Basketbolün ülkemizdeki 98 yılı, ilginç kilometre taşlarıyla dikkati çeker.
(merakediyorum notu: yazıdaki veri ve istatistiklerin yazının yayınlandığı 2002 yılına göre düzenlendiğini lütfen gözönünde bulundurun.)
Popüler TARİH / Eylül 2002 / Vâlâ Somali
Her şey televizyondaki 'Beyaz Gölge' dizisiyle başlamıştı...
Türk basketbolünün son 20 yıldaki çıkışını sağlayan en önemli olay, 80'li yıllarla birlikte, milyonlarca genci ekran başına çeken bu televizyon dizisi oldu. 'Coach Rives' ile öğrencileri arasındaki basketbol serüveni, Türkiye'de gençliği, tahmin edilemeyecek boyutlarda etkiledi ve ülkemizde basketbolün gelişmesine büyük katkılarda bulundu.
(merakediyorum notu: diziyi merakedenler için http://80lerdetv.blogcu.com/beyaz-golge/2734099)
Maccabi ve Galatasaray basketkolün öncü takımları…
Türk basketbolünün geçmişine dönüp baktığımızda, kulüp takımı olarak 1930'lu yıllarda Musevi vatandaşlarımızın temsilcisi Maccabi'nin, 1940'lı yıllarda da Galatasaray'ın 'öncü takım' olduğunu görürüz.
Maccabi zamanla birçok oyuncusunu Barkhoba'ya kaptırmıştı. 1940'lı yıllarda Barkhoba tümüyle Beşiktaş'a geçerek, siyah-beyaz renkleri temsil etmeye başlamış, tüm bu değişim ve gelişmelere rağmen Galatasaray, o dönemin en iyi oyuncularını bünyesinde toplayarak bu spor dalındaki bütün başarılara ambargo koymuştu.
Galatasaray, 1950'li yıllarda da 'öncü takım' kimliğini korudu
Naili Moran, Rodrig, Hayri Arsebük, Feridun Koray,
İlhan Ulugay, Feridun Şerifzade ve Yekta gibi, sonraki yıllarda yönetici
olarak da sivrilecek kimi basketbolcularla sürekli zirvede kalmayı başaran
Galatasaray, 1950'li yıllarda da 'öncü takım' kimliğini korudu.
Dr. Ali Uras, Samim Göreç, Erdoğan Partener, Yalçın Granit ve Şevket Taşlıca gibi aynı zamanda milli takımın da değişmez elemanlarıyla İstanbul ile Türkiye Şampiyonluklarına ambargo koyan sarı-kırmızılı takım, uzun yıllar spor salonlarında 'yenilmez armada' lakabıyla anılarak rakiplerinin korkulu rüyası oldu.
Fenerbahçe 'ezeli rekabeti' futbol sahalarından salonlara taşıdı
1950'li yılların ortalarında Altan Dinçer, Erdoğan Karabelen, Hüseyin Kozluca ve Mehmet Baturalp gibi yıldız oyuncularla Galatasaray’ın saltanatına son veren Fenerbahçe Basketbol Takımı, 'ezeli rekabeti' futbol sahalarından salonlara taşımayı başararak yeni bir çığır açtı.
Beşiktaş ikili rekabeti kısa zamanda 'üç büyük kulüp' çekişmesine dönüştürünce...
1967de Türkiye Basketbol Ligi'nin başlamasıyla birlikte, Ünal Büyükcan, Ateş Çubukçu, Fehmi Sadıkoğlu, Abdullah İnce, Battal Durusel ve Zeki Tosun gibi yeni genç starlarla güçlenen Beşiktaş da ikili rekabeti kısa zamanda 'üç büyük kulüp' çekişmesine döndürünce, Türk basketbolü gözle görülür bir çıkış yakaladı.
İTÜ fırtınası yaşandı
Bu arada Kemal Erdenay'lı, Hüseyin Alp'li ve Reşat'lı bir güç olarak İTÜ fırtınası yaşandı Türkiye Basketbol Ligi'nde. Şangün Kaplanoğlu (Galatasaray), Erdal Poyrazoğlu (Fenerbahçe), Erman Kunter (Beşiktaş), Doğan Hakyemez (Galatasaray) ve Efe Aydan (Eczacıbaşı) gibi gerçekten Avrupa düzeyindeki yıldızlar, gerek kulüp takımlarımızı ve gerekse de Milli Takımı, Avrupa platformunda çok güçlü kılarak bugünkü seviyeye, 'Koraç Kupası Şampiyonu', 'Avrupa İkincisi' olacak konuma getirdiler.
Lütfen yanlış anlaşılmasın yukarıdaki takım İTÜ değil Beyaz Gölge dizisindeki basket takımı ve koçları... :))
Basketbolu ülke sathına yayan “Beyaz Gölge” dizisi oldu
Pota altında Türk basketbolü bu mucizelere imzasını atarken, basketbol sevgisini tüm ülke sathına yayma görevini de, yazımızın başında belirttiğimiz gibi, TV'de 80'li yıllarda yayımlanan 'Beyaz Gölge' (Coach Rives) dizisi gerçekleştirdi şüphesiz...
Basketbolün ilk milli takımının kuruluş öyküsüne bir göz atalım...
Şimdi, ülkemiz basketbolünün tarihinde, çok daha gerilere gidip Türkiye'de basketbolün ilk milli takımının kuruluş öyküsüne bir göz atalım... 1934 yılından sonra Türkiye'de bir avuç basketbolcünün girişimiyle, ülkemizde bu spor, yeni bir çığırın eşiğine geldi: Büyük spor adamı Naili Moran'ın çevresinde toplanan basketbol tutkunu kimi gençler, ilk Türk Basketbol Milli Takımı'nın kurulması için Naili Moran'a her türlü desteği sağladılar ve böylece Milli Takım'ın ortaya çıkmasına önayak oldular.
Aralarında topladıkları 50’şer lira ile maddi kaynak da oldular
Takımın ihtiyacı olan maddi kaynağı, aralarında topladıkları 50'şer liralarla halleden bu sporcular, dönemin en iyi hakemlerinden biri olduğu gibi, bu takımın antrenörlüğünü de üstlenmiş bulunan Rupen Semerciyan'ın idaresindeki ilk Milli Basketbol Takımı'nı sahaya çıkarabildiler.
İlk karşılaşma Yunanistan’la
İlk Türk Basketbol Milli Takımı, tarihindeki ilk
milli karşılaşmasını, 24 Haziran 1936 Çarşamba akşamı, Beyoğlu Halkevi
Salonu'nda Yunanistan'la yaptı. Rakibini 49-12 gibi açık bir farkla yenilgiye
uğratan Türk takımı bu tarihi randevuda, şu kadroyla sahadaydı: (merakediyorum
notu: aşağıdaki sayıların toplamı, 49 sayıyı bulmuyor. Ya birisi daha olmalı
veya sayılarda bir hata var)
Naili Moran 'Kaptan' (4 sayı),
Feridun Koray (4 sayı),
Sadri Usuoğlu (2 sayı),
Hazday Penso (6 sayı),
Jak Habib (20 sayı),
Nihat Ertuğ (0 sayı),
Dionıs Sakalak (2 sayı),
Hayri Arsebük (2 sayı).
Yunanistan Milli Takımı'nın basketçileri ise şöyle sıralanıyordu: Bahomis 'Kaptan' (4 sayı), Sapuncakis (0 sayı), Amarondidis (5 sayı), Angelu (1 sayı), Manos (2 sayı), Kakis (0 sayı), Skiloyanis (0 sayı) ve Kuçalakis (0 sayı)...
İlk pota nerede kuruldu?...
Basketbol ülkemize ne zaman geldi?…
Aslında, daha da gerilere gidip, basketbolün ülkemize nasıl girdiğini sorgularsak, İstanbul'daki Robert Kolej'in 1904 yılındaki Spor Salonu'na uzanmamız gerekir. Basketbol, ülkemizde ilk kez burada oynanmıştır. Bu köklü eğitim merkezinin tıpkı voleybolda olduğu gibi, basketboldeki tarihi rolü de çok önemlidir. Amerika'dan o yıl okula tayin edilen genç bir öğretmen tarafından Kolej'in spor salonunda öğrencilere tanıtılan basketbol, tatbikatı da yapıldığı halde, bu öğretmenin kısa zamanda ülkesine dönmesi sonucunda, gelişememiştir.
Galatasaray Lisesi'nin beden eğitimi öğretmenlerinden Ahmet Robenson’un girişimleri…
Ama bu olay bir 'başlangıç' olmuş ve 7 yıl sonra, yani 1911'de ülkemizin en eski sporcularından ve Galatasaray Lisesi'nin beden eğitimi öğretmenlerinden Ahmet Robenson tarafından yeniden ele alınan basketbol, elde yeterli bilgi birikimi olmamasına rağmen, bu büyük spor adamının ısrarlı girişimleriyle, öğrenciler tarafından benimsenmeye başlanmıştır.
Bu olayı takiben, 1913 yılı içinde, Fenerbahçe Kulübü'nün de bu konuda bir atılımı olmuş ve bir basketbol takımı kurup antrenmanlar başlatıldığı halde, maç yapılacak rakip bir takım bulunamadığından, faaliyetlere son verilmiştir.
Futbol basketbol rekabeti
Dünya genelinde de ilk iki sırayı paylaşarak, büyük bir rekabeti beraberinde getiren futbol ile basketbolün bizdeki olumlu çekişmesi, ilk olarak milli takımlar düzeyinde ve 1980'li yıllarda başladı. Bu dönem içinde Avrupa'da ilk 8'e girmeyi başaran Basketbol Milli Takımı'mız, futbolda ay-yıldızlı on bir, iki defa Avrupa Futbol Şampiyonası'nın finallerine katılma hakkım elde edince atağa kalktı ve 'Avrupa Basketbol ikincisi' olma başarısını gösterdi.
Olumlu, verimli rekabet kulüp takımları düzeyinde de yaşanmaya başlanmıştı. Efes Pilsen Basketbol Takımı'nın 1996 Koraç Kupası Şampiyonluğu'nun hemen arkasından Galatasaray Futbol Takımı, ilk önce UEFA Kupası'nı, hemen arkasından da Süper Kupa'yı kazanarak basketbole nazire yapmayı ihmal etmedi...
Daha dün denecek kadar yakın bir zamanda tüm Türkiye, Avrupa Basketbol Şampiyonası'na ev sahipliği yaptı ve dünyanın sayılı dev takımlarını alt ederek 'finalist' olma başarısını gösterdi, İspanyol hakemin taraflı tutumu olmasaydı, şampiyonluk kupasını müzesine taşıması işten bile değildi. Buna rağmen Türkiye halkı, '12 Dev Adam' şarkısıyla sokaklara döküldü ve Avrupa İkincisi olan Basketbol Milli Takımı'nı bağrına bastı. Tıpkı bir ay süreyle, Milli Futbol Takımı'mızın başarılarıyla evlerde, işyerlerinde ve sokaklarda göğsünü gere gere aynı zamanda zafer sloganları atarak yürüdükleri gibi...
'Rekabetten güzel şeyler doğar' sözü, boşuna söylenmemiştir şüphesiz. Efes Pilsen ile Galatasaray'ın Avrupa Şampiyonlukları, ay-yıldızlı takımlarımızın 'Avrupa İkinciliği' ve 'Dünya Üçüncülüğü' de göstermektedir ki, bu iki 'lokomotif branş arasındaki olumlu rekabet, ülke sporunun diğer branşlarını da reform yapmaya zorlayacak, yakın gelecekte uluslararası platformdaki hedeflerimizi üst düzeye çıkaracaktır.
……
Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri
Kaynak : Popüler Tarih / Eylül 2002/ Vala Somali "12 dev adam'ın serüveni' başlıklı yazıdan alınmıştır. Resim ve başlıklar yazıya eklenmiştir.
