Re: GI- İrade (free will)

26 views
Skip to first unread message

Hadi Kahraman

unread,
Sep 1, 2015, 2:12:12 AM9/1/15
to globalint...@googlegroups.com
Free will Türkçe'ye özgür irade olarak yerleşmiştir, sadece irade demek doğru olmaz.

Özgür irade, dinde, hukukta ve felsefede farklıdır. Yazarlar da bunun farkında ve -sanırım- dinsel veya hukuksal özgür iradeye inanan sıradan insanlardan, onların inançlarından söz ediyorlar. Deneylerinin özgür irade hakkında olmadığını belirtmişler.

Makalede geçen Velten-style/like induction neymiş diye merak ettim. Aslında insanda olumlu ruh hali (mood) yaratmak için kullanılan, popüler kültürden bildiğimiz, biraz şarlatanca görüen bir psikolojik teknikmiş "[Theodore] Velten mood induction" (habire olumlu şeyler tekrarlamak gibi). Bkz

http://www.wellbeingwizard.com/index.php?option=com_content&task=view&id=503&Itemid=98
https://imagineer7.wordpress.com/tag/michalko/ sayfasında "HOW TO CREATE YOUR OWN MOOD"

Ama tuhaftır ki [Theodore] Velten hakkında internette hiç bilgi yok. Aramızda bilen var mı?

Her neyse, 70 (bu sayı bana az göründü) üniversite öğrencisine Velten tarzı "beyin yıkama" için şöyle cümleler okutmuşlar:

The determinism sentences included:
  • Science has demonstrated that free will is an illusion
  • Like everything else in the universe, all human actions follow from prior events and ultimately can be understood in terms of the movement of molecules
  • All behavior is determined by brain activity, which in turn is determined by a combination of environmental and genetic factors.

The free will sentences included:
  • I demonstrate my free will every day when I make decisions
  • I am able to override the genetic and environmental factors that sometimes influence my behavior
  • I have feelings of regret when I make bad decisions because I know that ultimately I am responsible for my actions.

Neutral statements emphasized geography, scientific facts, and world events, such as:
  • Oceans cover 71% of the earth’s surface
  • Alkaline power cells generally work longer than ordinary batteries
  • Pocket calculators became common items only after 1970.
Sonra da hepsine başkalarına yardım edebilecekleri 6 senaryo okutup nasıl davranacaklarını sormuşlar.

Özgür irade yanlısı cümleler okuyanlar daha işbirlikçi vs olmuşlar, karşıtı cümleler okuyanlar tersi. Bundan çıkacak sonuç şu: Öğrenciler aslında kötü olmak istiyorlar ama yapacaklarından sorumlu olacaklarına inandıkları için iyi olmaya çalışıyorlar (hukukun temel varsayımı eylemlerinden sorumlu olmak). Eh, tabii ki eylemlerimizin sonuçlarına göre eylemlerimizi düzenleriz. Barışçıl, yardımlaşmacı/dayanışmacı hayvan türleri neden böyle evrimleşmişlerdir? Çünkü bireylerin soylarını sürdürebilmeleri buna bağlıdır, topluluktan dışlanırlarsa hapı yutarlar. Peki denek olan üniversite öğrencileri nasıl bir dünyada yaşıyorlar? Zor durumda olan, belki de hiç tanımadığın birine yardım etmezsen sonucu nedir?

Bence bu deneyin gösterdiği şey, içinde yaşadığımız toplumun ideolojisinin aşırı bireyci olduğudur.


2015-09-01 1:41 GMT+03:00 Mustafa Cemal <mc3...@gmail.com>:
Yakınlardaki bir araştırma, iradeye inanmayanların, daha saldırgan, daha yardıma yanaşmaz ve hileci davrandığını göstermiş (Baumeister, R. F., Masicampo, E., & DeWall, C. N).

http://www-socpsy.l.u-tokyo.ac.jp/karasawa/_src/sc1347/Baumeister20et20al.2028200929.pdf

daha açıklayıcı,
https://psy.fsu.edu/~baumeisterticelab/aemonroe/assets/baumeister---monroe-(2014)-adv.-in-free-will.pdf

--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "GlobalIntelligence" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Mustafa Cemal

unread,
Sep 1, 2015, 7:52:20 PM9/1/15
to globalint...@googlegroups.com
Hocam, bırakalım çeşit olsun.

--- Bugüne dek çeşitliliği savundun, bu iyi bir ahlak. Hayat böyle zaten: Mesela, örneğin, faraza, hepsi eşanlamlı. İng de böyle for exaple, for instance, Üstelik değişik dillerde eşanlamlı sözcükler anlam çeşitlemesine uğrayabiliyor, örn., yüreksiz, kalpsiz. İsteyen istediği terimi kullansın; herkesten aynısını beklemek yerine, özellikle filozof, bilimci, akadamisyen, çevirmen gibi özellikli insanlardan iyi gerekçelendirmelerini beklemek uygun olur.

--- Özgür irade teriminde problemli yan şu: ağırlık kütlenin yüklemi değildir. Bunun gibi özgürlük iradenin yüklemi değildir.  Gelgelelim, kütle engellenirse ağırlığı hissedilmez, bunun gibi özgürlüğü kısıtlanmış birinin, kölenin özgürlüğü gözlenemez. Özgür irade terimi, ancak kısıtlanmamış, serbest irade anlamında kullanılıyorsa anlamlı olur, değilse ağırlıklı kütle demek gibi absürdlük oluşur (Ağırlık ve özgürlük metaforu Hegelden).

--- Araştırmada sözü edilen kısıtlanmış irade olmalıydı. Böyle anlaşılırsa deney de kolay anlaşılır, senin "bireycilik" vargına çabuk varılır. İradesi kısıtlanmış olanlar alt sınıf insanları oluyor. İnsanlar, olağan olarak özgürlüğü kısıtlanmamış insanlara karşı daha yardımsever, daha dürüst, daha toleranslı davranıyorlar. Kendilerinden altta gördüklerine karşı kaba, acımasız, duyarsızlar. Bunun bir örneği bystander apathy diye bilinen deneylerinde verilmiş. Yardıma muhtaç olan kişiye yardım etme tepkisi sadece mahalde bulunan insan sayısıyla değil, madurun sosyal statüsüyle de belirleniyor. Alttaki video ikincisini işlemiş:
https://www.youtube.com/watch?v=OSsPfbup0ac

--- Öte yandan büyük burjuvaların, kendinden alttakileri biyolojik olarak yetersiz, zayıf olduklarına ilişkin kuvvetli bir inançları olduğu ve tersine fakirlerin, evsizlerin, garibanların güçlerine oranla daha çok verici davrandıkları belgelenmiş.

--- Nayonal sosyalizm (örgütlü bencillik) nasıl bir ideoloji ise narsizm (bireyci bencillik) de öyle bir ideoloji, psikoloji, hatta belki en doğrusu din --- kapitalizmin dini.

rehaalpay

unread,
Sep 7, 2015, 8:58:03 AM9/7/15
to GlobalIntelligence
Merhaba,

Bence burada sorun irade denilen şeyin ne kadar bireysel olarak belirlenebileceğini saptamakta. Verdiğimiz tüm kararlar toplumsal koşullar tarafından belirlenmiş bir ortamda veriliyor. Toplumun değer yargılarını göz önüne almadan bir karar vermek söz konusu olabilir mi?

Asıl özgür irade kolektif olarak verilen kararlarda söz konusu olabilir. Orada ise kısıtlamalar daha açıktır. Sözgelimi temsili demokrasi yönetim sistemi olarak dayatılmıştır ve özgür irade mevcut partilerin gösterdiği adaylardan birini seçmeye indirgenmiştir. Referandumlar da farksızdır, seçenekler kimi seçkinler tarafından formüle edilir.

Sonuçta bence özgür iradeden ancak özgürleşmiş bir toplumda söz edebiliriz. Her türlü tahakkümden arınmış bu toplum, kendi değer yargılarını demokratik bir tartışma ortamında kendisi oluşturacaktır. Bu toplumun bireyleri kendi oluşturdukları değer yargılarına, etik ilkelere göre kararlarını vereceklerdir ki, buna kısıtlanmamış bir irade anlamında özgür irade diyebiliriz.

Reha
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintelligence+unsub...@googlegroups.com.

For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "GlobalIntelligence" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintelligence+unsub...@googlegroups.com.

Mustafa Cemal

unread,
Sep 7, 2015, 4:53:26 PM9/7/15
to globalint...@googlegroups.com
Selam Reha,
hem ortaklaşalım hem de ayrılıktan korkmayalım, ayrıları, queer leri bağrımıza basabilelim.
Özgürlük zor konu, ama deneyebiliriz.
Sevgiler.

Querer
Francesca Gagnon
https://www.youtube.com/watch?v=FSMqty4YvtY



On 07.09.2015 15:58, rehaalpay wrote:
Merhaba,

Bence burada sorun irade denilen şeyin ne kadar bireysel olarak belirlenebileceğini saptamakta. Verdiğimiz tüm kararlar toplumsal koşullar tarafından belirlenmiş bir ortamda veriliyor. Toplumun değer yargılarını göz önüne almadan bir karar vermek söz konusu olabilir mi?

Asıl özgür irade kolektif olarak verilen kararlarda söz konusu olabilir. Orada ise kısıtlamalar daha açıktır. Sözgelimi temsili demokrasi yönetim sistemi olarak dayatılmıştır ve özgür irade mevcut partilerin gösterdiği adaylardan birini seçmeye indirgenmiştir. Referandumlar da farksızdır, seçenekler kimi seçkinler tarafından formüle edilir.

Sonuçta bence özgür iradeden ancak özgürleşmiş bir toplumda söz edebiliriz. Her türlü tahakkümden arınmış bu toplum, kendi değyargılarını demokratik bir tartışma ortamında kendisi oluşturacaktır. Bu toplumun bireyleri kendi oluşturdukları değer yargılarına, etik ilkelere göre kararlarını vereceklerdir ki, buna kısıtlanmamış bir irade anlamında özgür irade diyebiliriz.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.

akirabergman

unread,
Sep 8, 2015, 3:35:11 AM9/8/15
to GlobalIntelligence
"Bence bu deneyin gösterdiği şey, içinde yaşadığımız toplumun ideolojisinin aşırı bireyci olduğudur."

Aslında telkine (induction) açık olmak, toplumsal (collective) karar alma işlevlerine açık olmak anlamına geliyor. Bu, telkinin nasıl oluştuğuna da bağlı tabiki. Eğer, örnekteki gibi merkezi telkin ise, merkezi-toplumsal (centralized-collective), yoksa distributed-collective olmuş oluyor. Centralized-collective olayına bireysel olarak ta bakmak mümkün ama, nereden bakıldığına bağlı.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintelligence+unsub...@googlegroups.com.

Hadi Kahraman

unread,
Sep 8, 2015, 4:06:17 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Deneydeki telkin, deneklerin tüm yaşamları boyunca maruz kaldıkları telkinle (gemisini kurtaran kaptan, her koyun kendi bacağından asılır, vb) ilişkili olarak anlaşılabilir.

8 Eylül 2015 10:35 tarihinde akirabergman <akirab...@gmail.com> yazdı:
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.

For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "GlobalIntelligence" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.

Akira Bergman

unread,
Sep 8, 2015, 4:31:32 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Doğru, ama telkinle yönlendirilebilir olması bireyciliği zayıflatıp toplumsal (collective) duruma getiriyor. Yani bugün böyle karar veren bir kişi yarın şöyle karar verebileceğinden, bireyciliğini başkaları tarafından kullanılabilirlikten kurtaramıyor.

--
You received this message because you are subscribed to a topic in the Google Groups "GlobalIntelligence" group.
To unsubscribe from this topic, visit https://groups.google.com/d/topic/globalintelligence/qPMkuNcNbuQ/unsubscribe.
To unsubscribe from this group and all its topics, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.

Hadi Kahraman

unread,
Sep 8, 2015, 4:52:17 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Haaa, ben de Akbanka gidiyorsun sanmıştım :-)
"Bireysellik ~ özgürlük/bağımsızlık" çağrışımı kafamıza kazınmış hurafelerden biridir. Bireycilik bireysel bir seçim değildir.

8 Eylül 2015 11:31 tarihinde Akira Bergman <akirab...@gmail.com> yazdı:

Akira Bergman

unread,
Sep 8, 2015, 5:01:14 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Benzer bir argüman toplumsallık için de geçerli. Yani toplumsallık toplu bir seçim midir?

Akira Bergman

unread,
Sep 8, 2015, 5:05:52 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
---> toplumculuk toplu bir seçim midir?

Hadi Kahraman

unread,
Sep 8, 2015, 5:45:58 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Değildir.

8 Eylül 2015 12:05 tarihinde Akira Bergman <akirab...@gmail.com> yazdı:

Akira Bergman

unread,
Sep 8, 2015, 6:36:32 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Bu gerçek, (pür) toplumculuğu (komünizm) bir hurafe yapmaz mı?

Hadi Kahraman

unread,
Sep 8, 2015, 6:42:34 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Marx'ın dediği gibi insanların bilinçlerini toplumsal varlıkları (içine doğdukları üretim ilişkileri) belirler. Hegel'in dediği gibi felsefe arkadan gelir, Minervanın baykuşu şafak sökerken öter.

Komünizm, yeni türde üretim ilişkilerinin motoru ve mihenk taşı olduğu bir düşünce değil de bir ütopya olduğu ölçüde hurafedir.

8 Eylül 2015 13:36 tarihinde Akira Bergman <akirab...@gmail.com> yazdı:

Akira Bergman

unread,
Sep 8, 2015, 6:57:25 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Marx'ın dediğine önemli bir olçüde katılıyorum, ama insanların biliçlerini genetik miras ta belirler. Bu iki belirlemeyi ve aralarındaki ilişkileri klasik anlamda mutlak olarak görmemek, yani bireyden başlayarak bütün toplumsal guruplanmaları köşeye sıkıştırmamak gerekir. İlişkilerde her zaman belirlilikler kadar belirsizlikler de vardır.

Ben bireyciliği ve gurupçuluğu "enough room to play" anlamında anlıyorum. Burdaki "enough" ta tam belirlenemez.

Akira Bergman

unread,
Sep 8, 2015, 7:08:55 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
---> genetik (ve kültürel) miras

Hadi Kahraman

unread,
Sep 8, 2015, 7:10:25 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Kuşkusuz Marx ta kendi söylediğine önemli bir ölçüde katılıyordu :-) Adam öldüğüne göre rahatça sallayabilirim: Eğer Marx evrimsel mekanizmaları, evrimin matematiğini, popülasyon genetiğini falan bilseydi çok daha şahane şeyler söylerdi.

8 Eylül 2015 13:57 tarihinde Akira Bergman <akirab...@gmail.com> yazdı:

Akira Bergman

unread,
Sep 8, 2015, 7:11:42 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
:)

Mustafa Cemal

unread,
Sep 8, 2015, 11:57:40 AM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Gerilimci üslubu seviyorsun, kullanıyorsun, ama bunun en çok etkisinde kalan gene sen oluyorsun gibi bir his uyanıyor Hadi hocam: Baykuşu horoz yapmışın:)

Mustafa Cemal

unread,
Sep 8, 2015, 5:26:22 PM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Arkadaşlar, maddeleyerek yazmamın dayatmacı bir ruh haliyle ilgisi kesinlikle yok, kolaylık sağlayacağını sanıyorum. Tümcelerimdeki kesinlik de ruhunu yansıtmıyor, Bohr gibi yaklaşıyorum.*

a) Genetik ve kültürel mirasla yoğruluruz, doğar doğmaz topyükün kozmozun bıraktığı dünya içerisine düşeriz ve düştüğümüz yerden bir daha asla tam olarak doğrulamayız. Bunun insan için çarpıcı örneği dil; kimse sonrdan ikinci bir dili ana dili gibi öğrenemez (erken yaşta yurdundan ayrılanlar belki). Ünlü bir söz var; "çağı insanın derisi gibidir." Hegel demiş, Marx yinelemiş.

b) Bilinç sözünden bilen'i anlıyorum, bu söz dolaysızca bilen ve bilinen ikiliğini içeriyor; bilinen de içeride, yani bendeki dış.
Bildiğime göre davrandığımda dünyaya toslamıyorsam, dünya beni itip kakmıyorsa, biliyorum derim. Bu durum doğrusunu bildiğiminin garantisi değil, ama dünyayla uyumlu bir ilişki kurduğum açık.
Bu iç dünyanın nasıl oluştuğu sorusunu yanıtlamayı sonraya bırakarak, insanın özgüllüğünün, karakterinin, kendi bilincini kendisinin belirlemesidir diyeceğim.
Bu temelde, sosyalizm, komünizm, ekolojizm, anarşizm vb., türlü insancıl-doğacıl savlar, ancak ve ancak, düşünen, tasarlayan ve buna göre davranan insanın eylemliliğinin sonucu olabilir. Başka türlüsü olanaksızdır; maymunun önüne daktilo verip yaz bakalım maymunun türeyişini denilemeyeceği gibi.

c) "Üretim ilişkileri" diye soyutladığımız ilişkiler bütünü, topluca yapısalcıların sandığı gibi tarihsiz ve geleceksiz değildir, evrim halindedir ve dolayısıyla çelişkilidir. Belirli üretim ilişkileri içerisinde yaşayan insanların bilinçleri, bu çelişkiyle de belirlenir. Bunların aykırı, öncü olanlarına devrimci diyoruz.

d) Hegel'in söz konusu görüşüne fazla bel bağlamasak! Hegel bulunduğu üretim ilişkileri içerisinde köleciliği dolaylı onaylayacak kadar ileri gitti, kabaca gerekçesi şuydu: Serbest bırakırsanız ölürler, yavaş yavaş bırakılmalılar. Böyle düşünüyordu, çünkü beklentisi sadece hükmedenlerin, hükümdarların kararlarına indirgemişti, tespiti doğruydu, ama zaten hükümdarlar da öyle düşünüyordu ve öyle davrandılar. İkinci olarak, i) Hegel'in edimlilik vurgusu yerindedir, çünkü kimse yeterli bilgiyi sağlamadan sağlıklı yorum yapamaz; ii) yersizdir, çünkü gelecek bugündedir, yoksa devinim olamazdı. "Nasıl bir toplum olmalı?" sorusunu boş gevezelik ilan etmek  Hegel'in kendi kuramıyla uyumsuzdur. Tersine, insanın özgüllüğünden dolayı nasıl bir dünya olacağını, bu soruyu soranlar ve yanıtlayanlar belirleyebilir,  bu soruyu sadece hükümdarların sorup yanıtlamasını istemiyoruz.

e) Ne kadar karmaşık, ayrıntılı, kapsamlı düşünürse düşünsün, insanı, hem kendi amaçlı eylemlerinin gerçekleşen sonuçları hem de aynı eylemin amaçlanmamış sonuçları belirler. Belirsizlik kaldırılamaz:  Neyin edimleneceğini kimse önceden tamlıkla bilemeyeceği gibi tersine, ne edimlenen  olması zorunlu olduğu (olanaklar edimlenenlerden hep daha zengindir) ne de edimlenenin evrimin sonu olduğu söylenebilir.

Sevgiler.

* "Söylediğim her önerme, bir soru olarak anlaşılmalıdır, bir olumlama olarak değil." *
“Every sentence I utter must be understood not as an affirmation, but as a question.” Niels Bohr.

Reha Alpay

unread,
Sep 8, 2015, 8:47:51 PM9/8/15
to globalint...@googlegroups.com
Merhaba,

Güzel sorular, sonraya bırakarak demişsin ama yine de bir öneride bulunacağım:

"Bu iç dünyanın nasıl oluştuğu sorusunu yanıtlamayı sonraya bırakarak,
insanın özgüllüğünün, karakterinin, kendi bilincini kendisinin
belirlemesidir diyeceğim"

Burada "potansiyel olarak kendisinin belirlemesidir" demek daha doğru
olmaz mı? Tabii bu potansiyeli Hegelgil bir potansiyel, yani giderek
kendini gerçekleştiren ve daha fazla gerçekleştirmeye yönelen bir
potansiyel olarak ele almak kaydıyla. 20 bin yıl önceki insanın
bilincini kendisinin belirlemesiyle bu günkü insanınki birbirinden çok
farklı. Doğayı tanıdıkça, keşfettikçe bilinci belirlemek de daha ileri
boyutlara ulaşıyor. Ayrıca hiyerarşik toplumsal ilişkilerin yarattığı
"yanlış" bilinci aşma potansiyeli artıyor.

Sevgiler,

Reha

Hadi Kahraman

unread,
Sep 9, 2015, 1:22:30 AM9/9/15
to globalint...@googlegroups.com
Datça'da horozumuz her şafak sökerken ötüyor da ondandır :-)

8 Eylül 2015 18:57 tarihinde Mustafa Cemal <mc3...@gmail.com> yazdı:

Mustafa Cemal

unread,
Sep 9, 2015, 8:06:11 PM9/9/15
to globalint...@googlegroups.com
Baykuş predator olduğundan bu sözü sevemedim zaten, seninki daha iyi:)

Hadi Kahraman

unread,
Sep 10, 2015, 1:26:55 AM9/10/15
to globalint...@googlegroups.com
Ben baykuşlara minnettarım, yoksa farelerle başa çıkamazdık. Datça'daki eski evimizin çatı havalandırma penceresinin girintisini gündüzleri otel olarak kullanan bir kukumavımız (en küçük baykuş türü sanırım, ku-ku-mavvv gibi bir ses çıkarır) vardı. Geceleri elektrik tellerinin üstüne tüneyip tarlaları gözetler, av gördü mü sessizce pike yapardı.

Horozumuz tam hain evlat Ökkeş. Sabah kümesi açınca ilk dışarı çıktığında üstünde bir saldırganlık oluyor, dikkat etmezsen arkadan sessizce yaklaşıp iki pençesiyle baldırlarına çifte atıyor. Kalleş n'olacak !-)

10 Eylül 2015 03:06 tarihinde Mustafa Cemal <mc3...@gmail.com> yazdı:

Mustafa Cemal

unread,
Sep 10, 2015, 9:02:23 AM9/10/15
to globalint...@googlegroups.com

Hadi Kahraman

unread,
Sep 10, 2015, 9:15:17 AM9/10/15
to globalint...@googlegroups.com
Bu kıs kıs gülüyor mu ne?

10 Eylül 2015 16:02 tarihinde Mustafa Cemal <mc3...@gmail.com> yazdı:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages