Şu fani masnuat fena için değil, bir parça görünüp mahvolmak için yaratılmamışlar. Belki vücudda kısa bir zaman toplanıp, matlub bir vaziyet alıp; ta suretleri alınsın, timsalleri tutulsun, manaları bilinsin, neticeleri zabtedilsin. Mesela, ehl-i ebed için daimi manzaralar nescedilsin. Hem âlem-i bekada başka gayelere medar olsun.
(Bediüzzaman Said Nursi - 10. Söz'den)
Lügatler
Âlem-i beka :sonsuzluk âlemi
Belki :bilakis, aslında
Daimi: devamlı
Ehl-i ebed :âhirette sonsuz yaşayacak olanlar, sonsuzluk ehli
Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan
Fenâ :yokluk, yok olmak, gelip geçicilik, ölüm
mahvolmak :harap olmak, yıkılmak, ortadan kalkmak, bozulmak
Masnuat :yapılanlar, sanatlı yapılmışlar
Matlub :istek, istenilen şey
Medar :sebeb, vesile
Nescedilmek :dokunmak, örülmek, yapılmak
Suret : biçim, şekil
Timsal :nümune, örnek
Vaziyet :durum, hal
Vücud: beden, varlık
Zabtedilmek :tutulmak, kavranmak, kayıt altına alınmak