Sıkıntı karşı-devrimcidir!
Situationist hareketin, bir sloganı, hem marksizme hem anarşizme
eleştiri yöneltmişler.
Şöyle de söyleyebiliriz; otoriter, alaycı, saldırgan, narsist
davranış biçimlerini normlaştıranlar, teorileri yoluyla
yasalaştıranlar, insan ilişkilerini ceheneme çeviren yamyamları
meşru gösterenler elbette karşı karşı devrimcidir.
Sürekli sıkıntı, stres ortamı, gereksiz bir
kortizol
salımına yol açıyor, şişmanlıktan, cinsel istek
azalmasına, dikkat bozukluğundan geri zekalılaşmaya her türlü
musibetin sorumlusu. Bulunduğu ortama neşe, huzur verecek yerde
bilmeyerek veya bilerek öfke, nefret, kin, haset, fitne, fesat
sokuşturanlar tehlikeli derecede ruh ve beden sağlığını bozuyorlar.
Oyun devrimcidir!
Huizinga nın Homo Ludens (Oyuncu İnsan) çalışmasında, 'insan, daha
doğrusu toplum (veya kültür), oyun temelinde yükseldi' diyor.
Situationist akımı da etkilemiş. Bu görüşe bana çok yakın geliyor.
Oyun önce müsabaka (game) oldu sonra giderek insan yaşamından çıktı;
oyun insanı iş insanına dönüştü. İş ve emek sözünün kullanılışının
araştırdığım dillerin hepsinde arap saçına dönmüş olması bu sancılı
dönüşümün bir izi gibidir. Türkçe de işçi dediğimiz aslında
kapitalisttir, çünkü iş onundur, iş bölümü dediğimiz aslında emek
bölümüdür, çünkü aslında bölünen emektir. Almanca da bu açıdan pek
tuhaf, bilenler etraflıca örneklendirebilir. Emek oyuna yakınsar,
derleyici avcılar hemen herşeyi şarkılı türkülü, bir dans modunda
üretirlerken, günümüzün işi için ciddiyet budalalığı diyebiliriz.
Tin Oyundur!
Bu da benim katkım olsun. Tin düşünmedir, Tin toplumdur, bunları
Hegel'e bağlayabiliriz. Huizinga'ın dediği gibi toplumun kökü
oyundur. Düşünme deyince Engizisyon işkencelerini çağırştıranlara
bakmayın, düşüncelerini gökten sırf ona indirilmiş gibi sunanlara
aldırmayın, bulundukları bilgi alanlarını Azrail'in asası gibi
doğrultanlardan ürkmeyin, aslında düşünme oyunun ta kendisidir.
Anarşist Hegel şöyle yazmış:
"Artık bir daha horlayıcı bakışlar olmamalıdır, halk
artık bir daha alimlerin ve din adamlarının karşısında kör bir
korkuya düşmemelidir. Ancak o zaman hem her bireyin hem de tüm
bireylerin her yetisinin (Kraft) eşit serpilmesini umabiliriz.
Hiçbir yetinin artık kısıtlanmadığı zaman tinin tümel özgürlük ve
eşitliği hükmedecektir! Cennetten gönderilen bir yüce tin (Geist),
bizim yeni dinimiz (Religion) olarak yerleşecek, insanlığın son,
büyük işi olacaktır." (1797)
Cennetten inen oyundur, ama ironiyi görün ki, bu cennet ateştir:)
Sevgiler.
J. Huizinga,
http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/4.php
M. And
http://ocw.metu.edu.tr/pluginfile.php/2338/mod_resource/content/0/ceit706/week2/MetinAnd_oyun_bugu.pdf