Devrim ne demektir?

16 views
Skip to first unread message

Mustafa Cemal

unread,
Oct 25, 2015, 6:15:47 PM10/25/15
to GlobalIntelligence
Toplumsal devrim, üretim ilişkilerinin değişmesi demektir.
-- Üretim ilişkileri, insanların geçim ve üretim araçlarını, kendi biyoljik ve kültürel varolumlarını üretirken birbirleriyle girdikleri ilişkilerin tümüdür. Üretim ilişkilerine, toplumsal ve doğal zenginliğin mülk edinme ilişkileri tekabül eder. Üretim araçlarının sahipliğinin veya yönetiminin, özel kişilerin veya tüzel kişinin tek elinde tutulması o toplumsal sistemin sınıflaştığının kesin göstergesidir. Öyleyse, devrimler sınflaşmayı ortadan kaldırmak zorunda değildir.
-- Çağımızda ancak ve ancak sosyalist devrim olabilir diyenler var. Bunlar devrim sözünden sadece sosyalizmi anlıyorlar. Sosyalizm veya toplumculuk terimini benimsiyorum. Sınflaşmış, kastlaşmış, hatta tabakalaşmış sistemlerin toplum tanımına alınmaması gerektiğini düşünüyorum, çünkü bunlar insanın sömürülmesine, emeğine gizli (rızaı sağlanarak) veya açık cebirle el konulmasına dayanırlar ve başka türlü yaşamaları olanaksızdır.
-- O halde toplum kurulmalıdır. Toplum devlet değildir, sosyalizm devletçilik değildir; devletçi yaklaşımlar bunu unutturdu, öncelikle bu açıklığa kavuşturulmalı.
-- İnsan kendi biyolojik ve kültürel evriminin pasif değil etkin aktörüdür --toplumsal yaşam karmaşıklaştıkça biyolojik evrim ivmeleniyor. Geleck, bugünün insanının düşünme ve davranış biçimlerinden kopuk olarak oluşamaz. Bilerek ve bilmeyerek, ikisi birlikte, insan kendi toplumunu, yani kendini, kendi eliyle yapar, insan kendi kendisini yapar.
Bu çerçevede bir öneriyi yendinen dikkatinize getirmek istiyorum.

Sevgiler.

Hadi Kahraman

unread,
Oct 26, 2015, 2:16:34 AM10/26/15
to globalint...@googlegroups.com
Toplumsal devrimi Marx'ın "Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı"da nasıl anlattığına bakalım:

Ulaşmış olduğum ve bir kez ulaşıldıktan sonra incelemelerime kılavuzluk etmiş olan genel sonuç, kısaca şöyle formüle edilebilir: Varlıklarının toplumsal üretiminde, insanlar, aralarında, zorunlu, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar; bu üretim ilişkileri, onların maddi üretici güçlerinin belirli bir gelişme derecesine tekabül eder. Bu üretim ilişkilerinin tümü, toplumun iktisadi yapısını, belirli toplumsal bilinç şekillerine tekabül eden bir hukuki ve siyasal üstyapının üzerinde yükseldiği somut temeli oluşturur. Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır. İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır. Gelişmelerinin belli bir aşamasında, toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine ya da, bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan, mülkiyet ilişkilerine ters düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler. O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar. İktisadi temeldeki değişme, kocaman üstyapıyı, büyük ya da az bir hızla altüst eder. Bu gibi altüst oluşların incelenmesinde, daima, iktisadi üretim koşullarının maddi altüst oluşu ile —ki, bu, bilimsel bakımdan kesin olarak saptanabilir—, hukuki, siyasal, dinsel, artistik ya da felsefi biçimleri, kısaca, insanların bu çatışmanın bilincine vardıkları ve onu sonuna kadar götürdükleri ideolojik şekilleri ayırdetmek gerekir. Nasıl ki, bir kimse hakkında, kendisi için taşıdığı fikre dayanılarak bir hüküm verilmezse, böyle bir altüst oluş dönemi hakkında da, bu dönemin kendi kendini değerlendirmesi gözönünde tutularak, bir hükme varılamaz; tam tersine, bu değerlendirmeleri maddi hayatın çelişkileriyle, toplumsal üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki çatışmayla açıklamak gerekir. İçerebildiği bütün üretici güçler gelişmeden önce, bir toplumsal oluşum asla yok olmaz; yeni ve daha yüksek üretim ilişkileri, bu ilişkilerin maddi varlık koşulları, eski toplumun bağrında çiçek açmadan, asla gelip yerlerini almazlar.


26 Ekim 2015 00:15 tarihinde Mustafa Cemal <mc3...@gmail.com> yazdı:

--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "GlobalIntelligence" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to globalintellige...@googlegroups.com.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Mustafa Cemal

unread,
Oct 26, 2015, 2:16:33 PM10/26/15
to globalint...@googlegroups.com
Bakalım. Yazıldığı bağlamı, amacını, etkisini irdeleyelim. Yapı metaforuna, alt üst karşıtlığına göz atalım. Biraz izin verir misin. Bu paragrafta en çok çiçek metaforunu dikkat çekici buldum.

Mustafa Cemal

unread,
Oct 27, 2015, 7:05:49 PM10/27/15
to globalint...@googlegroups.com
Bu önsözü tümden iredelemeye alsak iyi olur. Paragrafın son cümlesini ve sonraki cümleyi şöyle çevirdim:
"Toplumsal bir oluşum, üretici kuvvetleri yeterince gelişmeden asla yıkılmaz ve maddi varolum koşulları eski toplumun rahminde (im Schoss) olgunlaşmadan (ausgebrütet, kuluçkadan çıkmak) yeni daha üstün üretim ilişkileri asla eskisinin yerini alamaz. Bu yüzden insanlık önüne hep ancak çözebileceği problemi (Aufgaben) koyar, çünkü dikkatlice irdelenirse görülür ki, problem zaten çözümünün maddi koşulları, önümüzdeyse veya hiç değilse oluşuma sürecindeyse ortaya çıkar."*
-- İnsanlık sözüne dikkat çekerim. Kapital i hem Marx yazdı hem insanlık. Tümüyle Marx'a ait tek bir sav bile bulunamaz. Bunu Huygens ve Newton arasındaki gravite formülü üzerindeki çekişme vesilesiyle de konuşmuştuk.
-- Marx'ın bu sözünde bence bir sorun yok. Dediklerine katılıyorum.
-- Burada "maddi" sözüyle dile getirilen içerisinde insan eylemi de var. Benim için başka insanlar maddedir, üzerimde türlü etkide bulunuyorlar. Kendi düşüncelerini (benimsedikleri veya ürettikleri) hayata geçiriyorlar veya başkalarının güdümü altında onların düşüncelerini eyliyorlar. Bu eylemler ile yüzüme güneş vurması benim için eş. Benim eylemlerim de başkaları için maddi. Maddi sözünden, bana dışkın olup, irademe rağmen üzerimde doğrudan veya dolaylı etkide bulunanı anlıyorum, en azından bu metinden anlaşılan bu.
-- Katekon üzerinde yeniden düşünmeye, çevirmeye başlayalım mı, önerim bu. Bir kişi tamam desin yeter. Bir kişi hayır derse GI ortamında yapmayız.

Sevgiler.

*
http://www.tkip.org/index.php?id=285&tx_ttnews[tt_news]=246&cHash=a4d155dc3cd3848052851d35e8744696
https://www.marxists.org/archive/marx/works/1859/critique-pol-economy/preface.htm

http://www.mlwerke.de/me/me13/me13_007.htm
"Eine Gesellschaftsformation geht nie unter, bevor alle Produktivkräfte entwickelt sind, für die sie weit genug ist, und neue höhere Produktionsverhältnisse treten nie an die Stelle, bevor die materiellen Existenzbedingungen derselben im Schoß der alten Gesellschaft selbst ausgebrütet worden sind. Daher stellt sich die Menschheit immer nur Aufgaben, die sie lösen kann, denn genauer betrachtet wird sich stets finden, daß die Aufgabe selbst nur entspringt, wo die materiellen Bedingungen ihrer Lösung schon vorhanden oder wenigstens im Prozeß ihres Werdens begriffen sind. In großen Umrissen können asiatische, antike, feudale und modern bürgerliche Produktionsweisen als progressive Epochen der ökonomischen Gesellschaftsformation bezeichnet werden."


On 26.10.2015 08:16, Hadi Kahraman wrote:

Hadi Kahraman

unread,
Oct 28, 2015, 6:18:56 AM10/28/15
to globalint...@googlegroups.com
Datça yolcusuyum, bir kaç gün kayıbım.

28 Ekim 2015 02:05 tarihinde Mustafa Cemal <mc3...@gmail.com> yazdı:

Mustafa Cemal

unread,
Oct 28, 2015, 7:00:01 PM10/28/15
to globalint...@googlegroups.com
Katılımcı Ekonomi kitabının şimdiye kadar hazırladığımız bölümleri burada,
http://ortayerde.wikispaces.com/KatilimciEkonomininPolitikEkonomisi
http://ortayerde.wikispaces.com/PEPE_Giris

Birinci bölümü yeniden ele alacağım, düzeltilecek bir yer bulursan metnin tümünü yolarım.*
Bunun bir felsefe metni olarak düşünülmesi isabetsiz olmaz. İyi sorular ortaya atılabilirse, iyi eleştiriler yapılabilirse harika olur. Etkileşmek, tartışma başlatabilmek için ilgili bölüm hakkında, kısa tanıtıcı ve kavramsal metinler yolluycam.
Diyalektiği sevmeyen yeni katılanlar için söyleyeyim, bu kitabın yazarları diyalektikçi değil. Diyalektikçiler zaten herkes gibi biçimsel mantık eğitimini almış insanlar, bu metin onlar için de iyi bir düşünme ortamı sağlayacaktır.

Bir süre Hadi ile birlikte götüreceğiz, ama herkesin katılmasını çok isterim. Bu vesileyle herkes kendi ekolünü tanıtma, belki öğretme fırsatı bulur. An azından birlikte düşünmüş oluruz.

Hadi'nin çok çok yoğun bir yaşantısı olduğunu biliyorum, yetemezse veya canı istemezse ve başka katılan olmazsa bırakırız.
Şimdiye kadar kimseden GI da yazılıp çizilenler hakkında negatif bir yaklaşımla karşılaşmadım, tersine sorduklarım veya kendisi söze girenler hep övücü davrandılar. Ancak, başka bir konu açılmaz ve bu girişim de başarısız olursa, GI nın kapatılması doğru olabilir.

Sevgiler.


* Yayın evi kurulursa orada yayınlanacak, değilse sadece internette kalacak.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages