
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "GlobalIntelligence" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintelligence+unsub...@googlegroups.com.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.


Minangkabaularda da toplumun en küçük birimini anne ve çocukları oluşturuyor. Bu birimler, ortak anneler yoluyla birleşerek paruik denilen alt soyçizgisini kuruyorlar. Paurik, rahim demek (koruyan, koruyucu). Paurik, geleneksel ortak ev anlamına gelen rumah gadang’da ikamet ediyor. Bu evde, yaşlı kadınlar için, evlenmemiş kızlar, çocuklar, evli kadınlar ve kocaları için ayrı odalar bulunuyor. Oğlanlar 7 yaşından sonra ayrı bir ortak mekanda yaşamaya başlıyorlar. Evin erkekleri sadece ananın ve kızlarının erkek kardeşleri olabiliyor. Bir erkek evlendiğinde, yaşamını önceki gibi ana rahminde sürdürüyor. Koca ortak eve anca gece gizlice veya yemek zamanında gelebiliyor. Bir de, hastalandığında bu eve getiriliyor, sağaltımı, bakımı ve rahatı burada sağlanıyor.
Ortak ev’in nüfusu arttıkça hemen yanına yeni biri inşa ediliyor. Bu yolla ana ata odağında kurulmuş soyçizgileri birleşerek sapaurik adı verilen oymağı oluşturuyor. Sapaurik, aynı rahimden olanlar demek. Müslüman bir toplum Minangkabau. Müslümanlığı benimseyişleri 16’ıncı yüzyıla uzanıyor. Müslümanlık ile anacıl toplumsal örgütlenme ve pratiklerini, “adet” kavramıyla uzlaştırmışlar. Ortak evin başka bir adı da adet evi.
Arazi, tarla, ev, hayvanlar anadan kızına miras kalıyor. Ata mülkiyeti denilen bu mülkiyet, aslında bir ortak mülkiyet biçimi. Alınıp satılması olanaklı değil. Bir de, bireylerin kişisel tasarrufunda olup elden çıkarılabilen ve kocanın çocuklarına ata mülkiyeti sistemine girmeksizin dağıtabildiği bireysel mülkiyet biçimi var. Fakat çocuklara devredilince sonraki kuşakta ata mülkü oluyor.
Dayının özsel bir rolü var. Çocuklar ile dayı arasındaki bağ babalarınkinden daha kuvvetli. Bildiğimiz ailedeki babanın sorumluluklarını dayı, kız kardeşlerinin çocuklarına karşı taşıyor. Anne ölürse çocuklar ananın ailesinde kalıyor. Boşanma durumunda da, kocanın tek yapacağı karısının evindeki eşyaları toplayıp gitmek oluyor. Ama bu erkeğin gözden düşmesi anlamına gelmemektedir. Kocalığın etkisizleşmesi ölçüde dayılık önem kazanıyor. Yönetsel ve ekonomik kararlar dayı ile birlikte alınıyor.
Kadından doğmanın ayrı cins kardeşler arasında zorunlu bir eşitsizlik nedeni olmaması gibi, mülkiyetin kadın yoluyla devri de ortak mülkiyet biçimi altında cinsler arası tahakkümcü ilişkileri zorunlu kılmaz. Bu yüzden, böyle bir toplumsal ilişkiyi dile getirmekte anaerkil yerine anacıl terimi daha yerinde görünüyor.
Oysa ister baba ister ana olsun, ata erki, bir cinsin öteki cins üzerinde tahakküm kurduğu politik bir örgütlenmedir. Ama bildiğimiz bütün ataerkil toplumlar babaerkil biçimdedir ve erkek, bir cins olarak kadına hükmetmektedir. arkeologların ve antropologların mitsel anlatılar dışında izine rastlayamadıkları babaerkil toplumun simetriği olan anaerkil toplumdur.
olağan üstü boyuttadır. Öyle
ki, Hodder’e göre, sığırı, şenlik ve ritüeller için ayırmışlar
sırf bu simgecilik yüzünden evcilleştirmemişlerdir. Duvarlar
alçı boğa başlarıyla donatılmış, ev içinde neye yaradığı henüz
anlaşılamayan dikitler üzerine boğa başları yerleştirilmiştir.
Sığır simgeciliği Minangkabau’da da baş önemdedir.
Minangkabau, galip (Minang) sığır (kabau) demek.
Bir görüşe göre boynuzlu sığır başı kadın üreme organını
simgeliyor. Öyle olsun veya olmasın, Minangkabau kadınları,
boynuz biçimi verilmiş şapkalar giyiniyorlar. Evlerinin
çatılarını boynuz biçimli inşa ediyorlar.
Acaba
bu, Çatalhöyükte’de anasoylu bir örgütlenmenin varlığına
belirti olabilir mi? Çatalhüyük’ün sunduğu en büyük bilmece,
nasıl olup da bu kadar büyük nüfusun hiyerarşik bir örgütlenme
olmadan dip dibe yaşadıkları sorusuydu. Buna bir yanıt anacıl
örgütlenme modeliyle de verilebilir görünüyor. Bir çember
çizelim. Kadın ve erkek başlangıçta Çatalhöyük’de bu dairenin
içinde olsun. Yani her şey evde ve ev içindir. Kadın erkek
eşitsizliği, erkeğin dışarı çıkmasıyla başlar. O andan
itibaren her başarısı kendiliğinden kadını içeride tutsak
kılan hapishane duvarlarını örer. Minangkabau kadınları bunun
tersini başarmış görünüyor. Sanki şatolarının duvarlarını
kendi elleriyle örmüşler. Erkeği dışarı gitmeye
yüreklendiriyorlar. Bu çarpıcı geleneğe merantau, dışa
gitmek deniyor. Erkek olmak için merantau
zorunludur. Ama bir bedeli var bunun, dışarıdaki aşklarını
kalbine gömmesi bekleniyor. Bu yolla toplumun içeriden
bölünmesi önleniyor ve bölünme mekana kaydırılıyor.
Çatalhöyük kazlarında bulunan leopar başlı koltuğa kurulmuş minik kadın heykelciği, Çatalhöyük’ü şişman kadınlarının toplumsal konumuna ilişkin nasıl bir fikir verebilir? Çatalhöyük’te sığır simgeciliği
Çatalhöyük’ün çevresindeki balçık alan kadar kesinlikli ayırdedilmiş bir mekanda yaşayan anasoylu oymaklardan oluşan yönetsel birimde (nagari), erkek baş rolü oynuyor. Ama tıpkı Çatalhöyük’teki gibi ne bu iş için özelleşmiş bir binası, ne toprağı, ne de ordusu var. İşte asıl korunan, binlerce yıldır çok çeşitli toplumların etkisi ve hükmü altında varlığını sürdürebilen toplumsal birim, ana yurt budur.
Çatalhöyük’ü anlamakta ne ölçüde yardımcı
olabileceği bir yana, Minangkabau bana, ilk toplumların anacıl
olabileceği tezini “Analar (1861)” kitabıyla ilk ortaya atan J.
J. Bachofen’i anımsatıyor. mc.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.
"Urfa merkezine 25 dakika uzaklıktaki Göbeklitepe’de Alman Profesör Hauptmann başkanlığında1994’de başlayan kazılarda, dairesel bir salonun ortasında, yaklaşık 20 ton ağırlığında olduğu tahmin edilen taşlarla kurulmuş, karşılıklı birbirine bakan “T” şeklinde iki taş blok bulundu. Taşın tam ortasındaki yaban domuzu kabartması, “usta” işiydi. Benzer odalar kazı ilerledikçe ortaya çıktı. Çevredeki tüm yükseltiler kireçtaşı iken, buluntunun yer aldığı 300 metre çapındaki tepe toprak yığınıydı. Bu toprağın vadiden taşındığı ileri sürülmekteydi. Nasıl olduğu muamma! Başka sorular da vardı: Bu insanlar hangi üretim sürecini yaşıyorlardı? Çevrede herhangi bir çanak-çömlek işçiliğine rastlanmaması “avcı ve toplayıcı” olduklarını akla getiriyordu. Fakat karşı karşıya olduğumuz mimari “avcı ve toplayıcı” bir topluluğun sınırlarını aşıyordu. Bir mağara resmi ile değil, insan eliyle biçimlendirilmiş, tonlarca ağırlıkta taş bloklara yapılmış resimlerle yüz yüzeydik. Toplu halde ve çok sayıda, çakmaktaşından yapılmış aletler, balta ve bıçaklar bulunmuştu. Bu da alet yapım atölyelerini akla getiriyordu. Tüm bu öyküde bize en çarpıcı gelen iki bulgu vardı. Birincisi, kazı sırasında bulunan odun kömürü parçalarından karbon-14 yöntemiyle alınan tarih MÖ 9000’e işaret ediyordu ve bu tarih olasılıkla bu şaşırtıcı blokları dikenlerin değil, yıkanların, toprakla dolduranların yaşadığı dönemin tarihiydi. Yani neolitik çağla ilgili bilgilerimizin yeniden “inşasını” gerektirecek bulgularla ve belki de yeni bir uygarlıkla karşı karşıya idik. İkincisi, belki arkeolojik önemi çok sınırlı, bizim alanımız içinse çok kıymetli bir bulguydu; Göbeklitepe’nin zirvesinde “T” bloklar gibi taş yığma duvarlarla çevrelenmiş, ‘başları kıbleye doğru uzatılmış’ iki yatır hala ziyaret yeriydi. Uygarlığın maddi ipuçlarını yerin altında çıkartmaya çalışırken, yeryüzünde kutsallığın izleri apaçıktı. Belki de tepe, 11 bin yıllık öyküsünde hep kutsal bir alan olarak bilindi."
Yazının tamamı, Mustafa Hoca'nın sözünü ettiği ataerkillik /anacıllık üzerinde durmaya çalışıyor. Merak edilirse tamamı şu bağlantıda var:
http://fraksiyon.org/on-bin-yilin-nefesi-anadolu-ruhsalligi/
selamlar, sevgiler
cemal
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "GlobalIntelligence" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "GlobalIntelligence" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.