bu kadar soruyla başa çıkabilir miyim ama düşünmek için iyi kaldıraçlara benzerler.
ölmekle ile öldürmek sonuçları bakımından benzer olsalar da öldürmenin yaşam tarafında kaldığını ikinci sorunuza atfen bile öne sürülebilir.
Hücresel düzeyde programlı bir ölme olduğu biliniyor, ama evrimsel boyuta nasıl taşınır bilmiyorum. hücresel olarak apopitozis yaşamın organize olmasını sağlar. hücre yeri ve zamanı geldiğinde bu programa direnme eğilimindeyse kanserleşir. fötal dönem organizasyonunda bu çok daha belirgindir, hücre göçleri, toplu ölümler gibi. ama hücre ölümü ile insan ölümünü eşitlemek doğru olmaz sanırım.
insanın beklenen bir yaşam süresi var ve bu giderek uzamakta, üstelik popülasyon artma eğilimini sürdürdüğü halde beklenen yaşam süresi halen artış eğiliminde
Freud ben ve o/ego ve id metninde kültürel görünümlerin genetikte karşılık buluyor olması gerekliliğini savlar
freuddan alıntılarsam
"En başta Ben’in yaşantıladıklarının kalıtım sırasında yitip
gittiği sanılır, fakat birçok kuşak boyunca birbirini izleyen bireylerde sık ve
yeterince güçlü olarak tekrarlandığında, bunlar dönüşerek O’nun yaşantılarına
yerleşir ve izlenim- leri de kalıtım yoluyla korunur. Böylelikle kalıtım
yoluyla devredilebilen O, sayısız Ben varoluşunun kalıntılarını içinde taşır ve
Ben kendi Üst-Ben’ini O’dan yarattığında belki de sadece eski Ben varlıklarını yeniden ortaya çıkartır, onların dirilmesini sağlar."
yine freud bu ikinci dürtü kuramını ben ve o metninin serimlemeye çalışır. bu noktada bu çaba daha kliniğe yakındır.
freud bu metninde ikinci topiği öne sürer, bilinç, bilinç öncesi ve bilinç dışı üçlüsüne o, ben ve üstben dizgesini ekler. dürtü kuramını da yeniler
freud çoğu kez cansız olandan ya da tek hücrelilerden düşünmeye başlar.
yine aynı metinden
Bu
iki güdünün her biri özgün fizyolojik bir sürece (oluşum ve bozuşum)
bağlıydı; her canlı madde parçasında iki güdü de etkindi, ama bunlar eşit ol-mayan bir karışım halindeydiler, öyle ki; herhangi bir madde Eros’un
temsilciliğini üstlenebilirdi
freud'un zorluğu burdan kültüre gelirken belki de
"Biyolojinin ve insan türünün O’da yarattığı ve geride bıraktığı şeyler,
Ülkü’nün oluşumuyla Ben tarafından devralınır ve bireysel olarak yeniden
yaşanır. Ben-ülküsü bu oluşum sürecinin sonucu olarak, bireylerin türoluşsal
edimleriyle, kökensel miraslarıyla en zengin bağlara sahiptir"
sorularınıza yanıt vermekten çok soruların bana verdiği çağrışımları paylaştım umarım mazur görürsünüz
sevgiler
İshak