|
|
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 73- UHUD’DAKİ HÜZÜN BULUTU 2 |
|
| Savaş Sonrasında Resûl-i Ekrem Efendimiz, Şehidlerin Namazlarını Kıldıktan Sonra, Onların, Kanlarıyla ve Kanlı Elbiseleriyle Defnedilmelerini Emrediyor... Sonra da İslam Ordusu Medine’ye Dönmek Üzere Harekete Geçiyor... Hicretin 3. Senesi, 8 Şevvâl. Milâdî 625... Uhud'u bir hüzün bulutu kaplamış durumda. Efendimiz, şehidlerin namazlarını kıldı. Mücahidlerle birlikte Medine'ye doğru harekete geçen Resûl-i Ekrem Efendimiz, Harre mevkiine geldiğinde, şu içli niyazı yapacaktı: “Allah'ım! Hamd ve senâ ancak Sanadır... Allah'ım! Senin açıp yaydığını dürecek, senin dürdüğünü de açıp yayacak hiçbir kuvvet yoktur... Senin, dalâlette bıraktığını, hidâyete erdirecek yok, Senin hidâyete erdirdiğini de saptıracak yoktur... Senin vermediğini, kimse veremez ve Senin verdiğini de kimse engelleyemez... Allah'ım! Rahmet ve bereketini, fazl ve keremini bize aç, yay üzerimize... Allah'ım! Ben, yoksul olduğum günde senden ni'met, korkulu olan günde de emniyet dilerim... Allah'ım! İmanı sevdir bize! Kalblerimizi imanla süsle! Küfür, isyan ve tuğyandan nefret ettir bizi!... Din ve dünyamıza zararlı olan şeyleri bilenlerden, doğru yola erenlerden eyle bizi... Allah'ım! Bizleri, Müslüman olarak yaşat! Müslüman olarak öldür! Bizi, sâlihler ve iyiler zümresine kat. Ki onlar, ne şeref ve haysiyetlerini kaybedenler ve ne de dinlerinden dönenlerdir... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 72-UHUD’DAKİ HÜZÜN BULUTU 1 |
|
| Tepelere Sığınan Müslümanların Derlenip Toparlandığını Gören Müşrikler Tekrar Bir Hezimete Uğramamak İçin, En Uygun Yolun Geri Çekilmek Olacağını Düşünüp, Harp Meydanını Terk Ediyorlar... Hicretin 3. Senesi, 8 Şevvâl. Milâdî 625... Peygamber Efendimizin: “O, bizi sever, biz de onu severiz” buyurduğu Uhud'a artık bir hüzün bulutu hakim… Bir safhasında Mücahidlere gülen parlak muzafferiyet, Resûlullah’ın emir ve talimatına riâyet etmemenin neticesinde bir anda hazin ve acı bir mağlûbiyete dönmüş durumda... Müşrikler tekrar bir hezimete uğramamak için, en uygun yolun geri çekilmek olduğuna karar veriyorlar. Müşrikler harp meydanını terk edip Mekke'ye doğru hareket edince Efendimiz, karnı yarılmış, ciğeri çıkarılmış, burnu ve kulakları kesilmiş, cesedi parça parça edilmiş Hz. Hamza’nın cesedi başında duracak; gözyaşları arasında ona şöyle seslenecekti: “Ey Resûlullah’ın amcası Hamza! Ey Allah'ın ve Resûlünün arslanı, Hamza! Ey hayırlar sahibi Hamza! Ey Resûlullah’a koruyucu olan Hamza!” Allah, sana rahmet etsin!” | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 71-KUZMAN |
|
| Kuzman: Müslümanlar Safında, Mertçe Çarpışıp Cesaretle Düşmanın Üzerine Hücum Eden Biri... Ama Ne Gariptir ki, Onun İsmi Her Ne Zaman Zikredilse, Efendimiz: “O, Cehennemliktir” Buyuruyor... Müslümanlar safında, mertçe çarpışıp cesaretle düşmanın üzerine hücum eden biri var... Müşriklere, ilk ok yağdıran, harbin en şiddetli anında büyük kahramanlıklar gösteren kişi o… Gariptir ki, Kuzman adındaki bu adamın ismi her ne zaman zikredilse, Efendimiz: “O, Cehennemliktir” diyor... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 70-UHUD’UN ARSLANLARI |
|
| Uhud’da Etrafından Dağıldıkları Sırada, Hz Resûlullah’ın Çevresinde Kala Kala On Beş Kadar Mücahid Bulunuyor... Resûlullah Efendimiz, Sa'd Bin Ebî Vakkas’ı Yanına Çağırıyor... Hicretin 3. Senesi, 8 Şevvâl. Milâdî 625... Hz. Sa'd şöyle anlatıyor: “Resûlullah beni önüne oturttu. Ok atmaya başladım. Her atışta, “Allah'ım! Bu senin okundur! Onunla düşmanını vur!...” diyordum. Resûlullah da (SAV): “Allah'ım! Sad'ın duâsını kabul et! Allah'ım!” Sa'd’ın atışını doğrult! Devam, devam Sa'd! Babam, annem sana fedâ olsun” buyuruyordu.” Uhud'dan döndüğü zaman vücûdunda tam yetmiş beş yarası olan Hz.Talha bin Ubeydullah, Kâinatın Efendisine giden bir okun önüne elini koymuştu. Peygamber Efendimiz, onun için: “Yeryüzünde gezen Cennetlik bir kimseye bakmak isteyen, Talha bin Ubeydullah'a baksın” diyecek ve İ'lây-ı Kelimetullah uğrunda, gösterdiği bunca kahramanlık ve fedâkarlıktan dolayı O’na “Talha-tü'l-Hayr” (Hayırlı Talha) diyecekti... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 69-RESULULLAH’IN TALİMATINA UYMAMAK 2 |
|
| Ayneyn Tepesinde Vazifeli Okçuların Yerlerini Terk Etmesiyle, İki Ateş Arasında Kalan Mücahidler, Kuvvetlerini Kaybediyor Ve Bir Anda Dağılıyorlar... Hicretin 3. Senesi, 8 Şevvâl. Milâdî 625... Müslümanlar, harbin ilk safhasını kazanmışlardı. Ancak Ayneyn Tepesindeki okçuların büyük hatasını değerlendiren Halid Bin Velid, Müslüman saflarının arkasına dalınca, Mücahidler, iki ateş arasında kaldılar. Sonrasında Hz. Hamza, Vahşi tarafından, Hz. Mus'ab b. Umeyr, İbni Kamia tarafından şehid edilecekti... İbni Kamia ayrıca; “Muhammed öldürüldü” yaygarasını basacak, Müşrikler sevinç çığlıkları atarlarken, Mücahidlerin birden kolu kanadı kırılıverecekti... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 68-RESULULLAH’IN TALİMATINA UYMAMAK 1 |
|
| Efendimiz’in; “Düşmanı Yendiğimizi Görseniz de, Size Haber Vermedikçe, Adam Göndermedikçe Yerlerinizden Asla Ayrılmayınız...” Talimatına Rağmen "Ayneyn Tepesi"ndeki Okçular Görev Yerlerini Terk Ediyorlar... Hicretin 3. Senesi, 8 Şevvâl. Milâdî 625... Uhud’da, harbin ilk safhası Mücahidlerin üstün çarpışmaları ve Allah'ın yardımı ile Müslümanlar lehine neticelendi. Düşman ikiye bölünüp sürâtle harp yerinden uzaklaşırken, Mücahidler de, geride terk edilen ganimetleri toplamaya başlamışlardı. Ayneyn Tepesinde vazifeli okçular ise kumandanlarıyla birlikte kalan bir kaçı müstesna, görev yerlerini terk edecek harp sahasındaki Mücahidlerin yanına gideceklerdi... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 67-UHUD’DAKİ KESİN TALİMAT |
|
| Efendimiz Ordusunun Saflarını Tanzim Ediyor. Özellikle Ayneyn Tepesine, Bir Okçu Müfrezesi Yerleştirerek Buradaki Kritik Geçidi Kontrol Altına Alıyor... Hicretin 3. senesi, 8 Şevvâl, Milâdî 625. Cumartesi... Peygamberimiz sayıca az, îmân ve cesarette büyük ordusunun saflarını tanzim ediyor. Oldukça mühim bir yer olan Ayneyn Tepesine, elli muharipten teşekkül eden bir okçu müfrezesini vazifelendirdi. Başlarına Abdullah bin Cübeyr'i tayin etti. Resûl-i Ekrem okçulara şu tarihi emri verecekti: “Düşmanı yendiğimizi görseniz de, size haber vermedikçe, adam göndermedikçe yerlerinizden asla ayrılmayınız...” | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 66-İSLAM ORDUSU UHUD’DA |
|
| Efendimiz, Müşrik Ordusunun Nerede Karşılanacağı Hususunda İstişâre Etti... Efendimizin Medine'den Çıkmak İstememesine Rağmen Müslümanların Çoğunluğu Meydan Savaşı İstiyordu Hicretin 3. senesi, 7 Şevvâl Cuma. Milâdî 625. Resûl-i Ekrem Efendimiz, Cuma namazını kıldırdıktan sonra, Müslümanlara cihadla ilgili bir hutbe irad etti... Sonra da yüzü zırhlı olmak üzere 1000 kişilik bir orduyla Medine’den Uhud’a doğru hareket etti. Ancak Abdullah b. Übey b. Selûl’ün başını çektiği 300 kişi, münafıklık yaparak geri dönecek; Müslümanları 700 kişi bırakacaktı... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 65-UHUD İÇİN KARAR ANI |
|
| Kureyş Müşrikleri Bedir'de Uğradıkları Hezimetin Acısını Bir Türlü Unutamıyorlardı… Müslümanlardan İntikam Almanın Yollarını Arıyorlar... Hicretin 3. senesi, Milâdî 625. Kureyş müşrikleri Bedir'de İleri gelenlerinden bir çoğunu kaybetmişlerdi... Tekrar Müslümanlara karşı harp hazırlığı içine girdiler. Peygamberimize Kureyş müşriklerinin hazırlıklarını tamamladıkları ve Medine’ye yürümek için yola çıktıkları hakkında bir mektup geldi... Peygamber Efendimiz, ilk anda mektubun muhteviyatını gizli tutacak, daha sonra da Ensar ve Muhacirlerin ileri gelenlerini bir araya toplayıp, kendileriyle harp hususunda istişâre edecekti... |
|
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 64-BEDR'İN ARSLANLARI 3 |
|
| Savaşın En Kızgın Anı... Müşriklerin Zayiatının Bir Hayli Fazla Olduğu Görülüyor... Müşrik Ordusunun Müslümanlara Karşı Koyacak Gücü Yavaş Yavaş Azalıyor... Hicretin 2. senesi... 17 Ramazan Cuma... Mîlâdî: 13 Mart 624... Bedir Meydanında savaş olanca hızıyla devam ederken, müşriklerden bir çok kimsenin öldürüldüğü de görülüyordu. Bu durum karşısında müşrikler Ebû Cehil'in etrafını sarmışlar, ne pahasına olursa olsun, onu korumaya çalışıyorlardı... Ancak bir müddet sonra Ebu Cehil, Muaz ve Muavviz kardeşler tarafından öldürülecek; bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz: “Kuluna yardım eden, dinini üstün kılan Allah'a hamdolsun!” diyecekti... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 63- BEDR'İN ARSLANLARI 2 |
|
| İslâm Ordusu İle Müşrik Ordusu, Olanca Güç Ve Kuvvetleriyle Birbirine Saldırıya Geçiyor... Efendimiz, Ordunun Önünde Cihada Teşvik Eden Konuşmalar Yapıyor, Şehid Düşenlerin Makamlarının, Cennet Olacağını Müjdeliyor... Hicretin 2. senesi... 17 Ramazan Cuma... Mîlâdî: 13 Mart 624... Bedir Meydanında Manzara oldukça ibretli:... Mus'ab bin Umeyr, Müslümanlar safında, Muhacirlerin sancaktarı; kardeşi Ebû Aziz İbn-i Umeyr ise, Müşriklerin birinci bayraktarı... Daha garibi, Hz. Ebû Bekir(RA) ile oğlu Abdullah Müslümanlar safında, diğer oğlu Abdurrahman ise, Kureyş müşrikleri arasında... Ve iki ordu, olanca güç ve kuvvetleriyle birbirine saldırıya geçti. Efendimiz, ordusunun başında hem bilfiil savaşıyor, hem de Mücâhidlerin Allah yolundaki cesaret ve gayretlerini arttırıyordu. Hz. Ali o günü şöyle anlatacaktı:... “Bedir günü, harp şiddetlendiği zaman, Resûlullah’a sığınmıştık. O gün, halkın en cesaretlisi, en kahramanı O idi. Müşriklerin saflarına O’ndan daha yakın kimse yoktu!” diyecekti... |
|
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 62- BEDR'İN ARSLANLARI 1 |
|
| İslâm Ordusu, müşrik ordusu karşı karşıya... düşman sayıca ve silâhça üstün… Çarpışacakların çoğu birbiri ile akraba... Kardeş kardeşle, baba oğulla, dayı yeğenle savaşacak. Hicretin 2. senesi… 17 Ramazan, Cuma… 13 Mart 624… Savaş meydanında manzara oldukça düşündürücü ve ibretli... Çarpışacakların çoğu birbiri ile akraba... Harp âdeti üzere, önce her iki taraftan teke tek çarpışacak kişiler ortaya çıkacak... Efendimiz, âdeta mücessem îmân halini almış bu bir avuç mücâhidin haline bakıyor ve; “Allah'ım! Onlar yaya ve yalın ayaklılar, Sen onlara binecek ver! Allah'ım! Onlar açtırlar, Sen onları doyur! Allah'ım! Onlar fakirdirler, Sen onları fazl ve kereminle zengin eyle!” diye dua ediyordu... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 61-BEDİR KUYUSU |
|
| Efendimiz, Bedir Yakınında Müşrik Ordusu Hakkında İstihbarat Aldı… Bedir'e Varıldığında Önce Karargâhın Yeri İstişare Edildi. Sonra da Karargâhın, Suyu Bol Ve Tatlı Bedir Kuyusunun Önünde Kurulması Kararlaştırıldı…. Hicretin 2. senesi… 17 Ramazan, Cuma gecesi yatsı vakti… Efendimiz, müşrik ordusunun sayısı ve ileri gelenleri hakkında bilgi almış, istişareleri yapmış, sonra da hurma dallarından yapılan bir gölgeliğe çekilmişti… Peygamber Efendimiz bütün gecesini Kâdir-i Zülcelâl’e ibadetle geçirecek ve: “Allah'ım! Bana yaptığın va'dini yerine getir! Allah'ım! Bu bir avuç Müslüman, mücâhid helâk olursa, artık sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmaz” diye sabaha kadar dua edecekti... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 60-BEDİR'E DOĞRU 2 |
|
| Kureyş Müşriklerinin Harbe Hazırlık Ve Silâh Almak İçin Yola Çıkan Ticâret Kervânı Mekke’ye Dönmesine Rağmen Ebû Cehil 950 Kişilik Orduyla Müslümanlarla Harp Etmeye Geliyor… Hicretin 2. senesi... 17 Ramazan, Cuma... 13 Mart 624… Safra yakınında Kureyş’in büyük bir ordu ile gelmekte olduğunu haber alan Resûl-i Ekrem, Ashâbını toplayıp, müşriklerle savaşma konusunda iştişare etti. Bir avuç mücâhid her şeye rağmen, kendilerinden gerek sayıca ve gerekse silahça kat kat fazla olan müşrik ordusuna karşı koyma kararını verecek, Sahabilerin her biri, Kur'ân ifadesiyle (Enfâl, 5-6): “Ölümün ağzına girmeyi...” seve seve göze alacaklardı... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 59-BEDİR'E DOĞRU 1 |
|
| Kureyş Müşrikleri Müslümanlarla Harbe Hazırlık Yapıyorlar. Bunun İçin de Bir Ticâret Kervânı Hazırlamışlar Ve Geliriyle De Silâh Almayı Planlıyorlar… Hicretin 2. senesi… Kureyş müşrikleri harbe hazırlık ve silâh almak için hazırladıkları ticâret kervanına, Müslümanların saldırdığı haberi aldılar… Bunun üzerine Kureyşliler alelacele 950 kişilik bir ordu hazırladılar... Artık ufukta savaş görünüyor... | |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ: 58-MÜŞRİKLERE MUKABELEYE İZİN |
|
| Efendimiz Ve Müslümanlar Hicret Etmişlerdi Ama Yine de Tam Emniyette Değillerdi. Mekke Müşriklerinin Tahrik Ettiği Medine’deki Yahudiler ve Özellikle de Münafıklar Müslümanlara Düşmandılar… Efendimiz, Mekke'de harb ve cihâda izinli değildi. Bütün mesai, îmân esaslarını kalb, ruh ve akıllara işlemeye hasredilmişti. Bu devrede her türlü zulme karşı, sabır ve sükûnet emrediliyordu. Medine'ye hicretten sonra da hemen mukabeleye izin verilmedi. Bir müddet sonra Hac Sûresi, 39. ve 40. Âyetleri nazil olacak; “Kendilerine savaş açılan mü'minlere, zulme uğramaları sebebiyle cihad izni verildi… Şüphesiz ki Allah, onlara yardım etmeye hakkıyla kâdirdir…” buyurulacaktı… |
|
|
|