Öncelikle ezanın yasaklandığı filan yok!
Yasak sadece gece 23:00 ile sabah 07:00 saatleri arası HOPARLÖR kullanımıyla sınırlı. Yani, müezzin aynen İstanbul'da 50 sene öncesine kadar (veya Hicretten itibaren 1570 sene boyunca) olduğu gibi dama veya minareye çıkıp ezanı okuyabilir. Bu arada Müslüman mahallelerinin uzağındaki Gayrimüslim veya ateist vatandaşlar da sabahın 5'inde uyanmak zorunda kalmazlar.
Bu kadar basit !
Diyanet İşleri 1995'te aldığı bir kararla ezanın hoparlörlü olarak sadece
ilçe merkez camilerinde okunması için karar çıkartmıştı.
22 yıl önceki bu kararname acaba ne zaman iptal edilmiş?
Burada akla Bid'at konusu geliyor.
Vikipedi'de BİDAT konusundaki ilk paragrafta şöyle yazılı:
BİDAT kelime itibarıyla sonradan ortaya çıkan şey, yenilik olup, İslam hukukuna göre örneksiz bir şey yapmak, yepyeni bir iş ortaya koymak, genel kanaate aykırı davranışta bulunmak ve daha önce benzeri olmayan bir şeyi icat etmek gibi anlamlara gelir.
Devamen:
Sonradan ortaya çıkarılan her türlü yeniliklere bid'at denilmesi dinen uygun olmakla birlikte, bu kavramın zamanla dini konularda fazlalık veya noksanlık kabul edilen davranışlar için kullanılmasının gelenek haline geldiği görülmektedir. Terimsel olarak bid'at; dinin aslından olmayan ve dini hüküm ve delillere dayanmaksızın sünnete aykırı olarak icat edilen şeylerdir. Başka bir ifadeyle; dini emirlerin tamamlanmasından sonra, peygamber Muhammed'in sünnetine, Kur'an'in açık hükümlerine, ashab, tabiin ve müctehitlerin genel görüşlerine tamamen aykırı olarak ortaya çıkan hal, davranış ve işler demektir.
Dine uygun bid'atlara şu örnek verilebilir: minare, tespih.
Buna şimdi de HOPARLÖRÜ ilave etmek gerekiyor.
Nihayet, mürekkep yalamış ve işin gerçeğinden bî-haber olması tasavvur edilemeyecek CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da bu konuyu istismar edenlerin kervanına katılmış olmasının ibret verici olduğunu söylemem gerek.