UZEYIR GARIH'I MOSSAD MI OLDURDU?

1,811 views
Skip to first unread message

admin

unread,
Jan 16, 2007, 2:58:49 PM1/16/07
to ilginç bi şey
Onları kasaplık koyunlar gibi ayır,
ve öldürme günü için onları hazırla
YEREMYA BAB: 12 AYET: 3

Bazı ayrıntılar vardır, çok önemsiz, sıradan, normalmiş gibi
gelir insanlara. Mesela Üsame'nin militanları tarafından
yapıldığı söylenen WTC eyleminin harekat üssü olan Boston. Çok
az insan MOSSAD'ın en önemli üssünün Boston'da, hem de
militanların istirahat ettiği söylenen motelin bir kaç blok
ötesindeki 7 katlı bina olduğunu bilir. Bir ayrıntıdır ama
önemsizdir.

Geçelim...

Üzeyir Garih cinayeti de böyle bir cinayet... Planlanışıyla,
çözümüyle, soru işaretleriyle tam bir profesyonel işi. Bizim
komplosever beyinlerin tahmin ettiklerinin aksine, cok basit ama, bir
kaç denklemlik bir operasyon. Ama bunu anlayabilecek bir komleks zeka
henüz yok TC'de.

Mesela insanların aklına düşen uçakların karakutularında ses
kaydının olmaması saçma geliyor da, katil adayı Yener Yermez'in
Beşiktaş'ta bir bankanın ATM'sine bıraktığı kartta parmak
izinin nasıl olmadığı sorusu gelmiyor.
Ya da kimin sildiği!!!

Bendenizden beklediğinizin aksine, size Garih Operasyonu'nun
kronolojik anlatımını yapmayacağım. Çünkü eminim, cinayeti
işleyenler de bilmiyorlar. Sadece herkes kendi halkasının içini
biliyor. Yani önemli işler böyle yürür...
Bilmeyen için hatırlatayım:

Benzeri bir operasyon yıllar once Jak Kamhi için tasarlanmıştı.
Bir şekilde duyumunu almıştım operasyonun. Ancak operasyonu
yöneten ekibin bir üst halkası, Kamhi Suikasti'nin sadece
'girişim' ile sınırlı tutulacağını, verilmesi ve alınması
gereken mesajların yerine ulaşacağını söylemişlerdi.
Öyle de çıktı.

Şimdi araştırmacıların cevabını arayacakları soru şudur: Kamhi
Suikasti'nden dolayı içeri alınan iki şahıs (ki bunlardan sadece
biridir önemli olan. Çünkü esas beyin oydu) şu anda nerdedir?
Acaba devlet yetkilileri bu sorunun cevabını biliyorlar mı? Yoksa
resmi estetik operasyonlarını yapan mikrocerrahın toz edilen randevu
defterine mi başvuracağız...
Geçiyoruz...

MESAJ ALINMIŞTIR!

Ancak her operasyon Kamhi Suikasti gibi, mesaj vermek amacıyla
yapılmaz. Garih Operasyonu da böyle bir şeydi. Ciddiydi, çünkü
bir kaç menfaat gurubu birden sinirlenmişti.

Siz bakmayın olaydan sonra, bir şekilde medya piyonlarını kullanar
tarafından 'Dul kadın safsatası' ile kandırılan kamuoyuna.
Garih de diğer dindaşları gibi kendi ülkesine, zorunlu olarak vergi
ödüyordu.

Ne var ki, klasik Yahudi genlerinin etkisiyle bir süre sonra ödediği
miktarın çokluğundan şikayet edip, indirime gidilmesini istemişti.
Elbette Kabul edilmez olan bu teklif tereddütsüz reddedildi ve
Üzeyir Garih için yaşamın tehlikeli ve kaypak olan günleri
başladı. İşte tam bugünlerde, ortağı Alaton ile yurtdışında
emniyetli bir yerde istişare edilip, yeni vasiyetler düzenlendi.
Garih yaşadığı ülke ile, mensup olduğu etnik kökekinin
açıklarını ve güç noktalarını çok iyi biliyordu. Vergi
vermemek için başka, ancak yerli bir birime müracaat etti. Ancak tam
bir yağmurdan kaçarken, doluya tutulma hadisesi yaşadı. Kendisini
Yahudilere karşı koruyacak bu yerli derinlik, daha çok büyük bir
delik açmış, Garih'I emmeye başlamıştı. Bundan da rahatsız
olan Garih, başta Devlet Bahçeli olmak üzere, tüm legal ve illegal
kanalları denedi. Ancak bütün bunlara rağmen, bagajındaki çantaya
koyduğu para eksilmedi.

Ve Garih sonunda bir gün yeter, dedi.

Resti çekmişti.

Elbette çok kızdı yerel derinlik. Zaten son dönemlerde
'Ergenekon' adı altında yavaş yavaş deşifre edildikleri için
Garih, sesini çok çıkararak iliğinin emilmesini engelleyeceğini
düşündü.

VE EYLEM PLANLANIYOR

Eylem için toplam üç toplantı yapıldı. Üç ayrı alternatif
teker teker değerlendirildi. Bir taraftan da Eski Ahit tetkik
ediliyor, dinsel referanslar aranıyordu. Bulundu da. O sırada
askerlik yapan bir ülkücü (cezaevinde ülkücü olmustu zira) Yener
Yermez'e yahudilik hakkında kısa ve küçük dersler verildi. (Bu
arada bu derinliğin elindeki diğer kont-militanlar da gözden
geçirildi. Bu iş için yetiştirilen İBDA-C timleri elden
geçirildi) Ancak Yermez de karar kılınıldı. Eylemi nasıl
yapacağı anlatıldı. Hatta dosyası son anda Af yasasına
yetiştirildi ve TSK'daki dosyasına çok sonradan bir akıl
hastanesi raporu eklendi. Aslında görevi tek başına yapamayacağı
cok iyi biliniyordu ve bu tür işler şansa bırakılmayacak kadar
ciddiydi. Yanında bulunan iki arkadaşı, kendisini yönetmesine
rağmen, lider oymuş gibi görüntü çizildi.

Şimdi zihninizi toplayıp ilk güne gidin. Ve resmi raporlara olayın
kaç suç aletiyle işlendiğinin geçtiğini hatırlayın.

3 değil mi?

Hatta birinin çok sonradan kasatura olduğu iddia edildi, ama elbette
bu bir dezenformasyondu. Peki nereye gitti diğer iki bıçak?

Bu sırada Garih toplantı üzerine toplantı yapıyor, aracı üzerine
aracı arıyordu. Ertaç Dinar'dan, İlhan Kesici'ye kadar bir çok
kişiyle üst üste toplantılar yaptı. Yarı-resmi İsrailli
temsilciler ile mülakatlar yaptı. Bu sırada, operasyon ekibi, olay
yeriyle ilgili keşiflere başlamışlardı bile. Çok ayrıntılı bir
çalışma ile, işin içine fuhuş yapan kadınlar katıldı.
Yermez'in olaydan bir kaç ay öncesinden bu insanlarla
tanıştırılıp ilişkiye girmesi sağlandı.

Olay gününü daha sonra anlatacağım, zira ulaşamadığım
karanlık bir iki küçük ayrıntı kaldı. Ama sonrası zaten çok
net..

Garih vurulduktan sonra gözcü ve bıçaklayan iki kişi onun
üzerinde, kendilyerine tarif edilen şekilde çalışmaya
başladılar. Talmud'ta belirtildiği gibi, arkadan kalbine kadar
ulaşacak bir darbe vurdular. Sonra kücük ve sivri bir bıçak ile
her iki gözünü deldiler. Eski Ahit buna 'göz akıtma' diyordu
ve aç gözlülere uygulanan bir cezayldı bu. Ne yazık ki otopsi
kayıtlarına geçmeyecekti bu yaralar. Zaten bütün bunlar ilk etapta
görülmesin diye ceset ters çevrildi. Ve sol diz kapağı da tam
altından keskin ve kalın olan bıçakla parçalandı. Bu da
'Yahudilik davasından dışarı adım atmanın' cezasıydı.

Bütün bu mesajları alabilecek kişiler vardı.

Nitetim Rigudin, yani Vasili Vasili Siguryev bunlardan biriydi. Balkan
bölgesinin avcunun içi gibi bilen bu ajan, esasen Garih'in
öldürüldüğü günkü Bulgar İş konseyi ile görüşmeyi
sağlayan kişilerden biriydi. Ve gündemsiz bu ölümün peşine
düşmüştü. İddiaya gore Dimitar Rigudin Trud gazetesinin 28
Ağustos salı günkü sitesinde şu iddiayı dile getirmişti:
"İsrail gizli istihbarat örgütü MOSSAD, Amerikan Merkezi
İstihbarat Örgütü CIA'ya rapor gibi bir kaset hazırladı."
Rigudin'e göre, kasette, "Garih'in başına bir şey gelirse, bizden
uzaklaştığı için gelir" sözleri kayıtlıydı. Rigudin, bu
sözlerden hareketle, Garih cinayetinde MOSSAD parmağı olduğunu
açıkça yazmıştı. Ve 4 Eylül gibi göldürüldü. Bilin bakalım
nasıl?

Söyleyeyim:

Çok yakından ensesine ateşli silahla tek el ateş edilerek!
Eylem aklınıza ilk neyi getiriyor acaba?

Bir ayrıntı daha, aslen Rus olan Rigudin, İbranice'yi ana dili
gibi biliyor. Tabii Eski Ahit'I de...

Yapılan ilk planlara gore Yener Yermez'in ortaya çıkmaması
lazımdı. Ancak hesapta olmayan bir aptallık. Yani cep telefonun
başka GSM kartıyla kullanılması, MOSSAD ajanlarının Yermez'e
ulaşmalarını sağladı.

O sırada buram buram acemilik kokan bir 'firar' senaryosu
oynandı. Oyza Yermez'in birilerinin elinde olduğunu işten anlayan
herkes biliyordu. Senaryonun delmikleri tıkandıktan sonra Kayseri
otobüsüne onu oturtanları bulup sormak lazım: Bütün
Türkiye'nin aradığı katil adayını, hangi geri zekalı
düşünce, kendi köyüne gitmek için, üstelik adım başı arama
yapılan şehirelerası otobüse bindirip yollar?

Bu aşadaman sonra, ikinci senaryo devreye girdi. Ve hemen fuhuş yapan
cahil küçük kadınlar senaryosu oynanmaya başladı. Türk medyası
da buna çoktan razıydı zaten.
Deli Fuat'ın yerine Deli Yener konmuştu o kadar. Bir de, Türk
insanının affetmeyeceği 'Mezarlıkta zina yapan Ahlaksız
sapıklar' görüntüsü.

