Fwd: Kanserin Ölümü ve Vitamin B17--Buğday çimi ekin... Buğday şırası için.--kayısı çekirdeği tüketelim

866 views
Skip to first unread message

Niyazi İrfan ÜNVER

unread,
Mar 29, 2014, 2:57:00 AM3/29/14
to Hasan ÜNVER, Emine Ünver, era...@itu.edu.tr, Sukran Oguz, Hande Unver, eskisehir-tabip-odasi-t...@googlegroups.com, Sedat Yurtseven, bekir...@hoitmail.com, ilhan...@hotmail.com, ismet ozelci, ahmet cevdet bener


---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: BİOFENAC-EVOSTEN SUPRAX-RAGİ <suprax.r...@gmail.com>
Tarih: 28 Mart 2014 12:43
Konu: Fwd: Kanserin Ölümü ve Vitamin B17--Buğday çimi ekin... Buğday şırası için.--kayısı çekirdeği tüketelim
Kime:




Kanserin Ölümü ve Vitamin B17

Buğday çimi ekin... Buğday şırası için.

Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya`da içtikleri Buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi. Pakistan`daki Hunzakut Prensliği`nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar.

Türkiye`de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.
Ödemiş`le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ`ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor. Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.

Buğday müthiş bir kanser ilacıdır. Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır. Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan `laetril` içermektedir.

Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)
Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.

- Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
- Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri...
- Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
- Evet herkes üretebilir.

İsterseniz tarif edelim.
Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur.
Üzerine 3 bardak su -klorlu olmamak şartıyla- ilave edilir.
Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.
Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.
Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.
24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır.

Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.
- Az önce sözünü ettiğimiz `laetril` buğday çiminden başka nelerde bulunur? Çünkü anlaşılıyor ki, `laetril` kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri...
Elmanın çekirdeğini de yiyin!
- Evet, Türkiye`de en kolay laetril`e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir.

Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika`daki ilaç sanayinin maşaları bu `laetril` adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika`da satılan `laetril` bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD`ye sokulmaktadır.
Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. `Kanserin Ölümü` adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.
- Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
- Evet öyle. Türkiye`de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var...
Pakistan`a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut`ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı.
Hanzakut`un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği...

- Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?
- Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.
Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel`in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.

Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi

- Tüm beden tedavisi nedir?
- Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu.
Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu. Issel`in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi. Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu. Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti. Eski Sovyetler`de, şimdiki Rusya`da bu yöntem halen kullanılıyor.

Kaynak: Dr. Serap KIRMIZI,Uludag University Faculty of Science and Arts Department of Biology, Paylasim: Tuana BİROL
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Buğday Çimi ve Buğday Şırasının 40 değişik faydalarından biri de kanseri yok etmesi. Ayrıca gençlik iksiri!

 PİŞİRMEDEN TÜKETİN Başucunuza buğday çimi ektiğiniz bir saksı koyarsanız, gece boyunca havası temizlenmiş, bol oksijenli bir odada güzel güzel uyursunuz.

* Önerilen doz: Buğday çimi tazeyken yararlıdır. Pişirecek olursanız tüm değerini kaybeder. Sağlığınızı korumak için günde 2–8 yemek kaşığı kadar içmeniz yeterlidir. Tedavi amacıyla kullanılacaksa günlük doz 8-16 yemek kaşığına kadar çıkarılabilir. Tabii hepsi birden içilmez. Bu dozlar gün içinde bölünerek alınmalıdır. En iyisi taze sıkılmışı Buğday çimi suyu, yurtdışında tablet ve toz olarak satılsa da en iyisi taze sıkılmış olarak kullanmaktır. En pratik çözüm, evinizde yetiştirmektir. Bu amaçla;

* İstediğiniz büyüklükte bir saksıyı organik toprakla doldurun. Buğdayları ekmeden önce 1 gece suda bekletin. Güzelce sulanmış toprağa buğdayları ekin. Üzerini ince bir toprak tabakası ile örtün. Toprağın üzerine 4–8 parça iyice ıslatılmış gazete kâğıdı yerleştirin. Bunun üzerine de gazete kâğıdının kurumaması için ince bir naylon örtü koyun. Ama kenarlarını saksının içine sıkıştırmayın. Çünkü tohumların hava alması gerekir. Dört gün sonra örtüyü açarak yeşilliği sulayın.

* Saksınız gölge bir yerde olmalı, direkt güneş ışığı ile temas etmemelidir. Günde 1 kere sulamanız yeterlidir. Buğday çimleri yerini severse, 7. günde iyice büyümüş olurlar. Yeşillik 12–15 cm kadar uzadığında, ihtiyacınız kadarını, olabildiği kadar dibinden kesin. Vitamin ve minerallerin çoğu bitkinin dibine yakın yerdedir. Sonra isterseniz salatanın üzerine doğrayın ya da en iyisi suyunu çıkarıp taze iken için. İsterseniz diğer meyve suları ile karıştırabilirsiniz.  .

BUĞDAY ÇİMİNİN MADDELERLE 40 ÖNEMLİ FAYDASI:

1. Buğday çimi suyu %70 klorofil içerir.

2. İsviçre’deki ünlü Bircher-Benner Clinic’in kurucusu, “müsli”yi icat eden, araştırmacı bilimadamı Dr. Max Bircher, klorofili “Konsantre Güneş Gücü” olarak isimlendirmiş tir.

3. Klorofil hücre ve dokulara nüfuz ederek onları temizler, canlandırır ve yeniden yapılanmalarına destek olur.

4. Klorofil vücuttaki ilaç artıklarını ve kimyasalları temizler.

5. Klorofil vücuttaki toksinleri nötralize eder “zararsız” hale getirir.

6. Klorofil karaciğeri temizler.

7. Buğday çimi, havuç suyu ve diğer meyve ve sebzelerle karşılaştırıldığında MUHTEŞEM bir toksin attırıcıdır. Dr. Earp Thomas yaklaşık 6,8 kg buğday çiminin toksin attırıcı etkisinin yaklaşık 158,8 kg havuç, marul, kereviz vb. sebzeye eşit güçte olduğunu belirtmektedir.

8. Dr. Max Bircher’e göre “Klorofil; kalp ve damar sistemini güçlendirir, bağırsakları, rahmi ve akciğerleri olumlu etkiler… Bu nedenle de, canlandırıcı etkileri dikkate alındığında, başka hiçbir gıda ile karşılaştırılamayacak kadar güçlü bir toniktir.”

9. Dr. Ann Wigmore buğday çimini 30 yıl boyunca hastalarının kronik rahatsızlıkları nın tedavisine destek amaçlı besin olarak kullanmıştır.

10. Klorofil kan şekeri problemlerinin tedavisinde etkilidir.

11. Klorofil ışığın oluşturduğu ilk üründür ve herhangi bir elementin içerdiğinden daha fazla ışık enerjisi içerir.

12. Dr. Bircher’e göre, doğa klorofili (buğday çimini) vücudu temizleyen, zehirli maddelerin nötralize edilmesini -zararsız hale getirilmesini sağlayan- ve canlandırarak yeniden yapılanmasına -yenilenmesine- destek olan bir madde olarak kullanmaktadı r.

13. 1940 yılında Dr.Benjamin Cruskin American Journal of Surgery’de klorofili; * Kötü kokuların giderilmesi * Bakteri enfeksiyonları nın giderilmesi * Yaraların iyileşmesi * Cilt naklinde doku adaptasyonunun hızlandırılması * Kronik sinüzit tedavisi * Kronik iç kulak iltihaplanma ve/veya yangı tedavisi * Varis damarlarının tedavisi * Bacak ülserlerinin tedavisi * İltihaplı isilik tedavisi * Kabuklu cilt kabarıklıklarını n tedavisi * Rektum (anal) yaraların tedavisi * Rahim boynu yangılarının tedavisi, * Vajinal parazit enfeksiyonları nın tedavisi * Tifo, karahumma ateşini düşürme ve * İrin akma durumlarının birçoğunun tedavisi için önermiştir.

14. Bilimsel çalışmalar klorofilin, zararlı bakterilerin büyüme ve yayılımını engellediğini ispatlamıştır.

15. Klorofil aynı zamanda antibakteriyel olduğu için gerektiğinde vücudun hem içten hem de dıştan tedavisine/iyileş mesine ve sağlıklı kalmasına destek olur.

16. Klorofil pek çok bitkiden elde edilebilir, ancak buğday çimi en çok tavsiye edilen gıdadır, çünkü insanın ihtiyacı olan 100 den fazla besin içerir. Eğer organik toprakta yetiştirilirse toprakta var olan 102 mineralden 92′sini emerek kendi bünyesine alır.

17. Buğday çimi klorofil içeren tüm yeşil bitkiler gibi yüksek miktarda oksijen içerir. Beyin ve tüm vücut dokularının işlevlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri bol oksijenli bir ortamda mümkündür.

18. Buğday çimi suyu aknelerin iyileşmesini sağlar ve hatta 7-8 ay düzenli tüketim sonrasında yara izlerinin kaybolmasına bile destek olur. Tabii bunun için aynı zamanda sağlıklı beslenme de şarttır.

19. Klorofil tüm bitkilerin hayatı için temel olan maddedir.

20. Tanınmış Beslenme Uzmanı Dr. Bernard Jensen vücudun buğday çimi suyunu sadece birkaç dakika içinde ve oldukça düşük miktarda enerji harcayarak sindirebildiğ ini belirtmektedir.

21. Buğday çimindeki klorofil kan akışını yeniden düzenler. Değişik hayvanlarla yapılan testler klorofilin hiçbir toksik yan etkisi olmadığını ispatlamıştır. Kandaki kırmızı hücrelerin sayısı 4-5 günlük klorofil tüketiminden sonra normal seviyelerine yükselir ki bu ileri düzeyde anemi hastası veya kan sayımı düşük olan hayvanlarda yapılan testlerle de ispatlanmıştır.

22. Doğurganlığı düşük inek ve boğalara sahip olan Amerikalı çiftçiler hayvanların doğurganlığını artırmak amacıyla hayvanları buğday çimi ile beslerler, çünkü klorofilin içerdiği yüksek miktardaki magnezyum seks hormonlarını onaran enzimleri yapılandırır.

23. Buğday çimi “çim suyu faktörü” içerir ki bu madde otobur hayvanların hayatını sürdürebilmesi açısından gereken önemli maddelerden biridir.

24. Buğday çimi suyu vücudu temizleyen bir deterjan gibi hareket eder ve deodorant olarak da kullanılır, en önemlisi arkasında zararlı kalıntı bırakmaz.

25. Ham -işlenmemiş- saf klorofil içeren buğday çimi suyu, hiçbir toksik yan etkisi olmaksızın vücuttaki toksinlerin atımı açısından da çok faydalıdır.

26. Günlük beslenmeye ilave edilen küçük bir miktar çim suyu diş çürümelerini önler.

27. Ağızda 5 dakika tutulan buğday çimi suyu diş ağrılarını hafifletir ve diş etlerindeki zehirli maddelerin atılmasını sağlar.

28. Buğday çimi ile gargara yapmak iltihaplı boğaz ağrılarını hafifletir, iyileşmeyi hızlandırır.

29. Ağız apselerinde -iltihaplı durumlarda- buğday çimi suyuna batırılmış buğday çimi posasını iltihaplı bölgeye koyun veya buğday çimi çiğneyin. Posayı bir süre sonra tükürerek atın.

30. Buğday çimi suyu zengin bir enzim deposudur.

31. Buğday çimi suyu kabızlık tedavisinde ve bağırsakların açık tutulmasında çok etkilidir.

32. Sedef ve egzema gibi cilt hastalıkları için düzenli buğday çimi suyu için.

33. Düzenli buğday çimi suyu içmek saçların beyazlamasını önler.

34. Buğday çimi suyu her tür kan probleminin -rahatsızlığının- tedavisinde faydalıdır.

35. Buğday çimi suyu mükemmel bir cilt temzileyicidir ve cilt tarafından besin olarak emilebilir. Yeşil buğday çimi suyunu ılık suyla dolu küvete dökün ve 15-20 dakika küvette yatın, sonrasında soğuk suyla duş alarak durulanın -sabun kullanmayın-.

36. Buğday çimi suyu hazmı kolaylaştırır.

37. Buğday çimi suyu kolon duvarlarının temizlenmesi ve tedavisi için çok etkilidir.

38. Buğday çimi suyu akciğerlerde asidik gazları solumak nedeniyle oluşan yaraları iyileştirebilir. Klorofille artan hemoglobin üretimi sonucu hücrelere kanla daha fazla oksijen taşınabildiği için vücuttaki karbonmonoksidin vücuda zararlı etkileri minimize edilir.

39. Buğday çimi suyu kılcal damarları güçlendirdiği için yüksek tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir.

40. Buğday çimi suyu kurşun gibi ağır metallerin vücuttan atılımını kolaylaştırır. Özetle; Düzenli* buğday çimi suyu içen kişi kendini daha güçlü, dayanıklı, sağlıklı, hafif, özetle oldukça farklı bir şekilde iyi hisseder. * Düzenli içilmesi önerilen buğday çimi suyu miktarı; sağlığı korumak amacıyla içildiğinde günde 30 ml, tedaviye destek amaçlı içildiğinde günde 60 ml’dir.

This entry was posted on 22 Mayıs 2012, in bitki alemi and tagged bitkilerbuğday çimibuğday çimi suyuc vitaminidemir,faydalı bitkilervitamin b17vitamin mineral.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 İnönü Üniversitesi kayısı araştırma merkezinin kayısı üzerinde yaptığı 4 yıllık çalışmasının sonucunda, kayısının mide bağırsak sistemi kanserlerin­de özellikle faydalı olduğu, birlikte verildiğinde kemoterapi ilaçlarının yan etkilerini azalttığı bildirilmjjtir. Aynı çalışmada, kayısının karaciğer yağlan­masına, kalp ve böbrek hastalıklarına da iyi geldiği açıklanmıştır.

Yetişkin bir insanın, günlük diyet lifi ihtiyacı yaklaşık 25 gram’dır. Kuru kayısının 100 gram’ında, 24 gram kayısı vardır. Yani 100 gram kuru kayısıy­la günlük lif ihtiyacımız kolayca karşılanabilir.

İçeriğinde Na oranı düşük, K oranı yüksektir. Bu nedenle tansiyon, kalp, böbrek ve karaciğer hastaları için ideal bir besin kaynağıdır. Cildi nemlen­diricidir.

Zeytinyağı gibi, kayısı yağı da tekli doymamış yağ asitlerince zengindir.

Trans yağ asiti gibi zararlı yağ asiti içermez. Tekli doymamış yağ asiti olan oleik asit, yani omega-9 oranı % 65′tir. Omega-6 oranı % 26′dır. Yağ asitle­ri, avokado ve susam yağında da olduğu gibi gliserinle esterleşmiş halde bu­lunur. Bu da ona, yumuşatıcı ve nemlendirici bir özellik verir.

Pişirmekle B17 vitamini zarar görmez. Ancak beta-glukozidaz enzimi zarar gördüğünden B17′nin kanserli hücreleri öldürme etkisi azalır. Özellik­le, baş boyun kanserleri, akciğer kanseri, lenfoma, rahim ağzı kanserinde iyi neticeler bildirilmiştir. Rodanez adlı enzim, zehirli cyanid maddesini, zehir­siz neocyanat maddesine dönüştürür.

Orak hücreli anemi krizlerinin, ileri derece B17 vitamini eksikliğinden oluştuğu söylenmiştir. Batı ülkelerinde, B17 eksikliği vardır. Aynı zamanda da yine batı ülkelerinde, hücrelerdeki beta-glukozidaz enzimi de diğer ül­kelerden daha fazladır. Doğu ülkelerinde ise, acıbadem gibi bitkiler fazla bulunduğundan B17 eksikliği pek görülmez.

Dr. Krebs, kanserden korunmak için günde 7 adet kayısı çekirdeği yen-
mesi gerektiğini söylemiştir. Ancak FDAtaze kayısı çekirdeğini, zehirli ol-
duğu gerekçesiyle yasaklamıştır. FDA, bu konuda bir çalışma başlatmış,
fakat birkaç hasta ölünce çalışma sonlandırılmıştır. Cyanid zehirlenmesi-
nin belirtileri, bulantı, kusma, çarpıntı, terlemedir. 1986′da FDA ve
1987′de National Cancer Institute, Amygdalin uygulayarak yapılan çalış-
malarda, kanserde faydası olmadığı, amygdalinin zehirli bir madde oldu-
ğu sonucunu çıkarmıştır. 10 adet acı kayısı çekirdeğinin çocukları öldüre-
bileceği bildirilmiştir. Baş ağrısı, baş dönmesi, konfüzyon, ishal, nefes dar-
lığı, nabız sayısının azalması ve gözbebeklerinin büyümesi gibi bulgular
da olabilir.                                              . .

B17 vitamini: Kayısı çekirdeği başta olmak üzere, birçok meyve ve bit­kinin çekirdeklerinde boldur. Elma, kiraz, vişne, şeftali, üzüm ve badem çe­kirdeklerinde mevcuttur. Çok yaygın olarak kullanılan keten tohumunda, zengin içeceği olan buğday çimi meyve suyunda da yüksek miktarda B17 vitamini vardır. Yine çok faydalı olduğu bilinen ahududu, esmer pirinçte de çok miktarda B17 bulunur. Yine daha çok zenginlerin ulaşabildikleri broko-li filizleri de B17 içerir. Taze kayısı çekirdeğinde de vardır, ancak acı çekir­deklerde 3 kat daha fazladır. Acı kayısı çekirdeği % 8 amygdalin yani B17 içerir. Buna cyanogenic glycosid de denir. Kanın asitliğini azaltır.

Her bölgenin kayısısı, farklı içeriktedir. Himalaya’daki Hunza kabilesinin diyetinde, kayısı ve kayısı çekirdeği çok önemli bir yer tutar. Bu kabilede, hiç kanser vakasına rastlanmadığı bildirilmiştir. Hunza kabilesi, kayısı kral­lığı olarak da bilinir. Hunza kabilesinde 900 yıldır kansere rastlanmadığı söyleniyor. Bu kabile, tamamen doğal gıdalarla beslenir. Gıdalarındaki gün­lük B17 vitamini oranının, 50-75 mg civarında olduğu tespit edilmiştir. Bun­dan yola çıkarak, koruyucu amaçlı günlük 50-75 mg B17 vitamini, yani nit­rilosid almak gerektiği söylenmiştir. Hunza kabilesi, yazın 3 ay taze kayısı yer, kışın da kurutulmuş kayısı ve çekirdeğini yer.

Bundan 50-55 yıl kadar önce kayısı çekirdekleri, Türkiye’ye gelen ya­bancılar tarafından köylülerden toplanmıştır. O zaman kayısı çekirdekleri­nin hangi amaçla toplandiği bilinmiyordu. Daha sonra öğrenildi ki o yıllar­da, kayısı çekirdeği, kansere faydalı olduğu gerekçesiyle toplanıp yüksek ücretle pazarlanıyormuş. Bugün bazı internet sitelerinde, 50 gramı 5 dolara diye reklamı yapılıyor.

