"EVET"demenin 6000 yolu
Büyük ihtimalle büyük büyük dedelerimiz bizden
farklı konuşuyorlardı. Bugün, bir zamanlar olmayan kelimeler kullanıyoruz;
"bilgisayar" ya da "medyatik" gibi... Hiç kuşkusuz
atalarımız da, şu anda hiç kullanılmayan kelimelerle konuşuyordu.
Dedelerimiz çocukluk hikayelerini anlatırken sorduğumuz "O ne demek?", "Bu ne demek?" soruları neredeyse hikayenin bir parçasıydı...
Çoğu dilbilimci, tüm dillerin tek bir "ana dil"den yayıldığı konusunda aynı fikri paylaşıyor.
İşte tüm bu değişiklikler, dilin belirleyici bir özelliğini oluşturuyor. Her şeyden önce dil entelektüel bir yapı. Yani, aynı şeyi söylemenin sınırsız yolu var... Böyle olunca, insanların 6000 civarındaki dili nasıl geliştirdikleri az çok açığa kavuşmuş oluyor. Peki, tüm bu diller birbirlerinden bağımsız olarak mı ortaya çıktılar? Büyük ihtimalle hayır... Çoğu dilbilimci, tüm dillerin tek bir "ana dil"den yayıldığı konusunda aynı fikri paylaşıyor. İnsanlar göç ettikçe, yeni kültürler, bunun sonucunda da yeni diller geliştiriyorlardı...
Ancak, bu sırada bazı diller de kendiliğinden ortadan kayboldu. Kabileler arasındaki savaşlarda diğerinin boyunduruğuna giren kabile, galibin dilini konuşmaya zorlandı. Orta Çağ Avrupası'nda, örneğin, Rusya'dan işgalciler tarafından getirilen Magyar dili, ilk Macarlar'ın ve Finliler'kı orjinal dilinin yerine geçti.
Dillerin asıl değişimi, barışçıl ortamlarda kurulan iletişimler sonunda oldu
Bu, genel olarak ticaretle ya da sınırlarını genişleten kabilelerin komşuları arasına yerleşmeleriyle meydana geldi. Eski İngilizce, Viking istilası ve Orta Çağ'ın başlarında Normandiya Fransızcası, Gal dili ve Norveç dilinden o kadar çok kelime ve deyim aldı ki, neredeyse yeni bir dil haline dönüştü. Öyle ki, İngilizce bilenler, 1000 yıl öncesine ait Eski İngilizce metinlere, Norveççeye baktıkları kadar yabancı bakıyorlar... Bizim genç nüfusumuzun Eski Türkçe'yi zor anlaması gibi...

"Lingua franca" : ortak milletlerarası dil olarak
Böyle toptan yaklaşma sonucunda, insanlar sık sık herkesin bildiği, ancak kimsenin ana dili olmayan bir dile başvurmak durumunda kalıyorlar. "Lingua franca" denilen bu dil, ortak milletlerarası dil olarak tanımlanıyor. Doğu Afrika'daki Savahili ve Uzak Doğu'daki Bazaar Malay ve Endonezya dili de buna örnek olarak gösterilebilir. Günümüzün en geniş alana yayılmış ve en sık rastlanan "lingua franca"sı ise hiç kuşkusuz İngilizce... Bugün Dünya üzerindeki 450 milyon insanın ana dili olarak konuştuğu bu dil, 400 milyon kişi tarafından da ikinci dil olarak konuşuluyor...
Nijerya’da çaresizlikten İngilizce resmi dil
İngilizce'nin bu özelliği kazanmasındaki en önemli etkenler İngiliz sömürgeciliği ve Amerika'nın günümüzdeki kültürel etkisi... Nijerya'da resmi dil olmasının nedeni ise başka çare olmayışı... Ülkede konuşulan 400 farklı dilden birinin resmi dil olarak seçilmesi savaşa neden olabileceğinden, bu ülkede İngilizce'yi empoze etmekten başka çare kalmıyor. Hint hükümeti 1965 yılında Hindu dilini resmi dil olarak seçtiğinde, Dravidian dilini konuşan güney kesini hemen ayaklanmıştı...
"Crcole" karmaşık diller
"Lingua franca"lar, diğer dillerden daha statik değiller. Tam tersine, insanlar ana dillerinden bir şeyler ekledikçe, daha kolay öğrenmek için grameri basitleştirdikçe ve telaffuzu kendilerine uydurdukça, bu diller çok daha kolay değişebiliyor. Bu olduğunda ise dil, karışık bir dil haline geliyor. Ve bu dil, daha önceki ana dilin yerine geçerse, "Crcole" adını alıyor... Karışık diller için yüzlerce örnek verilebilir. Örneğin, 18. ve 20. yüzyıllar arasında Sibirya sınırında kullanılan Rus-Çin karışımı olan dil ve geçtiğimiz yüzyılda Alaska Kızılderililerinin ve muitlerin yarattıkları dil gibi... Ama elbette ki en yaygın olan karışık diller ve "creole"ler, Yeni Gine dili gibi, ana dillerine İngilizce karışmış olanlar...

Dildeki ayrılmalar/Benzerlikler
Yine de, karışık diller ve "creole'ler yakın zamanda meydana gelmiş oluşumlar. Orijinal kabile dilleri, ancak aileler göç ettiğinde ve birbirlerinden ayrıldıklarında değişiyor. Dilbilimciler, "dildeki ayrılma" olarak bilinen bu olayın, önceden bilenebilir ve sabit bir şey olduğunu tahmin ediyorlar. Bu, orijinal dillerin tarihlendirmesinin kolayca yapılabileceğini gösteriyor. California Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada, dilbilimciler 200 dilin gramer yapılarını karşılaştırdı. Sonuçta, bir dilin günümüzdeki 300 dil ailesine dönüşmesi için 100.000 yıl geçmesi gerektiği ortaya çıktı.
Bu rakam, arkeolojik bulguların gösterdiği tahmini "Homo sapiens sapiens" (Günümüz insanı) yaşıyla aynı yıllara denk geliyor. Genetikçilerde aynı tezi savunuyorlar. Onların bulgularına göre, Afrikalılar ve diğer ırklar arasındaki genetik fark, herhangi diğer iki ırktan çok daha büyük. Bu da, Afrika'dan ayrılmanın "ilk göç", bunun sonucu olarak da "ilk dil ayrılması" olduğunu gösteriyor.
Bu ayrılmalar tersine de işleyebiliyor, farklı dillerdeki eski ve sabit kelimeleri -örneğin, akraba ve memelilerle ilgili olanlar- karşılaştıran dilbilimciler, bu dillerin hangi ana dilden koptuğunu bulabiliyorlar. Örneğin, çoğu Avrupa dilleri, Sanskrit, Farsça ve diğer Yakın Doğu dillerinin tek bir "ilk dil"den çıktığı rahatça görülüyor...
Günümüzde konuşulan diller arasındaki benzerlikler de açıkça ortada... Böylece, dilleri dil ailelerine ve alt gruplara ayırmak hiç de zor olmuyor. Örneğin, Sanskrit, Afgan ve Hindu dillerinin ortak bir Hint-İran atası var. Norveç dili ve Almanca, Germen dil ailesinden çıksa da, Breton, İrlanda dili ve Gal dili Kelt dili ailesinden geliyor. Bu farklı dil gruplarındaki kelimeler birbirleriyle karşılaştırıldığında açık bir benzerlik ortaya çıkıyor. Sanskrit dilinde kardeş "Bhrater", İrlanda dilindeki "brathır" ve Yunanca'daki "phrater"e çok benziyor...
15.000 yıl önce var olduğu sanılan dil: "Nostratic"...
İşte bu noktadan sonrakilerin tahmin edilebilmesi biraz güç oluyor. Çoğu dilbilimci, yeniden yapılanmış olan Hint-Avrupa dil ailesini, diğer kuramsal ilk dillerle karşılaştırmaktan çekiniyor. Ancak, bazı araştırmacılar, Hint-Avrupa dillerinin türediği bir "ilk dil" yarattıklarına inanıyorlar. 15.000 yıl önce var olduğu sanılan bu dilin adı "Nostratic"... Ural, Hami-Sami, Altay ve Hint-Avrupa dillerindan oluşan Nostratic, dil ağacının dev kollarından biri ve teorik olarak orjinal "ana dil"den doğrudan ayrılmış olan bir parça...

Günümüz dilleri hızlı değişiyor
İlk diller her ne kadar yavaş değiştiyseler de, günümüzün dilleri neredeyse bir gecede değişim geçirebiliyor. Her hafta bilimadamları ve dilbilimciler tarafından yeni kelimeler kullanılıyor. Televizyon aracılığıyla her gün evlerimize yabancı kelimeler ışınlanıyor. Çocuklarımız ana dilleri yerine karışık dilleri ve "creole'leri öğrendikçe, dünya üzerindeki dil sayısı her geçen gün azılıyor. Ancak, dili sürekli değiştirme ve günlük ihtiyaçlara uydurma yeteneğimiz sayesinde dil, sadece insanlara ait bir ayrıcalık olarak kalmaya devam ediyor.
Türkçe...
Türkçe, dillerin yapı bakımından sınıflandırılmasında "bitişken" dillere giriyor. Türkçe'de bir ad veya fiil kökünden, değişik yapım ekleriyle çeşitli kavramları karşılayan yeni sözcükler türetilebiliyor. Türkçe'yi bir de ses uyumu diğerlerinden ayırıyor. Öyle ki, Türkçe'ye giren bazı yabancı kelimeler bile bu duruma uyum sağlamış; Farsça "nerdban" merdiven, Arapça "sahife" sayfa, Farsça"merd" mert...
Türkçe'de çeşitli dillerde (Arapça, Almanca, Fransızca) görülen cinsiyet de yok. Dilimizde erkeklik ve dişilik bulunmadığı gibi, sözcüklerin cinsiyetlerini belirleyen tanımlık ve ekler de bulunmuyor.
Hazırlayanlar : merakediyorum grubu, Okan URAL, Kerem
Kaynak : Focus -Şubat 1997 sayısında "Dil:Evet demenin 6000 yolu" başlığı ile yayınlanan yazıdan derlenmiştir. Paragraf başlıkları ilave edilmiştir. Resimlerde kirlilik yaratmamak için grup adı vs kullanılmamıştır.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delet" tuşuyla yok etmeyin
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.