Hayvan-insan komünal yaşamaya mecbur. Öte yandan biriktirebildiği güç, yaratıcılık kırıntıları birbirinden öğrenmeye, kuşaktan kuşağa aktarmaya dayalı. Yani esas olan toplu ve kendi içinde barışçı bir yaşam.
Gelgelelim ayrık insan toplulukları ölüm-kalım durumlarında birbirlerine karşı dostça davranmayabilirler. Gene de aklımda aksi yönde iki örnek var. Birincisi, bir belgeselde izlediğim "ilkel" kabile "savaşıyordu"; bir tanesi elindeki kargıyı fırlattı, düşmanın kalçasına saplandı, ama hafif bir yaraydı. Düşman acı içinde kaçtı, savaş bitti. İkincisi, Rapa Nui (Paskalya adaları) halkının kuş-adam kültü. Adanın kaynakları tükenince iki rakip kabile birbirlerini öldürmeye çalışacak yerde her yıl bir yarışmayla hangisinin o yıl öncelikli olacğına karar vermeye başlamışlar.
Katekoncuların fikirlerindeki temel sorun bütün bir popülasyonun aydınlanıp çok güzel organize olarak yeni bir toplum projesini gerçekleştirebilecekleri. Bence yeni bir toplumun temelini oluşturan yeni üretim ilişkileri ancak evrimsel bir süreçle ortaya çıkabilir, bir projeyle değil.