Olaydan bir kaç gün once Kudus'te yayın yapan Jarusalem Post
gazetesi, Türkiye'deki Yahudi işadamlarınrın adlarını sayarken,
Garih'ten pek iyi cümlelerle söz etmezken, ölümünden sonra bir
Yahudi kahramanın öldüğünü duyarması, kendi içlerine ağlamak
olarak ifade edilebilir.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Garih Cinayeti şeklen cözülmüş gibi gösterilebilir. Ki öyle bir
yöne doğru gidiyor. Zira Ergenekon'un çözülmesi şimdilik
mümkün değil. Mossad ise uzun süredir vergisini aksatan Garih'in
temizlenmesinden memnun, Alaton'un aynı akibete uğramaması için
görüşmelere başladı bile. Garih'in aylar önce geri yolladığı
Yahudi korumalar yine Alarko binasının önüne gelmeye başladılar.

Devam edecek...

'BABASI ŞEYHE GİTMİŞ'
"1992'de bir gün beni aradı. Acele Eyüp Mezarlığı'na gelmemi
istedi. Beni bir kabrin başına götürdü. 'Bak Cemal!
Anlatacaklarım ikimizin arasında kalacak' dedi. 1930'da vefat eden
Şeyh Küçük Hüseyin Efendi'nin mezarını gösterdi. Bana 'Burada
yatan zat benim için çok değerlidir. Onu babamın bana anlattığı
şekliyle gıyaben tanıyorum. Babam bana doğumumdan itibaren Şeyh
Küçük Hüseyin'in sık sık evimize geldiğini anlatırdı. Bu zat
babama 'Bu çocuk ülkesine büyük hizmetlerde bulunacak' dermiş. Onu
dünya gözüyle hiç görmedim ancak dün gece rüyama girdi. Benden
mezarını yaptırmamı istedi' dedi."
Cumalı, mezarı bir hafta içinde Garih'in istediği şekilde yapınca
Garih'i çağırmış. Garih kabir başına geldiğinde Cumalı'ya
şeyhin, babasının komşusu olduğunu belirterek şu öyküyü
anlatmış: "Babamın uzun süre çocuğu olmayınca bu zata bir gün,
'Hocam bizim çocuğumuz olmuyor. Dua buyursanız da bizim de
çocuğumuz olsa' der. Birkaç gün sonra bu zat gelip babama 'Sizin
bir erkek çocuğunuz olacak. Adını da Üzeyir koyun' der. Ardından
ben dünyaya gelmişim. İsmimi de bu zatın tavsiyesiyle Üzeyir
koymuşlar."

'ADI HAZRETİL ÜZEYİR GARİH'
Cemal Cumalı, Garih'le olan gönül bağlarının emekliliğinden
sonra da devam ettiğini vurguluyor. "En son geçen yıl o zatın
kabrini boyamamı istemişti. Hatta ilk sefer boyayı beğenmedi. Daha
açık yeşile boyamamı istedi. Bir boyacı ustası buldum, yeniden
boyadık. Bu sefer çok beğendi" diye konuşan Cumalı, son olarak
Garih'in isteği doğrultusunda evine çelik kasa yaptığını da
kaydetti. Cumalı, bir seferinde Garih'in kimliğini gördüğünü ve
kimlikteki isminin tam olarak Hazretil Üzeyir Garih olarak geçtiğini
de iddia etti.

Şeyh'e götüren şiir
Üzeyir Garih'in öldürüldüğü yere gelen Güneri Akderin, ünlü
işadamına Şeyh Küçük Hüseyin'in mezarı başında sık sık
rastladığını belirterek, "Mezarın başında duvara yaslanıp
dakikalarca dua ederdi. Kendinden geçmiş bir hali olurdu" dedi.

'Beni öldüm sanmayın!'
Bir defasında Garih'e "Sizi buraya getiren nedir?" diye sorduğunu
anlatan Akderin, sözlerine şöyle devam etti: "Şeyh Küçük
Hüseyin'in mezarının biraz aşağısında bulunan Şair Sıtkı
Ozansoy'un mezarında yazan bir şiiri gösterdi bana. Bu şiir beni
buraya getirdi' dedi. Şeyhe hitaben yazılan şiir şöyleydi:

Öldüm sanmayın Ölüm vuslata açılan yoldur Dertli sanmayın Derdi
olmaz bu yol yolcusunun Gönlüm sermi merdivene Şeyhim Hüseyin'e
çıkanlar çiğnesin Dostlara ayak tozu olsun Toprak bedenim...


UZEYIR GARIH CINAYETININ ASAGIDAKI FOTO ILE ILGISI OLDUGU IDDIA
EDILIYOR!

Dr. Üzeyir Garih'in Ortaköy Holding Binası Konferans Salonunda
25.08.2001 cumartesi günü saat 11.00 - 12.00 arasında Bulgaristan
Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nicolay Vasilev
başkanlığındaki heyet ile yaptığı iş toplantısından
görüntüler.

Sn. Üzeyir Garih'in son yolculuğuna çıkmadan önceki en son
fotoğraflarıdır.

Merhuma Allah'dan rahmet diliyoruz. Ruhu şad olsun.

Garih cinayetinde ikinci zanlı şüphesi
İşadamı Üzeyir Garih cinayeti sanığı Yener Yermez`in, idam
cezası istemiyle yargılandığı davanın bugünki duruşmasında
açıklanan adli tıp raporu akıllara cinayette ikinci bir zanlı
olabileceği şüphesini getirdi. Kesici alet yaralarının tek yüzü
keskin bıçakla açıldığı bildirilen raporda, Garih`in sağ
kulağındaki yaraya ise ne tür bir kesici aletin neden olduğunun
anlaşılamadığı belirtildi.

Raporda, "kuruma gönderilen 5 bıçağın, Garih`in sağ kulağındaki
yara dışındakiler hariç, diğer yaraların açılmasında
kullanılıp kullanılmadığına ilişkin kesin bir kanı
oluşmadığı" belirtildi.
Aynı raporda, kesici ya da delici aletle açıldığı; derinliği,
açısı ve fiziki özelliğinin incelenmesi sonucu belirlenen bu
yaraların, 5 bıçaktan herhangi biri, hepsi ya da buna benzer bir
başka bıçakla işlenmiş olabileceği belirtildi. (07.12.2001,
Hürriyet)

Adli Tıp raporu, Garih cinayetindeki soru işaretlerini artırdı

Cinayette İkinci Bir Kesici Alet Kullanılmış

Adli Tıp raporu, Üzeyir Garih'in öldürülmesinde ikinci bir cinayet
aleti mi var sorusunu gündeme getirdi.

Rapora göre, Garih'in kulak arkasından aldığı ve ölümüne asıl
neden olan yaranın nasıl bir cisimlle açıldığı belirlenemmedi.

İşadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesiyle ilgili olarak Eyüp 2.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşması
yapıldı. Hasdal Askeri Cezaevi'nde tutuklu bulunan katil sanığı
Yener Yermez, geniş güvenlik önlemleri altında duruşma salonuna
alındı.

Yermez'in duruşmadaki tavırlarının öncekine göre çok farklı
oduğu dikkat çekti. Önceki tatbikatlarda ve duruşmada medya
mensuplarıyla göz göze gelmekten kaçınan, genellikle yere bakan
Yener Yermez bu kez farklı davrandı.

Sık sık gülümsediği gözlenen Yermez, bugünkü duruşmada da ilk
kez uzunca bir süre basın mensuplarının önünde konuştu.

Adli Tıp'tan gelen olayla ilgili raporda yer alan bilgiler cinayetle
ilgili yeni soru işaretleri yarattı.

Duruşmada asıl dikkati, Adli Tıp'tan gelen rapor çekti. Adli
Tıp'tan gelen rapor iki önemli tespit yapıyordu.

* Buna göre, Üzeyir Garih'in cesedindeki yaralar, tek yüzü keskin
bir bıçakla açılmıştı.

* İkinci tespit ise, adli tıp uzmanları, Garih'in sol kulağının
arkasındaki yaranın nasıl bir aletle açıldığını
belirleyememişlerdi. Üstelik bu, ölüme asıl yol açan yaraydı.

Adli Tıp raporu, Üzeyir Garih cinayetiyle igili yeni ve önemli bir
soru işareti daha doğurdu.

* Adi Tıp raporuna göre, Garih cinayetinde ikinci bir kesici cisim
daha kullanılmıştı. Yener Yermez, cinayeti üstlenmesine rağmen,
neden ikinci bir kesici aletten ya da bıçaktan söz etmemişti?

Mahkeme heyeti geçen duruşma, müdahilliği kabul edilen Üzeyir
Gerih'in oğlu İzzet Garih ile, olayın görgü tanığı olduğu
ileri sürülen Pınar Konuşkan ve otoparkçı Ayhan Yıldız'ın
ifadelerinin alınması için mahkemeye çağırmıştı.

İzzet Garih, avukatı aracılığıyla duruşmaya bir dilekçe
gönderdi ve sanıktan davacı olduğunu bildirdi. Psikolojik
durumundan dolayı duruşmalara katılmak istemeyen İzzetGarih'in
talebi, mahkeme heyetince kabul edildi.

Yener Yermez'in sevgilisi olduğu iddia edilen ve emniyetteki
sorgusunda olayın görgü tanığı olduğunu iddia eden Pınar
Konuşkan'a ise, adresini değiştirdiği için, mahkeme celbinin
ulaştıralamadığı anlaşıldı. Konuşkan'ın bir sonraki
duruşmaya getirilerek ifadesinin alınması bekleniyor.

Yener Yermez ile Pınar Konuşkan'ı birarada gördüğünü iddia eden
otoparkçı Ayhan Yıldız, ifade verdi. Yermez, gülerek dinlediği
Ayhan Yıldız'ın iddialarını yalanladı. Yermez ile tanık Ayhan
Yıldız, arasında zaman zaman tartışma çıktı.

Mahkeme heyeti, Yener Yermez'in müşahede altında tutulmasına devam
edilmesi ve Yermez'in cezai ehliyete sahip olup olmadığıyla ilgili
Adli Tıp raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.
(07.12.2001, Ulusal Kanal)


Üzeyir Garih Cinayeti-I

Yener Yermez yakalandı ama, cevapsız sorular daha da arttı

Yener Yermez'in yakalanması, ilk sorgusu, mezarlıkta tatbikat
yaptırılması, Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili cevapsız soruları
azaltmak yerine artırdı.

Polis soruşturması, cinayetle ilgili temel soruların yanıtlarını
bulma yönünde değil, olayın daha da karmaşıklaşması yönünde
ilerliyor.

Soru 1:Üzeyir Garih, Eyüp'e ve mezarlığa neden gidiyordu ve gidiş
amacını ailesinden niçin saklıyordu?

Soru 2 : Yener Yermez'in pantolonunda neden sadece ufak bir kan lekesi
bulundu?

Soru 3 : Yener Yermez?in cinayet yerinde neden hiç parmak izine
rastlanmadı?

Soru 4 : Pınar Konuşkan ve 4 kadının kanı ile cinayet yerindeki
kadın kanı tutmadı. Bu kan lekelerinin sahibi kadın kim?

Soru 5 : Yener Yermez, suç delili cep telefonunu neden yanında
kışlaya götürsün?

Soru 6 : 200 milyon lira için 11 bıçak darbeli cinayet işlendiği
görülmüş müdür?

Soru 7 : Cinayet para için işlenmişse, neden cüzdan alınmadı?

Soru 8 : Para cüzdanın içinden alınmışsa, neden Yener Yermez'in
parmak izine rastlanmadı?

Soru 9 : Yermez, ilk tartışmadan sonra bıçağı alıp dönerken,
Garih mezarlıkta katilini neden bekledi?

Soru 10 : 2 milyon liraya alınan bıçakla güpegündüz adam
öldürülebilir mi?

Bölgesel cinayetler zincirinde 2. halka

Değerli izleyiciler, Ulusal Kanal, bu akşam çok önemli bir
gelişmeyi ve iddiayı gündeme getiriyor. Üzeyir Garih cinayetinde
bütün dikkatler, polis tarafından baş zanlı ilan edilen Yener
Yermez'in yakalanmasına çevrilmişken, dün Haber Merkezimize,
Bulgaristan sınırımızın hemen bitişiğinden bir başka cinayet
haberi ulaştı. Öldürülenin kişinin uluslararası kimliği ve son
günlerdeki açıklamaları, Garih cinayetiyle ilgili polisin bütün
iddialarını ve senaryoyu kökten değiştirebilecek nitelikteydi...

Ayrıntıları haberimizde birlikte izleyelim...

Ağustos'un son cumartesi günüydü. Takvimler 25 Ağustos'u
gösteriyordu. Ekonomik kriz ve bunaltıcı sıcaklardan yorgun düşen
Türkiye, hafta sonu tatilinin rehaveti içindeydi.

Bir büyük cinayet haberiyle irkildi. Musevi asıllı işadamı
Üzeyir Garih, Eyüp'teki Müslüman mezarlığında bıçaklanarak
öldürüldü... Polis, daha ilk saatlerden itibaren, ısrarla, olayı
bir anda işlenmiş basit bir cinayet gibi sunmaya çalıştı...

Takvimler 4 Eylül'ü gösterirken iki önemli gelişme birden
yaşandı. Polis tarafından Garih'in katil zanlısı ilan edilen
kaçak Yener Yermez Kayseride yakalandı. Aynı saatlerde, Bulgaristan
sınırımızın hemen dibinden, Ulusal Kanal'a bir başka cinayet
haberi daha geldi. Dimitar Rigudin adlı bir şahıs, Türkiye
sınırına çok yakın Bulgar kenti Svilengrad'da öldürülmüş
olarak bulunmuştu....

Öldürülen Rigudin'in son yazısı: Garih'i MOSSAD öldürttü

Evet, değerli izleyiciler. İlk bakışta, iki olay arasında hiçbir
bağlantı yok gibiydi. Öldürülenler farklı ülkelerin
vatandaşıydı. Değişik tarihlerde ve farklı ülkelerde
öldürülmüşlerdi. Birinin yaşamına bıçakla son verilmiş,
diğeri kurşunlarla katledilmişti. Ancak... farklılık burada
bitiyordu. İki karanlık olay üzerindeki örtüleri biraz
aralayınca, karşımıza ortak noktalar çıkmaya başlıyordu...
Nasıl mı, haberimizde izleyelim...

Bulgaristan'daki karanlık cinayette hayatını kaybeden Dimitar
Rigudin, aslında, Ulusal Kanal'ın haber bültenlerini izleyenler
için yabancı bir isim değil. 29 Ağustos Çarşamba tarihli ana
haber bültenimizde Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili Rusya kaynaklı
bir haber vermiştik. Haberde, iki Rus gazetesinin, Garih cinayetinde
Mossad parmağını işaret ettiklerini duyurmuştuk...

Evet, iki Rus gazetesinden Trud'da çıkan yazının altındaki imza,
bugün bizim için tanıdık bir isimdi. DİMİTAR RİGUDİN'di. Yani,
4 Eylül'de Bulgaristan'ın Svilengrad kentinde öldürülmüş olarak
bulunan Dimitar Rigudin. İki gündür artık yaşamayan Dimitar
Rigudin, Rus Trud gazetesinin 28 Ağustos salı günkü sayısında şu
iddiayı dile getirmişti: İsrail gizli istihbarat örgütü MOSSAD,
Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü CIA'ya rapor gibi bir kaset
hazırlıyor. Rigudin'e göre, kasette, "Garih'in başına bir şey
gelirse, bizden uzaklaştığı için gelir" sözleri kayıtlıdır.
İşte, Rigudin, bu sözlerden hareketle, Garih cinayetinde Mossad
parmağını açıkça yazmıştı.

İşte, Dimitar Rigudin, 28 Ağustos'ta bunları yazdı. Yazısının
daha mürekkebi bile kurumadan, 8 gün sonra, 4 Eylül'de de, Türkiye
sınırınının hemen bitiğişindeki Svilengrad kentinde
öldürülmüş olarak bulundu....

Rigudin'in ölümü İzvestila'da: Rus komiser, İsrail kurbanı mı?

Peki, bir başka ülkedeki, Türkiye'deki Üzeyir Garih cinayeti
hakkında derinlemesine yorum yapabilen, bundan 8 gün sonra da
kurşunlarla hayatını kaybeden Dimitar Rigudin kimdi? Böylesine
iddialı yorum yapacak bilgilere ve belgelere yakın biri miydi?

Üzeyir Garih cinayeti üzerine, 28 Ağustos tarihli Rus Trud
gazetesinde "Mossad parmağı" yazısını yazan Dimitar Rigudin,
sıradan biri değil. Zaten Rigudin'in ölümü de, Rusyanın ünlü
gazetelerinden İzvestiya'nın internet sitesinde, flaş haber olarak
duyuruldu. Haberin başlığı aynen şöyle: "Rus komiser, İsrail
kurbanı mı?"

Peki, Dimitar Rigudin kimdi? Ulusal Kanal'a ulaşan bilgilere göre, 40
yaşlarında olan Dimitar Rigudin Rus vatandaşı. En önemli
özelliği, Rusya'daki en önemli Mossad uzmanlarından biri olması.
Dimitar Rigudin'in dikkat çekici bir başka yönü ise, onun etnik
kimliği.

Rigudin de, Üzeyir Garih gibi, Musevi asıllı. Yani Yahudi.

Eskiden Sovyetler Birliği sınırları içinde bulunan, bugün
Gürcistas'da kalan Soçi kentinde doğuyor. Sovyetler Birliği
döneminde polis olarak çalışıyor.

Dimitar Rigudin, Sovyetler dağıldıktan sonra, Rusya Federasyonu'nda
üst düzey polis komiserliği yapıyor. Her zaman istihbarat
bürolarında görev yapıyor...

Bugünkü Devlet Başkanı Putin'den önce, Yeltsin döneminde devletle
ilişkisi kesiliyor. Putin dönemiyle birlikte istihbarat görevine
geri dönüyor.

Ünlü Sovyet gizli servisi KGB'nin yerine kurulan Rus Gizli Servisi
FSR için çalışmaya başlıyor. Venezuela'da, Güney Afrika'da,
Yunanistan'da, ve son olarak Bulgaristan'da görevli olarak bulunuyor.

Dikkat çeken bir nokta daha. Dimitar Rigudin, bir süre Türkiye'de de
görev yapıyor. Yani Türk siyasetine, Türk devletinin bölge
politikalarına yabancı bir isim değil.

4 Eylül'de Bulgaristan'da öldürülmüş olarak bulunan Rus
istihbaratçı, Mossad uzmanı Dimitar Rigudin hiç evlenmemiş.
Ulaşabildiğimiz bilgilere göre, Dimitar Rigudin, Rusça'nın yanı
sıra, İbranice, Bulgarca, İngilizce ve İspanyolca'yı iyi derece
biliyordu.

Bulgaristan'daki cinayet hakkında Ulusal Kanal'a ulaşan bilgilere
göre, Dimitar Rigudin son dönemde Bulgaristan'ın Karadeniz
kıyısındaki Varna kentinde yaşıyordu.

Cinayet, 4 Eylül sabahı, Üzeyir Garih'in öldürülmesinden 10 gün
sonra işleniyor. Rigudin'in, çok yakın mesafeden ateşlenen bir
silahla öldürüldüğü belirtiliyor. Onu yakından tanıyanlara
göre Rigudin, görevi gereği, yakın mesafeden öldürülmeye karşı
eğitimli biriydi. Yakın mesafeden ateş edilerek öldürülmüş
olması, olayda Rigudin'in tanıdığı biri ya da birilerinin tetikçi
olarak kullanıldığı şeklinde değerlendiriliyor.

Rigudin, Svilengrad'da öldürülüyor, cesedi daha sonra Varna'ya
götürülüp kaldığı evin önüne atılıyor. Bu öldürme biçimi
için, "meydan okuma" yorumu yapılıyor.

Ver çarpıcı bir iddia daha. Üzeyir Garih cinayetinde Rus Trud
gazetesine yazdığı yazıda, Mossad parmağına dikkat çeken ve 4
Eylül'de Bulgaristan'da öldürülmüş olarak bulunan Rus Musevisinin
asıl kimliği de belli değil. İddialara göre, Dimitar Rigudin,
takma bir isim. Dimitar Rigudin, başka isimler de kullanıyor.

Ulusal Kanal'ın tesbit ettiği isimleri şöyle: Alexi Kataleç,
Mihail Liguşev ve Oleg Triguşin. Zaten, Trud gazetesinde Garih
cinayetini MOSSAD'ın işlediğine dair haberi Oleg Triguşin
imzasıyla yazdı, daha sonra Dimitar Rigudin imzasıyla da yorum
yaptı.

Değerli izleyiciler... Sadece Ulusal Kanal'ın gündeme getirdiği
Dimitar Rigudin cinayetiyle ilgili gelişmeleri ve yeni bilgileri
bundan sonra da ayrıntılı olarak vermeye devam edeceğiz.Ulusal
Kanal'ın Haberi(05.09.2001)

Polis iddiası: Yermez, cinayeti para için işlediğini itiraf etti

Vurgun operasyonuydu, Anayasa değişikliğiyde derken gündemin alt
sıralarına inen Üzeyir Garih cinayeti bugün sıcak bir gelişmeyle
yeniden ön plana çıktı.

Polis tarafından cinayetin bir numaralı zanlısı ilan edilen ve
İstanbul'da aranan Yener Yermez, 8 gün sonra, memleketi Kayseri'nin
girişinde bir otobüste yakalandı.

Yermez'in yakalandığının açıklanmasının üzerinden 2 saat
geçmişti ki, Kayseri Valisi bir açıklama yaptı. Valiye göre,
Yener Yermez, cinayeti para için işlediğini itiraf etmişti.

Üzeyir Garih cinayetinin bir numaralı zanlısı olarak aranan Yener
Yermez'in yakalanmasıyla ilgili gelişmeler şöyle oldu:

Saat 11.10: Yener Yermez, memleketi Kayseri'ye giriş yapmak isterken
otobüste yakalandı. Yermez, kimlik kontrolü yapan polise önce
kendini başka bir isimle tanıttı. Polis, Yermez'in durumundan
şüphelendi. Üstünü arayınca, "Yener Yermez" adına düzenlenmiş
kimliği buldu.

Saat 12.30: İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, saat 12.40'ta
ajanslara düşen bir haberle, Yener Yermez'in yakalandığını
açıkladı.

Saat 12.40: Kayseri Valisi Nihat Canpolat, Yermez'in ilk sorgusunda
cinayeti itiraf ettiğini ileri sürdü.. Bu haber, 13.09'da ajanslar
tarafından duyuruldu. Habere göre, Yermez cinayeti para için
işlemişti.

Bu habere göre, Yermez ifadesinde, cinayet gününü şöyle
anlatıyor.

Olay günü Eyüp Mezarlığında Üzeyir Garih ile karşılaşıyor.
CEbinde 2 milyon lira bulunduğunu belirtip Garih'ten para istiyor.
Garih de, kendisine, "koskoca adamsın, para istemeye utanmıyor musun?
Aslan gibi delikanlısın, çalış para kazan" diyor.

Polis kaynaklı iddialara göre, para isteme yüzünden Yermez'le Garih
arasında tartışma başlıyor. Sinirlenen Yener Yermez, bıçağını
çekip Garih'i bıçaklamaya başlıyor.

Yine polis kaynaklı bilgilere göre, Yener Yermez, olay sırasında
yanında bir hayat kadını olmadığını da ilk ifadesinde
belirtiyor.

Bu arada, Yener Yermez'in sağlık kontrolünü yapan Kayseri Sağlık
Müdürü Dr. Hakan Karabulut, Yermez'in bacaklarında 8-10 günlük
çizik izleri olduğunu söyledi. Karabulut bu çiziklerin Yermez'in
kışladan kaçarken meydana gelmiş olabileceğini ifade etti.

Yener Yermez, akşam saatlerine doğru Ankara'ya getirildi. Ankara'dan
bir uçakla İstanbul'a sevkedildi. Yermez'in sorgusuna İstanbul
Emniyet Müdürü Hasan Özdemir'in de katılacağı öğrenildi.

Garih cinayetinde, 10 günde 3. senaryo

İstanbul Polisi, Üzeyir Garih'in öldürüldüğü 25 Ağustos'tan
beri, cinayet nedeni olarak üç senaryoyla kamuoyunun karşısına
çıktı. İlk senaryonun ömrü 24 saat bile sürmedi. İkincisi, 4-5
gün kadar kamuoyunda tartıştırıldı ve kapatıldı. Yener Yermez
yakalanınca, cinayetin 200 milyon lira için işlendiği şeklindeki
üçüncü senaryo ortaya atıldı.

25 Ağustos Cumartesi günü öğle saatlerinde gazete ve
televizyonların haber merkezlerine gelen bir cinayet haberi, herkesi
iki defa şaşırttı.

Uluslararası bir isim olan işadamı Üzeyir Garih, bıçaklanarak
öldürülmüştü. Bu haber yeterince şaşırtıcıyken, cesedin
bulunduğu yer şaşkınlığı daha da artırdı: Musevi asıllı
Üzeyir Garih cesedi, Müslüman mezarlığında bulunmuştu.

Olaydan 5 saat kadar sonra, kamuoyunda olay daha tartışılmaya bile
başlamadan, İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, "cinayet
zanlısı yakalandı" diye bir açıklama yaptı. Gerisi çorap
söküğü gibi geldi. "Katil", "Deli Fuat" diye biriydi. "Üzeyir
Garih'ten para istemiş, vermeyince de öldürmüştü.". Bu senaryonun
ömrü 24 saat bile sürmedi. "Katil" ve "tinerci" ilan edilen kişi,
13 yaşında bir çocuktu. Değil tiner, sigara bile içmiyordu.

Bir-iki günlük boşluktan sonra, polis tarafından, 28 Ağustos'ta
ikinci senaryo piyasaya sürüldü. Cinayeti İstanbul Hasdal
kışlasında askerliğini yapmakta olan Yener Yermez işlemişti.
Gerekçe, polise göre çok açıktı: Yener Yermez, Eyüp
mezarlığında, olay yerinde Pınar Konuşkan adlı bir kadınla
ilişki kurmak üzereyken Garih tarafından görülüyor ve "ayıp
değil mi" diye uyarılıyor. Yener Yermez de buna sinirlenip, Üzeyir
Garih'e defalarca bıçaklayıp öldürüyor.

Ancak bu senaryo da uzun ömürlü olmadı. Olay yerinde ne Yener
Yermez'in, ne de Pınar Konuşkan ve diğer 4 kadının parmak izine
rastlandı. Ayrıca, cinayet yerinde bulunan ve bir kadına ait olduğu
belirlenen kan ile, 5 kadının kanları birbirine uymadı.

Yener Yermez Kayseri'de yakalanınca, üçüncü senaryo atıldı
ortaya. Yine polisten sızdırılan bilgilere göre, katil yine Yener
Yermez. Ancak, cinayet nedeni farklı bu kez. Yener Yermez, mezarlıkta
rastladığı Garih'ten para istiyor. Garih vermeyince, onu 11 yerinden
vahşice bıçaklayıp öldürüyor...Sonra? Yener Yermez, kanlı cep
telefonunu cebine koyup, askerlik yaptığı kışlaya dönüyor.

Polis soruşturması, cinayetteki sorulara yanıt getirmiyor

Üzeyir Garih cinayetinde 10 günde 3 ayrı senaryo yazılmasına
rağmen, yanıtı hâlâ net bir şekilde verilemeyen pek çok soru
bulunuyor. Polis soruşturması, cinayetle ilgili temel soruların
yanıtlarını bulma yönünde değil, olayın daha da
karmaşıklaşması yönünde ilerliyor. Bu konudaki haberimizi
izleyelim...

Soru 1 : Üzeyir Garih, Eyüp'e ve mezarlığa neden gidiyordu ve
gidiş amacını ailesinden niçin saklıyordu?Garih'in Eyüp'e sık
sık gitmesi, onun Osmanlı kişiliğine bağlandı. Gizli
Müslümanlığı bile sözkonusu edildi. Ancak, Üzeyir Garih
yıllardır her Cumartesi Eyüp'e niye gidiyor, bunu karısından bile
niçin saklıyor, polis konunun tartışılmasını bile istemedi.
Şimdi giderek güçlenen bir görüşe göre, cinayetin nedeni,
Garih'in Eyüp'te kimlerle buluştuğunda saklı.

Soru 2 : Yener Yermez'in pantolonunda neden sadece ufak bir kan lekesi
bulundu?Garih, 11 yerinden vahşice bıçaklanarak öldürüldü. Katil
ya da katillerin üzerine kanı sıçradı. Ancak, Yener Yermez'in
üzerinde, o da sadece pantolon iç cebinde, ufak bir kan lekesi
bulundu. Yermez, o gün giydiği bütün giysileri ve ayakkabıyı
değiştirdiyse, dolabındaki pantolona kan lekesi nasıl bulaştı?

Soru 3 : Yener Yermez'in cinayet yerinde neden hiç parmak izine
rastlanmadı?Polisin açıklamalarına göre, cinayet önceden
planlanmadı. Dolayısıyla Yener Yermez'in parmak izim çıkmasın
diye eldiven kullanması sözkonusu değil. Öyleyse, cinayet yerinde
neden Yener Yermez'in parmak izine rastlanmadı?

Soru 4 : Pınar Konuşkan ve 4 kadının olay yerinde parmak izi
yokken, neden ısrarla olaya karıştırılmak istendi?

Soru 5 : Pınar Konuşkan ve 4 kadının kanı ile cinayet yerindeki
kadın kanı tutmadı. Bu kan lekelerinin sahibi kadın kim?

Soru 6 : Yener Yermez, suç delili cep telefonunu neden yanında
kışlaya götürsün?Cep telefonundan iz sürüldüğünü artık
sıradan insanlar bile biliyor. Buna rağmen, Yener Yermez, cinayetin
en büyük delillerinden sayılan cep telefonunu neden cebine koyup
askerlik yaptığı kışlaya götürdü?

Soru 7 : 200 milyon lira için 11 bıçak darbeli cinayet işlendiği
görülmüş müdür?Para için gasplarda genellikle yaralama
yapılıyor. Bıçak kullanılsa bile bir ya da iki kez, o da hafif bir
şekilde kullanılıyor. Soygun amaçlı bir olayda neden 11 kez,
üstelik de öldürmek için bıçak kullanılsın?

Soru 8 : Cinayet para için işlenmişse, neden cüzdan alınmadı?
Garih'in cüzdanı, içinde 8.5 milyon lira para ve kredi kartları ile
üzerinde bulundu. Cinayet Yermez tarafından ve para için
işlenmişse, neden cüzdanı da alıp götürmedi?

Soru 9 : Para cüzdanın içinden alınmışsa, neden Yener Yermez'in
parmak izine rastlanmadı? (Ulusal Kanal'ın Haberi, 05.09.2001)

Ulusal Kanalın Haberi // Üzeyir Garih cinayetinde MOSSAD parmağı

Haberlerimize, günün, daha doğrusu son 5 günün en sıcak olayı,
Üzeyir Garih cinayeti ile başlıyoruz.

Cinayetin üzerindeki esrar perdesi henüz kaldırılamadı. Polis, 13
yaşındaki çocuktan sonra, katil ilan edilen er Yener Yermez'in
peşinde. Telefonla akrabalarını arayan Yermez, teslim olmayı
düşündüğünü söyledi.

Ve... en önemlisi, Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili Ulusal Kanal'a
çok ilginç bilgiler ve iddialar ulaştı. Farklı kaynaklardan gelen
bilgilere ve iddialara göre, Musevi asıllı işadamı Üzeyir Garih,
İsrail devleti içindeki Şahinler ve Güvercinler arasındaki
çatışma nedeniyle öldürüldü. Garih, İsrail Başbakanı Ariel
Şaron'ın sertlik yanlısı bölge politikalarına karşı etkili bir
muhalefet başlattığı için hedef seçildi...

Rus basını: Garih cinayetinde MOSSAD parmağı

Cinayette MOSSAD parmağı iddiası, iç kaynaklarla sınırlı değil.
Rusya'nın devlete yakın iki etkin gazetesi Trud ve İzvestiya da,
Garih cinayetinde MOSSAD parmağına işaret etti.

İki önemli Rus gazetesi Üzeyir Garih cinayetinde çok önemli bir
iddia ortaya attılar. Moskova'da yayımlanan İzvestiya ve Trud'a
göre Garih'in öldürülmesinde MOSSAD'ın parmağı var.

Rus gazeteleri haberlerini bir MOSSAD kasetine dayandırıyorlar.

Rus basını Garih cinayetine özel bir önem verdi. Rusya'nın büyük
gazetelerinden Trud, Garih cinayeti ile ilgili olarak Pazartesi
gününden beri her gün haber yapıyor. 27 ve 28 Ağustos'ta Oleg
Tribüşin imzasıyla yayımlanan haberlerde cinayette MOSSAD parmağı
olduğunu öne sürüyor.

Gelelim Trud'un en önemli kanıtına. Rus gazetesi MOSSAD tarafından
doldurulan bir teyp kasetinden söz ediyor. Kasette "Garih'in başına
bir gün bir şey gelirse bizimle olan ilişkisinde uzaklaşma
olduğundan gelir" denildiğini belirtiyor.

Haberi yorumlayan Dimitar Rigudin, bu olgunun önemli olduğunu
söylüyor. Rigudin, MOSSAD'ın kendi iç haberleşmelerinde sürekli
olarak kaset kullandığı ve raporlarını küçük teyp kasetlerinde
ya da CD'lerde verdiğini belirtiyor. Yorumcu Rigudin, Rusya'nın en
önemli MOSSAD uzmanlarından biri.

Oleg Tribüşin'in haberini İzvestiya gazetesi de kullandı.
İzvestiya da tıpkı Trud gibi Rusya'nın önemli basın
organlarından.

Rus gazetelerinde sözü edilen kasetle ilgili haberler dün Türk
basınında da çıkmıştı. Fakat Türk basını MOSSAD'ın elindeki
kasetin kaynağının belli olmadığını iddia ediyordu. Kasette "Bir
gün Üzeyir Garih'in başına bir felaket gelirse, bizimle
görüşmeyi reddettiği için gelecek" kaydının olduğu
belirtiliyor. Rus gazeteleriyse kasetin kaynağını açıklıyor.
İzvestiya ve Trud'a göre, MOSSAD'ın elinde olduğu söylenen kaset,
bizzat MOSSAD tarafından doldurulmuş bir kaset.

"Garih, bölge için Şaron'dan da önemli bir isim"

Peki Rus basını bu cinayetle neden bu kadar çok ilgileniyor. Bu
sorunun yanıtını şimdiki haberimizde bulabilirsiniz.

Milli Güvenlik Kurulu'na yakın kaynaklardan Ulusal Kanal'a ulaşan
bilgiler, Rusya'nın Üzeyir Garih suikastıyla neden bu kadar
ilgilendiğini aydınlatıyor. Bu kaynaklara göre, Üzeyir Garih,
Türkiye'nin mason generali. Sadece Türkiye'deki değil, bölgedeki 1
numaralı adam. Şaron'dan ve diğerlerinden üstte. Garih, bölgedeki
en kritik teorisyen. Üzeyir Garih, devletler düzeyindedir.

MGK'ya yakın kaynaklar, Üzeyir Garih'in Nesim Malki'yle yapılan
operasyonlar konusunda MOSSAD'a karşı çıktığını da ekliyorlar.
Bu kaynaklara göre, Garih'in bu operasyonlara karşı çıkma nedeni
de Türkiye-İsrail ilişkilerinin uzun vadede zarar göreceğini
düşünmesi.

Ulusal Kanal'a bilgi veren uzmanlar, bu türden operasyonlara karşı
çıktığı için de Üzeyir Garih'in çizgisinden MOSSAD'ın içinde
şikayetçi olanlar bulunduğunu belirtiyorlar.

Cep telefonunun sırrı

Üzeyir Garih cinayetinde cep telefonu, nerdeyse suç aletinden daha
önemli bir unsur olarak görülüyor ya da gösteriliyor. Önce
"Ayakkabı boyacısı F.N cep telefonu yüzünden öldürdü" denildi,
şimdi de firari er Yener Yermez'in, Garih'i öldürüp cep telefonunu
aldığı iddia ediliyor. Garih'in cep telefonuyla ilgili hemen her
ayrıntı medyanın sayfalarında ve ekranlarında. Bir ayrıntı
hariç.

İşte Üzeyir Garih cinayetinde yanıtsız sorular...

Üzeyir Garih öldürüldüğü gün cep telefonuyla kimi aradı.
Garih'i kimler aradı?

Garih'in cep telefonuyla ilgili hemen her ayrıntı medyanın
sayfalarında ve ekranlarında. Garih'in telefonuna gelen mesajlardan
tutun da, ne zaman açıp, ne zaman telefonunu kapadığına kadar
ayrıntıları medya duyurdu. Ancak nedense Üzeyir Garih'in olay
günü cep telefonuyla kimleri aradığı sorusu yanıtsız kaldı.
Garih'i cep telefonundan kimlerin aradığı da meçhul. Arayan ve
aranan numaralar sır gibi saklanıyor.

Üzeyir Garih neden Eyüp mezarlığına gitti?

Medyada yer alan Maraşal Fevzi Çakmak ve Küçük Hüseyin Efendi
senaryolarına rağmen Üzeyir Garih'in Eyüp Mezarlığı'na neden
gittiği sorusu yanıtsız. Lili Garih, Erol Evgin'in sunduğu bir
televizyon programında eşinin her cumartesi günü kaybolduğunu, cep
telefonunu da kapadığını söyledi. Garih, kabir ziyareti
yapıyorsa, bunu neden gizlesin? Can Kıraç'ın "Birkaç kez Eyüp
Mezarlığı'nda gördüm" sözleri dışında ne 40 yıllık dostu
İshak Alaton, ne de eşi Lili Garih, Üzeyir Garih'in neden
mezarlıkta olduğunun yanıtını bilmiyor.

Neden yalnız gitti?

Üzeyir Garih'in Eyüp Mezarlığı'na neden yalnız gittiği sorusu da
meçhul. Şoförünün izinde olması, koruma istememesi gibi
gerekçeler inandırıcı değil. İnsan ancak çok özel bir ortama
yalnız gider. Örneğin özel bir buluşma, görüşme, bilinmemesi
gereken bir konuşma...

İçişleri Bakanı Yücelen neden bu kadar acele etti?

ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın
baskısıyla İçişleri Bakanlığı'na getirilen Rüştü Kazım
Yücelen olaydan 5 saat sonra "Katil zanlısını tespit ettiklerini"
söyledi. Yücelen'in katil zanlısı Eyüp'lü ayakkabı boyacısı 13
yaşındaki F.N. çıktı. F.N'nin olayla ilgisi olmadığı
anlaşılınca, ardından medya Üzeyir Garih'in katili olarak firari
er Yener Yermez'i ilan etti.

Firari er Yener Yermez'le ilgili rivayetler muhtelif

Üzeyir Garih cinayetinde "Çok önemli bir şüpheli" olarak aranan
firari er Yener Yermez'le ilgili gelişme ve iddialara geçiyoruz
değerli seyirciler. İddialara göre Yener Yermez bugün
İstanbul'daydı ve dayısının oğlu Ahmet Bayram'a telefon etti.
Bayram'ın Yener Yermez'e, "Polise gidip teslim olması için" ikna
edici sözler söylediği belirtildi. Öte yandan Yermez'le ilgili
asılsız ihbarlar da yapılıyor.

Üzeyir Garih cinayetinde, ikinci zanlı olarak adı ortaya atılan er
Yener Yermez'in, akrabaları ile telefonla bağ kurduğu ileri
sürüldü.

Polis kaynaklı bilgilere göre, Yener Yermez, askerlik yaptığı
Hasdal Kışlası'ndan kaçtıktan sonra hâlâ İstanbul'dan
çıkmadı.. Firar ettikten hemen sonra Kayseri'deki annesini telefonla
arayan, fakat olay hakkında hiç konuşmayan Yener Yermez, dün gece
de dayısının oğlu Ahmet Bayram'ı telefonla aradı.

Bayram'ın Yener Yermez'e, "Polise gidip teslim olması için" ikna
edici sözler söylediği belirtildi.

Bu arada, firari erin dün polis tarafından sorguya alınan annesi
Fatma Yermez ve diğer akrabaları serbest bırakıldı.

Dün Üzeyir Garih'in kayıp cep telefonununun, İstanbul Emniyeti'nin
teknik takibi sonucu Hasdal kışlasında bulunduğu ileri
sürülmüş, telefonun, Yener Yermez adlı bir er tarafından
kışlaya getirildiği iddia edilmişti.

Öte yandan Yener Yermez'le ilgili iddialar "rivayet muhtelif"
boyutlarına ulaştı. Bugün Ankara Emniyet Müdürlüğü'nü arayan
ve doktor olduğunu söyleyen bir kişi, Gaziosmanpaşa'daki bir
pastanede Yener Yermez'i gördüğünü ileri sürerken, bir kadın da
parasız kaldığını söyleyen bir askerin kendisine dini yayınlar
satmaya satmaya çalıştığını iddia etti. Bu iki ihbardan da bir
sonuç çıkmazken Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu,
zanlı er Yener Yermez'in firarında bir ihmal olup olmadığının
araştırıldığını kaydetti.

Bugün İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamalarda
Üzeyir Garih'in vücudundaki sekiz bıçak yarasından biri
dışındaki yedi tanesinin çift taraflı bıçak darbeleri sonucu
oluştuğu belirtilirken, soruşturmaya MOSSAD ajanlarının da
katıldığı yolundaki haberler yalanlandı.

(Ulusal Kanal'ın Haberi)
Üzeyir Garih Cinayeti-II

Bölgesel cinayetlerde ikinci halka
'Garih'i MOSSAD öldürdü' diyen
Rus istihbaratçı öldürüldü

Üzeyir Garih cinayetinde bütün dikkatler, polis tarafından baş
zanlı ilan edilen Yener Yermez'in yakalanmasına çevrilmişken,
Aydınlık'a, Bulgaristan'dan bir başka cinayet haberi ulaştı.
Üzeyir Garih'i MOSSAD'ın öldürdüğünü söyleyen Rus
istihbaratçı Dimitar Rigudin, Bulgaristan'da öldürüldü.
Rigudin'in asıl adı Vasili Siguryev.

Türkiye devletinin istihbarat birimlerine yakın bir kaynak Vasili
Siguryev hakkında ilginç bilgiler veriyor:
Türkiye'deki bilinen adı Ahmet Furkan. Türkçe, Bulgarca, Farsça,
Arapça, Arnavutça biliyor. Rusya'da eğitim görmüş. Eski KGB'li,
Türkiye'de uzun süre yaşayan bir kişi.

Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nikolay
Vassilev, İşadami Üzeyir Garih ile ölümünden bir kaç saat önce
görüşen son yabancı kişi. Başbakan Yardımcısı Vassilev, eski
Bulgar Gizli Servisi'nde bir Daire Başkanı'nın oğlu. Aynı kaynak,
Bulgar heyetinin Garih ile görüşmesi için aracı olan kişinin
"Ahmet Furkan" olduğunu söylüyor.

Üzeyir Garih olayında "adi cinayet" senaryoları üretilirken,
Rusya'da çıkan bir gazetede Garih'in MOSSAD tarafından
öldürüldüğünü öne süren bir yazı yayımlandı. Söz konusu
gazete Türkçe "Emek" anlamına gelen Trud gazetesi. Aydınlık geçen
haftaki "Garih'i MOSSAD öldürdü" başlıklı sürmanşet haberinde
Trud'un iddialarına geniş yer verdi. Rusya'nın önemli
gazetelerinden biri olarak bilinen Trud'un internet sitesinde çıkan
haberin başlığı, "Türkiye'nin önemli yahudi işadamlarından biri
olan Üzeyir Garih öldürüldü" idi. Web sitesindeki haberin alt
başlığında ise "Cinayeti MOSSAD'ın işlediğine dair bulgular var"
deniliyordu. Habere göre Garih öldürülmeden önce MOSSAD kaynaklı
bir kasette "Üzeyir Garih'in başına birşey gelirse, bizden
uzaklaştığı için gelir" kaydı vardı. Haberin altında Oleg
Triguşin imzası bulunuyordu. Haberle bağlantılı bir yorumda da
cinayetin işleniş tarzı ve söz konusu kasetle ilgili bilgilere
dayanarak Garih cinayetini MOSSAD'ın işlediği ifade ediliyordu.
Yorum yazısının altındaki imza Dimitar Rigudin'e aitti.

EN ÖNEMLİ MOSSAD UZMANI
Hakkında yaptığımız ilk araştırma sonucunda, Rigudin'in
Rusya'nın en önemli MOSSAD uzmanlarında biri olduğu bilgisine
ulaştık. Buraya kadar olan kısmı geçen haftaki Aydınlık
Dergisi'nde yayınlamıştık.

Garih cinayetinin katil zanlısı Yener Yermez'in yakalanmasıyla
gündem bir anda değişti. Fakat Yermez'in yakalandığı gün elimize
bir başka haber ulaştı. Dimitar Rigudin öldürülmüştü.

RAPOR GİBİ KASET
Dimitar Rigudin Trud gazetesinin 28 Ağustos salı günkü sitesinde
şu iddiayı dile getirmişti: "İsrail gizli istihbarat örgütü
MOSSAD, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü CIA'ya rapor gibi bir
kaset hazırladı." Rigudin'e göre, kasette, "Garih'in başına bir
şey gelirse, bizden uzaklaştığı için gelir" sözleri
kayıtlıydı. Rigudin, bu sözlerden hareketle, Garih cinayetinde
MOSSAD parmağı olduğunu açıkça yazmıştı.

YAZDIKTAN 8 GÜN SONRA ÖLDÜRÜLDÜ
Dimitar Rigudin, 28 Ağustos'ta bunları yazdı. Yazısının daha
mürekkebi bile kurumadan, 8 gün sonra, 4 Eylül'de Türkiye
sınırınının hemen bitiğişindeki Svilengrad kentinde
öldürüldü . Rigudin'in burada öldürülmüş olması da önemli.
Svilengrad, Bulgaristan'ın Türkiye sınırındaki şehir. Bu bilgiye
dayanarak iki soru ortaya atıldı.
a- Dimitar Rigudin, Türkiye'deydi ve Bulgaristan'a dönüyordu.
b- Rus istihbaratçı, bu haberi yazdıktan sonra kendisine gelen
tehditlerden dolayı ikamet ettiği Bulgaristan'dan çıkmak
istemişti.
Bu soruların yanıtı da çok geçmeden Aydınlık'a ulaştı.
Rigudin, Trud'a bu yorumu yazdıktan sonra bazı tehditler almaya
başladı ve Rusya'ya geri dönmek istedi. Rigudin, Bulgaristan'dan
Türkiye'ye kara yoluyla, Türkiye'den de Rusya'ya deniz yoluyla
geçecekti. Neden karayolu sorusuna bir istihbaratçı şu yanıtı
verdi: "Rus istihbaratçıların çoğu hava yolunu kullanmaz."
Cinayetle ilgili başka bir bilgi de, Dimitar Rigudin'in,
Bulgaristan'ın Türkiye sınırındaki şehri Svilengrad'ta
öldürüldüğü ve cesedinin Svilengrad'tan 250 km. uzaklıktaki
Varna'daki evinin önüne atıldığı yönündeydi.

YAKIN MESAFEDEN ATEŞLİ BİR SİLAHLA
Aydınlık'a bilgi veren bir Rus istihbaratçı cinayeti şöyle
anlattı: "Cinayet, 4 Eylül sabahı işleniyor. Rigudin'in, çok
yakın mesafeden ateşlenen bir silahla öldürüldüğünü
öğrendik. Rigudin, görevi gereği, yakın mesafeden öldürülmesi
çok zor bir kişi. Kendisine yaklaşmak o kadar kolay değil. Yakın
mesafeden ateş edilerek öldürülmüş olmasını, olayda Rigudin'in
tanıdığı biri ya da birilerinin tetikçi olarak kullanıldığı
biçiminde değerlendiriyoruz."

EVİNİN ÖNÜNE ATILMASI, "MEYDAN OKUMA"
Rigudin, Svilengrad'da öldürülüyor, cesedi daha sonra Varna'ya
götürülüp kaldığı evin önüne atılıyor. Cesedin 250 km.
uzaklıktaki Varna şehrine götürülmesi, "meydan okuma" olarak
yorumlanıyor: "Svilengrad küçük bir şehir burada işlenecek
herhangi bir cinayet çok kısa bir süre içinde basına yansıyor.
Varna ise Bulgaristan'ın en büyük şehirlerinden biri. Varna'nın
bir başka özelliği ise bu şehirde çok sayıda mafyatik cinayet
işlenmesi. Yani basın olayı sıradan bir cinayet olarak
yorumlayabilir, üzerinde durmaz. Rigudin'in cesedini Varna'ya atan
katiller cinayetin nedeninin araştırılmasını da engellemek
istediler."

DİMİTAR RİGUDİN KİM?
Aydınlık, Dimitar Rigudin'in kimliği hakkında önemli bulgulara
ulaştı.1942 doğumlu olan Dimitar Rigudin Rus vatandaşı. Rusya'daki
en önemli MOSSAD uzmanlarından biri. Rigudin'in dikkat çekici bir
başka yönü ise etnik kimliği. Rigudin de, Üzeyir Garih gibi Musevi
asıllı, yani Yahudi. Çok kimlikli. Asıl adı Vasili Siguryev.
Sovyetler Birliği döneminde polis olarak çalışıyor. SSCB'nin
gizli servisi KGB kamplarında eğitiliyor. "Dimitar Rigudin" ya da
asıl adıyla Siguryev, Sovyetler dağıldıktan sonra, Rusya
Federasyonu'nda üst düzey polis komiserliği yapıyor. Polis
teşkilatı içinde sürekli olarak istihbarat bürolarında görev
alıyor. Yeltsin döneminde devletle ilişkisi kesiliyor. Putin'in
Devlet Başkanı olmasından sonra eski görevine, istihbaratçılığa
geri dönüyor. Rus Gizli Servisi için çalışmaya başlıyor.
Venezuela'da, Güney Afrika'da, Yunanistan'da ve son olarak
Bulgaristan'da görev yapıyor.
Vasili Siguryev, uzun bir süre Türkiye'de de bulunuyor. Türk
devletinin bölge politikalarına yabancı bir isim değil.

İBRANİCE'Yİ ÇOK İYİ BİLİYOR
MOSSAD uzmanı "Dimitar Rigudin" hiç evlenmemiş. Çok iyi derecede
İbranice biliyor. Rigudin, Rusça'nın yanı sıra, İbranice,
Bulgarca, İngilizce ve İspanyolca'yı iyi derece biliyor. Bir başka
özelliği ise tam bir Karadenizli olması. Rus istihbaratçı,
Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki şehri Soçi'de doğmuş ve çok
uzun bir süre Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısındaki kenti Varna'da
yaşamış.

HABERİ BAŞKA İSİMLE YAZDI
YORUMU BAŞKA İSİMLE YAPTI
Siguryev, "Dimitar Rigudin" adından başka isimler de
kullanıyor.Aydınlık'ın saptadığı isimler şöyle: Alexi
Kataleç, Mihail Liguşev ve Oleg Triguşin. Rus istihbaratçı, Trud
gazetesinde Garih cinayetini MOSSAD'ın işlediği haberini yazan
kişi. Oleg Triguşin imzasıyla yazdı, daha sonra Dimitar Rigudin
imzasıyla da yorum yaptı. Rusya'nın önemli gazetelerinden
İzvestiya'nın internet sitesinde Rigudin'in ölümü flaş haber
olarak duyuruldu. Haberin başlığı aynen şöyle: "Rus komiser,
İsrail kurbanı mı?" Aydınlık yayına hazırlandığı sırada
İzvestiya'nın bu başlıklı haberinin altı henüz doldurulmuş
değildi. Aydınlık'ın, İzvestiya yöneticileri ile yaptığı
görüşmede haberin araştırıldığı ve daha sonra yayınlanacağı
bilgisi verildi.

TÜRKİYE'DEKİ BİLİNEN ADI AHMET FURKAN
Türkiye devletinin istihbarat birimlerine yakın bir başka kaynak ise
Rigudin hakkında ilginç bilgiler veriyor:
"Türkiye'deki bilinen adı Ahmet Furkan. Türkçe, Bulgarca, Farsça,
Arapça, Arnavutça biliyor. Rusya'da eğitim görmüş. KGB adına
çalışmış. Eski KGB'li, Türkiye'de uzun süre yaşayan bir kişi."

SON GÖRÜŞME VASSİLEV'LE
Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nikolay
Vassilev, İşadami Üzeyir Garih ile ölümünden bir kaç saat önce
görüşen son yabancı kişi. Başbakan Yardımcısı Vassilev, eski
Bulgar Gizli Servisi'nde bir Daire Başkanı'nın oğlu. Aynı kaynak,
Bulgar heyetinin Garih ile görüşmesi için aracı olan kişinin
"Ahmet Furkan" olduğunu söylüyor.

Vassilev, görüşmeden sonra İzmir'e gitmek üzere geldiği Atatürk
Havalimanı Ziyaretçi Salonu'nda, gazetecilerin konuya ilişkin
sorulari üzerine, cinayet günü11.00 ile 12.00 saatleri arasinda
Garih ile Bulgaristan'daki yatırım olanaklarını görüştüklerini
söyledi. Vassilev, şöyle devam etti: "Garih ile ilk kez
görüştüm. Ölüm haberini duyunca şok oldum. Bu, bizim için
beklenmedik bir olaydi. Görüşmemiz çok dostane geçmişti. Üzeyir
Bey'in morali çok iyiydi. Keyfi yerindeydi. Dünya liderleriyle
çektirdiği fotoğrafları gösterdi. Kendi firmasının mükemmel bir
tanıtımını yaptı. Beraber fotoğraflar çektirdik."

Rus Dışişleri Bakanı, Şaron'u uyardı;
"Suikast politikası bölgeyi kaosa sürüklüyor"

İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Rusya'da yaptığı resmi temaslar
sırasında soğuk duşla karşılandı. Rus gazetelerinin haberlerine
göre, Şaron, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Dışişleri Bakanı
İvanov'dan aynı cevapları aldı. Ruslar, Şaron'u Filistin'deki
kanı durdurması konusunda uyardı. Rus Devlet Başkanı Vladimir
Putin, Şaron'a "Sizin iktidara gelmenizden sonra, Filistinlilere
karşı yapılan saldırılar çoğaldı. Bu saldırıları derhal
bitirmelisiniz. Rusya ancak bu koşullarda, İsrail-Filistin sorununda
arabulucuk görevi üstlenir" dedi. Rus Dışişleri Bakanı İgor
İvanov'un da, Şaron'a "suikast politikasının" Ortadoğu'yu çok
daha büyük bir kaosa sürükleyeceğini söylediği bildirildi.
Şaron'un Rusya Başbakanı ve Rusya Dışişleri Bakanı'yla
yaptığı görüşmeler 4 Eylül'de gerçekleşti. Yani Rus
istihbaratçı Dimitar Rigudin'in Bulgaristan'da öldürüldüğü
gün. İsrail Başbakanı, daha önce açıklanan Rus Ortodoks
Başpatriği 2. Alexis ve Rus Parlamentosu'nun alt kanadı Duma'nın
Başkanı Gennadi Selezniyev ile yapacağı görüşmeleri de iptal
etti.

Üzeyir Garih-Bulgar heyeti görüşmesinde;
Bulgaristan pastası Alarko'ya kaydırıldı

11 Temmuz 1998 tarihinde Mesut Yılmaz Bulgaristan'a gitti.
Bu gezi sırasında Sofya'da eski Bulgar Başbakanı İvan Kostov'la
görüştü. Yılmaz'ın ziyaretinden iki hafta sonra Sofya'ya iki
ayrı konuk gitti. Biri Ceylan Holding heyeti, diğeri de Ahmet
Özal'dı. Ceylan Holding ve Bulgaristan elektrik kurumu NEK arasında
hiçbir ihale yapılmadan, "Yukarı Arda" dağında Arda Nehri boyunca
3 Baraj inşaatı konusunda anlaşmalar imzalandı. Anlaşmaların
imzalanma tarihi 4 Kasım 1998. Bulgar hükümetine proje için Ceylan
Holding, Mesut Yılmaz tarafından gönderilmişti.

CEYLAN HOLDİNG'İN İRTİBAT SORUMLUSU UÇK'LI
Ceylan Holdingi bu projeyi imzaladıktan sonra Sofya'da açtığı
büronun başına bölge koordinatörü sıfatıyla İsmet Sever
adında birini getirdi. Söz konusu kişi 2-3 yıl önce Balkan
Türkleri Dayanışma ve Kültür Derneği Genel Başkanlığı'nı
yapmıştı. İsmet Sever kara paranın geçiş merkezi olarak bilinen
Bulgaristan'da UÇK'yla yapılan silah ticaretinde de koordinasyon
görevi yapıyordu. Aynı isim Süleyman Demirel'in Bulgaristan
ziyareti sırasında batık Demirbank'ın konuğu ve "Entes End Tes"
şirketi mensubu olarak Bulgaristan'da bulundu. Ceylan Holdingin
Bulgaristan temsilcisi sıfatıyla Türk VİP işadamları heyetine
dahil edildi. UÇK'lı İsmet Sever dönemin Türk Hükümeti ve Ceylan
Holding tarafından el üstünde tutuluyordu. 3 Kasım 2001 tarihli
Bulgar gazetesi 24 Saat'te ismi verilmeyen bir Türk işadamının
sözlerine yer verildi. Adı verilmeyen işadamının sözlerine göre,
Bulgaristan'daki hükümet değişikliği sonrasında ortaya çıkan
sorunlar yüzünden Bulgaristan pastasını kaybeden Mahmut Ceylan
pastayı yeniden ele geçirmek için 20 milyon marklık rüşveti dahi
gözden çıkarmıştı. 24 saate açıklama yapan Türk işadamı,
batmış bir şirketin, Bulgaristan'daki büyük kara para akışı
için herşeyi yapabileceğini söylemişti.
Ceylan Holding'ten kalan boşlukta Alarko, harekete geçti ve pastayı
ele geçirmek için çaba harcamaya başladı. Bulgaristan projelerinde
Yılmaz destekli Ceylan Holding'e büyük bir rakip çıkmıştı.
Alarko.

YAKIN TARİHLERDE İKİ CİNAYET
Ceylan Holding'in şansını kaybetmesini istemeyen Yılmaz, Sofya'da
yapılan Levski Sofya-Galatasaray maçına gitti. Maçtan sonra iki
gün daha Bulgaristan'da kaldı. Bu süre içinde Yılmaz kimlerle
görüştü? Neler konuşuldu bilinmiyor. Ancak bilinen bir gerçek
Mesut Yılmaz Bulgaristan Başbakan yardımcısı ve Ekonomiden sorumlu
Bakanı Vasilev'i Türkiye'ye davet etti. Vasilev'in heyeti içinde bir
isim dikkat çekiyordu. Bu isim Bulgaristan'da öldürülen Dimitar
Rigudin'di. Ancak, Rigudin'in hangi isimle heyete dahil edildiği
bilinmiyor. Vasilev Başkanlığındaki Bulgar heyetinin Ankara'da
Mesut Yılmaz'la yaptığı resmi görüşmede Mahmut Ceylan ve Global
Menkul Kıymetler'in sahibi Mehmet Kutman da vardı. Bu açıklama 27
Ağustos 2001 günü Sofya havalimanında bizzat Vasilev tarafından
yapıldı. Ankara'daki resmi görüşme sırasında Dimitar Rigudin de
var mıydı? Bu henüz bilinmiyor.

Bu görüşmeler öncesinde ve sonrasında birbirine yakın tarihler
dikkat çekiyor Mesut Yılmaz 23 Ağustos 2001 tarihinde Levski Sofya-
Galatasaray maçına gitti ve 24-25 Ağustos'ta Sofya'da kalarak
Vasilev'i Türkiye'ye davet etti. Mahmut Ceylan'la birlikte Ankara'da
Vasilev'le resmi bir görüşme ayarladı. Daha sonra Vasilev ve
beraberinde heyet pastanın diğer talibi olan Alarko'da Üzeyir
Garih'le görüştü. Garih bu görüşmenin hemen sonrasında
öldürüldü.
"Garih'i MOSSAD öldürdü" yorumunu yapan Rigudin de 4 Eylül'de
Bulgaristan'da öldürüldü.
Garih ve Alarko İsrail'in ve Amerika'nın istekleri dışında
Rusya'da Gazprom'la ve Bulgaristan'da Bulgar şirketleriyle
görüşmeler yapıyordu ve muhtemelen bu ilişkilerin içinde Rus
asıllı yahudi Dimitar Rigudin önemli bir rol oynuyordu.

Garih cinayetinde dökülen senaryolar

Serap TURKUT

İstihbaratçıların dilinde "paket servis" deniliyor, Üzeyir Garih
cinayetinin katil zanlısı Yener Yermez'in yakalanış biçimine. Bir
başka deyişle "eliyle koymuş gibi bulmak." Yener Yermez, 4 Eylül
günü İstanbul'dan Kayseri'ye giden otobüste yakalandı, iki saat
sonra cinayeti itiraf etti. Olay yerindeki klasik polis tatbikatından
sonra ifadesi basına servis yapıldı. Ancak bu senaryo, polis ve
medya dışında kimseyi ikna etmedi.
Çarşı iznine çıkan Yermez, Eyüp mezarlığında çocuklara para
dağıtan Üzeyir Garih'ten para istemiş. Ancak, işadamının
"Kocaman adamsın, utanmıyor musun? Git çalış" sözlerine çok
sinirlenmiş. Mezarlıktan koşarak Eyüp Meydanına inmiş.
Cezaevinden şartlı tahliye ile çıkmış olması, asker olması
sinirini yatıştırmamış, bıçak almaya gitmiş. Sadece Cumartesi
günleri, seyyar tezgahını kuran Halit Amca'dan 1 milyon Lira'ya
bıçak almış. (Halit Ali Özen, Yermez'i hatırlamadı bile) Tekrar
koşarak Mezarlığa gitmiş, yaklaşık 20 dakika koşmuş. Garih'i
dua ederken bulup, bıçağını göstererek tekrar para istemiş.
Garih, "Beni bununla mı korkutacağını düşünüyorsun?" diye
yanıt verince Yermez bıçakla ilk vuruşunu yapmış... Yermez'in
polis tarafından servisi yapılan ifadesi böyle başlıyor.
Garih cüzdanındaki paraları çıkartır, atar. Yermez, paraları
alır. Cep telefonunu da ister. Telefonu aldıktan sonra bırakır.
Garih bağırmaya başlar, Yermez geri dönerek Garih'i öldürür.
Para için cinayet işleyen Yermez, Garih'in cüzdanına dokunmamış,
cüzdanda parmak izi yok. Garih parayı sayarak vermiş olmalı ki,
içinde 8.5 milyon Türk Lirasıyla 13 dolar bulunan cüzdanı cebine
koymuş. Garih'in cüzdanı cebinde bulundu.

KANLI ELLERİNİ MEYDANDA YIKADI
Sonra bir mezarın dibine bıçağı gömer. Bıçakta da Yener
Yermez'in parmak izi çıkmadı. İlk incelemede bıçak üzerinde kan
izi de bulunamadı. Bir gün sonra "kan var, parmak izi yok" denildi.
Tekrar koşarak kaçıyor. Koştuğu yer Gaziosmanpaşa Pazariçi ile
Eyüp arasındaki en kısa yol. Ünlü Piyerloti Kahvesi'ne de bu
yoldan gidiliyor. Kahve özellikle cumartesi günleri çok kalabalık
oluyor. Ancak, kanlar içinde koşan adamı gören olmuyor.
Yermez'in sadece pantolonunda kan izi bulundu. Kanın Garih'e ait
olduğu açıklandı. Maktulü11 yerinden bıçaklamış, ancak sadece
pantolonunda bir kaç damla kan olmuştur. Yermez, İstanbul'un en
kalabalık meydanlarından birinde, Eyüp meydanında ellerindeki kanı
bir çeşmede yıkıyor fakat gene dikkat çekmiyor.
Arandığını öğrendikten sonra kışladan kaçışı, cep
telefonunun öyküsü çok yazıldı. İfadeye göre kalacak yeri yok,
sürekli dolaşıyor. Eskişehir'e oradan Ankara'ya geçiyor.
İstanbul'dan gelen bir Kayseri otobünde yakalanıyor.

PARMAK İZLERİ UÇMUŞ
Yener Yermez'in parmak izleri, olay yerinde de bulunamadı. Açık hava
olduğu için bulunamamasının "doğal olduğu" açıklandı. Uzmanlar
açık havada sağlıklı parmak izi tespiti için 8 saat içinde
inceleme yapılmış olmasının gerektiğini söylüyorlar. Olay
yerinde ise cinayetten iki saat sonra parmak izi incelemesi
yapılmıştı.
Yermez'in kendine ait İşbankası bankamatik kartında da parmak izi
bulunamadı..
Yener Yermez'in yer göstermesi sonucu, Maraşal Fevzi Çakmak'ın
mezarının yanında 5 Eylül günü bir bıçak bulunduğu belirtildi.
Emniyet yetkilileri cinayet sonrası üç gün boyunca mezarlıkta
dedektörle arama yapmışlar fakat bıçağı bulamamışlardı.
Tatbikat sırasında gazeteciler rahatlıkla görüntü alabildiler
yalnızca bıçağın topraktan çıkarılışı sırasında görüntü
alınamadı. "Cinayet aleti"nin topraktan çıkarıldığı söylendi.
Bir milyon liraya alınan ve 11 kez kullanılan bıçak basına da
gösterilmedi.
Polis kriminal laboratuvarında yapılan ilk incelemede bıçakta kan
izi bulunamadı. Kan izlerinin toprağa akmış olabileceği söylendi,
toprak örnekleri de inceleniyor. Daha sonra "Garih'in kanı bıçakta
bulundu" denildi. Ama bıçakta Yermez'in parmak izinin
bulanamamasının "kimyasal" bir açıklaması da yapılamadı.
Kriminal incelemenin ardından bir de adli tıp raporu ortaya çıktı.
Polis Kriminal Laboratuarında bulunamayan Garih'in kanı, Adlı Tıp
raporunda bulundu.
Ancak, ne Polis Kriminal Raporu ne de Adli Tıp raporu, soruşturmayı
yürüten İstanbul DGM Savcılığı'na ulaşmadı. Emniyet
yetkililerinin ise soruşturma ile ilgili bilgi vermesi
yasaklanmıştı. Bu bilgilerin nereden ve hangi amaçla
sızdırıldığı merak ediliyor.
Soruşturmayı yürüten İstanbul DGM Savcısı Bekir Raif Aldemir'e
dergimizin basıma hazırlandığı 7 Eylül Cuma mesai bitimine kadar,
bıçağın üzerindeki incelemelerin tamamlandığı ve raporun
hazırlandığı bilgisi iletilmemişti.

ALATON'DAN TEHDİT AÇIKLAMASI
DGM'nin soruşturmaya el koymasından bir gün sonra 5 Eylül günü
Milliyet gazetesinde İshak Alaton'la yapılan bir röportaj
yayımlandı. Alaton, röportajda, Hizbullah ve İBDA-C gibi terör
örgütlerinden tehdit aldıklarını belirtti. Alaton'un cinayetten 14
gün sonra böylesi bir tehditi neden gündeme getirdiği merak
ediliyor. Aynı günlü Milliyet'te İBDA-C ile ilgili ihbarların
yoğunlaştığı haberlerine yer verildi. Bu senaryo, eski MİT
yöneticisi Mehmet Eymür'ün internet sitesinde de dile getirildi.

Alaton kendi "örgütü"nü mü ifşa ediyor?

Öldürülen Üzeyir Garih'in ortağı İshak Alaton'un Milliyet
gazetesine verdiği röportajın ardından, ortaya yeni iddialar
atıldı. Alaton'un, "Üzeyir Garih dul bir kadına 10 bin dolar
verecekti" sözlerinin, aslında bir "şifre" olduğu, masonlukta
"tehlike işareti" sayıldığı iddia edildi.
İstanbul polisi, Üzeyir Garih'in öldürülmesinin basit bir cinayet
olduğu yönündeki ısrararını sürdürüyor. Fakat ortaya çıkan
yeni gelişmeler ve iddialar, cinayetin arkasında karmaşık
ilişkilerin olabileceği kuşkusunu artırıyor. İshak Alaton'un
yaptığı açıklamalar bu nedenle özellikle dikkat çekici
bulunuyor.
Alaton, herhangi bir soru sorulmamasına rağmen, önce 5 Eylül
tarihli Milliyet'te ortağı Üzeyir Garih'in en üst dereceden Mason
olduğunu açıkladı. Masonluğa iyi gözle bakılmayan Türkiye gibi
bir ülkede böyle bir açıklama yapılması dikkat çekti.
Alaton aynı gazetede bir sonraki gün Garih'in olay günü kendi
hesabından dul bir kadın için 10 bin dolar istediğini söyledi.
Milliyet gazetesi, 7 Eylül'de bir başka iddiayı gündeme getirdi.
Milliyet'e göre "dul kadının çocuğuna yardım", Masonlukta bir
şifreyi ifade ediyor. Gazeteye göre, "dul kadının çocuğuna
yardım", tehlike işareti anlamına geliyor.
Alaton'un, "dul kadına yardım" açıklaması, bir mesaj olarak
algılandı. Bu mesajda kendi "örgütü"nü ifşa ettiği yorumları
yapıldı.(Aydınlık'ın Haberi, 08.09.2001)

Sayfa Başına Dönün


Yeni Gelişme(01.09.2001 Tarihli Gazetelerden)

Garih cinayetinin İsrail-Arap-Türk dosrluğunu istemeyen karanlık
çevreler tarafından organize edildiği kuşkusuz. Ancak olayın
faillerini yakalamakla yükümlü çevreler sokak serserilerinin
peşine düşmüş durumda. Bugünkü gazeteler cinayetin gerçek
sorumluları hakkında ipucu verecek şeyler yazdılar. Bir tanık
sarı plakalı kırmızı bir Opel Vectra ve boğuşmadan geliyormuş
izlenimi veren iki adam gördüklerini ifade ettiler.

Organel'in Notu

Aşağıda Ulusal Kanal'ın Garih cinayetine ilişkin haberini
aktarıyoruz. Daha şimdiden örülmeye çalışılan sır perdesi
çoktan aralanmış görünüyor. Garih çok iyi tanıdığı ve bir
çatışma yaşadığı kişiler tarafından öldürüldü. Bu
cinayetin, olmadığı söylenen gizli "koruma" veya "korumalar"
tarafından organize edilme olasılığı pek yüksek. Her zaman
tetiği çeken katil değildir. Cinayet doğrudan Garih'in siyasi
çizgisiyle ilgilidir. İstanbul'a gelen yeni Mossad ajanları da bunun
göstergelerinden biri. Katil, Garih'in kurmaya çalıştığı bazı
ilişkilerden rahatsız olanlar olmalı .
Garih'in Koruması Yok muydu?

Garih cinayetinde sanık ve hatta suçlu olarak ilan edilen "Deli Fuat"
lakaplı kişinin olayla hiç bir ilgisinin olmadığı ortaya
çıkmış. Basından herkes gelişmeleri izlemekte. Halk bunun basit,
tesadüfi bir olay olmadığını sezmiş bulunuyor çoktan ve merakla
izliyor. Ancak bizim dikkatimizi çeken olayın bir başka yönü de
"koruma" meselesidir. Olayın basit bir öldürme olayı olmadığı,
işin içinde usta parmağı olduğu kesin. Katil soğukkanlı,
deneyimli, işi hiç şansa bırakmamış ve iz bırakmamaya özel bir
çaba göstermiş. Polis de bunu araştırıyor. Bir de "koruma"
konusunda yazılanlar var. Garih'in, bu kadar kilit bir yer işgal eden
kişinin korumasız sık sık mezarlığa gittiği söyleniyor. Buna
inanmak mümkün mü? Bizce değil.. Garih'in herkesin bildiği
dışında özel koruması veya korumaları olması olasılığı çok
kuvvetlidir. Bu yöneticilerinden olduğu Alarko'nun da bilgisi
dışında olabilir. Böyle bir olasılık çok güçlüdür. Eğer
böyle bir durum varsa o zaman cinayetten birinci derecede bu mihrak
sorumludur. İsrail'den üç Mossad görevlisinin bu iş için
geldiğini gazeteler yazdı. Bakalım su yüzüne
neçıkacak!..(Organel, 29.08.2001)

http://www.organel.com.tr/garih_dosyasi.htm den alinmadir.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages