MEMLEKETTEN HABER VAR
Behçet Fakihoğlu- İrfan Özfatura
in...@tg.com.tr
04 Haziran 2009 Perşembe
Barajlar şehri ARTVİN
|
|
|
Derin vadilerle kaplı Artvin’de 15 büyük baraj, 116 adet küçük nehir tipi santralin devreye girmesi ile Türkiye’deki bütün hidroelektrik enerjisinin yüzde 38’i burada üretilecek

ÇORUH VADİSİ BARAJLARLA DONATILIYOR
Toprağının sadece binde ikisi düz olan Artvin, derin vadiler, nehirler ve yaylalarla kaplı... Çoruh Nehri üzerinde büyük barajlar yapılarak, bu bölge hidroelektrik enerji merkezimiz konumuna getirilecek.
Artvin’i görünce, Vali Cengiz Aydoğdu’nun neden “Göğe Komşu Topraklar” tabirini kullandığını daha iyi anlıyor ve hak veriyorsunuz.
Toprağının sadece binde ikisi düz olan; dağlar, derin vadiler, nehirler, yaylalarla kaplı bu serhat şehrimiz her bakımdan büyüleyici...
Artvin, zamanında Batum’un yaylası olarak kullanılmış, bir zamanlar Rize’nin ilçesi olmuş. Kafkaslar’dan Anadolu’ya olan göç yolları bu ilimizden geçmiş, stratejik konumu önem kazanmış. “Türkiye’nin Davos’u, gökyüzüne çok yakın, tabiatı bozulmamış” Artvin’in bu özellikleri şimdi avantaj olarak kullanılmaya çalışılıyor, Başta Vali Aydoğdu olmak üzere, bütün ilgililer bu güzelliklerin bilinmesi ve bunların turizmin hizmetine sunulması için uğraşıyor.
HİDROELEKTRİK MERKEZİ
Artvin’in Çoruh Vadisi baştan başa barajlarla donatılıyor, bütün akarsular hidroelektrik üretimi için değerlendiriliyor.
15 büyük baraj, 116 adet küçük nehir tipi santral yapılması için büyük bir çalışma başlatılmış. Türkiye’de üretilen bütün enerjinin yüzde 9’u, yine Türkiye’de üretilen bütün hidroelektrik enerjisinin yüzde 38’i burada üretilecek (yılda 16 milyar kilovat saat). Hidroelektrik gibi ucuz enerji sayesinde, enerjide dışarıya bağımlılığımızda ciddi azalmalar olacak.
Bu proje kapsamında bulunan ilk barajla son baraj arasında 1420 metre kot farkı bulunurken, bu özellik enerji üretiminde büyük bir avantaj olarak kullanılacak. Atatürk baraj havzasındaki 50 milyar metreküp suya karşılık 8.8 milyar kilovat saat elektrik üretilirken; Çoruh’ta 7 milyar metreküp su depo edilecek ve bununla 16 milyar kilovat saat elektrik üretilecek.
Çok önemli, kilit vazifesi görecek Derince ve Yusufeli barajları, 249 ve 270 metre yükseklikleriyle kendi alanlarında Türkiye’nin en yüksek barajları. Derince Barajı çift eğrilikli beton kemer tipi barajlar arasında dünyanın 3. en yüksek barajı olacak. Yusufeli Barajı da kaya dolgu barajları arasında dünyanın en yüksek ikinci barajı olacak.

Vali Cengiz Aydoğdu
DAĞIN İÇİ OYULMUŞ
Türk mühendisleri bu barajların inşasında en son teknolojiyi kullanırken, üniversitelerimizin ilgili bölümleri için buralarda eşi bulunmaz bilimsel tecrübeler oluşuyor. Vadideki kayaçlar 100-150 metre derinlikte tabir yerindeyse çivileniyor, her türlü hareket kontrol altında tutuluyor.
Derince barajında gördüklerimiz karşısında şaşırmamak, sevinmemek mümkün mü? Dağın içi oyulmuş, 150-200 metre uzunlukta, 45 metre yükseklikte bir santral binası yapılmış, devasa tüneller açılmış. Barajın üstünde iki dağın arasında 1 kilometreye yakın uzunlukta çelik halatlar çekilmiş, her biri 30 ton taşıyacak 3 vinç karşılıklı kurulmuş. Dozerler bir dağdan öbürüne yüksekte kurulmuş olan bu çelik halatlar ve vinçlerle taşınıyor.
Dağın üstünde saatte 360 metreküp beton üreten tesisler, betonu soğutmada kullanılmak için günde 210 ton buz üreten tesis, 6 katlı laboratuar binası, yerin altında kum-çakıl depoları...
Yollar, enerji ve telefon hatları vadinin üst taraflarına taşınıyor; köylerin, kasabaların yeri değiştiriliyor, tarihi eserler, bazı bitkiler ve küçük hayvanlar taşınıyor...
Çoruh vadisinde Türk mühendisleri yeni harikalara imza atıyor...
Derince Barajı’nın 2010 yılı sonunda bitirilmesi beklenirken, Çoruh Vadisi Enerji Projelerinin tamamının 6-7 yıl içine tamamlanması planlanıyor...

1 milyonun üzerinde göç vermiş
Artvin merkezinde 24 bin kişi yaşıyor, il nüfusu da 166 bin. 1950’lerde bile 325 bin nüfus varmış. Ekilecek toprak, çalışacak iş olmayınca çareyi göç etmekte bulmuşlar. 1 milyondan fazla Artvinli başka yerlerde yaşıyor. Sadece Bursa’da 600 bin Artvinli olduğu söyleniyor. Belediye Başkan Yardımcısı Erdinç Eldemir Göç etmiş Artvinlilere sesleniyor; “hiç olmazsa yılda bir sefer baba toprağınıza gelin, buraları unutmayın, vefa görevinizi yapın” diyor...

Erdinç Eldemir

BORÇKA BARAJI
Barajın su tutmaya başlaması ile birlikte tahliye edilen köyler sular altında kalmış.
Pazara uzak sanayi yok
Artvin’in pazarlara uzak olduğunu, organize sanayisinin bulunmadığını söyleyen Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kurtul Özel, Hopa ve Arhavi ilçelerinde kamuya ait çay fabrikaları bulunduğunu, Borçka’daki kereste atölyesinden başka özel kesime ait bir işletmenin bulunmadığını belirtiyor. Şehir merkezinin girişinde, 1974 yılında yapılmış lif levha fabrikası varmış, zamanında 350-400 kişi çalışıyormuş ve Türkiye’nin tek duralit fabrikası imiş; ama rekabet edememiş, kapanmış. Arazisi de Çoruh Üniversitesine verilmiş ama işler çok yavaş gidiyormuş... Murgul’daki Karadeniz Bakır İşletmelerinde de bir zamanlar 700 kişi çalışıyorken, metal fiyatlarının düşmesiyle birlikte bu tesis de faaliyetlerini durdurmuş. Yol ve baraj inşaatlarında 2 bin civarında kişi çalışıyor, bunu çok önemsediklerini belirten Oda Başkanı Özel, ödeneklerin aksatılmaması gerektiğini hatırlatıyor.
Arhavi ve Hopa’da çay üretiliyor, Borçka’da fındık, Şavşat ile Ardanuç ilçelerinde de hayvancılık ve yaylacılık yapılıyor. Çoruh vadisinin iklimi ılıman, burada seracılık, sebzecilik, zeytincilik yapılıyor. Barajlar bitince iklimin değişmesi, yeni ürünlerin yetiştirilmesi bekleniyor, kafes balıkçılığının ve su sporlarının gelişeceği söyleniyor.
En büyük beklenti ve stratejik proje, “turizmden kalkınmak” olarak görülüyor. Küresel ısınmadan en az etkilenecek üç ilin Artvin, Rize ve Batum olduğu söylenirken, bunun bir avantaj olduğu belirtiliyor.
Bundan sonra doğa ve çevreyi bozmadan, turistik tesis ve yatak sayısını çoğaltmak gerektiği söylenirken, ulaşım için Batum Havaalanının daha işler hale getirilmesinin önemine değiniliyor.
Yabancı bir hava limanının bu şekilde kullanılmasının Türkiye’de bir ilk olduğu belirtilirken, Batum, Rize ve Artvin için ortak turizm planlarının ele alınması gerektiğine değiniliyor.
MEMLEKETTEN HABER VAR
Behçet Fakihoğlu- İrfan Özfatura
in...@tg.com.tr
05 Haziran 2009 Cuma |
| Raftingçiler Artvin’e |
|
|
MEMLEKETTEN HABER VAR -52-
Behçet FAKİHOĞLU
Göç almadığı, nüfusu artacağına azaldığı için tahrip edilmemiş, yeşili katledilmemiş, dokusu bozulmamış şanslı bir şehir, Artvin

Erzurum istikametinden Çoruh Vadisi’ne doğru inişe geçiyoruz. Gittikçe vadi derinleşiyor, dağlar dikleşiyor. Bazı yerlerde ancak tek aracın geçebileceği kadar dar olan yolda bazen duruyor, karşıdan gelen aracın geçmesini bekliyoruz.
Tünellere girip çıkıyor, virajlarda yavaşlıyor, çalışmalar sebebiyle zaman zaman bekliyoruz ama sıkılmıyor, bu inanılmaz görsel şölenin tadını çıkarıyoruz.
Ortada deli deli akan Çoruh Nehri, iki yandan gökyüzüne yükselen sarp kayalar. Nehir kenarındaki bir karışlık topraklarda yapılmış bahçeler, evler, seralar, zeytin bahçeleri... Her evin hizasında Çoruh Nehri üzerine kurulmuş ilkel teleferikler... Dağların tepesinde, ufuk çizgisinde harıl harıl çalışan, sanki her an üzerimize düşecekmiş gibi görünen iş makinaları...
Bunlar yol yapıyormuş. Birkaç yıla kalmaz, vadideki yol o tepelere taşınacak, vadi ve bütün bu güzellikler baraj suları altında kalacak.
Enerji için barajlar kurulacak, vadi sularla dolacak, ama birkaç yıl sonra buralar tamamen değişecek, zeytinlikler, teleferikler, seralar, evler kalmayacak...
Yusufeli yol ayırımından sonra çalışmalar daha da hızlanıyor. Artvin istikametine doğru gittikçe tırmanışa geçiyor, derin vadilere bu defa tepeden bakıyoruz. Derince Barajı’nın inşaat alanını, delinmiş dağları, dev makinaları, dağları yeniden şekillendiren yolları ve uzaktan, yeşillik içine açılmış balkonlar gibi Artvin’i görüyoruz. Durup bu olağanüstü güzellikleri, tezatları saatlerce seyre dalmak istiyor, aynı yerde birçok vatandaşın arabalarından inip çekim yaptıklarını görüyorum.
GÖĞE KOMŞU TOPRAKLAR
Dağın yamacına, kurulmuş Artvin’i, dağ zirvelerinde bulunan bulutlar çadır gibi örtüyor, “Göğe komşu topraklar”a geldiğimiz anlaşılıyordu. 5.5 saattir Erzurum-Artvin yolundaydık, ama kayda değer, şikayetimiz yoktu. Bu güzellik için bir o kadar zaman daha harcayabilirdik. Biz şanslıydık, birkaç yıl sonra bu güzellikleri görmek imkansız olacaktı... Virajlı yolda tırmanışımıza devam ediyor, Artvin’e varıyoruz...
Düzlüğü olmayan, yamaçlara yapılmış binalar, yukarıya doğru uzanan daracık sokaklar; caddeleri kestirmeden birbirine bağlayan merdivenler. Dört bir tarafta yeşillikler arasına serpiştirilmiş tek tek evler ve gittikçe dikleşen yemyeşil dağlar... Göç almadığı, nüfusu artacağına azaldığı için tahrip edilmemiş, yeşili katledilmemiş, dokusu bozulmamış şanslı bir şehir, Artvin. Nüfusu 24 bin, herkesin birbirini tanıdığı anlaşılıyor, gelen geçenler selamlaşıyor. Yabancı olduğumun hemen anlaşıldığını meraklı bakışlardan anlıyorum... Böyle bozulmamış, hafızasını kaybetmemiş, küçücük, kolay ve rahat bir şehir; arsızı hırsızı da yok, insanlar hoşgörülü ve tahamüllü... Stres mi kalır?
GELENİN DE GİDENİN DE AĞLADIĞI ŞEHİR
“Gelenin de gidenin de ağladığı şehir” diye söylenmiş. Gelen yabancılar ilk başlarda bu dağlardan, bu coğrafyadan ürküyor; alışınca da seviyor, terk etmek istemiyor. Böyle huzurlu bir kent ağlamadan terk edilir mi?
Daracık sokaklarında geziyor, şehri tepeden gören Top Tepe’ye (Bayrak Tepe) çıkıp, devasa bayrağın direk dibinde şehri seyre dalıyor, sonra da DSİ tesislerinin bulunduğu yere gidip vadiye ve şehre bol bol bakıyoruz.
Bu şirin şehre, Artvin’e daha fazla tutulmamak için ayrılıyor, Çoruh Nehrini ve Borçka Barajını solumuzda bırakarak Borçka’dan Karadeniz istikametine doğru ilerliyoruz. Vadilerin derinliği, dağların ululuğu azalıyor ama güzellikler eksilmiyor, baş döndürücü yeşil örtü daha da etkiliyor. Çay bahçeleri, Doğu Karadeniz’de olduğumuzu belli ediyor, sonra da Karadeniz görülüyor.
DENİZ VE YEŞİLİN MUHTEŞEM UYUMU
Hopa, Karadeniz sahiline kurulmuş, Gürcistan sınırına yakın şirin bir ilçe. Çok güzel bir sahili, zengin bitki örtüsü, ve kuş türleriyle eşsiz bir tabiata sahip. Çay ve fındık bahçeleri bu güzellikleri tamamlıyor. Deniz ve yeşil ancak bu kadar uyumlu olur. Sınıra doğru yola koyuluyor, Kemalpaşa Beldesi’ndeki canlılığı ve değişimi yakından görüyor, Sarp Sınır Kapısı’ndaki uzun TIR kuyrukları ve sınırdaki canlılığı görüyoruz. İnsanlar günübirlik, vizesiz bir şekilde gidip geliyor. Zaten hava ulaşımı Batum Havaalanı’ndan. Batum’la aramızdaki sınır şeklen var, insanlar mutlu...
Kemalpaşa esnafıyla muhabbet ediyor, çaylarını içiyor, Rize istikametine doğru yola koyuluyoruz. Sağımızda Karadeniz, çarşaf gibi, dalga yok. Solumuzda Karadeniz bölgesinin o destansı yeşili ve pırıl pırıl bir güneş. Haşin dalgalardan, yağmurdan eser yok. Aynı güzellikteki Arhavi’yi de geride bırakarak, Artvin coğrafyasına çarpılmış şekilde Rize’ye geçiyoruz...

BUÇUKU yemeden olmaz
Kafkasya, Karadeniz, Anadolu’nun kültürel ve mutfak özelliklerini taşıyan Artvin’in zengin yemek çeşitleri bulunmakta.
Karakteristik Artvin yemeklerini öğrenmek için “Sultan’ın Mutfağı”na gidiyor, Sultan Arslan’dan bilgi alıyoruz. 20 yıldır yemek işiyle uğraştığını söyleyen Sultan hanım masamızı Kundarlılor çorbası ve Buçuku ile donatıyor. Kundar, Artvin’in dağlarından toplanan bir baharat. Artvin’in loru da katılınca, nefis Kundarlılor çorbası ortaya çıkıyor.
Artvin’in kış yemeği Buçuku biraz daha zahmetli.
Ardanuç ve Yusufeli Binat’ta yetiştirilmiş, barbunya gibi ipte kurutulmuş şeker fasülyesi akşamdan kırılır, ıslatılır. Sabah haşlanır, suyu alınır. Kaburga (koyun eti) da ayrı bir kapta haşlanır.
Kıyılmış soğan kuyruk yağı ile tencerede kavrulur, üzerine biraz salça dökülerek kavrulmaya devam edilir. Haşlanmış fasulye ve et bu kavrulmuş malzemeye ilave edilir. Üzerine çıkacak kadar kaynar su konur, buğday veya bulgur ilave edilir, üzerine domates konur kısık ateşte pişmeye bırakılır.

EL SANATLARI HÂLÂ GÖZDE
EHRAM
Artvin’in zengin el sanatları azalmış da olsa, hâlâ bulunmakta. Özellikle köylerde bu zengin birikim varlığını sürdürüyor. Ehram, hanımlar tarafından hâlâ köylerde dokunan bir örtü. Yüzde yüz yünden örülüyor. Kırmızı kenarlı ehramı gelinler kullanır ve bir statü oluşturur. Beyaz hanımeli motifli olan ehramları da başka kadınlar örter. Ehram; şal, masa örtüsü, perde, salon ve mutfak takımı, başörtüsü olarak da kullanılır. Artvin’in karakteristik özelliklerine sahip ehram başka yerlerde örülmüyor. Ehram örmeyi bir nineden öğrendiğini ve 20 yıldır bunu öğretmekle uğraştığını söyleyen Nurhayat Bilgin, bir kişinin normal büyüklükteki bir ehramı 1 ayda ancak örebildiğini, bunun da 700-800 liraya satıldığını belirtiyor, bu fiyatın vatandaşa pahalı geldiğini ve satışının kolay olmadığını ifade ediyor.

Dağ zirvelerindeki bulutlar bir çadır gibi örtüyor Artvin’i...
DOĞA SPORLARI için eşsiz mekanlara sahip
Dorukları karlarla kaplı dağları, ilgi çekici ahşap mimari tarzıyla yeşil yaylaları, anıt ağaçları, bozulmamış yaşlı ormanları, krater gölleri, kanyonları ve birçok doğal değeri bulunduran Artvin; doğa turizmi zenginliği ile önem kazanmaktadır. Kaçkar ve Karçal dağlarında yapılan tırmanışlar, trekking parkurlarında yapılan yürüyüşler, Çoruh Nehri ve Barhal Çayında yapılmakta olan rafting ve kano gibi akarsu sporları, yörenin turizm potansiyelini ortaya çıkarmaktadır.
ÇOK SAYIDA FESTİVAL DÜZENLENİYOR
Artvin ve çevresinde çok sayıda festival düzenlenerek, yörenin kültürel zenginlikleri, tarihi eserleri, doğal güzellikleri ve alternatif turizm çeşitliliği gibi değerleri tanıtılmaktadır. Her yıl Temmuz ayının ilk haftasında düzenlenen Kafkas Kültür ve Sanat Festivali’nde yapılan boğa güreşleri ilgi görmektedir.
İlin her yanından getirilen boğalar, boyun kalınlığına göre sınıflandırılıp güreştirilir. Artvin yöresinin sosyo-kültürel yapısının özetlendiği ve ülkemizdeki tek “Boğa Güreşi Arenasında” yapılan boğa güreşlerinin dünyada bir eşi daha bulunmamaktadır.
Atabarı Kayak Merkezi, kış sporları için inanılmaz güzelliktedir. Borçka Barajı’nda su sporları için tesisler yapılmaktadır.
|
|