Dr. Krebs, bu konuyu açıklayan ilk bilim adamlarından birisidir. Binzel diyetiyle binlerce kanser hastasının iyileştirildiği bildirilmiştir. Bu diyetin en başlıca özelliği, B17 vitamini, yani nitriloside dayalı bir diyet olmasıdır.

7-10 adet kayısı çekirdeğinin her gün yenmesiyle kanserde koruyucu ol­duğu, 40 adet yenmesinin ise tedavi edici olduğu iddia edilmiştir. Ancak, bugüne kadar araştırmalarla net bir şekilde faydalı etkileri ortaya konmamış­tır. Ferdi olarak yapılan bazı çalışma sonuçları şüpheyle karşılanmıştır.

Avustralya’da, içeriğindeki syanidin inert halinde olması nedeniyle za­rarsız olduğu söylenmiştir. Normal hücrelerde syanidi zararsız hâle getiren bir enzim vardır. Bu nedenle zarar vermez. Kanser hücreleri ise bu enzimi içermediğinden syanid kanserli hücreleri öldürür, denmiştir. Mexika’da, ser­best olarak kayısı çekirdeğinden elde edilen laetril adlı ilaç satılmaktadır. Ancak bazılarına göre çekirdeğin yenmesi kadar etkili değildir.

Daha önce, normal hücrelerde syanidi zararsız hâle getiren, rodanez gi­bi enzimler olduğunu, kanserli hücrelerde ise bu enzimin bulunmadığını belirtmiştik. Kanser hücrelerinde de normal hücrelerde bulunmayan veya az bulunan beta-Glukosidaz adlı enzim bulunur. Bu enzim, nitrilosid bileşiği­nin parçalanmasını sağlar. İki molekül glikozlu bileşik oluşur. Bu molekül­lerden biri, hidrojensyanid, diğeri benzaldehiddir. Her ikisi de kanser hüc­relerini öldürür. Benzaldehid, kanser hücrelerine hidrojensyanidden daha da toksiktir. Bazı kişilerde, rodanez enzimi eksik olabilir. O takdirde syanid normal hücrelere de zarar verir denmiştir. Target spesifik, yani hedefe yöne­lik kanser tedavisine çok güzel bir örnek olduğu, yan etkilerinin de düşük olduğu ifade edilmiştir.

Şayet vücutta yeterli çinko yoksa nitrilosid molekülleri, kanserli hücrele­re taşınamaz. C vitamini de bu yolla oluşan kanser mücadelesinde önemli­dir, denmiştir. Yeterli mangan, magnezyum, selenyum, A ve B vitaminlerinin de bulunması gerektiği söylenmiştir.

 


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Kayısı Çekirdeği Kanseri Önleyici Madde İçeriyor

14.05.2011 4

Malatya İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, acı kayısı çekirdeğindeki kanser önleyici madde olarak bilinen Amigdalin veya Vitamin B17 adlı maddenin Malatya’da üretilmesi için başlattıkları projeyi bitirdiklerini açıkladı.


inönü Ünversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, “Toplam kayısı üretimi ile beraber, iç çekirdek üretimimiz yıllık ortalama 25 bin tondur. Tatlı kayısı çekirdeği ortalama yüzde 35 ile 40 arasında yağ içermekte olup, bu yağ endüstriyel bir ürün olarak kullanılmaktadır.

Türkiye’de yine bilinmiyor ama bundan daha önemlisi acı kayısı çekirdeğinde kanser önlemede kullanılan madde olarak bilinen Amigdalin ya da Vitamin B17 hakkında araştırmalarımız var. Bu konuda araştırmalarımız başladı. Acı kayısı çekirdeğindeki bu Amigdalin ya da Vitamin B17 dediğimiz dünyada en fazla acı kayısı çekirdeğinde var, yüzde 6 oranında. Bu madde günümüzde Amerika’da kanser tedavisinde kanser önleyici madde olarak yaygın bir şekilde kullanılıyor.

Avrupa’da birçok ülkede kullanılıyor. Bizim şuandaki yoğun araştırmalarımız bu madde üzerine. Özellikle, Malatya’daki acı kayısı çekirdekleri bu açıdan oldukça zengin. Bunu yaptığımız ön çalışmalarda, yüzde 6 civarında saf olarak sentezledik. Bir proje ile de bunun endüstriyel üretiminin yapılması aşamasındayız. Bu konuda Malatya’daki çekirdek üreticileri ile ön görüşmelerimizi tamamlamış durumdayız” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, “Bu konu şimdiye kadar biliniyordu. Ama Türkiye’de bilinmiyordu. Çünkü, kayısı ile özdeşleştirecek olursak, kayısının dünyadaki rantı 1.5 milyar dolar. Malatya’ya gelen para 150 milyon dolar. Ama kayısı çekirdeği yağını dünyadaki rantı yaklaşık 2.5 milyar Euro..Bunun Malatya’ya girdisi kayısını kendisinden çok çok daha az. Amigdalin açısında düşündüğümüzde bu, söylediğimiz rakamların bir kaç kata katlayacak boyutlarda. Çünkü Vitamin B17′nin perakende satış fiyatı, kilo fiyatı yaklaşık 1 milyon dolardır. Bu da konunun önemini daha da açıkça izah etmektedir” ifadelerini kaydetti.

Çin ve Fransa’nın Türkiye’de önemli ölçüde kayısı çekirdeği aldığını belirten Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, “Bundan sonrası, Malatya için söylüyorum, hedefimiz bilimsel olarak ve endüstriyel olarak bu iki konuyu bir arada buluşturup, Amigdalin’in yada vitamin B17′nin Malatya’da üretimini sağlamak.Kayısı çekirdeğini tamamen Malatya ekonomisine kazandırmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

Acı kayısı çekirdeğinden kanser tedavisinde kullanılan Amigdalin veya Vitamin B17′nin üretiminin çok kolay olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Önal şu şekilde konuştu:

“Üretimi kolay bir proses. Pahalı bir proses değil. Ama işin şu acı tarafı var; Sağlık Bakanlığı’nda bu tür bir maddenin tanımlanması yok. Bu da projede önemli bir kısıtlayıcı bileşen oluyor ama biz projede tüm bu olumsuzlukları göz önüne alarak konuyu çalışacağız. Çalışmaya devam ediyoruz.”


Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, “Amerika’da, ABD Sağlık Dairesi 100 Miligram tabletler halinde satılabilir şeklinde onayını vermiş. Amerika’da kanser önleyici olarak ayda bir kullanılmak üzere satışı mümkün” dedi.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tartı

Kayısı Çekirdeği Zehirli midir? Yenilebilir mi? Dr. Numan Potamyalı

   Kayısı Çekirdeği Zehirli midir? Yenilebilir mi?
   Kayısı çekirdeğinde, çok yararlı bazı maddeler dışında zehirli bir madde olan siyanür de bulunur. Bu madde badem ve şeftali çekirdeklerinde de bulunur. Ancak kayısı çekirdeğindeki miktar badem çekirdeğindekinden daha fazladır. Aşırı, abartılmış miktarlarda badem yenilmesi de zararlıdır. Ama kayısı çekirdeği söz konusu olunca miktar daha da azalmaktadır. Bademe göre daha az kayısı çekirdeği insan için zararlı, hatta öldürücü dozda siyanür alınmasına neden olabilir. Özellikle çocuklar için tehlike daha ciddidir ve bazı öğretim üyelerinin verdikleri miktarlara göre bu dört-beş adet kayısı çekirdeği sınırına kadar inebilmektedir. Yani çocuk için beş adet kayısı çekirdeğinin yenilmesi bile zarar görmesi için yeterli olabilir.
   Bu nedenle en iyisi çocukların kayısı çekirdeği yememeleridir.
   Erişkinler de sınırlı miktarlarda tüketebilirler ancak. Tüketilebilecek günlük miktar konusunda sıklıkla günlük yedi adet rakamı telaffuz edilmektedir. Ancak bu konuda şahsen derli toplu bir araştırmayla karşılaşmadığımı ifade etmek isterim.
   Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan Ünal Yasir Caniş, Van’da dört yaşındaki bir çocukta tespit ettikleri beyin hasarını taze kayısı çekirdeğinin barındırdığı yüksek doz siyanüre bağlamıştı.(1) Siyanür kandaki hemoglobinin etkilediği kısmının görevini yapmasını engeller ve dokularda oksijensizliğe neden olarak zehirlenmeye neden olur.  Maalesef yaygın bir şekilde içilen sigara dumanında da siyanür bulunmaktadır.
   Kayısı çekirdeği ticari tanıtımında olumlu özellikler yanında bu zehirleyici özelliğe dikkati çekilmemektedir. (2) Satıcı şirketin sayfasından olduğu gibi aktarılan bu yazıda kayısı çekirdeğinde siyanür bulunduğu hususu gözden kaçırılmaktadır. Bu hususun piyasaya sunulan kayısı çekirdeği paketlerinde de yer alması gerekmektedir. Sigarayı “Kanser yapar, öldürür!” uyarısına rağmen fosur fosur tüketen insanlar neden kayısı çekirdeğinde siyanür var diye yararlarını bir kenara bıraksınlar? Kayısı çekirdeğinin “kanseri engeller”, “içinde yüksek oranda b17 vitamini var” gibi sloganlarla tanıtılması, bu zehirleyici özellikten haberi olmayan kişileri “Ne kadar çok tüketirsem, o kadar kendimi kansere ve diğer bazı hastalıklara karşı güvenceye almış olurum” düşüncesine itebilir. Kimbilir belki de her gün ülkemizde çok sayıda insan bolca yediği kayısı çekirdeklerinden zehirlenmekte, olayı ayakta atlatmaktadır.
   Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Avni Kaya ve ark. kayısı çekirdeğinin siyanür içeriğinin 0,122-4,09 mg/g arasında değişmekte olduğunu bildirmekteler. Aynı araştırmacılar konuya ilişkin yaptıkları bilimsel inceleme yazısında bu ortalamanın 2,92 mg/g olduğunu ve ağızdan alımda insanlar için siyanürün ortalama öldürücü dozu 1,52 mg/kg olduğunu bildirmekteler.
   Ticari kaygılarla kayısı çekirdeğinde  0,122-4,09 mg/g arasında değişik oranlarda bulunan siyanürü yok saymakta ve bileşim verilirken de yuvarlak ifadeler kullanılmaktadır. Bu çok tehlikeli bir tutum olup gelecekteki önlenebilir zehirlenmelerin habercisidir.
   Diğer yandan kayısı çekirdeği B17 Vitamini bakımından zengindir. Uzmanlar günde yedi civarında kayısı çekirdeği yenilebileceğini belirtiyorlar. İyisi mi siz, erişkinseniz kayısı çekirdeği yiyin! Ama hem her zaman yemeyin, hem de tediğiniz zaman da 5-7 taneyi geçmeyin! Çocuklar ise daha büyük risk altında olduklarından onlara yedirmeyin! Hatta çocuklar için zehirli olduğunu söylemenizde bile sakınca olmadığı kanısındayım.

   Dr. Numan Potamyalı
, 22 Temmuz 2012

   Etimolojik Bilgi
   kayısı TDK
   kayısı
   isim, bitki bilimi Farsça ®ay¹³
 1. isim, bitki bilimi Gülgillerden, sıcak veya ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç (Prunus armeniaca)
 2. bitki bilimi Bu ağacın açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi
"Benim kayısılara müşteri çıkmam ihtimalini düşünmüştü." - R. N. Güntekin
 3. Beyazı pişmiş, sarısı az pişmiş yumurta

kayısı hoşafı
kayısı kompostosu
kayısı kurusu
kayısı reçeli
kuru kayısı
   kayısı : apricot (İng)
   kayısı : die Aprikose (Alm)

   Aile (Viki)
Kingdom: Plantae
(unranked): Angiosperms
(unranked): Eudicots
(unranked): Rosids
Order: Rosales
Family: Rosaceae
Genus: Prunus
Subgenus: Prunus
Section: Armeniaca
Species: P. armeniaca

Binomial name
Prunus armeniaca

Synonyms
Armeniaca vulgaris
Amygdalus armeniaca


   (1) Hürriyet Gazetesi, 03 Eylül 2010
   (2) Tatlı Kayısı Çekirdeğinin Yaklaşık bileşimi (http://www.akcinexport.com/web/index.php?option=com_content&task=section&id=72&Itemid=101)

  
Metinler, Kaynaklar :
   I.
   
Kayısı çekirdeği hayatını kararttı
   Van'ın Edremit ilçesinde yediği kayısı çekirdeğinden zehirlenen 4 yaşındaki çocuk, yaşamını yatağa bağlı sürdürüyor.
   İlçeye bağlı Köprüler köyünün imamı Ercan Caniş'in 4 yaşındaki oğlu Yasir, bulduğu bir kayısı çekirdeğini yedikten bir süre sonra rahatsızlandı. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesine kaldırılan ve yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan Yasir Caniş'in, yapılan tetkikler sonucu, yediği kayısı çekirdeğindeki siyanürden zehirlendiği belirlendi.
   Baba Ercan Caniş, doktorların, oğlunun kayısı çekirdeğinden zehirlendiğini belirtmesi üzerine büyük şaşkınlık yaşadığını, emin olmak için tahlilleri Ankara'ya gönderdiklerini söyledi. Ankara'dan gelen sonuçlarda da oğlunun kayısı çekirdeğindeki siyanürden dolayı zehirlendiğini öğrendiklerini anlatan Ercan Caniş, oğlunun 9 gün boyunca yoğun bakım ünitesinde kaldığını, ardından taburcu edildiğini belirtti. Ölümden dönen Yasir'in hareket edemediğini, konuşamadığını, yatağa bağlı olarak yaşamını sürdürdüğünü belirten Caniş, oğlunun bir an önce eski sağlığına kavuşması için tedavinin devam ettiğini vurguladı.
   Olgunlaşmamış meyve çekirdeğinde siyanür
   Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan Ünal Yasir Caniş'in, kayısı çekirdeğinden kaynaklanan zehirlenme nedeniyle hastaneye geldiğini, yapılan tetkiklerde, beyninde ciddi bir zedelenme bulgusuna rastladıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
 “Siyanür zehirlenmelerini başka şekillerde görüyorduk. Ancak meyve çekirdeğindeki siyünür vakası ile ilk kez karşılaştım. Bazı meyvelerin çekirdeklerinde, özellikle olgunlaşmamış meyvelerin çekirdeğinde siyanür var. Bunlar olgunlaşmadan kırılıp yenildiğinde, bu tür riskler olabiliyor.”
   Yasir Caniş'in beyninde zehirlenmeye bağlı olarak damar tıkanıklığı ve kanamaların ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Ünal, bu durumun da hastada ciddi kalıcı hasarlar bırakmasının doğal olabileceğini, Caniş'in beynindeki lezyonların da kalıcı hasar bırakan türler olduğunu kaydetti.
   Bu tür vakalarla nadir karşılaşıldığını bildiren Caniş, şöyle devam etti: “Bu durum, tıp literatüründe de oldukça nadir rastlanılan bir olaydır. Bunlardan biri, birkaç yıl önce yayınlanmış. Biz de bu vakayı tıp literatürüne kazandıracağız. Nadir karşılaşılan bir durum olsa da anne ve babalar, çocuklarını meyve çekirdeği konusunda uyarmalıdır. Olgunlaşmamış meyve çekirdekleri çocuklara verilmemelidir. Sık karşılaşılmasa da aileler bu uyarıyı dikkate almalıdır.”


   II.
   NTV
   Kayısı çekirdeği zehirledi
   Manisa'da kayısı çekirdeğindeki siyanürden zehirlenen çocuk, Bergama'daki altın madeninden getirilen panzehirle tedavi edildi.
   AA
   Güncelleme: 12:23 TSİ 08 Haziran. 2012 Cuma
   İZMİR - Manisa'da yaşayan 2 yaşındaki Sıla Avcı, anneannesi Hafize Şahin'in kırdığı kayısı çekirdeklerinden yemeye başladı. Son çekirdeği yutamayan torununun titremeye başladığını fark eden Şahin, komşulardan yardım istedi.
   Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi'nde yapılan değerlendirmede siyanür zehirlenmesi teşhisi konulan çocuğa panzehir uygulanması kararlaştırıldı.
   İzmir'de panzehir bulunamayınca panzehirin bulunduğu tek yer olan Bergama'daki altın madenine gönderilen ambulans helikopter, yetkililerden panzehir kitini teslim aldı.
   Hava ambulansının EÜ yerleşkesindeki futbol sahasına inerek panzehiri ulaştırdığı 112 Acil Servis ekipleri, EÜ Çocuk Hastanesi Acil Servisi'nde kendilerini bekleyen doktorlara kiti teslim etti.
   Siyanür panzehirinin uygulandığı Avcı, gözlem altına alındı.
  'KİMSE KAYISI ÇEKİRDEĞİ YEMESİN''
   Sıla Avcı'nın anneannesi Hafize Şahin, evde kurumaya bıraktıkları kayısı çekirdeklerinin torununu zehirlediğini belirterek ''Anneanne kır, fındık yiyeceğim diyordu. Kırıverdim ben de. Toplasan bir lokma değil. Küçük küçüktü çekirdekler, yedirdim. Sonuncusunu yerken öğürdü ve elime tükürdü. Elimi yıkadım, ağzını silmek için döndüğümde sallandığını gördüm. Kucağıma alınca morardı. Feryat ettim, komşular toplandı. Ambulansa binmeden de kustu. Kimse aldanıp da kayısı çekirdeği yemesin. Başımıza gelmese bilmeyiz. 5-6 kayısı kırdım, içleri küçüktü. Kendim tatmadan verdim. Hep kırıp yerim, çocuklar yer. Böyle olacağını bilemedim. Çok korktum, 10 dakikada oldu her şey.''
  ''SİYANÜR, HAYATI TEHDİT EDER''
   EÜ Çocuk Hastanesi Acil Servis sorumlusu Doç. Dr. Eylem Ulaş Saz ''Tamamen sağlıklı bir çocukta kayısı çekirdeği yedikten sonra beklenmedik bulgular ortaya çıkması bizi siyanür zehirlenmesine götürür. Siyanür hayatı tehdit edici durumlar oluşturur, bazen de yalnızca belli organları zedeleyerek kalıcı hasarlar bırakmayabilir ancak zamanında müdahale halinde hasarlardan korunabilirsiniz'' dedi.
   Sıla Avcı'ya Manisa'da kömür ve mide lavajıyla ilk müdahalenin yapıldığını belirten Doç. Dr. Saz, şunları kaydetti: Sağlıklı bir çocukta kayısı çekirdeği yedikten sonra, solunum durması, morarma, bilinç kaybı, fenalaşma olursa, hayatı tehdit edici zehirlenme dediğimiz siyanür zehirlenmesine götürür. Siyanür, kalp, solunum ve beyni etkiler. Korumak adına mümkün olan en kısa sürede bu antidotun kullanılması lazım.''
   Doç. Dr. Saz, çocuğun sağlık durumunun iyi olduğunu, zehrin kalbi ile dolaşım sistemini etkilemesi nedeniyle gözlem altına aldıklarını sözlerine ekledi.(
http://www.ntvmsnbc.com/id/25356477/)

   III.
   Kayısı çekirdeği içi
   Kanserden korunmak için; kayısı çekirdeği yenilmesi önerilmektedir. Kayısı çekirdeğinin içi laetrile ve amygdalin olarak bilinen B-17 vitamini bakımından çok zengindir. Her gün 7 adet kayısı çekirdeğinin tüketilmesinin kanserden korunmada etkili olacağı iddia edilmektedir.
Dr. Fatih Şeno
Araş. Gör. Ertuğrul Arda
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü
fati...@ege.edu.tr
ertugr...@ege.edu.tr
   Kanserden korunmak için; kayısı çekirdeği yenilmesi önerilmektedir. Kayısı çekirdeğinin içi laetrile ve amygdalin olarak bilinen B-17 vitamini bakımından çok zengindir. Her gün 7 adet kayısı çekirdeğinin tüketilmesinin kanserden korunmada etkili olacağı iddia edilmektedir.
   Sağlıklı beslenmede önemli bir yeri olan kayısının kullanım alanları ve tüketim düzeyi çok önemlidir. Kayısının yuvarlak, oval veya oblong şekilli çekirdekleri de değerlendirilmekte ve birçok şekilde tüketilmektedir. Kayısı çekirdeklerinin ağırlığı 1-4 g. arasında değişmektedir. Çekirdek kabuğu açık veya koyu kahverengi olup kabuk hafifçe pürüzlüdür. Tohumları tatlı, acı ve az acıdır. Çekirdekler meyve etine yapışık, yarı yapışık veya serbesttir. Çekirdekte tatlılık acılığa karşı dominanttır.
   Kayısı çekirdeği, kabuk ve içten meydana gelmiştir. Meyve ağırlığının % 12’sini oluşturur. Çekirdek içi bileşim olarak Glikozit, Amigdalin, Nişasta, Yağ ve benzeri maddelerden meydana gelmiştir. Kayısı çekirdeği, bademe benzer ama daha küçük, daha taze ve sanki daha tatlı bir kuruyemiş gibidir.
   Yerli kayısı çeşitlerinin çekirdeklerinin içi tatlı olurken, yabancı ve zerdali formundaki kayısıların çekirdeklerinin içi ise çoğunlukla acı olmaktadır. Kayısı çekirdeklerinin tatlı olanları çerez olarak tüketilmekte iken, acı olanlar kozmetik ve ilaç sanayinde hammadde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca kayısı çekirdeğinin tohum ve kabuğundan badem yağı, yemeklik yağ, aroma esansı gibi maddeler elde edilmektedir.
   Çekirdek içi (tohum) alındıktan sonra, geriye kalan kabuk, mobilya sanayinde veya yakacak olarak kullanılmaktadır. Kabuk parçaları toprak yollarda kullanıldığında çamurlanmayı ve tozlanmayı önlemektedir.
   Kayısı çekirdeğinin bileşiminde protein oranının %15-20, selülozun %4-5, yağ içeriğinin %52 olduğu görülmektedir. Çekirdeğin yağ ve yağ asitleri bileşimleri çok ilginçtir. Yağ asitlerinin %8.27’si doymuş, %91.73’ü doymamış yağ asitlerinden oluşmuştur. Yağ asidi kompozisyonu incelendiğinde; doymuş yağ asitlerinden palmitik asit %5.62, stearik asit %1.27, palmitoleik asit %0.72, heptadesenoik asit %0.09 iken, doymamış yağ asitlerinden oleik asit %67.31 (Omega 9), linoleik asit %24.68 (Omega 6), linolenik asit %0.08 (Omega 3), araşidik asit %0.10 ve ekosenoik asit %0.11 olduğu görülmektedir.
   Türkiye’de yetiştirilen bazı kayısı çeşitlerinin çekirdeklerinde bulunan protein ve selüloz miktarları.
   Çeşit Protein Selüloz  Çeşit Protein Selüloz
   Hacıhaliloğlu  18.16 5.93 Şekerpare 17.74 5.48
   Hasanbey  17.17 5.65 İsmailağa 16.60 5.72
   Çataloğlu  16.15 4.02 Aprikoz  15.36 5.43
   Tokaloğlu Erzincan 14.06 5.70 Çöloğlu 16.50 4.26
   Kabaaşı 18.18 5.76 Soğancı  17.26 3.27
   Kalp-damar sağlığında doymamış yağ oranını fazla, doymuş yağ oranının az olması önemlidir. Kan kolesterol seviyesi ve kalp-damar sağlığı üzerinde çok önemli olan doymamış yağ asitlerinden oleik asidin kayısı çekirdeği yağındaki ortalama değeri %67 düzeyindedir. Kayısı çekirdeği bu özelliği ile ceviz ve fındık gibi yağlı tohumlara benzerlik göstermektedir.
   Kayısı çekirdeği potasyum ve magnezyum bakımından da zengin olup bunun yanı sıra fosfor, kalsiyum ve demir de içermektedir. B grubu vitaminler bakımından meyve kıyasla daha zengin olduğu bilinmektedir.
   Kanserden korunmak için; kayısı çekirdeği yenilmesi önerilmektedir. Kayısı çekirdeğinin içi laetrile ve amygdalin olarak bilinen B-17 vitamini bakımından çok zengindir. Her gün 7 adet kayısı çekirdeği içinin (50-75 mg B-17 vitamini) tüketilmesinin kanserden korunmada etkili olacağı iddia edilmektedir. Türkiye’de acıbadem ve kayısı çekirdeği içinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılmaktadır. Pakistan’a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut’ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadığı ve bu bölgenin özelliği ise temel besinlerinin kayısı ve kayısı çekirdeği içi olduğu bildirilmektedir. Bu toplumun temel beslenmesi, günde 50-75 mg B-17 vitamini sağlayan doğal bir diyet olarak görülebilir.
   Amigdalin, prunasin, linamarin gibi siyanojenik glikosidler kayısı, şeftali, elma, kiraz, badem çekirdeklerinde mevcuttur. Siyanojenik glikozitler toksik olmalarına rağmen glukosidaz, linamaraz enzimleri sayesinde hidroliz olarak serbest kalır. Tiyosiyanitların akut toksitesi siyanidinden daha düşüktür. Siyanid çok çabuk etki eden zehirlerden biridir. Çok tehlikeli olan siyanid zehirlenmesi ağızdan, solunum veya cilt yoluyla olabilir. Siyanide az miktarlarda olsa da uzun süre maruz kalma sonucu “siyanid sendromu†gelişir. Özelikle toksinli zerdali çekirdeği yiyen çocuklarda, sindirim sistemi bozukluğu, huzursuzluk ve kroma şeklinde zehirlenme belirtileri görülür.
   Kayısı çekirdeği içi, kayısının çekirdeğinin kırılmasıyla elde edilebildiği gibi bazı kuruyemişçilerden de temin edilebilir. Fakat her dönem bulmak mümkün değildir. Kayısı meyvesinin kurutulduğu temmuz ve ağustos aylarında bol miktarda kayısı çekirdeği bulmak mümkündür. Bu çekirdeklerin kırılması ile elde edilen iç kurutulduktan sonra tüketilmekte veya pazarlanmaktadır. Kurutma işleminde güneşte maksimum bir gün bekletilmelidir, aksi takdirde çekirdek içi acılaşmaya başlamaktadır. Bademe göre çok daha ucuz olduğu için bademe alternatif olarak kullanılmaktadır. Acıbadem kurabiyesi yapımında bademin yerine kayısı çekirdeği içi kullanılması gibi.
   Kayısı çekirdeği içi ile bademin karıştırılmamalıdır. Bademden daha ufak, daha garip bir tadı olan kayısı çekirdeği içi bademin aksine zamanla içinin beyazlığı kahverengiye dönüşmez, ısırdığınızda badem gibi kıtırt diye ses çıkarmayıp yumuşak bir ısırış hissi sağlar.
   Acı bir kayısı çekirdeği içi yenildiğinde ağızdaki bu tattan kurtulmanın tek yolu daha fazla kayısı çekirdeği içi yemektir.
   Acı çekirdek ilaç ve kozmetik sanayiinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Her derde deva olan kayısının acı çekirdeğinin ilaç özelliği vardır. Avrupa’nın bazı ülkelerinde özellikle İngiltere’de doktorlar şeker hastalarının reçetelerine acı kayısı çekirdeğini bir ilaç gibi yazıyorlar. Kayısı çekirdeği yağı göz çevresi, meme dokusu ve dudaklar gibi ince ve hassas ciltli bölgelerde kullanılabilen, yumuşak, ince bir yağ özelliği bulunuyor. Selülit kremi, bakım kremi gibi birçok kozmetik ürünün içinde kayısı çekirdek içi yağı bulunmaktadır.
   Kayısı reçellerinin içine, çekirdek içi kabuğunun çıkartılarak konulmasıyla daha da hoş bir tat elde edilir. Kurutulmuş kayısının çekirdeğinin dövülerek çikolatayla kaplanmasıyla oluşturulan özel şekerlemeye Apricovita adı verilmektedir
   Kayısı çekirdeğinin içi değişik şekillerde değerlendirilmek üzere ihraç edilmektedir. İhraç edilen kayısı çekirdekleri, ilaç, kozmetik sanayiinde kullanılmakta ve çerez olarak değerlendirilmektedir. Malatya ilinde 22 bin ton dolayında kayısı çekirdeği içi üretildiği tahmin edilmektedir. Ayrıca kayısı çekirdeği içi yağı da son yıllarda ihraç edilmeye başlanmıştır. 2005 yılında ülkemizden, ABD ve Avrupa ülkelerine yaklaşık 12 bin ton tatlı, 3 bin ton acı kayısı çekirdeği içi ihracatının yapıldığı tahmin edilmektedir.
   Beslenme önerilerinde belirtilen şekilde, diğer sert kabuklu tohumlarda olduğu gibi kayısı çekirdeği içini de tüketmeden bir gece önce bir kavanozda ıslatıp (8-10 adet tohum), ertesi sabah sudan çıkarıp süzerek buzdolabında saklanmak ve gün boyu tüketilmek yerinde olacaktır. İçinde bekletildiği su, sabah aç iken içilirse mide asidinin azalmasına yardımcı olmaktadır.
   Kayısı çekirdeği içleri buzdolabı koşullarında bozulmadan 10-18 ay depolanabilir. Ancak her üründe olduğu gibi son kullanma tarihini beklemeden tüketilmesi önerilmektedir.
   Birçok şifalı yönü bilinen kayısı çekirdeği içi ve kayısı çekirdeği içi yağı fonksiyonel gıdalar grubuna dahil edilebilir. Fonksiyonel gıdaların önemi ve kullanımı gün geçtikçe artış göstermektedir. Kayısı çekirdeği içi tüketimi, alışkanlıkların yanında, fonksiyonelliğinin ortaya çıkması ile artış gösterecek ve günlük diyet reçetelerimizde yerini alacaktır.
   Kaynak
  -Asma.B.M., Kayısı Yetiştiriciliği, 2000.
  -Facciola. S. Cornucopia - A Source Book of Edible Plants. Kampong Publications 1990
  -Chevallier. A. The Encyclopedia of Medicinal Plants Dorling Kindersley. London 1996
  -http://www.fao.org
  -www.malatya.gov.tr/kayisi/Kayisi.HTM
  -http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2001/09/21/yazidizi/yazidizi1.html
  -http://mcuruk.tripod.com/malatya/kaysi.html
_http://www.google.com.tr/search?hl=tr&q=kay%C4%B1s%C4%B1+%C3%A7ekirde%C4%9Fi&btnG=Google%27da+Ara&meta= ()

   IV.
   KAYISI ÇEKİRDEĞİ'NİN BİLEŞİMİ
   Kayısı çekirdeği içi, badem benzeri bir tohum olup, zengin bir protein, yağ ve mineral kaynağıdır. İçerdiği yağ, tekli doymamış yağ asidi olan oleik asit yönünden zengin ve doymuş yağ asitlerince fakir olduğu için beslenme açısından değerli bir yağdır. (http://www.akcinexport.com/web/index.php?option=com_content&task=section&id=72&Itemid=101)
   Tatlı Kayısı Çekirdeğinin Yaklaşık bileşimi

Bileşim

%

Protein

17.38

Yağ

48.70

Lif

13.49-17.98

Kül (toplam mineral madde)

2.10-2.67

Enerji/100 g

630.0-672.4 cal

Çinko

42.35 ppm

Demir

42.8 ppm

Magnezyum

0.24 ppm

Bakir

2.09 ppm

Mangan

1.10 ppm

Sodyum


3.68 ppm

Potasyum

0.58 ppm

Kalsiyum

0.11 ppm

Fosfor

1.06 ppm


Tatlı Kayısı çekirdeği yağının yaklaşık yağ asidi bileşimi

Yağ asidi

% Yağ asidi

Palmitik

5.90

Palimitoleik

0.98

Stearik

1.37

Oleik

67.51

Linoleik

23.94

Linolenik

0.30

Doymuş yağ asitleri toplam

8.25

Doymamış yağ asitleri toplam


   V.
   KAYISI ÇEKİRDEĞİ

 

      Kayısı, sert çekirdekli meyveler grubunda yer almaktadır. Etli ve sulu yenen meyvenin ortasında kahverengi-siyah renkte, dış kısmı ligninleşerek sertleşmiş bir çekirdek bulunur. Yuvarlak, oval, eliptik veya oblong şekilli kayısı çekirdeklerinin ağırlığı 1-4 g arasında değişir. Meyvede çekirdek, ağırlık olarak % 3-7'sini, hacim olarak % 10-15'ni oluşturur. Acı veya tatlı tohumlar ise çekirdeğin % 20-25'ni teşkil etmektedir. Çekirdek kabuğu açık veya koyu kahverenginde olup kabuk hafifçe pürüzlüdür. Tohumları tatlı, acı veya az acıdır. Çekirdekler meyve etine yapışık, yarı yapışık veya serbesttir.
   Ülkemizde kayısı çekirdeği üretimi ile ilgili bir veri bulunmamakla birlikte yaklaşık olarak yıllık 2-40 bin ton arasında kayısı çekirdeği üretildiği tahmin edilmektedir. Kayısı tohumu yurtiçinde büyük çoğunlukla çerez olarak tüketildiği gibi yurtdışına ihraç da edilmektedir. Yıllık 2-3 bin ton olan acı kayısı çekirdeği ihracatımız Çin'in pazara girmesi ve Türkiye ile rekabet etmesi nedeniyle önemli miktarda azalarak bin tonun altına inmiştir. Buna karşılık tatlı kayısı tohumu ihracatçımız ise sürekli artış göstermektedir. Sert çekirdekleri kırıldıktan sonra dış kabuğu soyulan kayısı tohumları başta İtalya olmak üzere ile Almanya, ABD ve Fransa'ya ihraç edilmektedir. 2005 yılı verilerine göre Türkiye'nin 11.500 ton soyulmuş kayısı tohumu ihracatından 12.5 milyon dolar döviz elde edilmiştir.
   Gelişmiş ülkelerin yetersiz olan bitkisel yağ üretimi az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise orta düzeydedir. Bitkisel yağ üretimi bileşiminde yağ ihtiva eden yeni bitki kaynakları bulunarak artırılabilir. Kayısı tohum yağı da bu anlamda % 50 yağ içeriği ve ideal yağ asidi kompozisyonundan dolayı soya ve fıstık yağı gibi bir yağ performansındadır. Bu nedenle gıda endüstrisinde diğer bitkisel yağlar arasında yerini alması gerekmektedir (Beyer ve Melton,1990).
   Fonksiyonel gıdalar kendi özel bileşenleri yoluyla hastalıklardan koruyucu veya tedavi edici etkiye sahip olduklarından bunların gıda sanayisi tarafından üretilmeleri sonucu gıda sanayilerinin tıp ve ilaç sanayisi ile işbirliğine gireceği yeni bir alan olarak ortaya çıkacaktır. Bileşimindeki % 95 toplam doymamış yağ asidi, % 5 doymuş yağ asidi içeriği ve ideal oleik-linoleik asit oranıyla serum kolesterol düzeyini düşürebilmesi, lakstatif, ekspektoran vb. özelliği nedeniyle kayısı tohumu ve tohum yağı fonksiyonel gıdalara örnek olarak verilebilir.
   Ülkemizin önemli kayısı çeşitlerinin tohumlarının kimyasal bileşimleri, vitamin ve mineral düzeyleri konusunda yapılan kapsamlı bir araştırmada kayısı tohumunda; % 2.35 kül, % 16.76 protein, % 5.17 selüloz ve % 41.7 oranında yağ bulunduğu, mevcut yağın ise % 6.75 palmit asit, % 1.47 palmitoleik asit, % 1.52 stearik asit, % 61.90 oleik asit ve % 28.35'ni linoleik asidin oluşturduğu saptanmıştır. Mineral madde bakımından zengin olan kayısı tohumlarının 100 gramında 112.7 mg magnezyum, 36.8 mg kalsiyum, 4.73 mg potasyum, 3.15 mg çinko, 2.14 mg demir, 2.4 mg sodyum, 3.43 mg niasin, 1.68 mg C vitamini, 0.26 mg B1 vitamini ve 0.20 mg B2 vitamini tespit edilmiştir (Açkurt, 1999). (http://web.inonu.edu.tr/~kaum/kayisicekirdegi.htm)


   VI.
   Kayısı çekirdeği yeme sonrası akut siyanür zehirlenme olgusu

 Avni Kaya; Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Van, Türkiye
 Mesut Okur;Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Van, Türkiye
 Lokman Üstyol; Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Van, Türkiye
 Hayrettin Temel; Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Van, Türkiye
 Hüseyin Çaksen; Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Van, Türkiye

   Özet
   Elma, kayısı ve şeftali gibi bazı bitkilerin çekirdek ve tohumları önemli derecede siyanür glikozidlerini içermektedir. Kayısı çekirdekleri hem içerdikleri siyanojen miktarı fazlalığı hem de hidrojen siyanürü daha rahat salabilmeleri nedeni ile daha toksiktirler. Öncesinde sağlıklı olan iki yaş üç aylık erkek hasta Acil Polikliniği’mize entübe halde getirildi. Öyküde ailenin fertleri ile birlikte çok sayıda kayısı çekirdeği yeme sonrası bayılma yakınmasıyla götürüldüğü hastanede entübe edildiği öğrenildi. Genel durumu kötü ve bilinci kapalı idi. Işık refleksi iki taraflı alınıyordu. Derin tendon refleksleri artmıştı. Plantar yanıt iki taraflı ekstansör idi. Olgu siyanür zehirlenmesi tanısı ile Yoğun Bakım’a alındı. Monitorize edilerek devamlı oksijen verildi. Hidroksikobalamin ve sodyum bikarbonat verilmesi ve sodyum açığının düzeltilmesinden sonra hastanın bilinci açıldı ve genel durumu düzeldi. Olgu yatışının ikinci gününde şifa ile taburcu edildi. Ebeveynlerin küçük çocuklara kayısı çekirdeği yedirmemelerinin önemini vurgulamak amacıyla olgu sunuldu. (Türk Ped Arş 2012; 47: 141-2)

Tam Metin
Giriş
   Siyanür, sitokrom oksidaz sisteminde oksijeni kullanma sonucunda hücresel hipoksi yapar (1). Elma, kayısı ve şeftali gibi bazı bitkilerin çekirdek ve tohumları önemli derecede siyanür glikozidler içermektedir. Kayısı çekirdekleri hem içerdikleri siyanojen miktarı fazlalığı hem de hidrojen siyanürü daha rahat salabilmeleri nedeni ile daha toksiktirler (2). Kayısı çekirdekleri bütün olarak yutulduklarında siyanür salınımı fazla olmazken, çiğneyerek yenildiklerinde ise toksisite artar (3). Bu yazıda yediği kayısı çekirdeklerinden sonra solunumu duran, komaya giren ve hidroksikobalamin ve semptomatik tedavi ile düzelen iki yaş üç aylık erkek olgu sunulmuştur.
   Olgu
   Daha önce sağlıklı olan iki yaş üç aylık erkek olgu Acil Polikliniği’mize entübe halde getirildi. Öyküden aile fertleri ile birlikte çok sayıda kayısı çekirdeği yediği, yaklaşık bir saat kadar sonra üç defa kustuğu, sonrasında uykuya meyil geliştiği, bayıldığı ve götürüldüğü hastanede solunum yetersizliği nedeniyle entübe edildiği öğrenildi. Entübe halde getirilen hastanın öz geçmişinde ve soy geçmişinde özellik yoktu. Olgumuzun iki tane sağ ve sağlıklı kız kardeşi vardı.
   Fizik muayenesinde vücut ağırlığı 11 kg (25-50 persantil), boyu 88 cm (10-25 persantil), arteriyel kan basıncı 80/50 mmHg, solunum sayısı 32/dak, kalp tepe atımı 128/dak, vücut sıcaklığı 35 oC (koltuk altı) idi. Genel durumu kötü, bilinç kapalı ve entübe idi. Kendiliğinden solunumu yeterli olmayan olgu ekstübe edilmedi. Işık refleksi iki taraflı alınıyordu. Derin tendon refleksleri artmıştı. Plantar yanıt iki taraflı ekstansör idi. Diğer sistem muayeneleri normaldi.
   Laboratuvar incelemelerinde; tam kan sayımı, karaciğer ve böbrek işlev testleri normal idi. Serum elektrolitlerinden sodyum 126 mmol/L ve diğerleri normal idi. Protrombin zamanı 15,7 sn ve aktive parsiyel tromboplastin zamanı 36 sn idi. Kan gazı incelemelerinde pH: 7,01, pCO2: 24 mmHg, pO2: 204 mmHg, HCO3: 5,9 mEq/L idi. C-reaktif proteini 3 g/L (Normal 0-5 g/L) idi. Olgunun tam idrar analizi normaldi. İdrar kültüründe üreme olmadı.
   Olgu siyanür zehirlenmesi tanısı ile Yoğun Bakım Birimi’ne yatırıldı. Bilinci kapalı olduğundan midesi yıkanmadı. Olguya 70 mg/kg hidroksikobalamin bir saatte damar yolundan verildi. 2000 cc/m2 den 1/3 serum fizyolojik (%3,33 dekstroz monohidrat+ %0,3 sodyum klorür) başlanan olguya 1 gr/kg/doz günde altı doz olacak şekilde aktif kömür verildi. Kendiliğinden solunumu yeterli hale gelen olgu ekstübe edildi. Monitorize edilerek sürekli oksijen verildi. NaHCO3 uygulama sonrası kontrol kan gazında pH: 7,46, pCO2: 30 mmHg, pO2: 57 mmHg, HCO3: 21 mEq/L bulundu. Serum sodyum değeri 126 mmol/L olan ve sodyum açığı düzeltilen olguda kontrol sodyum değeri 137 mmol/L geldi. Hidroksikobalamin verilmesi, NaHCO3 uygulamasından sonra olgu kademeli olarak düzeldi. Önce bilinci açıldı, sonrasında konuşmaya başladı. Olgu yatışının ikinci gününde şifa ile taburcu edildi. Halen Poliklinik’ten sağlıklı bir şekilde izlenmektedir.
   Tartışma
   Siyanür; sitokrom-a3’ü inhibe eder. Bunun sonucunda mitokondriyal oksidasyon metabolizması bozularak hücresel anoksi ve laktik asidoz oluşur (4). Klinik bulgular alımdan hemen sonra başlar. Başağrısı, ajitasyon, konfüzyon, bilinç kaybı, konvülziyon ve kalp ritm bozukluğu yapabilir (1). Ağızdan siyanür alımı sonrası hışıltı, derin ve hızlı solunum, nefes darlığı, akut solunum güçlüğü görülebilir (2). Siyanüre aşırı maruz kalmada epileptik nöbetler, apne, kalp durması, birkaç dakika içinde gelişebilir (4). Solunum kontrol merkezini inhibe ederek ölüme sebep olabilir (2). Yüksek anyon açığı olan metabolik asidoz tipiktir (4). Ancak metabolik asidoz, ağızdan alım ile akut zehirlenen hastaların %67’sinde görülmektedir (5). Siyanür düzeyleri kanda ölçülebilir, ancak serum siyanür düzeyi ile klinik bulgular uyumlu değildir (1). Siyanür zehirlenmesi klinik şüphe ile konur (4). Kayısı çekirdeğinin siyanür içeriği 0,122-4,09 mg/g arasında değişmekte, ortalama 2,92 mg/g olduğu bildirilmiştir (6). Ağızdan alımda insanlar için siyanürün ortalama öldürücü dozu 1,52 mg/kg’dır (7).
   Olgumuzda siyanür düzeyi teknik nedenlerle ölçülemedi. Olgumuz yakınmalarının başlamasından önce bol miktarda kayısı çekirdeği yemişti. Kayısı çekirdekleri yeme sonrası bayılmış, solunum depresyonu gelişmiş ve entübe edilmesi gerekmişti. Metabolik asidozu vardı. Ailenin pek çok bireyi kayısı çekirdeği yemişti ancak sadece olgumuz etkilenmişti. Bunun sebebi ailenin diğer bireylerine göre vücut ağırlığının az olmasıyla açıklanabilir.
   Kayısı çekirdeklerinin özellikle acı olanları daha fazla siyanür içerirler. Kayısı çekirdeklerinin pek çok yerde halen ticari değeri vardır. Kayısı çekirdeği son yıllarda zehirlenme nedeni olarak kabul edildiğinden yurt çapında bildirilen olgu sayılarında artış vardır (8-11). Ayrıca ülkemizden bir olgunun da acı kayısı çekirdeği yeme sonucu öldüğü bildirilmiştir (11).

 Tedavinin esası yüksek yoğunlukta oksijen verip siyanür antidot kiti kullanmaktır. Siyanür antidot kiti amil nitrit ve sodyum nitrit içerir. Bunlar siyanomethemoglobindeki siyanür ile etkileşerek methemoglobin geliştirirler. Siyanür antidot kiti ayrıca sodyum tiyosülfat içerir ki, bu siyanomethemoglobini daha az toksik olan tiyosiyanata çevirir (1). Hidroksikobalamin diğer bir antidottur. Siyanürle reaksiyona girip siyanokobalamin oluşturur (1). Ülkemizde hidroksikobalamin içeren iki türlü preparat vardır.
   Sadece destekleyici tedavi verilerek siyanür zehirlenmesinin düzeltilebildiği bildirilen olgular bulunmaktadır (9). Aktif karbon siyanür zehirlenmesinde etkilidir (1). Biz de olgumuza hidroksikoblamin tedavisi ve destekleyici tedavi verdik. Destekleyici tedavi damardan sıvı ve aktif kömür içermekteydi.
   Olgu kayısı çekirdeklerinin içerdikleri siyanür miktarıyla zehirlenmelere sebep olabileceğinden dolayı kimsenin yememesi ve özellikle ebeveynlerin küçük çocuklara kayısı çekirdeği yedirmemeleri gerektiğini vurgulamak amacıyla sunuldu.
   Yazışma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Avni Kaya, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Van, Türkiye Tel: +90 432 217 19 83 Faks: +90 432 215 04 79 E-posta: avni...@gmail.com Geliş Tarihi/Received: 18.06.2010 Kabul Tarihi/Accepted: 10.08.2010
   Kaynaklar
 1. Rodgers GC, Condurache T, Reed MD, Bestic M, Gal P. Poisonings In: Kliegman RM, Behrman RE, Jenson HB, Stanton BF, (eds): 18th edition. Nelson textbook of pediatrics. Phiadelphia: WB Saunders Co 2007:339-56.
 2. Agency for toxic substances and disease registry. Toxicological profile for cyanide (update). Atlanta: US Department of Health and Human Services, Public Health Service, 2006; 1-341. ATSDR/TP-92/09.
 3. Asirdizer M, Cansunar FN, Yavuz MS, Ada EÖ. Siyanür zehirlenmesine bağlı ölümler. 1. Ulusal Adli Tıp Kongresi, Adli Tıp Kurumu, İstanbul-1994. Kongre Kitabı: 109-15.
 4. Cieslak TJ, Henretig FM. Biologic and chemical terrorism In: Kliegman RM, Behrman RE, Jenson HB, Stanton BF, (eds) 18th edition. Nelson textbook of pediatrics Phiadelphia: WB Saunders Co, 2007: 2911-27.
 5. Yen D, Tsai J, Wang LM, et al. The clinical experience of acute cyanide poisoning. Am J Emerg Med 1995;13:524-8.
 6. Holzbecher MD, Moss MA, Ellenberger HA. The cyanide content of laetrile preparations, apricot, peach and apple seeds. J Toxicol Clin Toxicol 1984;22:341-7.
 7. Toxicological profile for cyanide (Update). US Department of Health and Human Services 2006:15.
 8. Doğan M, Yılmaz C, Kaya A, Çaksen H, Taşkın G. Cyanide intoxication with encephalitis clinic: A case report. EJM 2006;11:22-5.
 9. Şen TA, Köken R, Demir T, Doğru Ö, Bahçeli E. Kayısı çekirdeği yenildikten sonra ortaya çıkan akut siyanür zehirlenmesi. Türkiye Çocuk Hastalıkları Dergisi 2009;3:38-41.
 10. Yılmaz HL, Derme T, Yıldızdağ D, Alhan E. Çukurova bölgesindeki çocukluk çağı zehirlenme olgularının değerlendirilmesi. Nobel Medicus 2009;5:35-44.
 11. Demirci Ş, Doğan KH, Deniz İ, Erkol Z, Günaydın G. Konya’da 2000-2007 yılları arasında beş yaş ve altında ölümle sonuçlanan kaza orijinli zehirlenmeler. Türkiye Klinikleri Adli Tıp Dergisi 2009;6:47-52.
   Anahtar Kelimeler
   Çocuk, kayısı çekirdeği, siyanür
   (http://www.turkpediatriarsivi.com/tr/makale/1398/126/Tam-Metin)
--------------------------------------------------------------------------------------------------

Kayısı çekirdeği yemekten kaçının!

Doç. Dr. Kürşat Aydın kayısı çekirdeğinin fazla yenmemesi gerektiğini belirterek, "Tatlı olmasına kanmayın. İçinde siyanid denilen bir madde var, zehirler" diyor...

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Aydın, özellikle çocuklarda 5-25 adet kayısı çekirdeği tüketilmesinin tehlikeli olabileceğini belirterek, "ağır zehirlenmelerde ve yetersiz tedavi durumunda ölümler olabilir" sözleriyle anne babaları uyardı. Doç. Aydın, kayısı çekirdeğindeki 'siyanid' maddesinin şeftali ve badem çekirdeğinde daha fazla olduğunu belirterek, "Kayısı çekirdeğinin tatlı olmasına kesinlikle aldanılmamalı. Çekirdekte bulunan siyanid benzeri maddeler, ciddi zehirlenmelere ve hatta ölümlere dahi neden olabilir. Bu madde çok acı badem ve şeftali çekirdeğinde de bulunurken az miktarda da kayısıda var. Acı olması nedeniyle şeftali ve badem tercih edilmezken, kayısı çekirdeği oldukça fazla yeniliyor" dedi.
Doç. Dr. Aydın, vücut ağırlığı fazla olan erişkinlerde fazla sayıda çekirdek tüketilmemesi nedeniyle zehirlenme vakalarının nadir olduğunu belirterek "Kayısı çekirdeklerinin tatlı olanlarından birkaç tane yenilmesinde önemli bir sakınca olmasa da çoğu kez çocuklarda bu durumu kontrol altında tutmak mümkün olmaz. Çocuğun büyüklüğüne veya ağırlığına bağlı olarak 5- 25 kayısı çekirdeği yenilmesi ile zehirlenme meydana gelebilir. Kayısı çekirdeklerinin yenilmesinden birkaç saat sonra bulantı, kusma, karın ağrısı, baş ağrısı, solunumun bozulması, uyku hali, bilinç bozukluğu, havale ve koma gibi belirtilerle zehirlenme durumu ortaya çıkar. Ağır zehirlenmelerde ve yetersiz tedavi durumunda ölüm dahi olabilir" diye konuştu.

DOĞRUSU, YEMEMEK
Kayısı çekirdeği yenilmesi sonrası bu şikayetleri bulunan çocukların en uygun sağlık merkezine götürülerek gözlem altına alınması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Aydın, "Hasta, uzman hekim gözetiminde kusturulmalı, midesi yıkanmalı, oksijen tedavisi, siyanid antidotlarının verilmesi ve destek tedavisi çoğu zaman hayat kurtarıcı olmaktadır" dedi. Doç. Dr. Aydın, "tedavi büyük oranda başarılı olup, çoğu kez ciddi sakatlık ve ölüm olmasa da önemli maddi ve manevi külfetlere yol açmaktadır. Bu nedenle kayısı çekirdeğinin yenilmemesi çok daha doğru bir yaklaşımdır" diye konuştu."

Kaynak: http://www.afiyetle.com/1339-Kayisi_cekirdegi_yemekten_kacinin.html



Kayısı çekirdeği yedi...

4 yaşındaki Yasir, kırıp yediği kayısı çekirdeğinden zehirlendi, bitkisel hayata girdi.
Çekirdekte siyanür olduğu belirlendi. Yasir, hareket edemiyor, konuşamıyor. Uzmanlar ise olgunlaşmamış meyve çekirdekleri için uyarıyor.

Van’ın Edremit ilçesinde yediği kayısı çekirdeğinden zehirlenen 4 yaşındaki çocuk, yaşamını yatağa bağlı sürdürüyor. Köprüler köyünün imamı Ercan Caniş’in 4 yaşındaki oğlu Yasir, bulduğu bir kayısı çekirdeğini yedikten bir süre sonra rahatsızlandı. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesine kaldırılan ve yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan Yasir Caniş’in, yapılan tetkikler sonucu, yediği kayısı çekirdeğindeki siyanürden zehirlendiği belirlendi.

Kayısı çekirdeğinki siyanür zehirledi

Baba Ercan Caniş, doktorların, oğlunun kayısı çekirdeğinden zehirlendiğini belirtmesi üzerine büyük şaşkınlık yaşadığını, emin olmak için tahlilleri Ankara’ya gönderdiklerini söyledi. Ankara’dan gelen sonuçlarda da oğlunun kayısı çekirdeğindeki siyanürden dolayı zehirlendiğini öğrendiklerini anlatan Ercan Caniş, oğlunun 9 gün boyunca yoğun bakım ünitesinde kaldığını, ardından taburcu edildiğini belirtti. Ölümden dönen Yasir’in hareket edemediğini, konuşamadığını, yatağa bağlı olarak yaşamını sürdürdüğünü belirten Caniş, oğlunun bir an önce eski sağlığına kavuşması için tedavinin devam ettiğini vurguladı.

‘Olmamış meyve çekirdeği riskli’

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan Ünal, Yasir Caniş’in, kayısı çekirdeğinden kaynaklanan zehirlenme nedeniyle hastaneye geldiğini, yapılan tetkiklerde, beyninde ciddi bir zedelenme bulgusuna rastladıklarını ifade ederek, şöyle devam etti,”Siyanür zehirlenmelerini başka şekillerde görüyorduk. Ancak meyve çekirdeğindeki siyanür vakası ile ilk kez karşılaştım. Bazı meyvelerin çekirdeklerinde, özellikle olgunlaşmamış meyvelerin çekirdeğinde siyanür var. Bunlar olgunlaşmadan kırılıp yenildiğinde, bu tür riskler olabiliyor.”

Yasir Caniş’in beyninde zehirlenmeye bağlı olarak damar tıkanıklığı ve kanamaların ortaya çıktığını ifade eden Prof.Dr. Ünal, bu durumun da hastada ciddi kalıcı hasarlar bırakmasının doğal olabileceğini, Caniş’in beynindeki lezyonların da kalıcı hasar bırakan türler olduğunu kaydetti.

Nadir görülen vakalardan

Bu tür vakalarla nadir karşılaşıldığını bildiren Prof. Ünal, şöyle devam etti, “Bu durum, tıp literatüründe de oldukça nadir rastlanılan bir olaydır. Bunlardan biri, birkaç yıl önce yayınlanmış. Biz de bu vakayı tıp literatürüne kazandıracağız. Nadir karşılaşılan bir durum olsa da anne ve babalar, çocuklarını meyve çekirdeği konusunda uyarmalıdır. Olgunlaşmamış meyve çekirdekleri çocuklara verilmemelidir. Sık karşılaşılmasa da aileler bu uyarıyı dikkate almalıdır.”

5 taneden fazla sakın yemeyin

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç.Dr.Aydın, özellikle çocuklarda 5-25 adet kayısı çekirdeği tüketilmesinin tehlikeli olabileceğini belirterek, “ağır zehirlenmelerde ve yetersiz tedavi durumunda ölümler olabilir” sözleriyle anne babaları uyardı. Doç. Dr. Kürşat Aydın, kayısı çekirdeğindeki ‘siyanid’ maddesinin şeftali ve badem çekirdeğinde daha fazla olduğunu anlattı: “Kayısı çekirdeğinin tatlı olmasına kesinlikle aldanılmamalı. Kayısının çekirdeğinde bulunan siyanid benzeri maddeler, ciddi zehirlenmelere ve hatta ölümlere dahi neden olabilir. Bu madde çok acı badem ve şeftali çekirdeğinde de bulunurken, az miktarda kayısı çekirdeğinde de bulunmaktadır. Acı olması nedeniyle şeftali ve badem çekirdekleri yenilmezken, kayısı çekirdeği oldukça fazla yeniliyor.” Doç. Dr. Aydın, vücut ağırlığı fazla olan erişkinlerde fazla sayıda çekirdek tüketilmemesi nedeniyle zehirlenme vakalarının nadir olduğunu açıkladı, “Kayısı çekirdeklerinin tatlı olanlarından birkaç tane yenilmesinde önemli bir sakınca olmasa da çoğu kez çocuklarda bu durumu kontrol altında tutmak mümkün olmaz. Kayısı çekirdeklerinin yenilmesinden birkaç saat sonra bulantı, kusma, karın ağrısı, baş ağrısı, solunumun bozulması, uyku hali, bilinç bozukluğu, havale ve koma gibi belirtilerle zehirlenme durumu ortaya çıkar. Ağır zehirlenmelerde ve yetersiz tedavi durumunda ölüm dahi olabilir.”

Alıntı: http://www.gazetevatan.com/haber/kay...25480/1/Gundem
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages