On Soruda
Fetret Devri
Osmanlı imparatorluğu, Rumeli'de öylesine sağlam bir yapı kurmuştu ki, Fetret Devri'nde, Anadolu toprakları elinden çıkarken, Rumeli kaldı ve Osmanlı bu sayede varlığını sürdürebildi.
Erhan Afyoncu / Popüler Tarih Nisan 2003

1.Fetret ne demektir?
Fetret sözcüğü, 'zaaf, gevşeme, gücünü ve tesi rini kaybetme' anlamla rına gelir. Dini literatürde 'Fetret' Hz. İsa ile Hz. Mu hammed arasında geçen döne min adıdır. Tasavvufta, mürit lerin tarikat adap ve erkânını yerine getirmede gevşeklik gösterdiği dönemler 'fetret' olarak adlandırılır. Siyasi ta rihte ise, devletlerde merkezi otoritenin zayıflayıp yönetim boşluğunun doğduğu dönemlere 'fetret devri' denilir.
Osmanlı tarihinde, Yıldı rım Bayezid’in Timur'a 1402'de yenilip esir düşme sinden, Çelebi Mehmed'in bütün kardeşlerini bertaraf edip tek başına Osmanlı tah tına çıktığı 1413 yılına kadar süren döneme, 'Fetret Devri' adı verilir. Bu döneme 'Fasıla- i Saltanat', yani 'Saltanat ara sı' da denilir.
2.Fetret Devri nasıl başladı?
Ankara Savaşı, Osmanlı tarihinin ilk dönemle rinin en önemli başarısızlığıdır. Bu yenilgiyle, adım adım büyük zorluklarla kurulan Osmanlı Beyliği, bö lünme ve dağılma tehlikesiyle karşı karşıya gelmiştir.
28 Temmuz 1402'de Yıldırım Bayezid'in ordusu, Ti mur karşısında Osmanlı tari hinin en ağır yenilgilerinden biriyle karşı karşıya idi. Ordu dağılmış ve Sultan, iki oğlu ile birlikte, esir düşmüştü. Yıldı rım'ın savaş meydanından kaçmayı başaran üç oğlu ise, devletin birliğini sağlayacak durumda değillerdi.
Timur, Anadolu'dan ayrı lırken, yeniden ayağa kalkma ması için, Osmanlı İmparator luğu'nun topraklarını parçala mıştı. Yıldırım zamanında il hak edilmiş Anadolu beylikle rinin topraklarını, eski bey ai lelerine vermiş; üç şehzadeyi de bulundukları bölgelerin hâkimi tayin etmişti.
Böylelikle Osmanlı için, dağılma ve parçalanma gün deme gelmişti. Yaklaşık bir asırlık bir mücadele sonunda oluşturulmuş olan devlette kaos vardı. Bu durum, şehza delerin hem kendi aralarında hem de Anadolu beylikleriyle mücadeleye girmelerine ne den oldu.



3.Yıldırım Bayezid'in kaç oğlu vardı?
Yıldırım'ın kü çük yaşta ölen ler haricinde 7 oğlu vardı. Ancak bun lardan Ertuğrul, Kadı Burhaneddin ile yapı lan Kırkdilim Sava şı'nda ölmüştü. Yıldı rım Bayezid, Ankara Savaşı'nda esir alınıp, kısa bir süre sonra öl düğünde, arkasında Süleyman, İsa, Musa, Musta fa, Mehmed ve Kasım adların da 6 oğlu kalmıştı.
Ankara Savaşı'nın kaybe dildiğini anlayan şehzadelerin bir bölümü, adamlarıyla bir likte savaş sahrasından kaç mışlardı.
Yıldırım'ın büyük oğlu Emir Süleyman, Veziriazam Çandarlı Ali Paşa ve diğer devlet ileri gelenleriyle baş kent Bursa'ya gitmiş, burada ki devlet hazinesiyle arşivi ala rak Edirne'ye geçmiş ve hü kümdarlığını ilan etmişti. Ancak Anadolu'da da Şehzade İsa ve Mehmed Çelebi vardı. İsa Çelebi, Bursa'yı ele geçirmiş; Mehmed Çelebi ise Amasya, Sivas ve Tokat civarlarına egemen olmuştu.
Yıldırım'ın Mustafa ve Musa isimli oğulları Ti mur'a esir düş müştü. En küçük oğlu Kasım ise Emir Süleyman ta rafından Bizans'a rehin verilmişti.

4.Şehzadeler neden çatıştı?
Başlangıçta, Bursa ve ci varına egemen olan İsa Çelebi ile Amasya bölgesine egemen olan Mehmed Çelebi, Edirne'de bulunan ağabeyleri Emir Süleyman'ın hükümdarlığını tanıyorlardı.
Timur'un ülkesine döner ken Musa Çelebi'yi serbest bı rakması, ilk mücadeleyi baş lattı. Musa Çelebi ile İsa Çele bi Bursa için savaştılar.
Bu arada, İç Anadolu'ya egemen olan Mehmed Çele bi’nin Anado lu'yu paylaşma önerisini İsa Çelebi kabul etme yince, iki kardeş Ulubat civarında savaştılar. Galip gelen Mehmed Çelebi 1404'te Bursa ya girerek hükümdarlığını ilan etti. İsa Çele bi ise İstanbul'a kaçtı. Emir Sü leyman'ın isteği üzerine de Edir ne'ye gönderildi.
Emir Süleyman, İsa’yı bir ordu ile Bursa'yı almaya gön derdi. Ancak İsa Çelebi başarı sağlayamadı; 1406 yılındaki son teşebbüsünde ise yakala narak öldürüldü.
İsa'nın öldürülmesiyle Menteşe, Aydın gibi beylikler Anadolu'ya hâkim olan Çele bi Mehmed'in hükümdarlığını tanıdılar.
Emir Süleyman bu geliş meler karşısında, harekete ge çerek Bursa'yı aldı ve Anka ra'ya doğru ilerledi. Çelebi Mehmed onun karşısında du ramadı.
Ertesi yıl Çelebi Mehmed, Musa Çelebi'yi yanına çağıra rak onu bir miktar askerle Rumeli'ye geçirdi. Böylelikle Emir Süleyman'ın Anado lu'dan ayrılmasını sağlamaya çalıştı. Bizans'ın desteğini alan Emir Süleyman, kardeşiyle İstanbul yakınlarında karşılaştı. Musa yenilerek Ef lak' a kaçtı. Kendisini toparla dıktan sonra taraf değiştiren Rumeli beyleri sayesinde Edir ne'yi ele geçirdi. Ondan kaçan Emir Süleyman ise 15 Mayıs 1410’da Düğüncü Köyü'nde yakalanarak öldürüldü.

5.Çelebi Mehmed tahtı nasıl ele geçirdi?
Musa Çelebi, başarı sını Mehmed Çele bi'ye borçlu olması na rağmen, Edirne'yi ele geçi rince onu tanımadı ve kendi hükümdarlığını ilan etti.
Bizans'a verilmiş olan top rakları geri aldı ve 1411' de İs tanbul'u kuşattı. Vergileri is temek üzere, Bizans'a Çandar lı İbrahim Paşa'yı gönderdi. Ancak İbrahim Paşa İstan bul'da kaldı ve Bizans İmpa ratoru Manuel'i, Çelebi Mehmed ile temasa geçmesi için teşvik etti.
Bizans, Musa Çelebi'nin kuşatması altında sıkıştığı için, Çelebi Mehmed'i Bur sa'dan çağırarak onunla anla şıp Rumeli'ye geçmesini sağla dı. Fakat Çatalca civarındaki savaşta yenilen Çelebi Meh med, kaçarak zor kurtuldu, Anadolu'ya geri döndü. Musa Çelebi tam ipleri eline geçir mişken, sertliği yüzünden, devlet ileri gelenlerinin önemli bir kısmını karşısına aldı.
Bu sırada tekrar Rumeli'ye geçen Çelebi Mehmed yine mağlup oldu. Rumeli beyleri nin Musa Çelebi'den uzakla şıp Sırplarla işbirliği yaptığını öğrenince, onlarla temasa geç ti… Musa Çelebi'nin etrafında birkaç beyden başkası kalma mıştı.
Evrenos Gazi'nin desteğiy le tekrar Rumeli'ye geçen Çe lebi Mehmed, üzerine gönderi len kuvvetleri yenerek Edir ne'ye doğru yürüdü. Durumun vahametini gören Musa Çelebi ise Filibe civarına gitti.
Sonunda iki karde şin orduları Sof ya'nın güneyinde Çamurlu Ova sahrasında kar şılaştılar. Musa Çelebi mağlup oldu ve yaralı olarak kaçtı. Ancak kısa bir süre sonra yakalandı ve 5 Temmuz 1413'te boğduruldu. Çelebi Mehmed de, Edirne'de kendisini hükümdar ilan etti.
6.Düzmece Mustafa, Yıldırım'ın oğlu değil midir?
Yıldırım'ın, Ankara Sa vaşı'nda esir düşmüş oğlu Mustafa Çelebi ilginç bir şahsiyettir. Saltanat mücadelesine en son o katılmıştır. Timur tarafından esir alına rak Semarkand'a götürülmüş; Ti mur'un ölümün den sonra serbest bırakılmıştır.
Mustafa Çelebi bir süre Niğde civarlarında bulunur; daha sonra İsfendiyaroğlu' nun top raklarına, Rumeli'ye geçer. 1419' da Selanik taraflarında Çelebi Mehmed ile yaptığı sa vaşı kaybedince Bizans'a sığı nır ve Osmanlı tahtı için bir tehdit unsuru olarak kalmaya devam eder. Çelebi Mehmed, onun Bizans'ta tutulması kar şılığında yıllık 300 bin akçe vermeyi kabul eder. Mustafa Çelebi, Çelebi Mehmed hayat ta olduğu müddetçe Limni Adası'nda kalır.
Çelebi Mehmed'in 1421' de Edirne'de ölümü, Bizans'ın elinde bulunan Yıldırım'ın oğ lu Mustafa'dan korkulduğu için, günlerce saklı tutulur.
Gerçekten de, durumu öğ renen Mustafa Çelebi, hareke te geçtiğinde bütün Rumeli'yi kısa sürede egemenliği altına alır.
Ancak II. Murad'ın yanın daki devlet adamlarının çaba larıyla, ordusu dağıtılarak mağlup edilir. Mustafa Çelebi de Eflak' a kaçmak üzere iken, Kızılağaç Yenicesi'nde yakala nır. Edirne'ye getirilerek, 1422'de kale burcuna asılır.
Osmanlı tarihleri, asılan Mustafa Çelebi'nin, Yıldı rım'ın gerçek oğlu olmadığını iddia eder ve onu “Düzme” ve ya “Düzmece Mustafa” diye adlandırırlar. Bu davranış, onun meşruiyetini reddetmek için yapılan bir propaganda dır. “Düzmece Mustafa” sahte bir şehzade değildir. Yıldırım Bayezid'in gerçek oğludur.

7.Tahta çıkanlar hükümdar değil miydi?
Fetret devri genellikle hükümdarsız geçmiş bir dö nem olarak gösterilirse de, Osmanlı tarihçilerinin bir kısmı bu dönem de, önce Emir Sü leyman'ın sonra da Musa Çele bi'nin tahtta bu lunduğunu zikre derler.
Örneğin, anonim “Tevâ rih-i Âl-i Os manlar”da, Lütfi Paşa Tarihi'nde, önce Emir Süley man'ın tahta çı kıp yedi yıl bey lik, yani hüküm darlık yaptığı, ardından da Musa Çelebi'nin yaklaşık iki buçuk yıl tahtta bulunduğu ifade edilir.

8.Fetret Devri ne zaman sona erdi?
Fetret Devri'nin, 1413'te Çelebi Mehmed'in kar deşlerini bertaraf edip tahta tek başına geçmesiyle bittiği, genel geçer bir söylem ise de, bu tam olarak doğru değildir.
Devletin bölünme ve da ğılma tehlikesinden uzaklaş ması bu kadar kolay olmamıştır. Gerek Hanedan üyeleri gerekse Anadolu beylikleri ve Balkanlar'dan gelen Haçlı tehlikesi, Osmanlı devletini Çelebi Mehmed'den sonra da ciddi olarak tehdit etmeye de vam edecektir...
Yıldırım'ın, en son sahne ye çıkan oğlu Mustafa Çelebi önce Çelebi Mehmed, sonra da II. Murad dönemlerinde saltanat mücadelesine girişir. Özellikle II. Murad dönemin de, devlet neredeyse Rumeli ve Anadolu olarak ikiye bö lünme tehlikesini çok canlı olarak yaşar.
Mustafa Çelebi'den sonra da başka şehza delerin faaliyetle ri görülür. Onun kadar etkili olmasalar da, bun ların girişimleri de Osmanlı tahtı nı tehdit eder.
I.Murad'ın oğlu Savcı Bey'in oğlu Davud, Bal kanlar'da Os manlılara karşı Haçlılarla birlik te hareket etmiş, Bizans'ın hima yesindeki Cafer ve İsmail isimli iki şehzade de II.Murad'a karşı çeşitli faali yetlerde bulunmuşlardır. Ayrıca Bizans'ın elinde bulunan Şehzade Orhan da İstanbul fethedilene kadar, Osmanlı tahtı için bir tehlike olarak kalmıştır.
Fetret Devri'nin yarattığı sorunlar, İstanbul'un fethine kadar, tam anlamıyla ortadan kaldırılamaz.
Devlet, bölünme tehlikesi ve kargaşa ortamından, ancak İstanbul'un fethiyle kurtulur. Halil İnalcık, Osmanlı İm paratorluğu'nda Fetret Dev ri'nin gerçek bitiş tarihini, 1453 olarak gösterir.


9.Çelebi Mehmed'in tarihteki yeri nedir?
Osmanlı tarih kitapları, Çelebi Mehmed'i dev letin “bâni-i sânisi”, yani ikinci kurucusu olarak gösterirler.
Gerçekten de yaptığı işler incelendiğinde, onun bu sıfatı hak ettiği görülür.
Çelebi Mehmed, Ankara Savaşı'nın kaybedildiğini gö rünce, maiyetiyle birlikte, va lilik yaptığı Amasya'ya kaçar. Daha 15 yaşındadır. Diğer kardeşleri karşısında, askeri güç ve devlet olanakları bakı mından en zayıf durumda olan odur... Ancak zekâsı, mücadele azmi ve politik be cerisiyle, tahta tek başına çık mayı başarır.
Çelebi Mehmed'in valilik yaptığı Amasya ve çevresi, Danişmendli Beyliği'nin eski topraklarıdır. Anadolu'nun fethi sırasında ilk gazi beyliğin kurulduğu bu bölgede, gaza ruhu hala canlıdır ve bir dina mizm vardır. Bu havanın, Çe lebi Mehmed'in kişisel gelişi minde büyük etkileri olur.
Fetret Devri sırasında “Sul tan” unvanını alan tek şehza de, Çelebi Mehmed'dir. 1407'den önceki bir tarihte bu unvanı almıştır.
Çelebi Mehmed’i iktidara taşıyan yolda ona en fazla yardımcı olan devlet adamları Bayezid Paşa, Hacı İvaz Paşa, Bicaroğlu Hamza Bey, hep bu bölgenin insanlarıdır.
Çelebi Mehmed ilk önce, Amasya ve civarındaki Türkmenleri itaat altına almak için uzun mücadelelere girişir. Daha sonra yalnızca taht mücadeleleri döneminde değil, tek başına Osmanlı tahtında oturduğu 8 yıllık devrede de hayatı mücadelelerle geçer. Öldüğünde vücudunda 30’a yakın yara izi olduğu söylenir.

10.Fetret Devri, Osmanlı tarihini nasıl etkiledi?
Fetret Devri'nden önce, Osmanlı Beyliği, kuruluş sürecini tamamlamıştı. Ancak Ankara Savaşı yenilgisi ve ardın dan 11 yıl süren mücadeleler, devletin gelişimini engelledi. Yıldırım zamanında Anadolu'nun büyük bir kısmı fethedilmişti. Bu toprakların çoğu elden çıktı ve ortadan kaldırılmış olan beylikler tekrar kuruldu.
Ayrıca Ankara Savaşı'ndan Rumeli’de de bir miktar toprak kaybedildi. Yıldırım’ın fethettiği yerlerin tamamının Osmanlı Devleti tarafından tekrar ele geçirilmesi, Yavuz Sultan Selim zamanına kadar sürdü.
Büyük bir ihtimalle, İstanbul bu dönemde Osmanlı’nın eline geçecekken, bu süre,50 yıl kadar uzadı.
Ankara Savaşı, ağır bir darbe olmasına rağmen Osmanlı Devleti’ni yıkamadı. Paul Wittek, yıkılanın,”İmparatorluk hülyası değil ideali” olduğunu belirtir. Osmanlı devletinin ağır siyasi organizasyonunu sağladığı bölge Rumeli idi. Osmanlı İmparatorluğu Rumeli’de öylesine sağlam bir yapı kurmuştu ki, Fetret Devri’nde Anadolu toprakları çok kısa sürede elden çıkarken,Rumeli’nin büyük bir bölümü elinde kaldı ve Osmanlı bu sayede varlığını sürdürebildi.
KAYNAK : Popüler Tarih / Nisan 2003 / Erhan AFYONCU / Sayı: 32