Kur'an eşcinselliği kınıyor ve yasaklıyor

3 views
Skip to first unread message

georgian-students

unread,
May 28, 2009, 11:49:07 AM5/28/09
to georgian students طلاب الجورجية
Kur'an eşcinselliği kınıyor ve yasaklıyor





M.H. ya bilerek veya cehalet ve bağımlılığı yüzünden âyetleri yanlış
yorumluyor; ictihad ve çağdaş yorum diyerek Kur'an-ı Kerîm'e olmadık
manalar yüklüyor, on beş asırlık geleneği bir yana atıyor, anlamada
ilk muhatapların dili ve örfünü hiçe sayıyor.

Kur'an-ı Kerîm'de Lut kavminin yaptığı kötü fiilin, zorla tecavüz
değil, rıza ile de olsa erkekler arasındaki cinsel ilişki olduğu
açıktır, zorla olana tahsis etmenin delil ve dayanağı yoktur (Bak.
4/15 7/80 11/69 14/58 15/60 27/5 29/28 )

Yine yüce kitabımızda "nikah, tezvîc, zevc, zevce " gibi ilgili
kelimeler daima ve istisnasız olarak kadınla erkeğin evlenmesi
manasında kullanılmıştır. Baştan beri cinslerin kendi aralarında
cinsel ilişkilerine ve karşı cins ile nikahsız ilişkiye olumsuz bakmış
ve bu fillere cezalar koymuştur.

Bizim "Kur'an Yolu" isimli tefsirimizden bir özet aktaralım:

"Kadınlarınızdan çirkin fiilde bulunanlara karşı aranızdan dört şahit
getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye
yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. /İçinizden bu
çirkin fiili işleyen ikilinin canlarını yakın. Eğer tövbe eder,
durumlarını düzeltirlerse artık onlara eziyet etmekten vazgeçin; çünkü
Allah tövbeleri çok kabul eden, çok esirgeyendir." Nisâ: 4/15-16)

Fuhşun çeşitlerine göre cezalarını belirleyen Nisâ ve Nûr sûrelerinin
çeşitli ayetleri birbirini tamamlamış, âyetlerin açıklamaya muhtaç
kısımlarını da hadisler açıklamış, böylece başlıca cinsel suçlarla
ilgili cezaların kaynağını sünnet ve buna dayalı sahâbe icmâı teşkil
etmiştir.

"Çirkin fiil" diye tercüme ettiğimiz fâhişe kelimesi Kur'an'da,
hemcinsler arasındaki cinsel ilişki için de kullanılmıştır (Ankebût
29/28). Buradan hareketle âyetler lafızlarına uygun olarak
yorumlandığında 15. âyette kadınların kendi aralarında yaptıkları
fuhuştan (sevicilik, lezbiyenlik), 16. âyette de erkeklerin kendi
aralarında yaptıkları fuhuştan (livâta, homoseksüellik) bahsedildiği
anlaşılmaktadır. Nûr sûresinin 2. âyetinde ise kadınlarla erkekler
arasında yapılan fuhuş (zina) suçunun hükmü açıklanmıştır; şu halde
suçların cezalarıyla ilgili hükümlerde bir değiştirme (nesih) söz
konusu değildir. Buna göre:

a) Seviciliğin cezası kadınları evlerde hapsetmektir; "Allah'ın onlara
bir yol açması" ise hallerini düzeltmeleri ve erkeklerle
evlenmeleridir.

b) Livata suçunun cezası, bunu yapanlara söz ve fiille eziyet
çektirmek, onlara maddî ve mânevî olarak acı vererek canlarını yakmak,
böylece bu iğrenç fiili işlemekten vazgeçmelerini sağlamaktır. Ceza
olarak ne söyleneceği, ne yapılacağı âyette açıklanmamış, ictihad ve
uygulamaya bırakılmıştır.

c) Kadınla erkek arasında yapılan fuhuşun cezası ise Nûr sûresinde
(24/2) açıklandığı üzere yüzer sopadır.

"Lût'u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: "Sizden önceki
milletlerden hiçbirinin yapmadığı fuhşu mu yapıyorsunuz!" / "Çünkü
siz, kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yanaşıyorsunuz.
Doğrusu siz taşkın bir milletsiniz." / Kavminin cevabı, "Onları (Lût
ve arkadaşlarını) memleketinizden çıkarın! Çünkü onlar fazla temizlik
taslayan insanlar!" demelerinden başka bir şey olmadı. / Biz de onu ve
karısı dışındaki aile fertlerini kurtardık. Karısı geride kalanlardan
(kâfirlerden) idi. / Ve üzerlerine dehşetli bir yağmur (taş)
yağdırdık. İşte gör günahkârların sonunun ne olduğunu!" (A'râf:
7/80-84)

Lût aleyhisselâm, Hz. İbrâhim'in kardeşi Haran'ın oğludur. İslâmî
kaynaklarda soy kütüğü Tarah oğlu Haran oğlu Lût şeklinde geçmektedir.
İbrâhim ile birlikte Irak'tan ayrılmış; Tevrat'ta bildirildiğine göre
Ölüdeniz kıyısındaki Sodom ve Gomore'de (Ammûre) peygamber olarak
görevlendirilmiştir. Buralarda oturan halk, inkârcılık yanında,
livâtayı da meşrû hale getirmişlerdi. Hz. Lût, erkeğin erkeğe
yaklaşması (homoseksüellik) şeklindeki bu fuhuş çeşidini, daha önce
hiçbir millette görülmemiş ölçüde yaygınlaştırmaları sebebiyle onları
eleştirdi; kendisinin güvenilir bir peygamber olduğunu, Allah'tan
korkup davetine icâbet etmeleri, hallerini düzeltmeleri gerektiğini
söyledi (bk. Şuarâ 26/160-164) ve bu yaptıkları sebebiyle onları
"müsrifler" şeklinde niteledi. "Mâkul ve meşrû ölçüleri aşan" anlamına
gelen müsrif kelimesinin burada cinsel sapıklığı ifade ettiği
anlaşılmaktadır.

Kitap ve Sünnet'te zinanın cezası belirlenmekle beraber, sapıklık ve
çirkinlik sayılarak yasaklanan eşcinselliğin cezası tayin edilmemiş;
bu yüzden Müslüman âlimler bu suçun cezası hakkında taşlama (recm),
yakma, üstüne duvar yıkma, yüksek bir yerden atmak suretiyle öldürme
gibi farklı idam usulleri önermişlerdir. İmam Ebû Hanîfe ve diğer bazı
âlimler ise ta'zîri (hâkimin uygun göreceği öldürme dışındaki bir
ceza) yeterli bulmuşlardır.

Hayrettin Karaman
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages