Saddam'ın hatıralarında ilginç olaylar var

27 views
Skip to first unread message

georgian-students

unread,
Nov 3, 2009, 5:10:25 PM11/3/09
to georgian students طلاب الجورجية
Saddam Hüseyin'e göre, Bağdat'ın düşmesinde ihanet yok, yakalanması
ise en yakın arkadaşının satması sonrasında.


Bir dönem Ortadoğu'nun yakın siyasi tarihine ışık tutması beklenen
Saddam'ın hatıralarında, Bağdat'ın düşmesinde, askerinin kendisine
ihanet ettiğini kabul etmiyor. Saddam, 'Bağdat düşmedi, işgal edildi,
direnişçiler yeniden kurtaracak' diyor.

Sudan'da basılan ve Ürdün gibi satışa sunulan ülkelerde adeta yok
satan hatıratta, Saddam Hüseyin, tutuklanışının gerçek hikayesini
anlatırken, zindandan kaçma planlarını da, tutuklanmadan önce zaten
yaptığını söylüyor.
Saddam Hüseyin hatıratında, oğullarının Amerikalılar tarafından
öldürülmesi sonrasında, 'Onlar şehit oldu' diyor ve gurur duyduğunu
söylerken, Bağdat'ın düşmesinde, ordunun ihanet iddialarını ise
kesinlikle kabul etmiyor.
'Bağdat düşmedi işgal edildi, direnişçiler Bağdat'ı ihtilalden
kurtaracak' diyen Saddam'ın hatıratındaki en ilginç detaylardan biri
ise zindandan kaçmayı, tutuklanmadan önce planmış olması.

Eğer yakalanırsa, nasıl kurtulacağının planını bile yapan Saddam,
direniş gruplarının ve özel kuvvetlerin işbirliği ile bulunduğu
hapishanenin işgal edilmesini hedeflemiş.

Saddam hatıratında, kendisini koruyan Amerikan askerlerinin, hafif ve
orta silahlar taşıdığını da belirterek, kaçma girişiminde, bu korkak
Amerikan askerlerine iki tokat atarak, silahlarının rahatlıkla elinden
alınabileceğini düşünmüş.

Saddam, tutuklama sebebi olarak en yakın ve güvendiği arkadaşlarından
biri olan Gays El Namık'ın, mükafatı almak için hainlik yaptığını,
yerini Amerikalılara söylediğini belirtiyor.

Amerikalıların Bağdat'a girmesinden sonra sabit bir yerde yaşamayan,
devamlı hareket eden, Saddam, çoban elbisesi giyerek gizlenmiş.

Saddam tutuklanış anında Amerikan askerlerine niçin direnmediğini ise
'Irak halkının liderini kaybetmesinden korktuğu' şeklinde açıklıyor.
Savaştan önce ülke dışına kaçmamasını da, 'Kendi kendime, nasıl olur
da Irak halkını kendi başına bırakarak ülke dışına kaçarım' dedim'
ifadesiyle anlatıyor.

Yanındaki Amerikan askerlerinin kendisinden hatıra imzası
istediklerini anlatan Saddam, askerlere Irak tekrar bağımsızlığına
kavuştuğunda kendilerini misafir olarak davet edeceğini söylediğini ve
askerlerin de gelme sözü verdiklerini söylüyor.

Amerikalıların günde iki defa ateşini ölçtüğü Saddam, askerlere
sağlığının son derece yerinde olduğunu belirtmek için şakayla karışık;
'Halk isterse evlenebilirim' demiş.

Saddam hatıratında, kendisine Amerikan askerlerine verilen yemekten
verildiğini 2006 yılında ise 8 ile 20 Temmuz tarihleri arasında açlık
grevi yaptığını da yazdı.

Hatıratında adil bir yönetici olduğunu, bu konuda en yakınlarına karşı
bile son derece sert tavır takındığını anlatan Saddam; 'Oğlum Udey,
Kamil Hanna'yı öldürdüğü zaman yargıçlardan adil karar vermelerini
istedim. Adalet bakanı ve Irak mahkemelerinin bana karşı mahcup
olduklarını hissettim ve kendi oğlum Udey'in idamına karar verdim.
Ancak Udey'in annesi, Ürdün Kralı Hüseyin'e haber vermiş. Kral Hüseyin
bana, eğer Udey'i affetmezse bir daha Irak'a gelmeyeceğini söyledi ve
yemin etti. Ben de Arap adetlerine göre öldürülenin velisi affederse,
affederim' dedim" ifadesini kullanıyor.

İçişleri bakanıyken üvey kardeşi Vatban İbrahim Hasan'ı da neden
görevinden aldığını da şöyle anlatıyor. 'Kardeşim içişleri bakanıyken,
şoförü trafik kurallarına uyarak, kırmızı ışıkta durunca, kızarak
trakfik lamabasına ateş etmiş. Bunu öğrenir öğrenmez hemen görevine
son verdim.'

Hatıratında yargıçın kendisi hakkında idam kararı verdiği anı da
anlatan Saddam, o anda hiç korkmadığını, doktorunun sakinleştirici hap
alması konusundaki önerilerini de kabul etmediğini ve doktora; 'Dağlar
rahat olmak için sakinleştiriciye ihtiyaç duymaz' dediğini aktarıyor.

Hatıratın yayınlanan ilk bölümü tutukluluk döneminde Saddam ile 144
defa görüşen avukatlarından Halil El Dilimi tarafından hazırlandı.
Kağıt ve kalem yasak olduğu için 480 sayfalık ilk bölümü Saddam,
avukatına sözlü olarak anlattı.

Saddam'ın hatıratında, en tartışma doğuracak bölümlerden biri ise
'Irak'ın Kuveyt'i işgalinin hata, ancak İran ile tutuştukları savaşın
doğru olduğunu ifade ettiği bölüm...

Temur GORGADZE

unread,
Nov 4, 2009, 7:44:50 AM11/4/09
to georgian-st...@googlegroups.com, georgian...@googlegroups.com
Batum Müftüsü; Türkiye'nin ilgisizliğinden şikayetçi
 
 
Testkhaladze, Türkiye'nin ve Türkiye'deki soydaşlarının Gürcü Müslümanların taleplerine karşı duyarlı olmadığını söylüyor.
Salı, 03 Kasım 2009 10:28
 

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Batum Müftüsü Testkhaladze, Batum şehir merkezinde tek cami olan 'Orta Cami'ye sahip çıkmayan Gürcü asıllı Türk işadamları ve Müslümanları eleştirdi.

Artvin'in yerel gazetesi 08 Haber ekibi Batum Müftülüğünde Müftü Kemal Tsetkhladze ile makamında görüştü. 08 Haber Gazetesi'nin haberine göre, Batum Müftüsü Kemal (Zurab) Testkhaladze, taleplerinin ve şikayetlerinin Türkiye tarafından yeterince değerlendirilmediğini söyledi. Müftü Testkhaladze, Gürcistan'ın Müslümanlara yardım etmediğini, kendilerine desteği esirgediğini, yakınları olarak Türkiye'nin desteğine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Müftü Testkhaladze Gürcistan'daki Müslümanların durumunu ve taleplerini, 08 Haber'e şöyle aktardı :

ACARA'DA 170 CAMİ VAR 23'Ü YIKILMAK ÜZERE!

''Ben, Batum'un Hulo ilçesindenim. Hulo ilçesinde müftülük görevini yaptım. Bu görevde 5 yıl bulundum. 4 ay önce Batum Müftüsü oldum. Batum'da bir tek cami var. Orta Cami ve Batum'un köylerinde 170 cami var. Ne yazık ki bazı camilerimiz yıkılmak üzere. Hocaları yok. Çünkü burada maaş falan almıyoruz. Hiç bir din adamı maaş almıyor. Ben dahil kimse devletten beş kuruş almıyor. Burada atama falan yok. Gürcistan Devleti, bu konuda tamamen dinden elini çekmiştir. Müslüman cemaati kimin müftü olacağına karar verir. Devlet karışmaz, maaş vermez. Bugün Keda'da 23 cami yıkılmak üzere. Hocası yok viran.

TÜRKİYE'DEN GELİP BİZİ HAKSIZ ELEŞTİRENLERE ÇOK KIZIYORUM

Bazen Türkiye'den gelip, bana çeşitli sorular soran, ahkâm kesen, güya eleştiren insanlarla karşılaşıyorum. Yok, efendim camiye niye bakmıyorsun? Yok, neden ezan okunmuyor? Yok, bilmeme ne? Bende onlara diyorum ki: Sana bir tekme atarım. Bir daha Sarp'tan içeri giremezsin. Bana bunu söyleyeni, ben hiç camide görmemişim. Bir kere camimize gelmemiş. Cami'nin inşasında, tadilatında bir kuruş katkısı yok, laf olsun torba dolsun konuşuyor. Ama gazinolardan hiç geri kalmamış, oraları suyolu yapmış biri oluyor. Ben onlara çok kızıyorum. Bir kere samimi değiller. Samimi olsalar zaten, ezan okunsa da okumasa da herkesin kolunda saat var, boş konuşmaya ne gerek var? Burası Türkiye değil ki? Burası Gürcistan… Gürcistan bir devlettir. Kendi yasaları olan parlamentosu olan bir ülke. Hem sen geleceksen şimdi de gelirsin ya. Senin içinde öz yok. Hani güzel bir söz var. Nasıl derler? Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz.

TÜRKİYE'DE KAPISINI ÇALMADIĞIM İŞADAMI KALMAMIŞTIR!

Ben Türkiye'de kapısını çalmadığım adam kalmamıştır. Söz verenler oldu. He diyenler oldu, sonuç yok. Bir sürü medya geldi röportaj yaptık. Sonuç yok. Yanlış anlamayın şimdi, siz buradasınız bize mi söylüyor zannetmeyin. Ben yerel ve ulusal gerek Türkiye'den gerekse Gürcistan'dan onlarca medya kuruluşuna konuştum. Sonuç sıfır. Hiçbir şey değişmedi. Bazen artık medya ile konuşmayayım dediğim oluyor.

BATUM'DA İLKLERİ UYGULADIM: GÜRCÜCE MEVLİT VE GELİNLİKLE DİNİ NİKÂHI BAŞLATTIM

Ben, Batum'da ve İslam dünyasında ilkleri başlatan insanım. Bunlardan bir tanesi camide nikâh kıymak. Düğün günü olmak koşulu ile resmi nikâhla beraber, aynı gün, gelinlikle, damatlıkla camiye gelen gençlerin nikâh törenlerini yapıyorum. Harika bir uygulama olarak algılayanlar oldu. Bunun yanında dünyada bir ilk, Gürcüce mevlit yazdım. Bu mevlit benim yazdığım mevlittir. Eskiden büyüklerimiz Arapça anlıyorlardı, Arapça okunuyordu. Sonra Arapça anlayamamaya başladılar, Osmanlıca'dan da kimse anlamayınca, Gürcüce mevlide geçtik. Çok sevilen, anlaşılan, dinlenilen bir mevlit oldu. Bu da benim uygulamaya koyduğum ilklerden biridir.
Bizim alacağımız maaşı ve din hizmetlerini merkezi Azerbaycan Bakü olan "Kafkas Müslümanlar Birliği tarafından karşılanıyor. Onlar bize her türlü yardımda bulunmaya çalışıyor. Yeterli mi değil elbette. Onlarında gücü bir yere kadar. İsmet Acar'a kaç defa gittim. Onun Acaristanbul inşaatına bile gittim. Hiçbir sonuç almadım.

BATUM'DAN HİÇ HACI GÖNDEREMEDİK!

Batum'dan bu yıl hiç hacı gönderemedik. Çünkü insanların paraları yok. En son 2007 yılında 9 hacı gönderebilmiştik. Bunu niye anlatıyorum? Bizim Acara'da yaşayan Müslümanların neler çektiğini herkes bilsin diye anlatıyorum. Dine hizmet, laf ile olmaz. Birçok cami, hocalara para sağlanamadığı için boş duruyor. Bakımsız, çöküyor.

ORTA CAMİ 130 YILLIK CAMİDİR

Komünizm döneminde buralarda bulunan bütün ibadethaneler kapatılınca ibadethanelerin arşivleri de ortadan kayboldu. Şimdi bizim Orta Camii'nin tarihçesi hakkında net bir bilgimiz yok. Kesin olarak bildiğimiz bu caminin 130 yıllık olduğudur. Şu an tadilat yaptırıyoruz. Tuvaletler, çevre düzenlemesi gerçekten zor. Sadece usta parası 5 bin Lari tutuyor. Bu parayı ben nerden, nasıl vereceğim? Bana akıl değil, dinimize hizmet vermek isteyenler yardım etsin? Para verin! Yalandan "o niye yok bu niye yok?" diye ahkâm kesilmesin. Burada bulunan Türkler ve hayırsever Müslümanlar kapılar yaptırdılar, çimento verdiler, kum verdiler. Bakın bu adamlar konuşmuyorlar. Yaptıkları ile konuşuyorlar. Hem bu çorbada tuzun olmayacak, hem çorbanın tadını sorgulayacaksın olmaz. Bu samimiyetsizliktir'.

Batum, beş ilçeden oluşan oluşuyor. Hulo- Şvağevi- Keda-Helvaçavri ve Kobileti. Bu ilçelerde toplam sayıları 170'i bulan camilerimiz var. Dediğim gibi 23 tanesi boştur ve zor durumdadır. Yardımsever Müslüman işadamlarımızdan acil ilgi bekliyoruz. Burada Diyanet gibi kuruluşumuz yoktur. Sonuçta buraları biz yapmak zorundayız. Biz yapamazsak kimse yapmaz.

Biz, Acaristan Özerk bölgede yaşayan Müslüman Gürcüler olarak Türkiye'de yaşayan akrabalarımıza, tüm İslam âlemine buradan selamlarımızı sunuyoruz. Bizleri unutmasınlar. "El eli yıkar, döner yüzü yıkar" misali el ele tutuşmalıyız.''



Windows Live: Arkadaşlarınızın çevrimiçi ortamda yaptıklarınızdan haberdar olmasını sağlayın.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages