Erkeklerin kulvarında koşan kadınlar....

3 views
Skip to first unread message

___ S€d@ ___ .

unread,
Mar 7, 2009, 12:45:50 PM3/7/09
to arz...@googlegroups.com, anka_a...@googlegroups.com, agla-...@googlegroups.com, slashd...@googlegroups.com, saf...@googlegroups.com, sewg...@googlegroups.com, filozoflar-sofrasi, dostluk...@googlegroups.com, dusuncep...@googlegroups.com, dostluk-v...@googlegroups.com, dusunc...@googlegroups.com, gecede...@googlegroups.com, mah...@googlegroups.com, masal-...@googlegroups.com, meces...@googlegroups.com, nad...@googlegroups.com
Su altı kameramanı Zerrin Güner, klarnetçi Ecesu Sertesen, ayakkabı tamircisi Leyla Uzgur ve kadın kuaförü Emine Yiğit, kadınların elinden her işin gelebileceğini kanıtlıyor.
 
Toplumda “erkek işi” olarak kabul edilen işlerde çalışan kadınlar, erkek meslektaşlarıyla yarışıyor.
 

Su altı kameramanı Zerrin Güner, TRT için çekilecek bir belgeselde görev alarak, bu işle tanıştığını söyledi. Çekim öncesi kamera kullanma ve dalgıçlık konularında eğitim aldığını belirten Güner, “Benim için ilk zamanlar biraz zordu. Önce dalgıç olmayı öğreniyorsunuz, kendinizi su altında kontrol edeceksiniz, sonra da kamerayı alıp dalmanız gerekiyor. Güç istediği için bayan olarak zorlandım” dedi.

Profesyonel olarak 4 yıldır su altı kameramanlığı yaptığını belirten Güner, çevresinden, işiyle ilgili olumlu tepkiler aldığını ifade etti. Güner, şunları kaydetti:
“Mesleğimi öğrenen kişilerin ilk tepkisi ‘bu cüsseyle mi’ oluyor ama insan isteyince o enerjiyi buluyor. Ben de işimden çok keyif alıyorum. Çok destek gördüm. Elime kamera verildi, dalgıçlık öğrenecek fırsat sunuldu. Bana sunulan bir şeyleri ben de iyi değerlendirmeye çalıştım. Su altı kameramanlığı yaptığımı, işe başladıktan 6 ay sonra aileme söyleyebildim. İlk etapta nasıl söyleyeceğimi bilemedim. Daha sonra yavaş yavaş görüntülerimi göstererek duruma alıştırdım.

Hemcinslerine de bu işi öneren Güner, “Dünyanın dışında başka bir ortamda yaşamak gibi bir şey. O kadar farklı bir duygu ki... Normal hayatınızdan çıkıyorsunuz, başka bir dünyaya adapte oluyorsunuz. Dünyanın en güzel işi bence bu. Bütün kadınlara öneriyorum. İnsan, yaşamın sadece karadan ibaret olmadığını öğreniyor. Güzel ve farklı bir dünyaya gidiyor” diye konuştu. Güner, amacının, Türkiye dışında bir ülkede çekilen belgeselde görev almak olduğunu kaydetti.

5. KUŞAĞIN SAÇLARINI TARIYOR
Kadın kuaförü Emine Yiğit de mesleğe 13 yaşında başladığını ve 52 yıldır erkeklerin egemen olduğu bu alanda var olma mücadelesi verdiğini söyledi. Salonunu her gün saat 06.30’da açtığını belirten Yiğit, yaşama sevincini çalışmaya borçlu olduğunu ifade etti. Emekli olmayı düşünmediğini ifade eden Yiğit, “Ömrümün sonuna kadar kuaförlük yapmak istiyorum” dedi. İlk müşterilerinin torunlarının torunlarına hizmet vermeye başladığını anlatan Yiğit, şöyle konuştu:
“5. kuşağın saçlarını yapmaya başladım. Bu benim için büyük bir onur. Onlarla aile gibi olduk. Bunun en büyük sırrı da işimi çok sevmekten geçiyor. Kadınlara da en büyük tavsiyem çalışmaları olur. İster evde ister iş yerlerinde mutlaka çalışsınlar. Hem daha rahat bir hayat yaşamak, hem eşlere yardımcı olmak açısından çalışmak gerekiyor. Çalışmak kadınların daha dinç olmasını da sağlıyor.”

Müşterilerden Buket Keskin, ilk kuaför deneyimini annesinin de kuaförü olan Yiğit ile yaşadıklarını anlattı. Kızının saçlarını da Yiğit’in yaptığını belirten Keskin, 3 kuşak olarak Yiğit’in müşterisi olmaktan çok memnun olduklarını söyledi.

“ERKEK GİBİ” KLARNET ÇALIYOR
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencisi Ecesu Sertesen, genellikle erkek enstrümanı olarak bilinen klarneti 13 yaşından beri başarıyla çalıyor. Sertesen, fiziksel uygunluğu olan herkesin klarnet çalabileceğini belirterek, şöyle konuştu:
“Ancak erkek gibi çalmak diye bir tabir oluşmuş. Herkes klarnetin güçlü ve sert çalınmasını bekliyor. Beni dinleyenler genellikle şaşırıyor. Bir kadının da güçlü çalabildiğini duyduklarında ‘demek ki olabiliyormuş’ diyorlar. Bu alanda kadın sayısı çok fazla değil ama var olanlar da oldukça başarılı. Dünyanın en ünlü klarnet sanatçısı da bir kadın.”

Klarnet çalmaya konservatuvardaki hocaların yönlendirmesiyle başladığını anlatan Sertesen, amacının, eğitimine yurt dışında devam etmek olduğunu kaydetti. Sertesen, kendini yetiştirdikten sonra Türkiye’ye dönerek, kariyerini sürdürmek istediğini belirtti.

16 YILDIR PENÇE ÇAKIYOR
Ayakkabı tamircisi Leyla Uzgur, eşinin rahatsızlığı üzerine başladığı ayakkabı tamirciliğini, küçük dükkanında 16 yıldır başarıyla sürdürüyor. İlk yıllarda çevresinden çok olumlu tepkiler almadığını anlatan Uzgur, “Kadından ayakkabı tamircisi olur mu? Eşiniz yok mu?” gibi tepkilere aldırmadan bu işe devam ettiğini söyledi. Kadınların istedikleri zaman her işi becerebileceklerini ifade eden Uzgur, şöyle konuştu:
“Bu hayat şartlarında kadınlar eşlerine yardımcı olmalılar. ‘Kadın çalışamaz, yapamaz’ sözlerine aldırmasınlar. Çalışmak ayıp değil. Kendilerini eşlerine ezdirmesinler. Çalışmak isteyene her yerde ekmek var. ‘Erkek işi, güç meselesi’ demesinler. Türk kadını da her işi becerecek nitelikte bence. Bana yapılan tepkilere ben hiç aldırmadım. 2 çocuğum vardı, bir şeyler becermem lazımdı. En büyük desteği eşimden gördüm. Bazı kadınlara ‘hadi kalk bir şeyler yap’ desen, buradan Ulus’a inmeye cesareti olmayan kadınlar çıkıyor. Halbuki okusalar, ellerinde meslekleri olsa ‘ben bu işi yaparım’ derler. Ellerinden tutan olmadığından, yol gösterilmediğinden ‘kadın kısmı aman ne yapacak, evlensin gitsin” dediklerinden kadınlar cahil oluyor.”

Eğitimin özellikle kadınlar için çok önemli olduğunu belirten Uzgur, “2 oğlum var ama eğer bir kızım olsaydı okumasını çok isterdim. Çok iyi yerlere gelmesi için eğitim almasını isterdim. Saçımın tek teli kalana kadar okuturdum onu” diye konuştu.



--
ﻛ є η   ط ц   ĸ α ℓ ط í η   ط í я τ α иє s í s í η . . .


Her Hakkım Saklıdır®™
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages