Türkiye'de basketbol... Ne zaman? Nerede? Neden? Nasıl? Ne? Kim? :))

168 views
Skip to first unread message

Haylanmaz

unread,
Sep 12, 2011, 1:09:17 PM9/12/11
to gizli...@googlegroups.com, bahtl...@googlegroups.com

 

 

'12 dev adam'ın serüveni

Basketbolün ülkemizdeki 98 yılı, ilginç kilometre taşlarıyla dikkati çeker.

(merakediyorum notu: yazıdaki veri ve istatistiklerin yazının yayınlandığı 2002 yılına göre düzenlendiğini lütfen gözönünde bulundurun.)

 

Popüler TARİH / Eylül 2002 / Vâlâ Somali

 

Her şey televiz­yondaki 'Be­yaz Gölge' di­zisiyle başla­mıştı...  

Türk basketbolünün son 20 yıldaki çıkışını sağlayan en önemli olay, 80'li yıllarla birlikte, milyonlarca genci ekran başı­na çeken bu televizyon dizisi oldu. 'Coach Rives' ile öğren­cileri arasındaki basketbol se­rüveni, Türkiye'de gençliği, tahmin edilemeyecek boyut­larda etkiledi ve ülkemizde basketbolün gelişmesine bü­yük katkılarda bulundu. 

(merakediyorum notu: diziyi merakedenler için http://80lerdetv.blogcu.com/beyaz-golge/2734099)

Maccabi ve Galatasaray basketkolün öncü takımları…

Türk basketbolünün geç­mişine dönüp baktığımızda, kulüp takımı olarak 1930'lu yıllarda Musevi vatandaşları­mızın temsilcisi Maccabi'nin, 1940'lı yıllarda da Galatasa­ray'ın 'öncü takım' olduğunu görürüz.

Maccabi zamanla birçok oyuncusunu Barkhoba'ya kaptırmıştı. 1940'lı yıllarda Barkhoba tümüyle Beşiktaş'a geçerek, siyah-beyaz renkleri temsil etmeye başlamış, tüm bu değişim ve gelişmelere rağ­men Galatasaray, o dönemin en iyi oyuncularını bünyesin­de toplayarak bu spor dalın­daki bütün başarılara ambar­go koymuştu. 

Galatasaray, 1950'li yıllarda da 'öncü takım' kim­liğini korudu

Naili Moran, Rodrig, Hayri Arsebük, Feridun Ko­ray, İlhan Ulugay, Feridun Şerifzade ve Yekta gibi, sonra­ki yıllarda yönetici olarak da sivrilecek kimi basketbolcu­larla sürekli zirvede kalmayı başaran Galatasaray, 1950'li yıllarda da 'öncü takım' kim­liğini korudu.

Dr. Ali Uras, Samim Gö­reç, Erdoğan Partener, Yalçın Granit ve Şevket Taşlıca gibi aynı zamanda milli takımın da değişmez elemanlarıyla İs­tanbul ile Türkiye Şampiyon­luklarına ambargo koyan sa­rı-kırmızılı takım, uzun yıllar spor salonlarında 'yenilmez armada' lakabıyla anılarak rakiplerinin korkulu rüyası oldu.

 

Fener­bahçe 'eze­li rekabeti' futbol sahaların­dan salonlara taşıdı

1950'li yılların ortalarında Altan Dinçer, Erdoğan Kara­belen, Hüseyin Kozluca ve Mehmet Baturalp gibi yıldız oyuncularla Galatasaray’ın saltanatına son veren Fener­bahçe Basketbol Takımı, 'eze­li rekabeti' futbol sahaların­dan salonlara taşımayı başa­rarak yeni bir çığır açtı.

 

Beşiktaş ikili reka­beti kısa zamanda 'üç büyük kulüp' çekişmesine dönüştürünce...

1967de Türkiye Basketbol Ligi'nin başlamasıyla birlikte, Ünal Büyükcan, Ateş Çubuk­çu, Fehmi Sadıkoğlu, Abdullah İnce, Battal Durusel ve Zeki Tosun gibi yeni genç starlarla güçlenen Beşiktaş da ikili reka­beti kısa zamanda 'üç büyük kulüp' çekişmesine döndürün­ce, Türk basketbolü gözle gö­rülür bir çıkış yakaladı.

 

İTÜ fırtı­nası yaşandı

Bu arada Kemal Erde­nay'lı, Hüseyin Alp'li ve Re­şat'lı bir güç olarak İTÜ fırtı­nası yaşandı Türkiye Basket­bol Ligi'nde. Şangün Kapla­noğlu (Galatasaray), Erdal Poyrazoğlu (Fenerbahçe), Er­man Kunter (Beşiktaş), Doğan Hakyemez (Galatasaray) ve Efe Aydan (Eczacıbaşı) gibi gerçekten Avrupa düzeyindeki yıldızlar, gerek kulüp takımla­rımızı ve gerekse de Milli Takımı, Avrupa platformunda çok güçlü kılarak bugünkü se­viyeye, 'Koraç Kupası Şampi­yonu', 'Avrupa İkincisi' ola­cak konuma getirdiler. 

Lütfen yanlış anlaşılmasın yukarıdaki takım İTÜ değil Beyaz Gölge dizisindeki basket takımı ve koçları... :))

 

 

Basketbolu ülke sathına yayan “Beyaz Gölge” dizisi oldu

Pota altında Türk basket­bolü bu mucizelere imzasını atarken, basketbol sevgisini tüm ülke sathına yayma göre­vini de, yazımızın başında be­lirttiğimiz gibi, TV'de 80'li yıllarda yayımlanan 'Beyaz Gölge' (Coach Rives) dizisi gerçekleştirdi şüphesiz... 

Basket­bolün ilk milli takımının ku­ruluş öyküsüne bir göz ata­lım...

Şimdi, ülkemiz basketbo­lünün tarihinde, çok daha ge­rilere gidip Türkiye'de basket­bolün ilk milli takımının ku­ruluş öyküsüne bir göz ata­lım... 1934 yılından sonra Türkiye'de bir avuç basket­bolcünün girişimiyle, ülkemiz­de bu spor, yeni bir çığırın eşi­ğine geldi: Büyük spor adamı Naili Moran'ın çevresinde toplanan basketbol tutkunu kimi gençler, ilk Türk Basket­bol Milli Takımı'nın kurul­ması için Naili Moran'a her türlü desteği sağladılar ve böylece Milli Takım'ın ortaya çıkmasına önayak oldular.

 

Aralarında topladıkları 50’şer lira ile maddi kaynak da oldular

Takımın ihtiyacı olan mad­di kaynağı, aralarında topla­dıkları 50'şer liralarla halleden bu sporcular, dönemin en iyi hakemlerinden biri olduğu gi­bi, bu takımın antrenörlüğünü de üstlenmiş bulunan Rupen Semerciyan'ın idaresindeki ilk Milli Basketbol Takımı'nı sa­haya çıkarabildiler. 

 

İlk karşılaşma Yunanistan’la

İlk Türk Basketbol Milli Takımı, tarihindeki ilk milli karşılaşmasını, 24 Haziran 1936 Çarşamba akşamı, Be­yoğlu Halkevi Salonu'nda Yu­nanistan'la yaptı. Rakibini 49-12 gibi açık bir farkla ye­nilgiye uğratan Türk takımı bu tarihi randevuda, şu kad­royla sahadaydı: (merakediyorum notu: aşağıdaki sayıların toplamı, 49 sayıyı bulmuyor. Ya birisi daha olmalı veya sayılarda bir hata var)

Naili Moran 'Kaptan' (4 sayı),

Feridun Koray (4 sayı),

Sadri Usuoğlu (2 sayı),

Haz­day Penso (6 sayı),

Jak Habib (20 sayı),

Nihat Ertuğ (0 sayı),

Dionıs Sakalak (2 sayı),

Hayri Arsebük (2 sayı).

 

Yunanistan Milli Takı­mı'nın basketçileri ise şöyle sı­ralanıyordu: Bahomis 'Kap­tan' (4 sayı), Sapuncakis (0 sa­yı), Amarondidis (5 sayı), An­gelu (1 sayı), Manos (2 sayı), Kakis (0 sayı), Skiloyanis (0 sayı) ve Kuçalakis (0 sayı)... 

 

İlk pota nerede kuruldu?...

Basketbol ülkemize ne zaman geldi?…

Aslında, daha da gerilere gidip, basketbolün ülkemize nasıl girdiğini sorgularsak, İs­tanbul'daki Robert Kolej'in 1904 yılındaki Spor Salo­nu'na uzanmamız gerekir. Basketbol, ülkemizde ilk kez burada oynanmıştır. Bu köklü eğitim merkezinin tıpkı voley­bolda olduğu gibi, basketboldeki tarihi rolü de çok önem­lidir. Amerika'dan o yıl okula tayin edilen genç bir öğretmen tarafından Kolej'in spor salo­nunda öğrencilere tanıtılan basketbol, tatbikatı da yapıl­dığı halde, bu öğretmenin kısa zamanda ülkesine dönmesi so­nucunda, gelişememiştir. 

Galatasa­ray Lisesi'nin beden eğitimi öğretmenlerinden Ahmet Ro­benson’un girişimleri…

Ama bu olay bir 'başlan­gıç' olmuş ve 7 yıl sonra, yani 1911'de ülkemizin en eski sporcularından ve Galatasa­ray Lisesi'nin beden eğitimi öğretmenlerinden Ahmet Ro­benson tarafından yeniden ele alınan basketbol, elde yeterli bilgi birikimi olmamasına rağ­men, bu büyük spor adamının ısrarlı girişimleriyle, öğrenci­ler tarafından benimsenmeye başlanmıştır.

Bu olayı takiben, 1913 yılı içinde, Fenerbahçe Kulü­bü'nün de bu konuda bir atılı­mı olmuş ve bir basketbol takımı kurup antrenmanlar baş­latıldığı halde, maç yapılacak rakip bir takım bulunamadı­ğından, faaliyetlere son veril­miştir. 

Futbol basketbol rekabeti

Dünya genelinde de ilk iki sırayı paylaşarak, büyük bir rekabeti beraberinde getiren futbol ile basketbolün bizdeki olumlu çekişmesi, ilk olarak milli takımlar düzeyinde ve 1980'li yıllarda başladı. Bu dönem içinde Avrupa'da ilk 8'e girmeyi başaran Basketbol Milli Takımı'mız, futbolda ay-yıldızlı on bir, iki defa Av­rupa Futbol Şampiyonası'nın finallerine katılma hakkım el­de edince atağa kalktı ve 'Av­rupa Basketbol ikincisi' olma başarısını gösterdi.

Olumlu, verimli rekabet kulüp takımları düzeyinde de yaşanmaya başlanmıştı. Efes Pilsen Basketbol Takımı'nın 1996 Koraç Kupası Şampiyon­luğu'nun hemen arkasından Galatasaray Futbol Takımı, ilk önce UEFA Kupası'nı, hemen arkasından da Süper Kupa'yı kazanarak basketbole nazire yapmayı ihmal etmedi...

Daha dün denecek kadar yakın bir zamanda tüm Türki­ye, Avrupa Basketbol Şampi­yonası'na ev sahipliği yaptı ve dünyanın sayılı dev takımlarını alt ederek 'finalist' olma ba­şarısını gösterdi, İspanyol ha­kemin taraflı tutumu olmasay­dı, şampiyonluk kupasını mü­zesine taşıması işten bile değil­di. Buna rağmen Türkiye hal­kı, '12 Dev Adam' şarkısıyla sokaklara döküldü ve Avrupa İkincisi olan Basketbol Milli Takımı'nı bağrına bastı. Tıpkı bir ay süreyle, Milli Futbol Ta­kımı'mızın başarılarıyla evler­de, işyerlerinde ve sokaklarda göğsünü gere gere aynı zaman­da zafer sloganları atarak yürüdükleri gibi...

'Rekabetten güzel şeyler doğar' sözü, boşuna söylen­memiştir şüphesiz. Efes Pilsen ile Galatasaray'ın Avrupa Şampiyonlukları, ay-yıldızlı takımlarımızın 'Avrupa İkin­ciliği' ve 'Dünya Üçüncülüğü' de göstermektedir ki, bu iki 'lokomotif branş arasındaki olumlu rekabet, ülke sporunun diğer branşlarını da re­form yapmaya zorlayacak, ya­kın gelecekte uluslararası plat­formdaki hedeflerimizi üst dü­zeye çıkaracaktır.

……


Hazırlayanlar :  merakediyorum grubu üyeleri 

merake...@googlegroups.com

Kaynak : Popüler Tarih / Eylül 2002/ Vala Somali "12 dev adam'ın serüveni' başlıklı yazıdan alınmıştır. Resim ve başlıklar yazıya eklenmiştir.

haylanmaz

basket 14.jpg
basket 09.jpg
basket 10.jpg
basket 05.jpg
basket 07.jpg
basket 06.jpg
basket 04.jpg
basket 11.jpg
image001.png
basket 13.jpg
basket 02.jpg
basket 01.jpg
basket 12.jpg
basket 15.jpg
basket 03.jpg
basket 08.jpg
basket 16.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages