Basın bildirisi: "DİN EĞİTİMİ"NDE MÜSLÜMANLAR ÖZ VATANINDA PARYA!.. ÖYLE Mİ?"

0 views
Skip to first unread message

salih tekin

unread,
May 25, 2011, 10:17:27 PM5/25/11
to
"DİN EĞİTİMİ"NDE MÜSLÜMANLAR ÖZ VATANINDA PARYA!... ÖYLE Mİ?"
Denizli Milletvekili Adayı, İlahiyatçı Yazar, Salih TEKİN; "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. Maddesine rağmen; hâlâ Türkiye'de kişinin inancını öğrenebilmesinin ve yaşayabilmesinin önünde engeller bulunuyor." dedi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Tam 61 yıl önce 1950'de imzalandı. Türkiye, bu Sözleşmeyi 18 Mayıs 1954'de onayladı. “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” başlığı altındaki 9. Madde aynen şöyle: “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.” Meseleye "Türkiye'de Din Eğitimi" açısından bakacak olursanız, dininizi öğrenme ve öğretme konusunda ne kadar özgür olduğunuzu daha iyi anlayabiliriz.
Sevgili Peygamberimiz; "Çocuklarınıza yedi yaşındayken namaz kılmayı öğretiniz." buyuruyor. Benim vatandaşım da tabii olarak çocuğunun 7 yaşından itibaren en azından namazını kılabilecek kadar "din eğitimi" almasını istiyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise 4. sınıftan itibaren "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersi veriyor." Üstelik “İnsan Hakları Sözleşmesinde” ifade edilen kişilerin tercihine göre “Özel tarzda ibadet, öğretim ve uygulama” şeklindeki bilgi değil, sadece “Din Kültürü ve Ahlak” bilgisi veriyor.
Benim vatandaşım Milli Eğitimden ümidini kesince; 7 yaşındaki çocuğunun en azından namazını kılabilecek kadar "din eğitimi" alması için, yaz tatilinde Cami’ye gönderiyor. Yani Diyanet İşleri Başkanlığının açtığı Yaz Kur'ân Kurslarına. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı da, Allah'ın Evi olan Camilere 5. Sınıfı bitirmeyen öğrencileri kabul etmiyor. Ancak bazı imamlar yönetmeliklere rağmen, “Ben hiç kimseyi Allah’ın evinden kovamam” deme yürekliliğini gösterebilmektedirler.
Benim vatandaşım kararlı. Çocuğuna mutlaka 7 yaşında “Din Eğitimi” aldırmaya başlayacak. Ama bütün yollar kapalı. Ne yapacak? İllegal yollara başvuracak. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ne göre mutlak bir hak olan bilgiyi, doğru, pediatrik ve devletin gözetiminde yapmak varken, vatandaş neden illegal çözümlere itilmektedir?
Benim bazı vatandaşlarım da çocuklarını Hafızul Kur’ân yapmak istiyor. 1997 yılından önce vatandaş 5. Sınıfı bitiren çocuğunu Diyanet İşleri Başkanlığının Kur’ân Kurslarına gönderiyor, çocuğu Hafızul Kur’ân olduktan sonra tahsilini devam ettiriyordu. Zorunlu eğitim 8 yıla çıkarılınca, yaşının büyümesi nedeniyle çocuğun Hafızul Kur’ân olması zorlaştırılmıştır.
Oysa Lozan Antlaşması ile gayrimüslimlere, din özgürlüğü tanımış, bu azınlıkların din eğitimi ve din dersleri alma hakkı sağlamıştır. Müslümanlara ise “Din Kültürü” … Yani azınlıklar Hıristiyanlığı, Yahudiliği iyi bir şekilde öğrensinler sonra iyi birer Hıristiyan veya bir Yahudi olsunlar. Müslümanlar ise “Din Kültürü” alsınlar sonra da yarım yamalak Müslüman olsunlar. Öyle mi?
Din Eğitimi güzel bir şekilde ve bilimsel metotlarla verilebilseydi, şu anda büyük girdaplarda olan gençliğin buhranlardan, kötü alışkanlıklardan, insanların hurafelerden, türbelere, ağaçlara çaput bağlamaktan, cinci hocalara gitmekten, kendisinin veya başkasının hayatına kastedebilecek kadar ruhsuzlaşmasından v.b. nice kötülüklerden uzaklaşmasına vesile olunabilirdi. Zira 1943 yılında yapılan Milli Eğitim Şurasında; çocukların büyüklerine karşı saygı göstermemesi, Komünizme karşı dinin gücünden yararlanma, dinin Türk kültürünün önemli bir unsuru olması, ölen yakınlarının arkasından gençlerin Kur’ân okumayı bilmemesi vb. gerekçelerle, okullarda “Ahlak Eğitimi” verilmesi kararı alınmıştır.
Bu günkü manzaradan anlaşılıyor ki; maalesef Türkiye İnsan Hakları konusunda sınıfta kalmaya, 1954'de onayladığı sözleşmeyi de ihlal etmeye devam ediyor.
ÇÖZÜMLER:
1- Din eğitimi önündeki engeller kaldırılmalı, herkesin inandığı dini öğrenmesi ve çocuklarına öğretmesi için gerekli alt yapı hazırlanmalıdır.
2- “Din Kültürü” dersi diğer tüm dinler hakkında genel bilgi sahibi olmayı sağlayacak şekilde müfredatı değiştirilerek zorunlu ders olarak okutulmaya devam edilmelidir.
3- İlk ve orta öğrenimde seçmeli ders olarak “Din Dersi” konulmalıdır.
4- Sivil toplum örgütlerinin, devlet denetiminde bilimsel yöntemlerle çocuklara “din eğitimi” verebilmesi için ortam hazırlanması sağlanmalıdır.
5- Kur’an kursları için uygulanan yaş sınırlaması kaldırılmalıdır.
6- Zorunlu eğitim ve öğretim 5+3 şeklinde kademeli olmalıdır.
7- İlköğretimde beşinci yıldan sonra çocukların yetenekleri ve velilerin talepleri doğrultusunda değişik programlara yönlendirilmesi sağlanmalıdır.


NOT 1:
“Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” konusundaki görüş ve önerileriniz bizim için çok önemli. Bize ileteceğiniz görüş ve önerileriniz  alındıktan sonra 27 Mayıs 2011 Cuma günü yukarıdaki metin basına verilecektir.
NOT 2:
Bu konuda kaleme aldığınız makaleler www.dinalemi.net adlı sitemizde yayımlanacaktır. 
NOT 3: 
Bu basın bildirisini son şeklini aldıktan sonra basın kuruluşlarına gönderebilirsiniz.
Selam Ve Dua İle...
---
Biz; kendimizi bıraktığımız zaman,
Sen; bizi bırakma yâ Rab...

---
Salih TEKİN 
Denizli Milletvekili Adayı 
Ankara İlahiyat 1981
Denizli DKAB Platformu
Ensar Vakfı Denizli Şb.Bşk. - Denizli İlahiyat Fak.Yap.Der.Bşk.   

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages