|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 001-BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE O(SAV) Önsöz-1 |
 |
HER ŞEY;
Bir Eseri, Okuduğum Sırada Duyduğum Büyük Bir Heyecanla Başladı...
Bu Eser; Dünyama, Hz. Peygamber’in Hayatından, Hatıralar ve Hisseler Aktarıyordu... -Allâh’a Binlerce Şükür- O Eser; Efendimiz’e Dair Bakışımı Değiştiren ve Geliştiren, Müthiş Bir Etken Oldu...
İlk üç sunum; Efendimizin hayatının anlatıldığı 111 bölümden oluşan, "GÜLLERİN EFENDİSİ" setinin ÖNSÖZ'ü...
O'nun Hayatını kolaylıkla öğrenebileceğiniz, aile efradınızla sıkılmadan takip edeceğiniz bir dizi: "GÜLLERİN EFENDİSİ"
Hayırlara vesile olması dileğiyle...
(NOT: Dokümanın boyutu 5 mb’tan büyük olduğu için indirme uzun sürebilir.)
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 002-BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE O(SAV) Önsöz-2 |
 |
Büyük Bir Heyecanla Okuduğum Bir Eser, Kur'ân'daki;
KÂİNAT - KUR'ÂN - RASÛLULLAH;
Üç-Üçeliğini Keşfetmeme Vesile Oldu...
Sonra -Rabbimin Lütfuyla- Devamı Geldi...
İlk üç sunum; Efendimizin hayatının anlatıldığı 111 bölümden oluşan, "GÜLLERİN EFENDİSİ" setinin ÖNSÖZ'ü...
O'nun Hayatını kolaylıkla öğrenebileceğiniz, aile efradınızla sıkılmadan takip edeceğiniz bir dizi: "GÜLLERİN EFENDİSİ"
Hayırlara vesile olması dileğiyle...
(NOT: Dokümanın boyutu 4 mb’tan büyük olduğu için indirme uzun sürebilir.)
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 003-BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE O(SAV) Önsöz-3 |
 |
Büyük Bir Heyecanla Okuduğum Bir Eserin Işığında, Rasûlullah'ın Kâinata Nasıl Baktığını; Kur'ân'dan Anlayabileceğimizi,
Kur'ân'ın Nazarıyla Kâinata Nasıl Bakabileceğimizi Rasûlullah'ın Hayatından Öğrenebileceğimizi Keşfettim...
Buradan Gerisi, Uzun Ama Nispeten Kolay Bir Yolculuktu...
İlk üç sunum; Efendimizin hayatının anlatıldığı 111 bölümden oluşan, "GÜLLERİN EFENDİSİ" setinin ÖNSÖZ'ü...
O'nun Hayatını kolaylıkla öğrenebileceğiniz, aile efradınızla sıkılmadan takip edeceğiniz bir dizi: "GÜLLERİN EFENDİSİ"
Hayırlara vesile olması dileğiyle...
(NOT: Dokümanın boyutu 4 mb’tan büyük olduğu için indirme uzun sürebilir.)
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 004-FİL ORDUSU İLE EBABİL KUŞLARI |
 |
Sevgili Peygamberimizin Doğacağı Yılda Yaşanan Önemli Bir Olay: FİL OLAYI…
Kabeyi yıkmaya gelen bir ordu…
Filler…
Ve… Sürü sürü kuşlar...
Araplar, bu vak'anın geçtiği tarihe "FİL YILI" ismini verecekler;
Güzeller Güzeli SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ, işte bu yılda;
FİL VAK'ASI yılında dünyaya gelecektir... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 005-ZEMZEM'İN BULUNMASI |
 |
Kainat, SEVGİLİ PEYGAMBERİN Dünyayı Teşrifleri İçin Hazırlanıyor.
Zaman; bir MÜJDE'ye,
Toprak; sökmesi yakın BAHTLI ŞAFAK'a hazırlanıyor...
Mekân, ilahi fermanla;
GELMEKTE OLAN (SAV) için yeniden donatılıyor...
Gelmekte olan "GÜLLERİN EFENDİSİ".
O'na binlerce selam... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 006-KURBANLIK ABDULLAH |
 |
Sevgili Peygamberimizin Babası ABDULLAH'ın Başından Geçen Olaylar.
Efendimizin babası Hz. Abdullah Kureyş'in ileri gelen delikanlılarından...
Mekke’nin bütün genç kızları, onunla evlenmek için can atıyorlar...
Ama Abdullah kurban edilecek...
Hz.İbrahim'in de kurban edilmek istenmesi olaylarından dolayı, Efendimize; "İKİ KURBANLIĞIN OĞLU" denilecektir.. |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 007-ABDULLAH VE ÂMiNE |
 |
Sevgili Peygamberimizi Dünyaya Getirecek Mes'ud Aile Yuvası Kuruluyor…
Efendimizin babası Abdullah artık evlenme çağında...
Efendimizin annesi Âmine ise hem güzellik, hem ahlâk, hem de nesep itibariyle Kureyş kızları arasında en yüksek mevkiye sahip...
Her hususta Abdullah'a denk...
Ve Kâinatın Efendisi’ni dünyaya getirecek mes'ud âile yuvası kuruluyor... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 008-O DOĞUYOR, O!... (SAV) |
 |
Sevgili Peygamberimizin Dünyayı Şereflendirdiği Mübarek Ve Muhteşem An...
Fil vak'asından iki ay kadar sonra, Rebiülevvel ayının on ikinci günü...
Miladi 571 Yılının, Yirmi Nisanı...
Nisan ki; mevsimlerin en güzeli, baharın en gözde ayı...
Nisan'ın Yirmisi; zamanın en olgun ânı, tabiatın renk ve koku çağlayanına dönüşmesi...
Vakit sabaha karşı...
Güneş, henüz doğmamış;...
Tan yeri ahenk ve ihtişamla ağarıyor...
Günlerden Pazartesi...
O DOĞUYOR, O!...(SAV) |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 009-BİR GECE |
 |
Mehmet Akif ERSOY'un Dilinden GÜLLERİN EFENDİSİ...
"On dört asır evvel, yine böyle bir geceydi,...
Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki Öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı O Ma'sum..." |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 010-HALİME ANNE |
 |
Gül Goncası Efendimiz Süt Annesi Hz. Halîme'nin Yanında...
Hz. Halîme; Gül Goncası Efendimiz’in Süveybe Hâtun’dan sonraki süt annesi.
Nur topu Efendimiz, mışıl mışıl uyuyor, etraf misk gibi kokuyor...
Pamuktan yumuşak, kar gibi beyaz, gül gibi kokan ellerinden, mübârek alınlarından sevgi ve bir anne şefkatiyle öpünce; Gül Goncası gözlerini açıverdi...
Halîme'nin bûsesine tatlı bir tebessümle cevap verdi...
Anlaşmışlardı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 011-AMİNE ANNENİN VEDASI |
 |
Gül Goncası Efendimiz Doyamadan Amine Annesine Veda Ediyor...
Gül Goncası henüz dört yaşında...
Hz.Amine, Efendimiz’i de yanına alarak Medine’deki Neccar oğullarından olan Dayılarını ziyarete gittiler...
Dönüşte Ebva köyünde hastalanan Amine Anne, başucunda duran Gül Goncası’nın yüzüne baktı...
Ve Her yaşayan ölecekti...
Her yeni eskiyecekti...
Her yaşlanan elbet fâni olacaktı...
Lâkin Amine Anne'nin adı unutulmayacaktı...
Çünkü Efendimiz gibi hayırlı evlât, bırakmıştı...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 012-ÖNCE DEDE, SONRA AMCA |
 |
Gül Goncası Efendimiz Dedesinin Yanında...
Ancak O da Yakında Gül Goncamızı Yalnız Bırakacak...
Abdülmuttalib, ömrünün son günlerinde olmasına rağmen aklı fikri torununda...
Dedesi Gül Goncamız’ı, Ebû Talib'e bıraktı... Sonra da vefat etti...
Dar Mekke sokaklarında iki kişiden biri; Ebu Talib, diğeri; Gül Goncamız...
Ancak O, Yeğenini gözü gibi koruyacak, zevcesi Fatıma Hatun da bir anne şefkati ile Gül Goncamız’ı, kırık kalpli günlerinde yalnız ve sahipsiz bırakmayacaktı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 013-ESRARENGİZ ŞAM YOLCULUĞU |
 |
Gül Goncası Efendimiz Amcası Ebu Talib ile Şam Yolculuğuna Çıkıyor...
Gül Goncamız gözden saklı bu köşeye çekilmiş ağlıyor...
Çünkü, Amca Ebu Talib, Şam tarafına mal götürecek olan bir Kureyş Kervanına katılma niyetinde...
Amca sorar: "Niçin ağlıyorsun Gözümün Nuru?"
Gül Goncamız’dan Amcanın ciğerini yakan cevap:
"Ey amcacığım! Ne annem var, ne babam!...
Beni burada kime bırakıp gidiyorsun?..."
Amca kim karşı çıkarsa çıksın, aldırmadan O'nu da yanına alacak, ve Gül Goncası Efendimiz böylece Amcası Ebu Talib ile Şam yolculuğuna çıkacaktı...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 014-FAZİLETLİLERİN YEMİN ANDLAŞMASI |
 |
Efendimiz, "Hılf-ul-Fudul" Yani "Faziletlilerin Yemini Andlaşması"nı Yapanlar Arasında Yerini Alıyor...
Güzel Efendimiz, yirmi yaşlarında...
Mekke'de yabancılar ve zayıflar için mal, can ve namus emniyeti kalmamış, anarşi ve zulüm kol geziyor...
Yeryüzüne adalet ve huzuru getirecek olan Efendimiz’in de rol aldığı “Hılf-ul-Fudul" toplantısında bir takım kararlar alınıyor.
Efendimiz bu andlaşmada faal rol alacak, yerli-yabancı kimsenin
haksızlığa uğramaması, mazlumların hakları alınıncaya kadar onlarla
birlikte hareket edilmesi, zulme mani olunması yemini edilecek, yıllar
sonra da Efendimiz:
“Abdullah bin Ced'a’nın evinde yapılan andlaşmada ben de bulundum.
Bence o yemin, kırmızı tüylü develere sahip olmaktan daha kıymetliydi.
Şimdi de böyle bir meclise davet edilsem yine giderim" buyuracaklardı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 015-Hz. HATİCE'NİN RÜYASI |
 |
Hz. Hatice'nin Muhteşem Rüyası...
"Ay gökyüzünden inerek göğsünden giriyor ve nuru kollarından dışarı çıkıyor...
Bütün yeryüzü bu nurla ışıl ışıl...
Cihan nurla yıkanıyor...
Hayran kalınacak, akıllara ziyan bir güzellik..."
Manzara hiç bitmese...
Ama; seyrine doyulmayan manzara maalesef bitecek, sabahında Annemiz,
istikbalde hakikatine kavuşacağı, bu güzel rüyayı yorumlatmak için Varaka bin Nevfel’e gidecek, yaşlı adam, rüyayı ilminin rehberliğinde çok isabetli bir şekilde şöyle tabir edecekti:
“Şunu bilin ki; Ahir Zaman Peygamberi dünyaya gelmiştir.
Ya Hatice; sen bu Peygamberle evleneceksin.
Evliliğinizde Ona vahiy gelecek ve ilk iman eden de sen olacaksın...
Bu dinin nuru bütün alemi dolduracaktır...
İŞTE RÜYAN!”
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 016-MUHTEŞEM EVLİLİK |
 |
Efendimiz; Cömertliğini,
Hayırseverliğini Ve Kendisine Yaptığı Büyük Yardımı, Her Zaman Yâd
Edeceği Hatice-i Kübra İle Evleniyor...
Efendimiz 25, Hz. Hatice ise 40 yaşlarında...
İlahî kader, herkes O'na düşman iken, dost elini uzatacak, her türlü ıstırap ve sıkıntı karşısında kendisini teselli edecek, Hatice-i Kübrâ ile Efendimiz’i birbirine yaklaştırıyor...
Kâinatın Efendisi en parlak saâdeti ve huzuru bulacağı mes'ud âile yuvasına Hz. Hatice ile giriyor...
Efendimiz’in, Şerefli Hanım’ına karşı muhabbeti o kadar fazla ki; vefatından sonra bile, Kainatın Efendisi, hiçbir vakit onun muhabbetini kalbinden atmayacak, gönlünün en mûtenâ köşesinde ebedî beraberliğe kadar saklayacak, Hz. Hatice'nin cömertliğini, hayırseverliğini ve kendisine yaptığı büyük yardımı, her zaman yâd edecekti...
Bu yâd ediş; Hz. Âişe Validemize:
“Hatice-i Kübrâ'dan başka Nebiyy-i Ekrem'in zevcelerinden hiçbirini kıskanmadım” dedirtecekti... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 017-GÜZEL ÇOCUK ZEYD |
 |
Sevgili Peygamberimizin Yanında Bulunmakla Şereflenmiş Güzel Çocuk: Zeyd Bin Harise...
Zeyd, sekiz yaşlarında güzel bir çocuk...
Mes'ud âilenin saâdeti onun yüksek ruhunu olanca gücüyle sarıyor...
Kâinatın Efendisi’yle kaynaşan Zeyd, babası kendisini almaya geldiğinde aynen şunları söylüyor:
"Babacığım ben, bu zâttan öyle şeyler gördüm ki, hiç bir zaman, hiç bir kimseyi bu zata tercih edemem!..."
Kader, ona nurlu ve parlak bir istikbal hazırlayacak;
Hatice Anne ve Hz. Ali'den sonra İslamiyet’i kabul eden Üçüncü Kişi olacaktı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 018-MUHAMMEDÜ'L-EMÎN'İN HAKEMLİĞİ |
 |
Efendimizin İsabetli
Görüşe, Üstün Zekâya Sahip Bulunduğunu, Aynı Zamanda İlâhî Bir Kuvvetle
Te'yid Edildiğini Ortaya Koyan Alemlere İbret Müthiş Kabe Hakemliği...
Kâinatın Efendisi otuz beş yaşında...
Kâbe duvarları yıkılmış, yeniden tamir edilecek...
El-Emîn, Hacerü‘l-Esved için vereceği hükümle, bütün aleme, peygamberliğinden önce de isabetli görüşe, kuvvetli muhakemeye ve üstün bir zekâya sahip bulunduğunu tasdik ettirecekti...
Hz. Ömer ise, ileride Hacerü'l-Esved için şöyle diyecekti: “Çok
iyi bilirim ki, sen zararı ve menfaati olmayan bir taş parçasısın. Eğer
Rasûlullah’ın seni öptüğünü görmeseydim, asla seni öpmezdim...” |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 019-Hz.ALİ, EFENDİMİZİN HİMAYESİNDE |
 |
Efendimiz Amcası Ebû
Talib'in Kendisine Yaptığı İyilikleri Unutmuyor... Geçim Sıkıntısı Çeken
Amcasının Yardımına Koşuyor Ve Hz. Ali'yi Himâyesine Alıyor...
Kâinatın Efendisi otuz altı yaşında...
Mekke'de şiddetli bir kuraklık ve kıtlık hüküm sürmekte...
Geçim sıkıntısı çekenlerden biri de Ebû Talib...
Amcası geçim sıkıntısı içinde iken, O nasıl rahat edebilir ve nasıl yardımına koşmazdı?...
Efendimiz kendisine yapılan iyilikleri unutmayacak, ismini bizzat koyduğu Hz. Ali'yi himâyesine alarak, geçim sıkıntısı çeken Amcası Ebû Talib'in Yardımına koşacaktı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 020-PEYGAMBERLİĞE HAZIRLIK |
 |
Sevgili Peygamberimiz "Sadık Rü'yâlar" Görmeye Başlıyor. Bu Durum, Peygamber Efendimizi Vahy Almaya Hazırlama Adına Altı Ay Devam Edecekti...
Kâinatın Efendisi otuz dokuz yaşında... Efendimiz günlerini tefekkürle geçiriyor...
Yeryüzünde O'nun tek teselli kaynağı Hatice Validemiz, Efendimiz'in sanki bir koruyucu meleği gibi etrafında pervane...
Fakat Fahr-i Kâinat'ın mübârek ruhu, zahiren yalnızlık istiyor...
Ve bu yalnızlık sırasında, âdeta dağdan, taştan, yerden gökten, kâinatın
niçin yaratıldığını, insanların bu dünyaya niçin gönderildiklerini,
gaye ve maksatlarının neler olduğunu soruyor...
Ne var ki, bu suâllere, ne Hirâ'nın kayaları, ne uçsuz bucaksız çöller,
ne gündüz âleminin lambası güneş, ne gece âleminin kandili ay, ne pırıl
pırıl parlayan yıldızlar ve ne de gelip geçen bulutların hiç biri cevap
veremiyordu... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 021-BEKLENEN AN |
 |
Efendimiz Kırk Yaşında...
Kainatın Efendisinin Uzun, Zor, Meşakkatli; Fakat Aynı Zamanda Kainatın
En Önemli Görevi; Peygamberlik Görevi Başlıyor...
Yıl; Milâdi 610...
Güllerin Efendisi kırk yaşında...
Artık sessiz, sâkin ve İlâhi tecelli mazhariyetine ereceği, Hirâ Dağının tepesindeki mağarada...
Ve Ramazan ayının yirmi yedi nci gecesi.
Pazartesi.
Belki de; KONUŞACAK olan ile, DİNLEYEN 'e hürmet için kainat sessiz...
Güllerin Efendisi 'nin Peygamberlik Görevi Başlıyor... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 022-İLK VAHİY SONRASI GELEN ÜZÜNTÜ |
 |
Efendimize Gelen İlk Vahiyden Sonra Bir Müddet Vahiy Kesildi. Efendimiz, Üzüntü İçinde... Vahiy Tam Kırk Gün Sonra Tekrar Gelmeye Başlayacaktı...
İlk vahyi getirme vazifesi sona eren Cebrâil birden bire kaybolmuş, Allah Resûlü de hemen
mağaradan çıkıp Mekke'ye dönmüştü. Ancak, ilk vahyin arkasından uzun
bir süre vahiy kesilecek, üzüntü içinde tam kırk gün geçirilecekti...
Bu sıkıntılı dönemde de, Hz. Hatice, Kainatın Efendisi’nin yanında olacak, O’nu teselli edecekti... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 023-İLK MÜSLÜMANLAR |
 |
Efendimize Kırk Gün Sonra Tekrar Vahiy Gelmeye Başlıyor... Ve Arkasından İslam'la Şereflenen İlkler...
İlk vahyin arkasından tam kırk gün süren vahyin kesilmesi üzüntüsünden sonra, Efendimiz’e, vahiy tekrar gelmeye başladı.
Artık, bundan sonra vahyin ardı arası kesilmeyecekti...
Ve O, bütün dünyaya Allah'tan aldığı emirleri tebliğ edecekti..
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 024-EBU ZERR-İ GIFARİ |
 |
Efendimiz, Davasını Aşikâre İlân Etmemesine Rağmen, Gizliden Gizliye Ruhları Sarmaya, Gönülleri Fethetmeye Başlıyor...
İlk Müslümanlar bütün samimiyetleriyle Resûlullah’ın muallimliğinde İlâhî davayı öğrenmeye ve yaşamaya çalışıyorlardı...
Güllerin Efendisi, davasını aşikâre ilân etmemesine rağmen, Son Peygamber in zuhur ettiği haberi Mekke dışında da yayılmıştı...
İşte bu haberi duyanlardan biri; Gıfar Kabilesi’ne mensup Ebû Zerr, eline asâsını, sırtına azık dağarcığını ve su kırbasını alarak yola düşecek, Mekke'de, Beklenen Son Peygamberi arayacaktı...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 025-DÂVET BAŞLIYOR |
 |
Efendimiz, Önce En Yakın Akrabâlarına Davasını Tebliğe Başlıyor...
Efendimiz üç sene müddetle İslâmiyeti açıktan açığa kimseye bildirmedi ve anlatmadı…
Bütün insanlığa hitap edecek ve bütün dünyayı kucaklayacak bir din, elbette gizli kalmayacaktı…
Mukaddes İslâm davasını açıklamanın ve tevhid hakikatlerini bütün âleme duyurmanın zamanı artık gelmişti...
Halkı, İslâm’a açıktan davete, nereden başlayacağı Resûl-i Ekrem’e, bizzat Cenâb-ı Hak tarafından, vahiy ile bildirilecekti:
“Önce en yakın akrabâlarını azaptan sakındır.” Şuâra, 214 |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 026-SAFÂ TEPESİNDEN HİTAP |
 |
Efendimiz, Yakın Akrabâlarından Sonra Tebliğ Dairesini Genişletiyor...
Şimdi akrabalar değil; herkes Müslüman olmaya davet edilecek…
Yeni bir vahiy nazil oldu:
“Emrolunduğun şeyi, onları baş çatlatırcasına bildir.” Hicr: 94
Bu İlâhî ferman sonrası Fahr-i Kâinat Efendimiz, âdeta yerinde duramaz hale gelecek, kavmine maddî, manevî saâdetin yolunu bir an evvel göstermek isteyecek, bunun için de Şanlı Peygamber,
Safa tepesinde yüksekçe bir taşın üzerine çıkarak, mübarek ellerini
kulaklarına koyacak, gür ve billur bir sesle Mekke'ye doğru şöyle
seslenecekti:
“Ey Kureyş topluluğu, buraya geliniz, toplanınız, size mühim bir haberim var!...” |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 027-AY VE GÜNEŞ |
 |
Efendimiz, Tebliğ Dairesini Genişlettikçe Davasından Vazgeçmesi İçin Çirkin Tekliflerle Karşılaşıyor...
Ebû Talib Müşriklerle Allah Rasulü arasında arabuluculuk rolünde...
“Ey yeğenim. Bütün kabile sana düşman kesildi. Kendilerini küfür ve
yanlış yolda olmakla itham etmeden, kendi dinini yaşamanı istiyorlar...”
Bir Dava Adamının en zor, en tahammül edilmez, en ümitsiz
anlarda bile, bütün olumsuz şartları hiçe sayıp meydan okuyan çelik
irade ve kale duvarı gibi, muhkem azmine tarihin en parlak misali:
Sevgili Peygamberimiz amcasına göz yaşları içerisinde şöyle cevap verecekti: “Ey
amca! Güneş’i sağ elime, Ay'ı da sol elime verseler, ben yine bu
dinden, bu tebliğden vazgeçmem... Ya Allâh, bu dini hâkim kılar... Yahut
ben bu uğurda canımı veririm...”
Ebû Talib de: “Yeğenim benim” diyerek boynuna sarılacak; “İşine
devam et, istediğini yap!... Vallahi seni, herhangi bir şeyden dolayı
kimseye, asla teslim etmeyeceğim!... Hayatta olduğum müddetçe seni
koruyup kollayacağım!”
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 028-Hz.ÖMER-1 |
 |
Efendimizin Tebliğ Dairesini Genişletmesi Canına Kastedilmesine kadar Varan Teşebbüslere Yol Açıyor...
Yıl: Milâdi, 616
Vahyin 6. Senesi. Zilhicce ayı.
Ebû Cehil; “Muhammed'i öldürecek kimseye benden 100 kızıl ve siyah deve” diyordu. İçlerinde biri vardı;... Uzun boylu, iri yapılı, kimseye boyun eğmez, gözünü daldan, budaktan sakınmaz biri. Ortaya atıldı:
“Bunu ben yaparım.”
Bütün gözler bu cesur adamın üzerine çevrildi:... Hattap oğlu Ömer'in üzerine... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 029-Hz.ÖMER-2 |
 |
Efendimiz "Allah'ım, İslâmiyeti Ya Ebû Cehil, Ya da Ömer bin Hattab'la kuvvetlendir" Diye Dua Ediyor... Ömer kılıcını kuşanıp; “Şu, dinini bırakan, Kureyş'in arasına ayrılık düşüren Muhammed'in vücudunu ortadan kaldırmaya gidiyorum!” diyerek yola çıkmıştı. Ancak kız kardeşinin evinde, dinlediği Kur'ân'ın ebedî ve edebî belagati karşısında şaşkına döndü:
“Bu ne güzel, ne şerefli, ne haşmetli bir kelâm!... Bu kelâmdan daha güzel, daha tatlı bir kelâm olamaz!...” Hz. Ömer'in bu sözlerini işiten Kur'ân hocası Hz. Habbab: “Müjde, ey Ömer. Dilerim ki; Resûlullah’ın yaptığı duâ senin hakkında gerçekleşsin. Dün gece O;
"Allah'ım, İslâmiyeti ya Ebü'l-Hakem bin Hişâm'la (bilinen adıyla: Ebû Cehil), ya da Ömer bin Hattab'la kuvvetlendir" diyerek duâ etti” diyecekti... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 030-İLK ŞEHİTLER-1 |
 |
Efendimizin Tebliği Genişledikçe Ona Gönül Verenler Canları Ve Kanlarıyla Destan Yazmaya Başlıyorlar...
Müslüman öncülerin bayraklaşan hayatları, dünya durdukça anlatılacak birer emsalsiz destandır... İşte ilk Şehidler:
İsmi: Yasir... Dini: İslam... ŞEHİD OLDU... İsmi: Sümeyye... Dini: İslam… Kocası: Yasir…
ŞEHİD OLDU... İsmi: Abdullah... Dini: İslam… Babası: Yasir… ŞEHİD OLDU...
“Allah yolunda öldürülenleri sakın 'ölü' sanmayın. Hayır, onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.” Âl-i İmrân, 169
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 031-İLK ŞEHİTLER-2 |
 |
İşte İslam’ın ilk şehidi Yasir, Şehitler ordusunun ilk neferi... Hanımı ve oğulları önünde işkenceyle can veriyor...
Sonra atılan bir okla, Abdullah da cennete kanat açıyor...
Ve sırada Sümeyye Hatun var... Mübarek kadının ayakları iple iki deveye bağlanıp, hayvanlar, süratle zıt istikametlere sürülürken, Sümeyye Hatun’un söylediği Kelime-i Tevhid, çelik bir kırbaç gibi Ebu Cehil'in yüzünde şaklayacaktı...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 032-İLK ŞEHİTLER-3 |
 |
Efendimizin Tebliği Genişledikçe Ona Gönül Verenler Canları Ve Kanlarıyla Destan Yazmaya Başlıyorlar...
Babası, kardeşi ve annesi Ammar'ın gözleri önünde şehit edilmişti... Ammar'ı hayatta tutan tek kuvvet imanı... Kendisine
yapılan eziyetlerse, işkence ismindeki vahşetin ta kendisi...
İşkencelerden kalan yara izleri, ömrünün sonuna kadar vücudundan
silinmeyecekti...
İşte o yara izleri Ammar'ın en gerçek şeref madalyası olacak, Efendimiz’in yanına geldiğinde, Sevgili Peygamberimiz’in şu hoş iltifatlarına nail olacaktı: “Hoş Geldin. Bütün Kötülüklerden Arınan, İyiliklerle Bezenen, ve Beğenilen İnsan!...”
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 033-BİLAL-İ HABEŞİ-1 |
 |
Efendimizin Davasını Tebliği ile Birlikte Ona Gönül Verenler Ve Onun Çilesini Çekenler Hızla Artıyor...
Güzel bir Mekke gecesi...
Aydınlık ve duru duru bir gece...
Hz.Ebu Bekir etrafı iyice dinleyerek tehlike bulunmadığına emin olduktan sonra usulca içeri girdi. Umeyye bin Halef'in kölesi;
“Hayırdır! Gecenin bu saatinde mühimce bir şey olmalı.”
"Arkadaşım olduğun için sana geldim. İman etmeni; senin de insanlık
şuuruna ve mü'min olma huzuruna ermeni arzuluyorum. İnsanlığı; içinde
bulunduğu şu zelil ve ahmak mevkiden kurtararak, tek ve hakiki mabud
olan Yüce Allah'a iman saadetine kavuşturacak İslam dinini gizli gizli
aramızdaki bir Peygamber yayıyor.
Bilal; “Kim O? Ben tanıyor muyum?...”
“Tanıyorsun. Muhammed bin Abdullah. Muhammed'ül Emin.”
Bunun üzerine Bilal: “Bana İslam’ı öğret; nasıl Müslüman olacağımı söyle” diyecek, Aziz Dostunun rehberliğinde Kelime-i Şehadeti tekrar edecekti...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 034-BİLAL-İ HABEŞİ-2 |
 |
İslam'a Gönül Verenler Ve Onun Çilesine Talip Olanlar İçin Baskı, İşkence ve Eziyetlerin Her Türlüsü Başlıyor...
Bilal, çok mert ve dürüst bir köle...
Bir anda gönlünü çepeçevre saran imân nûru, onun için hadsiz bir
cesaret kaynağı oluvermiş, bir köle iken, efendisinden ve müşriklerden
gelecek her türlü eziyeti, göze alarak Müslümanlığını açıkça ilân
etmekten çekinmemişti...
Fakat ne yazık ki; Hazret-i Bilâl, merhamet ve şefkat yoksunu bir adamın kölesi idi...
Artık Bilal-i Habeşi’ye, yapılacak, birbirinden korkunç işkenceler başlıyordu...
Fakat akıl almaz işkencelere katlanan Hazret-i Bilâl ikinci bir kula nasip olmayan “Şanlı Rütbe” ye sahip olacaktı:
PEYGAMBER MÜEZZİNLİĞİ...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 035-DÂRU'L-ERKAM VE İŞKENCELER |
 |
Müslümanlara Uygulanan Baskı, İşkence ve Eziyetler Hızla Artıyor...
Erkâm’ın Evi Onlar İçin Adeta Bir Sığınak ve Okul Oluyor...
Yıl; Milâdî, 615...
Efendimiz’in Peygamberliğinin beşinci senesi...
Kureyş müşriklerinin Müslümanlar üzerindeki baskı, eziyet ve
işkenceleri gün geçtikçe arttı... Müslümanlar dinî vazifelerini ve
ibadetlerini rahat ve serbest bir şekilde ifâ edemez hale geldiler. Müslümanlara Emin Bir Yer gerekliydi...
Allah Resûlü, bu Emin Yeri, bizzat kendileri tespit edecekti:
DÂRU'L-ERKAM: ERKAM’IN EVİ...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 036-HABEŞİSTAN'A HİCRET-1 |
 |
Müşriklerin Müslümanlar Üzerindeki Baskı Ve İşkencelerinin Artması Üzerine Hicretler Başlıyor... İşte İlk Habeşistan Hicreti...
Vahyin 5. senesi...
Kureyş müşriklerinin Müslümanlar üzerindeki baskı ve işkencelerinin artması üzerine, Resulullah, Hz. Ebu Bekir'in ricası üzerine bazı mü’minlerin hicretine izni verdi...
On erkek ve dört kadın, Habeşistan'a gitmek için gizlice hazırlandı.
Hicret edenler arasında, Efendimizin Kerimesi Rukiyye ve Eşi Hz. Osman da var... Efendimiz;
“Osman ve benim kızım, Hz. Lut’tan sonra hicret eden ilk karı kocadır” buyuracaktı…
“Ya Resulallah! Hangi memlekete gidelim; nereyi tavsiye buyurursunuz?” dediler.
Mübarek elleri ile Habeşistan’ı; yani bugünkü Etiyopya tarafını gösterdiler...
Muhacirler, kimseyi şüphelendirmeden yola çıkıp Kızıldeniz sahiline vardılar. Bunu haber alan Kureyş’te büyük bir panik yaşandı...
Silahlı bir gurup Kureyşli, vakit kaybetmeden Kızıldeniz sahiline vardılar...
Ne var ki güvercinler bir kere hür ufuklara doğru kanat çırpmış, çoktan Afrika yakasına ulaşmışlardı...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 037-HABEŞİSTAN'A HİCRET-2 |
 |
Müşriklerin Müslümanlar Üzerindeki Baskı Ve İşkencelerinin Artması Üzerine Hicretler Devam Ediyor... İşte İkinci Habeşistan Hicreti...
Vahyin 6. senesi...
İlk hicret sonrası on dört kişinin ardından bir gurup mümin daha, Habeşistan’a göç etti...
Kureyş kafirleri temsilci yollayarak, Habeş Hükümdarı Necaşi’den onları istediler. Ama Necaşi, Müslümanların temsilcisi Cafer bin Ebi Talib’i dinleyecek,
“Sizi kutlarım! Yolunda olduğunuz Nebinin Hak Peygamber olduğuna ben de
iman ediyorum. Ülkemin istediğiniz yerinde dilediğiniz şekilde hür ve
huzur içinde yaşayınız” diyecekti..
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 038-MÜSLÜMANLARA KARŞI BOYKOT |
 |
Müşriklerin Müslümanlar
Üzerindeki Baskı Ve İşkenceleri İslam'ın Yayılmasına Engel Olamayınca
Müşrikler Yeni Bir Plan Yapıyorlar: BOYKOT...
Vahyin 7. senesi... İslâm’ın yayılmasına mani olamayan Müşrikler; aralarında müşavere ettikten sonra, Haşimoğullarından tamamiyle münasebetlerini kesmeye karar verdiler... Haşim ve Muttaliboğulları ailelerinden kız alınıp verilmeyecek, alışveriş yapılmayacaktı...
İnananların açlık ve kıtlıkla imtihanı olan bu boykot tam ÜÇ YIL sürecekti... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 039-BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLSUN İSTER MİSİNİZ? |
 |
Sevgili Peygamberimizin
Dostunuz Olmasını İstersiniz Değil mi? O zaman O’nu Daha Çok Seviniz ve
İsmi Anıldığında O’na Salat ve Selam Gönderiniz ...
O daima düşünceliydi…
O’nun susması konuşmasından uzun sürerdi. O lüzumsuz konuşmazdı… O konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı…
O dünya işleri için kızmazdı…
O kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı…
O kötü söz söylemezdi…
O kimseyle çekişmezdi…
O çok konuşmazdı…
(S.A.V.) | Sunumlarımız hakkındaki görüş ve önerileriniz bizim için çok önemli. Lütfen bize yazınız. Hata ve eksiklerimizi bildiriniz. Hatalarımızı düzelterek tekrar yayınlayalım.
Dualarınızı esirgemeyiniz... Selam Ve Dua İle... ---
Biz; kendimizi bıraktığımız zaman, Sen; bizi bırakma yâ Rab...
---
Salih TEKİN
Ankara İlahiyat 1981Denizli Doğa Koleji-Cankurtaran O.O.
Denizli DKAB PlatformuEnsar Vakfı Denizli Şb.Bşk. - Denizli İlahiyat Fak.Yap.Der.Bşk. |
| |
| |