AYDIN DOGAN VEHBI KOÇ'UN ÖZ BE ÖZ OGLUDUR.
Acaba doðru olabilir mi???
Konu: AYDIN DOGAN VEHBI KOÇ'UN ÖZ BE ÖZ OGLUDUR.
Yillar önce Vehbi Koç'un Anadolu'da bir yerde bir oglu daha olur. Vehbi Koç
uzun yillar bu çocugu kabul etmez. Soyadini vermeyi asla düsünmez.
Yillar sonra bir sekilde mecburen kabullenmek zorunda kalir ama ailesinden
gizler. Bu kabullenis Aydin Dogan'in palazlandigi dönemdir.
Yine bir sekilde bir dönem sonra ailesine de söylemek zorundadir artik.
Koç ailesi yikilir, kirilir. Kizlari üzüntüden hastalanir. Rahmi Koç elini
islerden çeker. Aile çok kirgindir.
Ama yapilacak bir sey yoktur. Bu yeni kardesi kabul etmek
istemezler,etmezlerde.
Aydin Dogan istemesine ragmen bu evlatligi resmen asla belgeleyemez.
Vehbi Koç ailesine söyledigini, maddi destek verdigini ve bununla
yetinmesini söyler.
Vehbi Koç ölür ve düsünün bu güne kadar bu kadar siyasetçi, devlet adami,
anatçi, isadami öldügünde yasanmayan bir ilk yasanir. Mezardan ceset
çalinir.
Aydin Dogan aldirir DNA testinde kullanir ve biraktirir. Artik o çok
istedigi belge elindedir. Koç ailesi için ikinci bir yikim olmustur bu durum
kimseyle paylasamazlar, susarlar.
Koç ailesi için yikim olan bu durum.
Aydin Dogan ve ailesi için zaferdir ama buruk bir zafer. Dogan ailesi Koç
ailesine söz vermesine ragmen yine de bilinsin istemektedir ve bilinçli
olarak 1-2 kisiye fisildanmistir bu durum. Dedikodular alir basini gider.
Koç ailesi eli kolu baglidir. Manevi anlamda her türlü destegi istemeyerek
de olsa Aydin Dogan'a vermektedirler.
Yani kimse sifirdan zengin olmaz olamaz.
Sifirdan basla ve Aydin Dogan gibi ol ne mümkün.
Ya Vehbi Koç gibi birinin çocugu olmak lazim ya da kirli isler yapmak.
Aslinda onn gerçek kimligi Aydin Dogan degil Aydin Koç.
PEKALA AYDIN DOGAN HAKKINDA BUNLARI BILIYOR MUSUNUZ ?
Sevgili Dostlar;
Türkiye'nin en güçlü medya baronlarindan biri olan Aydin Dogan hakkinda uzun
zamandir yazmayi düsünüyordum. Kismet bugüneymis.
Kelkitli bir toprak agasinin oglu olan(?) ve çok genç yasta Istanbul'da
zahirecilik ve ecza deposu sahipligiyle is hayatina baslayan Aydin Dogan
bugünkü yerine nasil yükselebildi acaba. Bunun cevaplari geçmiste gizlidir.
Isin gerçegi, Aydin Dogan'in arkasindaki esas güç Koç Ailesi'dir. Vehbi
Koç'un rahatlikla kullanabilecegi ve dikkat çekmeden rakiplerine çelme
takabilecegi bir örtüye ihtiyaci vardi, bunu da kendisinin otomobil
bayilerinden birisi olan Dogan'i önce zengin edip sonra da medya dünyasina
sokarak yapti.
Dogan'in zengin edilmesi operasyonu, diger otomobil bayilerine üretim kisili
diye günde 3 araba gönderilirken Dogan'in bayisine günde 300 araba
gönderilmesiyle yapildi. Zaten çok büyük olan araç talebini Istanbul'da tek
karsilayabilen bayi haline getirilen Dogan kisa zamanda zenginlesti.
Bunun ardindan Milliyet'i o zamanki sahibi Ercüment Karacan'dan almak için
teklif yapti. Bu teklif gazetenin esas gücü Abdi Ipekçi ve ekibi tarafindan
ret edildi. Bunun sebebi Abdi Ipekçi' nin Dogan'in arkasindaki gücün kim
oldugunu bilmesi ve bunun pesinden neyin gelecegini tahmin etmesiydi.
Abdi Ipekçi 'nin direnisi yüzünden akamete ugrayan medyayi ele geçirme
plani, Ipekçi' nin daha sonra zavalli bir delinin üstlendigi son derece
profesyonelce bir suikastla ortadan kaldirilmasiyla gerçeklesti. Bugüne
kadar kendilerini çok solcu görerek Ipekçi suikastini "her zamanki
süphelilere" yamayanlar nedense hiçbir zaman bu suikasttan ticari yarar
saglayan odaklari göremediler. Ya da görmek istemediler. DOGAN'IN,
engelledigini
bilir misiniz peki...
Bundan yillar önce Japon Mazda firmasi Türkiye'de bir fabrika açmaya
niyetlendi. Bize tam bir teknoloji aktarimi yapacak ve bir süre sonra
üretimi tamamen bize birakacakti. O dönemde Koç'lar tenekeden Italyan
arabalarina kus isimleri verip bizlere satmakla mesguldü.
Bu proje için Halis Toprak seçildi. Bir Japon heyeti gerekli görüsmeleri
yapmak için Türkiye'ye geldi. Bu sirada Dogan'in ekipleri haberi almis ve
Japonlarin pesine düsmüstü.
Türkiye'de Toprak Holding'in Japonlarla fabrika kuracagi haberini hemen
Koç'lara yetistirdiler. Sonra bir anda Milliyet gazetesinde Toprak
Holding'in bir firmasi hakkinda vergi yolsuzlugu iddialari basladi ve devlet
göreve davet edildi. Piyasaya da birileri Toprak'in firmasinin zor durumda
oldugu haberini yayiyordu. Kisa sürede panikleyen müsteriler alaaklarini
hemen isteyince firma cidden krize girdi ve aninda görev basina kosan maliye
tarafindan el konuldu. Bu olaylardan sonra Toprak Japonlarla iliskisini
kesti ve ayni anda Milliyet'in haberleri de duruverdi. Bizlerde tenekeden
yapilma arabalara binmeye devam ettik.Japonlarin ikinci bir girisimi de ünlü
bir isadamimizin kardesinin öldürülmesiyle kesilmistir bilenler bilir.
Sayin Dogan'in ülkemize ettigi en büyük "hizmetlerden" biri de AKP
hükümetini basa getirmesidir. Bunun için Amerika destekli ve birden fazla
grubun ortaklasa hareket ettigi bir komplo kuruldu. Komplonun diger
faaliyetleri sonucu ekonomik kriz yaratilmis, hükümet sallantiya alinmis ve
basbakanin saglik durumu hakkinda halk panige sevk edilmisti. Seçim kelimesi
kamuoyunun kafasina itinayla yerlestirildi. Fakat suni ekonomik kriz ve
ardindan gelen Dervis önlemleri sayesinde bu seçimin iktidar partileri için
felaket oacagi gün gibi ortadaydi . Biraz daha beklenmesi ve halka olanlarin
tam olarak açiklanip alinan ekonomik tedbirlerin etkisinin kamuoyuna
yansimasinin saglanmasi gerekiyordu. Bunu bilen hükümet üyeleri normal seçim
tarihine kadar beklemeyi uygun gördüler.
Normal sartlarda AKP ve Erdogan'in tek basina iktidara gelmesi imkânsizdi
ama Amerika'nin Irak isgali ve Kibris gibi meseleler bekleyemezdi.
Amerika ve Avrupa'yla uyumlu bir hükümetin acilen is basina getirilmesi
gerekiyordu.
Eger bu saglanamazsa en azindan iktidarin MHP kanadi tasfiye edilmeliydi,
çünkü DSP içine malum kisiler zaten sizmisti ve gerektigi zaman partiyi
yönlendirecek güce sahiptiler. Tam bu asamada Dogan müthis bir plan kurdu.
MHP disindaki bazi partilerin liderleri ve DSP içindeki kligin basi olan
Hüsamettin Özkan Almanya'ya gazete tesisi açilisi bahanesiyle çagrildi.
Plana göre burada MHP'nin dislanacagi ve siyaseten etkisiz hale getrilecegi
alternatif bir hükümet kurulacak veya bu toplantinin verdigi mesajla MHP
seçime zorlanacakti. MHP'nin bir üçüncü seçenegi yoktu ve her iki seçenekte
de sonuçta kaybedecekti. Hepinizin bildigi gibi bu toplantidan sonra MHP
seçime gitme karari aldi ve vurusarak çekilme yolunu seçti.
Seçimlerde Dogan medyasi önceden hazirlanmis psikolojik harekât planiyla AKP
disindaki tüm partileri yipratarak bugünkü hükümetin yolunu açti.
Sayin Aydin Dogan'in eski "iyiliklerini" anlattiktan sonra gelelim son
iyiligine. Aydin Dogan bu günlerde de Avrupa Birligiyle ortak olarak Kibris,
Amerika ve Israil'le birlikte de Güneydogu Anadolu projesi üzerinde
çalisiyor. Bu operasyonlarla ilgili olarak Dogan Vakfi kullanilmakta. Dogan
Vakfi bu is için Amerika Washington'da "Hasna" isimli bir dernek kurdu. Bu
dernegin Internet adresi
www.hasna.org http://www.hasna.org/ . Bu dernegin
basnda Nevzer Gülümser Stacey adinda karisik bir sahsiyet bulunuyor.
Dernegin ilk amaci Kibris'ta Avrupa Birligi politikasina uygun bir sekilde
iki kesimli ve Rum hâkimiyetine dayali bir devlet kurmak. Bu amaçla her ay
onlarca Kibris Türkü gazeteci ve yazar Amerika'ya gönderilerek burada
yagliballi geziler ve Rum tezlerini anlatan kurslara tabii tutuluyorlar.
Dernegin çikardigi "Hasna Journal" isimli gazete de her sayisinda Denktas ve
Kibrisli Türk milliyetçileri aleyhine türlü karalama ve küfür kampanyalari
düzenliyor.
Hasna'nin diger bir ilgi alani da GAP bölgesi. Burada sulama projeleri
kapsaminda Israil'le isbirlgi içinde Kibutzlar açilmasi ve bölge halkinin
kendi kendini yönetmesi kapsamli çalismalar var. Dogan Vakfi'nin destek
olarak avuç dolusu para verdigi bir diger dernek de Technology for Peace
(Baris için teknoloji) kurulusu. Internet adresi www.tech4peace .
http://www.tech4peace.org/ org olan bu kurumun basinda nöroloji doktoru
Yannis Lauris isimli Rum istihbaratiyla iliskili bir Rum bulunmakta.
Sayin Dogan'in vakif ve hayir faaliyeti adina giristigi isler ne kadar
ilginç degil mi? Sayin Dogan'in ülkemize "geçmiste" yaptigi iyilikler için
1999 senesinde Devlet üstün hizmet madalyasi aldgini göz önüne alirsak.
Bu son faaliyetleri içinde Avrupa'dan "Legion de Honeur" ve Amerika'dan
"Medal of Freedom" alacagini da tahmin edebiliriz.
Keyifleri biraz bozduysam kusura bakmayin.
Sevgilerimle,
Serdar Kuru
Arastirmaci Yazar