün mahiyata muhaliftir; misli, misali, mesili yoktur. Elbette o Zat-ı Zülcelal'in o kudret-i ezeliyesine nisbeten bütün kainatın idaresi ve terbiyesi; bir bahar, belki bir ağaç kadar kolaydır. Haşr-i a'zam ve dar-ı ahiret, Cennet ve Cehennem'in icadı; bir güz mevsiminde ölmüş ağaçların yeniden bir baharda ihyaları kadar kolaydır.
(Bediüzzaman Said Nursi - 20. Mektub'dan)
Lügatler
Belki :bilakis, aslında
Cins :çeşit, soy
Dar-ı âhiret :âhiret yurdu
Esma-i Hüsna :Allah’ın en güzel isimleri
Güz :sonbahar
Hak :varlığı hiç değişmeyen,her hakka sahip,ibadete layık
Hakaik-i kâinat :kâinat gerçekleri
Haşr-i âzam :büyük diriliş
İcad :yaratma, var etme, vücuda getirmek
İhya :diriltme, hayat verme
Kâinat : evren, yaratılanların hepsi
Kudret-i ezeliye :varlığın başlangıcı olmayan ve ezelden beri hep var olan Allah’ın kudreti
Mahiyat :esaslar,hakikatler, asıllar
Mahiyat-ı mümkinat :olabilir esaslar
Mahiyet : asıl,esas
Mahiyet-i kudsiye :kutsal esas, kutsal öz
Mahiyet-i mukaddese :mukaddes asıl, kutsal öz
Mesil :benzer, eş, gibi
misal : benzer, örnek
Misli :benzeri, eşi,tıpkısı, aynısı
Muhalif :zıt, birbirine uymayan, karşı duran, karşı
Mücerred :saf, katışıksız, çıplak, yalın
Nisbeten :kıyasla, oranla
Şua :ışık, parıltı
Terbiye :Allah’ın emirlerine itaat ederek ruhen ve cismen yükselmeye çalışmak
Vâcib-ül Vücud :var olması mutlaka gerekli olan
Zât-ı Zülcelal :celal ve büyüklük sahibi Zat(Allah)