Nazım 110 Yaşında

1 view
Skip to first unread message

Kubilay TATAR

unread,
Nov 27, 2011, 5:41:10 PM11/27/11
to


-20 Kasım Nazım'ın doğumunu biraz geç anarak...

"Hava Kurşun gibi ağır" isimli kitabı da okumanızı önererek:

 

Aşağıdaki videoda Nazım'ın 1963 yılındaki cenaze töreninden bölümler yer
alıyor.
Videonun fon müziğini de hemen tanıyacaksınız. Bizim artık bir
"Cumhuriyet ağıtı "gibi kabul edip Atatürk'ü ve özellikle bu ezgiyi
çok sevdiğini bildiğimiz Uğur Mumcu'yu anarken gözlerimiz dolarak hep birlikte söylediğimiz bir tür 'ulusal türkü'...

Ama işte bu noktada, büyük sanatçı Bedri Rahmi'yi de anmamız gerek.
Çünkü güfte onun Nazım Hikmet için yazmış olduğu "Zindanı taştan
oyarlar" şiirinden...
Siz şimdi isterseniz Nazım Hikmet'in cenazesine ait şu videoyu izleyin
ve sonra tekrar söyleşelim.
http://www.facebook.com/photo.php?v=271322476242112
veya
http://www.youtube.com/watch?v=bcd4rnEcpH0

*          *          *

Nazım'ı, onun için yazılmış bir kitabın adıyla anarız çoğunlukla; "Bu
dünyadan Nâzım geçti".
Halbuki, bu dünyadan geçemesin diye çok uğraşılmıştır. Yaşamının
dörtte birinde hapiste çürütülmüş. Yaklaşık bir o kadar süre de, vatan
hasretiyle uzaklarda can çekiştirilmiş. Vatandaşlıktan atmışız, "vatan
haini" damgası vurmuşuz, her yeni doğan çocuğa onu lânetlenmesi,
"görüldüğü yerde başı ezilmesi" gereken türden biri olarak tanıtmışız.
Niçin ?
O hapse atıldığında,  şair de zaten şöyle isyan etmiş;
"Ne bir haram yedin, ne cana kıydın
Ekmek gibi temiz, su gibi aydın...
Hiç kimse duymadan hükümler giydin".
İşte bizim, "Yiğidim aslanım burda yatıyor" diye bildiğimiz ezginin
sözlerine kaynaklık eden "Zindanı taştan oyarlar" adlı şiirinde Bedri Rahmi, "zamanında" isyan etme yiğitliğini göstermiş.
Çoğunluğumuz, aslında dokuz kıtadan oluşan o şiirin Zülfü Livaneli tarafından bestelenmiş bir iki kıtasını biliriz.
"Büyüklerimiz" tarafından öylesi uygun görülmüş.
Çünkü, nasıl Nâzım lânetli biriyse, Bedri Rahmi'nin yapılanlara
gösterdiği tepkiyi yansıtan mısralar da elbet o kadar sakıncalı
bulunmuş olsa gerek.
Büyük sevgi ve hayranlık duyduğu Nâzım Bursa cezaevinde yatarken Bedri
Rahmi'nin attığı şu çığlıklara bir bakar mısınız lûtfen ;

"Dilinde dilimi bulduğum,
Gücüne kurban olduğum,
Anam babam gibi övdüğüm,
Dayan hey Aslan Ustam
A benim yiğidim,  dayan.
Dayan, hey gözünü sevdiğim.

Sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun,
Kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün.
Şiirin gökyüzü gibi herkesin.
Sen Kızılırmak kadar bizimsin.
En büyük ustası dilimizin
Canımız, ciğerimizsin.

Bugün burdaysa şiirin, yarın Çin'dedir
Bütün hışmıyla dilimiz
Kökünden sökülmüş bir çınar gibi
Yüreğimiz içindedir".

Bu mısralar ne büyük bir hayranlığın, ne tarifsiz bir bağrı
yanmışlığın ifadesidir.
Ve "zamanında" ifade edilmiş olması nedeniyle ne kadar da büyük bir yiğitliğin...
Şöyle haykırmıştır Bedri Rahmi ;

"Zindanı taştan oyarlar,
İçine bir yiğit koyarlar.
Sağa döner böğrü taşa gelir,
Sola döner çırılçıplak demir.
Çeliğin hası da yiğidim aman böyle bilenir.
Döşek melûl mahzun, yastık batıyor
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor".
*          *          *

2011 yılı Bedri Rahmi'nin 100., doğum yılıydı. Nâzım'ın ise 110...
20 Kasım Nazım'ın doğum günü.
Ekteki yorum, bu iki insanımızı, bu toprağın tüm yiğitlerini anmak
isteyenlere armağan.

__._,_.___
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages