|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 041-AKABE BİATLARI-1 |
 |
Efendimizin En Çok Üzüldüğü
Hüzün Yılından Sonra Sevindirici Olaylar Gelişmeye Başlıyor...
Medine’den 12 Kişilik Bir Kafile, Peygamberimizle görüşüp, Biat Edecek,
Efendimizi Sevince Gark Edecektir...
Vahyin 11. yılı... 12 kişilik bir kafile Akabe’de bir gece vakti gizlice Resûl-i Ekrem’le buluşarak görüşüp, biat ettiler. Medineli Müslümanların istekleri üzerine Resûlullah onlara Kur'ân Öğretmeni Mus'ab bin Umeyr‘i gönderecekti...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 042-AKABE BİATLARI-2 |
 |
Vahyin 12. yılı. Mekke’ye gelen 75 Medineli Müslüman’a Efendimiz, önce Kur'ân-ı Kerim okuyacak, sonra, kendisi ve Rabbi için arzu ettiği şu hususlar için biat istiyor:...
-Yüce Allah'tan başka ilâh bulunmadığına, benim de Allah'ın Resûlü olduğuma Şehâdet edeceğinize;
-Namaz ı kılacağınıza, Zekâtı vereceğinize;
-Neşeli ve neşesiz zamanlarınızda Emirlerime Tamamıyla İtâat edeceğinize;
-Darlıkta da, varlıkta da Nuhtaçlara Yardımda bulunacağınıza;
-Hiç bir kınayıcının kınamasından korkmaksızın Allah Yolunda, Allah İçin Hak ve Gerçeği Söyleyeceğinize;
-İyiliği Emredip, Kötülükten Men edeceğinize; BÎAT EDİYOR MUSUNUZ?
-Şahsıma gelince; Bana her yönden Yardım Edeceğinize; -Yanınıza vardığımda kendinizi, kadınlarınızı ve çocuklarınızı esirgeyip koruduğunuz şeylerden; Beni de esirgeyip koruyacağınıza;
KAT'İ SÖZ VERİYOR MUSUNUZ?
Abdullah bin Revâha söz alacak: “Ya Resûlallah. Bunları yaparsak, bize ne var?” diye soracaktı...
Allah Rasulü de ebedi mükafatı müjdeleyerek:
“CENNET VAR” diyecekti... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 043-MUS'AB BİN UMEYR |
 |
Efendimiz, Mus'ab bin
Umeyr’İ Medine'ye Kur’ân Öğretmeni Olarak Görevlendiriyor. Genç Sahabî
İse Kısa Zamanda Medine'yi fethetmeye Başlayacaktı...
Vahyin 12. senesi...
Genç Sahabî Mus'ab bin Umeyr, Medine'ye gelince kabilelerin hatırı sayılır kimseleriyle görüşüyor, konuşuyor, İslâm’ı anlatıyordu. Böylece Medine'de birçok kimse Müslüman oldu. Bir gün elinde mızrağı olduğu halde Üseyd bin Hudayr, yanlarına geldi.
“Bir takım aklı ermez ve zayıf kimseleri aldatıp azdırıyorsunuz! Hayatınızdan olmak istemiyorsanız, derhal buradan ayrılın!” dedi. Hz. Mus’ab:
“Hele biraz otur. Sözümüzü dinle, maksadımızı anla; beğenirsen kabul edersin. Beğenmezsen o zaman engel olursun” diye gayet nazikçe konuştu. “Doğru söyledin” deyip oturan Üseyd onu dinleyince kendisini tutamayacak;
“Bu ne kadar güzel, ne kadar iyi bir söz. Bu dine girmek için ne yapmalı?” diye soracaktı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 044-KORKUNÇ PLAN |
 |
Akabe Bîatları Yeni Bir Dönemin Başlangıcı Oldu. Ancak Bu Arada Efendimize Korkunç Bir Tuzak Hazırlanıyordu...
Vahyin 12. yılı. Akabe bîatları Müslümanlar önünde yepyeni emniyetli bir saha açtı. Artık İnançlarını Medine’de serbestçe yaşayabilecek, ibâdetlerini rahatça yapabilecek, dinlerini korkmadan ve çekinmeden yayabileceklerdi.
Fakat Mekke'de de nazik bir devre başlıyordu. Zira Resûlullah’ın Medinelilerle anlaşma akdettiği müşrikler tarafından duyulmuştu. Daha sonra Efendimiz'i ortadan kaldırmak için korkunç bir tuzak hazırlayacaklardı...
Ama Allah da onların tuzaklarını başlarına geçirecekti… Çünkü Allah, hileyi hile ile cezalandıranların en hayırlısıydı... (Enfâl: 30) |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 045-HİCRET İZNİ |
 |
Efendimize Hazırlanan Korkunç Tuzaktan Sonra Yüce Allah, Efendimizi Bu Tuzaktan Kurtarıp, O'na Yepyeni Bir Ufuk Açıyor...
Vahyin 12. yılı... Kureyş müşrikleri Peygamber Efendimiz’in vücudunu ortadan kaldırmak için karar aldılar. Fakat diğer taraftan Cenâb-ı Hak, Sevgili Resûlü’ne hicret emrini çoktan verecek, Efendimiz bir öğle vakti Hz. Ebû Bekir'in evine varacak,
“Yüce Allah, bana Mekke'den çıkmaya ve Medine'ye hicret etmeye izin verdi” buyuracaktı...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 046-NÖBET BEKLEYEN ÖRÜMCEK |
 |
Cenâb-ı Allah, Sevgili Resûlüne Hicret Emrini Veriyor; O'nu Nasıl Koruduğunu Bir Kez Daha Gösteriyor...
Efendimiz, Hz. Ebû Bekir'le birlikte Sevr Dağı’na doğru yola çıktılar. Sevr Mağarası’na girdikten sonra, Allah'ın emriyle bir örümcek gelip mağaranın ağzına ağını gerdi, bir çift güvercin ise gelip yuva kurdu...
Onlar, Efendimiz ve Hz. Ebû Bekir'i bütün Kureyş'e karşı korumak için nöbet tutmaya başlayacaklardı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 047-SEVR MAĞARASINDAN AYRILIŞ |
 |
Efendimiz ve Hz. Ebu Bekr
Mağaradaki Üç Günlük Misafirliklerinden Sonra Medine'ye gitmek üzere
yola çıkıyorlar... Ama Efendimiz Mekke'den Ayrıldığı İçin Mahzun...
Efendimiz ve Hz. Ebu Bekir’in üç gün, üç gece süren mağaradaki misafirlikleri sona ermişti. Resûlullah; “Hezreve Mevkisi” ne gelince devesini durdurup, Kudsî Beldeye; Şehirlerin Anası Mekke’ye mahzun mahzun bakacak:
“Vallahi, sen Allah'ın yarattığı yerlerin en hayırlısı ve Allah
katında en sevimli olanısın. Bana, senden daha sevgili, daha güzel yurt
yoktur. Çıkarılmaya zorlanmamış olsaydım, senden asla ayrılmaz, senden
başka yerde yurt, yuva tutmazdım…” diyecekti... Bunun üzerine Yüce Allâh, Efendimiz i teselli eden şu âyet-i kerimeyi inzal buyuracaktı:
“Kur'ân'ı okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı sana farz kılan Allah,
muhakkak ki, seni tekrar Mekke'ye döndürecek, âhirette de övülmüş, bir
makam olan en büyük şefaat makamına kavuşturacaktır.” (Kasas Sûresi, 85)
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 048-SÜRÂKA VE BÜREYDE |
 |
Efendimiz ve Hz. Ebu Bekr Medine'ye Gitmek Üzere Yola Çıkıyorlar... Ama Yol Bir Çok Tehlikelerle Dolu...
Mekke'de Efendimizi ellerinden kaçıran Müşrikler bu sefer tellal çağırttılar: “Muhammed'i ve Ebû Bekir'i bulup getirene veya öldürene yüz deve var!...” Yüz deve mükâfatının cazibesine kapılarak Efendimizi takibe koyulanlardan biri; gayet cesur ve aynı zamanda iyi iz takip eden Sürâka bin Mâlik, diğeri de; Sehmoğulları Reislerinden Büreyde bin Huseyb idi...
Her ikisi de yüz deveyi kazanamayacaklardı ama bundan çok daha iyi bir şeye nail olacaklardı:... İslam'la müşerref olup, ebedi mutluluğa... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 049-EFENDİMİZ MEDİNE'YE YAKLAŞIYOR |
 |
Efendimiz ve Hz. Ebu Bekir Artık Medine'ye Varmak Üzereler... Ancak Efendimiz Kuba'da Bir Müddet Kalmak İstiyorlar...
Medineli Müslümanlar, Efendimiz’in Medine'ye gelmek üzere yola çıktığını duymuşlardı. Bunun için her gün sabah namazından sonra “Harre” mevkiine çıkarak, öğle sıcağı basıncaya kadar yolunu heyecan ve sabırsızlıkla bekliyorlardı.
Ancak Efendimiz, Kuba'da on küsur gece ikâmet buyuracak, sonra Medine'ye doğru hareket edecekti...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 050-EY RASÛL, MEDİNE'YE HOŞ GELDİN-1 |
 |
Efendimiz Ve Hz. Ebu Bekir
Artık Medine'ye Varmış Bulunuyor. Mekke'de Yapayalnız Bırakılmaya
Çalışılan Efendimiz; Şimdi İçleri Nur, Dışları Nur, Kendileri Nur
Yüzlerce İnsan Tarafından Sarılmış Durumda...
Peygamber Efendimiz, arkasında Hz. Ebû Bekir. etrafında ise Neccaroğulları yiğitleri ile ve âdeta yerleri ve göğü inleten tekbir sesleri arasında, Medineye girdi. İslâma merkez olma şerefine erecek bu Kudsî Şehir, sürûrundan âdeta çalkalanıyor...
Müslümanlar sevinç içinde... Kadınlar, çocuklar söyledikleri şiirlerle manzaraya bir başka tatlılık katıyorlar:
“Ay doğdu üzerimize Veda tepesinden... Şükür gerekti bizlere Allah'a davetinden...”
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 051-EY RASÛL, MEDİNE'YE HOŞ GELDİN-2 |
 |
Medine Efendimizle
Nurlanmış... Medine Bayram Ediyor… Ensar'ın Yüzünde Ve Gönlünde Sürur
Var... Ancak Vakit Sözleri Yerine Getirme Vakti...
Efendimizin teşrifleriyle, Medine sevinçten çalkalanıyor. Ensar, yemek taşımada, Efendimizin ihtiyaçlarını yerine getirmede birbirleriyle âdeta yarışıyor. Ancak esas görev yeni başlıyor:
Akabe'de verilen sözün yerine getirilmesi...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 052-MESCİD-İ NEBEVÎ |
 |
Efendimiz Medine'de İlk
Olarak Namaz Kılma Ve Toplanma Yeri Olarak Bir Mescid İnşasını
Başlatıyor Ve Kendisi de Bilfiil Çalışıyorlar...
Yıl: Milâdi 622... Müslümanların içinde cemaatle namaz kılabilecekleri, gerektiğinde toplanıp meselelerini konuşabilecekleri bir yer gerekiyor... Ve Efendimiz, Medine'de ilk olarak bir Mescid inşâ etmekle işe başladılar...
Mescid in inşasında Efendimiz; bilfiil durmadan dinlenmeden çalışacaktı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 053-ASHÂBI SUFFA |
 |
Efendimiz Mescid-i
Nebevî'nin kuzey duvarında, hurma dallarıyla bir gölgelik ve sundurma
yaptırdı. Medine'de, meskenleri, aşiret ve akrabaları olmayan Sahabîleri
oraya yerleştirdi. Buraya “Suffa”, burada kalan Müslümanlara da
“Ashâb-ı Suffa” denilecekti.
Suffa Ehli Kur'an ilmi tahsil eder, Resûl-i Ekrem Efendimizin vaaz ve derslerini dinleyerek feyz alırlardı. Efendimizin Medresesine Allah için nefsini vakfetmiş bu fedakâr, ilim aşığı talebeler ekseriya, oruçlu bulunurlardı.
Efendimiz “Ashâb-ı Suffa” için: “Eğer,
sizin için Allah katında, neyin hazırlandığını bilseydiniz,
yoksulluğunuzun ve ihtiyacınızın daha da ziyâdeleşmesini isterdiniz”
diyecek, bu meşguliyetlerinin son derece mühim ve mübârek olduğunu ifâde
buyuracaklardı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 054-HİZMETÇİ KIZ |
 |
Güzel Ahlak Timsali
Efendimiz İnsanlığa Bir Rahmetti... Bir Gün Ağlayan Küçük Bir Kız Çocuğu
Gördü… Onun Göz Yaşlarını Dindirmek İçin Elinden Gelen Her Şeyi
Yapacaktı...
Şehrin akşama bürünmüş alacakaranlık yollarında, küçük bir kız çocuğunun ağladığını gördü, Güzel Ahlak Timsali... Küçük yavrunun acısı düştü şefkat dünyasına ve sordu:
“Niçin ağlıyorsun yavrum?...”
“Ev sahibim bana un almam için, iki gümüş vermişti, kaybettim!...”
Güzel İnsan o gün, on gümüşünden dördü ile sabah kendisine bir
gömlek satın almıştı. Tam evine gelmişti ki, bir fakir kapıda gömleğini
beğenip istemiş, Güzel İnsan yeni aldığı gömleği o fakire
vermişti. Geri dönüp, dört gümüşe kendisine bir gömlek daha almıştı.
Düşündü, geride iki gümüşü daha vardı. Hem de, küçük kızın kaybettiği
kadar…
“Ağlama yavrum!” diyerek o iki gümüşü küçük kızın, üşümüş küçücük avuçlarına koyuverdi...
Fakat kızın ağlaması yine devam ediyordu... Bu defa da, geç kaldığı için eve gitmeye korkuyor, dövülme endişesi yaşıyordu...
Güzeller Güzeli İnsan; küçük kızın elinden tutacak ve onu evine kadar götürecek; ev sahibine de; “Geç kaldığı için korkuyor. Lütfen onu dövmeyin!” diye ricada bulunacaktı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 055-Hz.AİŞE İLE İZDİVAC |
 |
Efendimiz Hazreti
Ebûbekir'in kızı Hazreti Âişe ile Mekke'de nişanlanmış, fakat düğün
tehir edilmişti. Medine'ye gelince hicretin birinci yılının Şevvâl
ayında düğünleri yapılıyor...
Medine'ye hicret eden Efendimiz, Hanımı Hz. Sevde, Kızları Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Zeynep ile nişanlısı Hz. Aişe'yi Mekke'de bırakmak zorunda kalmıştı.
Mescid-i Nebevî’nin inşâsı bitip, Hâne-i Saâdet yapılınca, Hane Halkı ile birlikte Hz. Aişe de Medine’ye hicret etti.
Hicretin 1. yılı Aylardan Şevvâl... Efendimiz ile Hz. Âişe’nin, düğünleri yapıldı. İnce bir kavrayış melekesine ve kuvvetli bir zekâya sahip olan Hz. Âişe, kısa zamanda bir çok İslâmi hüküm öğrenecek; Resûlullah’tan tam 2210 Hadis rivâyet edecekti...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 056-EFENDİMİZİN HANE-İ SAADETLERİ |
 |
Hicretten sonra Efendimizin
Aile hayatında ve Hane-i Saadetlerinde birçok güzel değişiklikler
oluyor, ardı sıra mutlu olaylar vuku buluyor...
Peygamber Efendimiz’in kızı Hz. Fâtıma ile, Hz. Ali Hicretin 5. ayında nikâhlandılar, 2. yılında da evlendiler. Hicretin 3. Senesinde Peygamber Efendimiz, Hz. Ömer'in kızı Hz. Hafsa ile evlenirken; kızı Ümmü Gülsüm’ü de Hz. Osman'a nikâhladı...
Hicretin üçüncü yılında ilk torunu Hz.Hasan; dördüncü yılında da ikinci torunu, Hz.Hüseyin, dünyaya gelecekti... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 057-İLK İSLÂM DEVLETİ |
 |
Efendimiz, Muhit Ve
Şartların Değişmesiyle Medine'de Adlî, Askerî, Siyasî Bir Takım Esasları
Tespit Ederek, Cemiyete Bir Teşkilatlanma Ruhu Ve Havası Getiriyor...
Böylece İlk İslâm Devletinin Anayasası Hazırlanıyor…
Efendimiz, Mekke devrinde sadece îmân esaslarını anlatmış, bu
sayede bir çok kimse İslâmın saâdetli sinesine koşmuştu. Bu devrede
İslâm düşmanlarına karşı, her türlü maddî mukabele yasaktı. Fakat hicretten sonra Müslümanlar, îmânlarının gereği olan her şeyi serbestçe yapmaya başladılar. Adlî, askerî, siyasî esasların tespiti ile, Resûlullah’ın, başkanlığında İlk İslâm Devletinin Anayasası oluşacak, hatta bu vesika;
Dünyada Yazılı İlk Anayasalardan birini teşkil edecekti...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 058-MÜŞRİKLERE MUKABELEYE İZİN |
 |
Efendimiz Ve Müslümanlar
Hicret Etmişlerdi Ama Yine de Tam Emniyette Değillerdi. Mekke
Müşriklerinin Tahrik Ettiği Medine’deki Yahudiler ve Özellikle de
Münafıklar Müslümanlara Düşmandılar...
Efendimiz, Mekke'de harb ve cihâda izinli değildi. Bütün
mesai, îmân esaslarını kalb, ruh ve akıllara işlemeye hasredilmişti. Bu
devrede her türlü zulme karşı, sabır ve sükûnet emrediliyordu. Medine'ye hicretten sonra da hemen mukabeleye izin verilmedi. Bir müddet sonra Hac Sûresi, 39. ve 40. Âyetleri nazil olacak;
“Kendilerine savaş açılan mü'minlere, zulme uğramaları sebebiyle cihad
izni verildi... Şüphesiz ki Allah, onlara yardım etmeye hakkıyla
kâdirdir...” buyurulacaktı... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 059-BEDİR'E DOĞRU 1 |
 |
Kureyş Müşrikleri
Müslümanlarla Harbe Hazırlık Yapıyorlar. Bunun İçin de Bir Ticâret
Kervânı Hazırlamışlar Ve Geliriyle De Silâh Almayı Planlıyorlar…
Hicretin 2. senesi… Kureyş müşrikleri harbe hazırlık ve silâh almak için hazırladıkları ticâret kervanına, Müslümanların saldırdığı haberi aldılar… Bunun üzerine Kureyşliler alelacele 950 kişilik bir ordu hazırladılar...
Artık ufukta savaş görünüyor... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 060-BEDİR'E DOĞRU 2 |
 |
Kureyş Müşriklerinin Harbe
Hazırlık Ve Silâh Almak İçin Yola Çıkan Ticâret Kervânı, Mekke’ye
Dönmesine Rağmen Ebû Cehil 950 Kişilik Orduyla Müslümanlarla Harp Etmeye
Geliyor…
Hicretin 2. senesi…
17 Ramazan, Cuma…
13 Mart 624… Safra yakınında Kureyş’in büyük bir ordu ile gelmekte olduğunu haber alan Resûl-i Ekrem, Ashâbını toplayıp, müşriklerle savaşma konusunda iştişare etti. Bir
avuç mücâhid her şeye rağmen, kendilerinden gerek sayıca ve gerekse
silahça kat kat fazla olan müşrik ordusuna karşı koyma kararını verecek,
Sahabilerin her biri, Kur'ân ifadesiyle: “Ölümün ağzına girmeyi...” (Enfâl, 5-6) seve seve göze alacaklardı...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 061-BEDİR KUYUSU |
 |
Efendimiz, Bedir Yakınında
Müşrik Ordusu Hakkında İstihbarat Aldı… Bedir'e Varıldığında Önce
Karargâhın Yeri İstişare Edildi. Sonra da Karargâhın, Bedir Kuyusunun
Önünde Kurulması Kararlaştırılıyor….
Hicretin 2. senesi… 17 Ramazan, Cuma gecesi yatsı vakti… Peygamber Efendimiz,
müşrik ordusunun sayısı ve ileri gelenleri hakkında bilgi almış,
istişareleri yapmış, sonra da hurma dallarından yapılan bir gölgeliğe
çekilmişti… Efendimiz bütün gecesini Kâdir-i Zülcelâl’e ibadetle geçirecek;
“Allah'ım! Bana yaptığın va'dini yerine getir! Allah'ım! Bu bir avuç
Müslüman Mücâhid helâk olursa, artık sana yeryüzünde ibadet edecek kimse
kalmaz” diye sabaha kadar dua edecekti...
|
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 062-BEDR'İN ARSLANLARI 1 |
 |
İslâm Ordusu, müşrik ordusu
karşı karşıya… düşman sayıca ve silâhça üstün… Çarpışacakların çoğu
birbiri ile akraba... Kardeş kardeşle, baba oğulla, dayı yeğenle
savaşacak.
Hicretin 2. senesi...
17 Ramazan Cuma...
Mîlâdî: 13 Mart 624...
Bedir Meydanında manzara oldukça düşündürücü ve ibretli... Çarpışacakların çoğu birbiri ile akraba... Harp âdeti üzere, önce her iki taraftan teke tek çarpışacak kişiler ortaya çıkacak... Efendimiz, âdeta mücessem îmân halini almış bu bir avuç mücâhidin haline bakıyor ve;
“Allah'ım! Onlar yaya ve yalın ayaklılar, Sen onlara binecek ver!
Allah'ım! Onlar açtırlar, Sen onları doyur! Allah'ım! Onlar fakirdirler,
Sen onları fazl ve kereminle zengin eyle!” diye dua ediyordu... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 063- BEDR'İN ARSLANLARI 2 |
 |
İslâm Ordusu İle Müşrik
Ordusu, Olanca Güç Ve Kuvvetleriyle Birbirine Saldırıya Geçiyor...
Efendimiz, Ordunun Önünde Cihada Teşvik Eden Konuşmalar Yapıyor, Şehid
Düşenlerin Makamlarının, Cennet Olacağını Müjdeliyor...
Hicretin 2. senesi...
17 Ramazan Cuma...
Mîlâdî: 13 Mart 624...
Bedir Meydanında Manzara oldukça ibretli:... Muhacirlerin sancaktarı; Mus'ab bin Umeyr, Müslümanlar safında, kardeşi Ebû Aziz İbn-i Umeyr ise, Müşriklerin birinci bayraktarı... Daha garibi, Hz. Ebû Bekir(RA) ile oğlu Abdullah Müslümanlar safında, diğer oğlu Abdurrahman ise, Kureyş müşrikleri arasında...
Ve iki ordu, olanca güç ve kuvvetleriyle birbirine saldırıya geçti. Efendimiz, ordusunun başında hem bilfiil savaşıyor, hem de Mücâhidlerin Allah yolundaki cesaret ve gayretlerini arttırıyordu. Hz. Ali (RA), o günü şöyle anlatacak:...
“Bedir günü, harp şiddetlendiği zaman, Resûlullah’a sığınmıştık. O gün,
halkın en cesaretlisi, en kahramanı O idi. Müşriklerin saflarına O’ndan
daha yakın kimse yoktu!” diyecekti... |
|
|
GÜLLERİN EFENDİSİ : 064-BEDR'İN ARSLANLARI 3 |
 |
Savaşın En Kızgın Anı...
Müşriklerin Zayiatının Bir Hayli Fazla Olduğu Görülüyor... Müşrik
Ordusunun Müslümanlara Karşı Koyacak Gücü Yavaş Yavaş Azalıyor...
Hicretin 2. senesi...
17 Ramazan Cuma...
Mîlâdî: 13 Mart 624...
Bedir Meydanında savaş olanca hızıyla devam ederken, müşriklerden bir çok kimsenin öldürüldüğü de görülüyordu. Bu durum karşısında müşrikler Ebû Cehil'in etrafını sarmışlar, ne pahasına olursa olsun, onu korumaya çalışıyorlardı...
Ancak bir müddet sonra Ebu Cehil, Muaz ve Muavviz kardeşler tarafından öldürülecek; bunun üzerine
Resûl-i Ekrem Efendimiz: “Kuluna yardım eden, dinini üstün kılan Allah'a hamdolsun!” diyecekti... | Sunumlarımız hakkındaki görüş ve önerileriniz bizim için çok önemli. Lütfen bize yazınız. Hata ve eksiklerimizi bildiriniz. Hatalarımızı düzelterek tekrar yayınlayalım.
Dualarınızı esirgemeyiniz... Selam Ve Dua İle... ---
Biz; kendimizi bıraktığımız zaman, Sen; bizi bırakma yâ Rab...
---
Salih TEKİN
Ankara İlahiyat 1981Denizli Doğa Koleji-Cankurtaran O.O.
Denizli DKAB PlatformuEnsar Vakfı Denizli Şb.Bşk. - Denizli İlahiyat Fak.Yap.Der.Bşk. |
| |
| |