PİŞİRMEDEN TÜKETİN Başucunuza buğday çimi ektiğiniz bir saksı koyarsanız, gece boyunca havası temizlenmiş, bol oksijenli bir odada güzel güzel uyursunuz.
* Önerilen doz: Buğday çimi tazeyken yararlıdır. Pişirecek olursanız tüm değerini kaybeder. Sağlığınızı korumak için günde 2–8 yemek kaşığı kadar içmeniz yeterlidir. Tedavi amacıyla kullanılacaksa günlük doz 8-16 yemek kaşığına kadar çıkarılabilir. Tabii hepsi birden içilmez. Bu dozlar gün içinde bölünerek alınmalıdır. En iyisi taze sıkılmışı Buğday çimi suyu, yurtdışında tablet ve toz olarak satılsa da en iyisi taze sıkılmış olarak kullanmaktır. En pratik çözüm, evinizde yetiştirmektir. Bu amaçla;
* İstediğiniz büyüklükte bir saksıyı organik toprakla doldurun. Buğdayları ekmeden önce 1 gece suda bekletin. Güzelce sulanmış toprağa buğdayları ekin. Üzerini ince bir toprak tabakası ile örtün. Toprağın üzerine 4–8 parça iyice ıslatılmış gazete kâğıdı yerleştirin. Bunun üzerine de gazete kâğıdının kurumaması için ince bir naylon örtü koyun. Ama kenarlarını saksının içine sıkıştırmayın. Çünkü tohumların hava alması gerekir. Dört gün sonra örtüyü açarak yeşilliği sulayın.
* Saksınız gölge bir yerde olmalı, direkt güneş ışığı ile temas etmemelidir. Günde 1 kere sulamanız yeterlidir. Buğday çimleri yerini severse, 7. günde iyice büyümüş olurlar. Yeşillik 12–15 cm kadar uzadığında, ihtiyacınız kadarını, olabildiği kadar dibinden kesin. Vitamin ve minerallerin çoğu bitkinin dibine yakın yerdedir. Sonra isterseniz salatanın üzerine doğrayın ya da en iyisi suyunu çıkarıp taze iken için. İsterseniz diğer meyve suları ile karıştırabilirsiniz. .
BUĞDAY ÇİMİNİN MADDELERLE 40 ÖNEMLİ FAYDASI:
1. Buğday çimi suyu %70 klorofil içerir.
2. İsviçre’deki ünlü Bircher-Benner Clinic’in kurucusu, “müsli”yi icat eden, araştırmacı bilimadamı Dr. Max Bircher, klorofili “Konsantre Güneş Gücü” olarak isimlendirmiş tir.
3. Klorofil hücre ve dokulara nüfuz ederek onları temizler, canlandırır ve yeniden yapılanmalarına destek olur.
4. Klorofil vücuttaki ilaç artıklarını ve kimyasalları temizler.
5. Klorofil vücuttaki toksinleri nötralize eder “zararsız” hale getirir.
6. Klorofil karaciğeri temizler.
7. Buğday çimi, havuç suyu ve diğer meyve ve sebzelerle karşılaştırıldığında MUHTEŞEM bir toksin attırıcıdır. Dr. Earp Thomas yaklaşık 6,8 kg buğday çiminin toksin attırıcı etkisinin yaklaşık 158,8 kg havuç, marul, kereviz vb. sebzeye eşit güçte olduğunu belirtmektedir.
8. Dr. Max Bircher’e göre “Klorofil; kalp ve damar sistemini güçlendirir, bağırsakları, rahmi ve akciğerleri olumlu etkiler… Bu nedenle de, canlandırıcı etkileri dikkate alındığında, başka hiçbir gıda ile karşılaştırılamayacak kadar güçlü bir toniktir.”
9. Dr. Ann Wigmore buğday çimini 30 yıl boyunca hastalarının kronik rahatsızlıkları nın tedavisine destek amaçlı besin olarak kullanmıştır.
10. Klorofil kan şekeri problemlerinin tedavisinde etkilidir.
11. Klorofil ışığın oluşturduğu ilk üründür ve herhangi bir elementin içerdiğinden daha fazla ışık enerjisi içerir.
12. Dr. Bircher’e göre, doğa klorofili (buğday çimini) vücudu temizleyen, zehirli maddelerin nötralize edilmesini -zararsız hale getirilmesini sağlayan- ve canlandırarak yeniden yapılanmasına -yenilenmesine- destek olan bir madde olarak kullanmaktadı r.
13. 1940 yılında Dr.Benjamin Cruskin American Journal of Surgery’de klorofili; * Kötü kokuların giderilmesi * Bakteri enfeksiyonları nın giderilmesi * Yaraların iyileşmesi * Cilt naklinde doku adaptasyonunun hızlandırılması * Kronik sinüzit tedavisi * Kronik iç kulak iltihaplanma ve/veya yangı tedavisi * Varis damarlarının tedavisi * Bacak ülserlerinin tedavisi * İltihaplı isilik tedavisi * Kabuklu cilt kabarıklıklarını n tedavisi * Rektum (anal) yaraların tedavisi * Rahim boynu yangılarının tedavisi, * Vajinal parazit enfeksiyonları nın tedavisi * Tifo, karahumma ateşini düşürme ve * İrin akma durumlarının birçoğunun tedavisi için önermiştir.
14. Bilimsel çalışmalar klorofilin, zararlı bakterilerin büyüme ve yayılımını engellediğini ispatlamıştır.
15. Klorofil aynı zamanda antibakteriyel olduğu için gerektiğinde vücudun hem içten hem de dıştan tedavisine/iyileş mesine ve sağlıklı kalmasına destek olur.
16. Klorofil pek çok bitkiden elde edilebilir, ancak buğday çimi en çok tavsiye edilen gıdadır, çünkü insanın ihtiyacı olan 100 den fazla besin içerir. Eğer organik toprakta yetiştirilirse toprakta var olan 102 mineralden 92′sini emerek kendi bünyesine alır.
17. Buğday çimi klorofil içeren tüm yeşil bitkiler gibi yüksek miktarda oksijen içerir. Beyin ve tüm vücut dokularının işlevlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri bol oksijenli bir ortamda mümkündür.
18. Buğday çimi suyu aknelerin iyileşmesini sağlar ve hatta 7-8 ay düzenli tüketim sonrasında yara izlerinin kaybolmasına bile destek olur. Tabii bunun için aynı zamanda sağlıklı beslenme de şarttır.
19. Klorofil tüm bitkilerin hayatı için temel olan maddedir.
20. Tanınmış Beslenme Uzmanı Dr. Bernard Jensen vücudun buğday çimi suyunu sadece birkaç dakika içinde ve oldukça düşük miktarda enerji harcayarak sindirebildiğ ini belirtmektedir.
21. Buğday çimindeki klorofil kan akışını yeniden düzenler. Değişik hayvanlarla yapılan testler klorofilin hiçbir toksik yan etkisi olmadığını ispatlamıştır. Kandaki kırmızı hücrelerin sayısı 4-5 günlük klorofil tüketiminden sonra normal seviyelerine yükselir ki bu ileri düzeyde anemi hastası veya kan sayımı düşük olan hayvanlarda yapılan testlerle de ispatlanmıştır.
22. Doğurganlığı düşük inek ve boğalara sahip olan Amerikalı çiftçiler hayvanların doğurganlığını artırmak amacıyla hayvanları buğday çimi ile beslerler, çünkü klorofilin içerdiği yüksek miktardaki magnezyum seks hormonlarını onaran enzimleri yapılandırır.
23. Buğday çimi “çim suyu faktörü” içerir ki bu madde otobur hayvanların hayatını sürdürebilmesi açısından gereken önemli maddelerden biridir.
24. Buğday çimi suyu vücudu temizleyen bir deterjan gibi hareket eder ve deodorant olarak da kullanılır, en önemlisi arkasında zararlı kalıntı bırakmaz.
25. Ham -işlenmemiş- saf klorofil içeren buğday çimi suyu, hiçbir toksik yan etkisi olmaksızın vücuttaki toksinlerin atımı açısından da çok faydalıdır.
26. Günlük beslenmeye ilave edilen küçük bir miktar çim suyu diş çürümelerini önler.
27. Ağızda 5 dakika tutulan buğday çimi suyu diş ağrılarını hafifletir ve diş etlerindeki zehirli maddelerin atılmasını sağlar.
28. Buğday çimi ile gargara yapmak iltihaplı boğaz ağrılarını hafifletir, iyileşmeyi hızlandırır.
29. Ağız apselerinde -iltihaplı durumlarda- buğday çimi suyuna batırılmış buğday çimi posasını iltihaplı bölgeye koyun veya buğday çimi çiğneyin. Posayı bir süre sonra tükürerek atın.
30. Buğday çimi suyu zengin bir enzim deposudur.
31. Buğday çimi suyu kabızlık tedavisinde ve bağırsakların açık tutulmasında çok etkilidir.
32. Sedef ve egzema gibi cilt hastalıkları için düzenli buğday çimi suyu için.
33. Düzenli buğday çimi suyu içmek saçların beyazlamasını önler.
34. Buğday çimi suyu her tür kan probleminin -rahatsızlığının- tedavisinde faydalıdır.
35. Buğday çimi suyu mükemmel bir cilt temzileyicidir ve cilt tarafından besin olarak emilebilir. Yeşil buğday çimi suyunu ılık suyla dolu küvete dökün ve 15-20 dakika küvette yatın, sonrasında soğuk suyla duş alarak durulanın -sabun kullanmayın-.
36. Buğday çimi suyu hazmı kolaylaştırır.
37. Buğday çimi suyu kolon duvarlarının temizlenmesi ve tedavisi için çok etkilidir.
38. Buğday çimi suyu akciğerlerde asidik gazları solumak nedeniyle oluşan yaraları iyileştirebilir. Klorofille artan hemoglobin üretimi sonucu hücrelere kanla daha fazla oksijen taşınabildiği için vücuttaki karbonmonoksidin vücuda zararlı etkileri minimize edilir.
39. Buğday çimi suyu kılcal damarları güçlendirdiği için yüksek tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir.
40. Buğday çimi suyu kurşun gibi ağır metallerin vücuttan atılımını kolaylaştırır. Özetle; Düzenli* buğday çimi suyu içen kişi kendini daha güçlü, dayanıklı, sağlıklı, hafif, özetle oldukça farklı bir şekilde iyi hisseder. * Düzenli içilmesi önerilen buğday çimi suyu miktarı; sağlığı korumak amacıyla içildiğinde günde 30 ml, tedaviye destek amaçlı içildiğinde günde 60 ml’dir.
Yetişkin bir insanın, günlük diyet lifi ihtiyacı yaklaşık 25 gram’dır. Kuru kayısının 100 gram’ında, 24 gram kayısı vardır. Yani 100 gram kuru kayısıyla günlük lif ihtiyacımız kolayca karşılanabilir.
İçeriğinde Na oranı düşük, K oranı yüksektir. Bu nedenle tansiyon, kalp, böbrek ve karaciğer hastaları için ideal bir besin kaynağıdır. Cildi nemlendiricidir.
Zeytinyağı gibi, kayısı yağı da tekli doymamış yağ asitlerince zengindir.
Trans yağ asiti gibi zararlı yağ asiti içermez. Tekli doymamış yağ asiti olan oleik asit, yani omega-9 oranı % 65′tir. Omega-6 oranı % 26′dır. Yağ asitleri, avokado ve susam yağında da olduğu gibi gliserinle esterleşmiş halde bulunur. Bu da ona, yumuşatıcı ve nemlendirici bir özellik verir.
Pişirmekle B17 vitamini zarar görmez. Ancak beta-glukozidaz enzimi zarar gördüğünden B17′nin kanserli hücreleri öldürme etkisi azalır. Özellikle, baş boyun kanserleri, akciğer kanseri, lenfoma, rahim ağzı kanserinde iyi neticeler bildirilmiştir. Rodanez adlı enzim, zehirli cyanid maddesini, zehirsiz neocyanat maddesine dönüştürür.
Orak hücreli anemi krizlerinin, ileri derece B17 vitamini eksikliğinden oluştuğu söylenmiştir. Batı ülkelerinde, B17 eksikliği vardır. Aynı zamanda da yine batı ülkelerinde, hücrelerdeki beta-glukozidaz enzimi de diğer ülkelerden daha fazladır. Doğu ülkelerinde ise, acıbadem gibi bitkiler fazla bulunduğundan B17 eksikliği pek görülmez.
Dr. Krebs, kanserden korunmak için günde 7 adet kayısı çekirdeği yen-
mesi
gerektiğini söylemiştir. Ancak FDAtaze kayısı çekirdeğini, zehirli ol-
duğu
gerekçesiyle yasaklamıştır. FDA, bu konuda bir çalışma başlatmış,
fakat
birkaç hasta ölünce çalışma sonlandırılmıştır. Cyanid zehirlenmesi-
nin
belirtileri, bulantı, kusma, çarpıntı, terlemedir. 1986′da FDA ve
1987′de
National Cancer Institute, Amygdalin uygulayarak yapılan çalış-
malarda,
kanserde faydası olmadığı, amygdalinin zehirli bir madde oldu-
ğu sonucunu
çıkarmıştır. 10 adet acı kayısı çekirdeğinin çocukları öldüre-
bileceği
bildirilmiştir. Baş ağrısı, baş dönmesi, konfüzyon, ishal, nefes dar-
lığı,
nabız sayısının azalması ve gözbebeklerinin büyümesi gibi bulgular
da
olabilir. . .
B17 vitamini: Kayısı çekirdeği başta olmak üzere, birçok meyve ve bitkinin çekirdeklerinde boldur. Elma, kiraz, vişne, şeftali, üzüm ve badem çekirdeklerinde mevcuttur. Çok yaygın olarak kullanılan keten tohumunda, zengin içeceği olan buğday çimi meyve suyunda da yüksek miktarda B17 vitamini vardır. Yine çok faydalı olduğu bilinen ahududu, esmer pirinçte de çok miktarda B17 bulunur. Yine daha çok zenginlerin ulaşabildikleri broko-li filizleri de B17 içerir. Taze kayısı çekirdeğinde de vardır, ancak acı çekirdeklerde 3 kat daha fazladır. Acı kayısı çekirdeği % 8 amygdalin yani B17 içerir. Buna cyanogenic glycosid de denir. Kanın asitliğini azaltır.
Her bölgenin kayısısı, farklı içeriktedir. Himalaya’daki Hunza kabilesinin diyetinde, kayısı ve kayısı çekirdeği çok önemli bir yer tutar. Bu kabilede, hiç kanser vakasına rastlanmadığı bildirilmiştir. Hunza kabilesi, kayısı krallığı olarak da bilinir. Hunza kabilesinde 900 yıldır kansere rastlanmadığı söyleniyor. Bu kabile, tamamen doğal gıdalarla beslenir. Gıdalarındaki günlük B17 vitamini oranının, 50-75 mg civarında olduğu tespit edilmiştir. Bundan yola çıkarak, koruyucu amaçlı günlük 50-75 mg B17 vitamini, yani nitrilosid almak gerektiği söylenmiştir. Hunza kabilesi, yazın 3 ay taze kayısı yer, kışın da kurutulmuş kayısı ve çekirdeğini yer.
Bundan 50-55 yıl kadar önce kayısı çekirdekleri, Türkiye’ye gelen yabancılar tarafından köylülerden toplanmıştır. O zaman kayısı çekirdeklerinin hangi amaçla toplandiği bilinmiyordu. Daha sonra öğrenildi ki o yıllarda, kayısı çekirdeği, kansere faydalı olduğu gerekçesiyle toplanıp yüksek ücretle pazarlanıyormuş. Bugün bazı internet sitelerinde, 50 gramı 5 dolara diye reklamı yapılıyor.
Dr. Krebs, bu konuyu açıklayan ilk bilim adamlarından birisidir. Binzel diyetiyle binlerce kanser hastasının iyileştirildiği bildirilmiştir. Bu diyetin en başlıca özelliği, B17 vitamini, yani nitriloside dayalı bir diyet olmasıdır.
7-10 adet kayısı çekirdeğinin her gün yenmesiyle kanserde koruyucu olduğu, 40 adet yenmesinin ise tedavi edici olduğu iddia edilmiştir. Ancak, bugüne kadar araştırmalarla net bir şekilde faydalı etkileri ortaya konmamıştır. Ferdi olarak yapılan bazı çalışma sonuçları şüpheyle karşılanmıştır.
Avustralya’da, içeriğindeki syanidin inert halinde olması nedeniyle zararsız olduğu söylenmiştir. Normal hücrelerde syanidi zararsız hâle getiren bir enzim vardır. Bu nedenle zarar vermez. Kanser hücreleri ise bu enzimi içermediğinden syanid kanserli hücreleri öldürür, denmiştir. Mexika’da, serbest olarak kayısı çekirdeğinden elde edilen laetril adlı ilaç satılmaktadır. Ancak bazılarına göre çekirdeğin yenmesi kadar etkili değildir.
Daha önce, normal hücrelerde syanidi zararsız hâle getiren, rodanez gibi enzimler olduğunu, kanserli hücrelerde ise bu enzimin bulunmadığını belirtmiştik. Kanser hücrelerinde de normal hücrelerde bulunmayan veya az bulunan beta-Glukosidaz adlı enzim bulunur. Bu enzim, nitrilosid bileşiğinin parçalanmasını sağlar. İki molekül glikozlu bileşik oluşur. Bu moleküllerden biri, hidrojensyanid, diğeri benzaldehiddir. Her ikisi de kanser hücrelerini öldürür. Benzaldehid, kanser hücrelerine hidrojensyanidden daha da toksiktir. Bazı kişilerde, rodanez enzimi eksik olabilir. O takdirde syanid normal hücrelere de zarar verir denmiştir. Target spesifik, yani hedefe yönelik kanser tedavisine çok güzel bir örnek olduğu, yan etkilerinin de düşük olduğu ifade edilmiştir.
Şayet vücutta yeterli çinko yoksa nitrilosid molekülleri, kanserli hücrelere taşınamaz. C vitamini de bu yolla oluşan kanser mücadelesinde önemlidir, denmiştir. Yeterli mangan, magnezyum, selenyum, A ve B vitaminlerinin de bulunması gerektiği söylenmiştir.
Malatya İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, acı kayısı çekirdeğindeki kanser önleyici madde olarak bilinen Amigdalin veya Vitamin B17 adlı maddenin Malatya’da üretilmesi için başlattıkları projeyi bitirdiklerini açıkladı.
Tartı
| Kayısı Çekirdeği Zehirli midir? Yenilebilir mi? Dr. Numan Potamyalı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Kayısı Çekirdeği Zehirli midir? Yenilebilir
mi?
IV.
Kayısı, sert çekirdekli meyveler grubunda
yer almaktadır. Etli ve sulu yenen meyvenin ortasında kahverengi-siyah renkte,
dış kısmı ligninleşerek sertleşmiş bir çekirdek bulunur. Yuvarlak, oval, eliptik
veya oblong şekilli kayısı çekirdeklerinin ağırlığı 1-4 g arasında değişir.
Meyvede çekirdek, ağırlık olarak % 3-7'sini, hacim olarak % 10-15'ni oluşturur.
Acı veya tatlı tohumlar ise çekirdeğin % 20-25'ni teşkil etmektedir. Çekirdek
kabuğu açık veya koyu kahverenginde olup kabuk hafifçe pürüzlüdür. Tohumları
tatlı, acı veya az acıdır. Çekirdekler meyve etine yapışık, yarı yapışık veya
serbesttir.
Avni Kaya; Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp
Fakültesi Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Van,
Türkiye Özet Tam
Metin Tedavinin esası yüksek yoğunlukta oksijen
verip siyanür antidot kiti kullanmaktır. Siyanür antidot kiti amil nitrit ve
sodyum nitrit içerir. Bunlar siyanomethemoglobindeki siyanür ile etkileşerek
methemoglobin geliştirirler. Siyanür antidot kiti ayrıca sodyum tiyosülfat
içerir ki, bu siyanomethemoglobini daha az toksik olan tiyosiyanata çevirir (1).
Hidroksikobalamin diğer bir antidottur. Siyanürle reaksiyona girip
siyanokobalamin oluşturur (1). Ülkemizde hidroksikobalamin içeren iki türlü
preparat vardır. Kayısı çekirdeği yemekten kaçının! ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Doç. Dr. Kürşat Aydın kayısı çekirdeğinin fazla yenmemesi gerektiğini belirterek, "Tatlı olmasına kanmayın. İçinde siyanid denilen bir madde var, zehirler" diyor... Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Aydın, özellikle çocuklarda 5-25 adet kayısı çekirdeği tüketilmesinin tehlikeli olabileceğini belirterek, "ağır zehirlenmelerde ve yetersiz tedavi durumunda ölümler olabilir" sözleriyle anne babaları uyardı. Doç. Aydın, kayısı çekirdeğindeki 'siyanid' maddesinin şeftali ve badem çekirdeğinde daha fazla olduğunu belirterek, "Kayısı çekirdeğinin tatlı olmasına kesinlikle aldanılmamalı. Çekirdekte bulunan siyanid benzeri maddeler, ciddi zehirlenmelere ve hatta ölümlere dahi neden olabilir. Bu madde çok acı badem ve şeftali çekirdeğinde de bulunurken az miktarda da kayısıda var. Acı olması nedeniyle şeftali ve badem tercih edilmezken, kayısı çekirdeği oldukça fazla yeniliyor" dedi. Doç. Dr. Aydın, vücut ağırlığı fazla olan erişkinlerde fazla sayıda çekirdek tüketilmemesi nedeniyle zehirlenme vakalarının nadir olduğunu belirterek "Kayısı çekirdeklerinin tatlı olanlarından birkaç tane yenilmesinde önemli bir sakınca olmasa da çoğu kez çocuklarda bu durumu kontrol altında tutmak mümkün olmaz. Çocuğun büyüklüğüne veya ağırlığına bağlı olarak 5- 25 kayısı çekirdeği yenilmesi ile zehirlenme meydana gelebilir. Kayısı çekirdeklerinin yenilmesinden birkaç saat sonra bulantı, kusma, karın ağrısı, baş ağrısı, solunumun bozulması, uyku hali, bilinç bozukluğu, havale ve koma gibi belirtilerle zehirlenme durumu ortaya çıkar. Ağır zehirlenmelerde ve yetersiz tedavi durumunda ölüm dahi olabilir" diye konuştu. DOĞRUSU, YEMEMEK Kayısı çekirdeği yenilmesi sonrası bu şikayetleri bulunan çocukların en uygun sağlık merkezine götürülerek gözlem altına alınması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Aydın, "Hasta, uzman hekim gözetiminde kusturulmalı, midesi yıkanmalı, oksijen tedavisi, siyanid antidotlarının verilmesi ve destek tedavisi çoğu zaman hayat kurtarıcı olmaktadır" dedi. Doç. Dr. Aydın, "tedavi büyük oranda başarılı olup, çoğu kez ciddi sakatlık ve ölüm olmasa da önemli maddi ve manevi külfetlere yol açmaktadır. Bu nedenle kayısı çekirdeğinin yenilmemesi çok daha doğru bir yaklaşımdır" diye konuştu." Kaynak: http://www.afiyetle.com/1339-Kayisi_cekirdegi_yemekten_kacinin.html Kayısı çekirdeği yedi... 4 yaşındaki Yasir, kırıp yediği kayısı çekirdeğinden zehirlendi, bitkisel hayata girdi. Çekirdekte siyanür olduğu belirlendi. Yasir, hareket edemiyor, konuşamıyor. Uzmanlar ise olgunlaşmamış meyve çekirdekleri için uyarıyor. Van’ın Edremit ilçesinde yediği kayısı çekirdeğinden zehirlenen 4 yaşındaki çocuk, yaşamını yatağa bağlı sürdürüyor. Köprüler köyünün imamı Ercan Caniş’in 4 yaşındaki oğlu Yasir, bulduğu bir kayısı çekirdeğini yedikten bir süre sonra rahatsızlandı. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesine kaldırılan ve yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan Yasir Caniş’in, yapılan tetkikler sonucu, yediği kayısı çekirdeğindeki siyanürden zehirlendiği belirlendi. Kayısı çekirdeğinki siyanür zehirledi Baba Ercan Caniş, doktorların, oğlunun kayısı çekirdeğinden zehirlendiğini belirtmesi üzerine büyük şaşkınlık yaşadığını, emin olmak için tahlilleri Ankara’ya gönderdiklerini söyledi. Ankara’dan gelen sonuçlarda da oğlunun kayısı çekirdeğindeki siyanürden dolayı zehirlendiğini öğrendiklerini anlatan Ercan Caniş, oğlunun 9 gün boyunca yoğun bakım ünitesinde kaldığını, ardından taburcu edildiğini belirtti. Ölümden dönen Yasir’in hareket edemediğini, konuşamadığını, yatağa bağlı olarak yaşamını sürdürdüğünü belirten Caniş, oğlunun bir an önce eski sağlığına kavuşması için tedavinin devam ettiğini vurguladı. ‘Olmamış meyve çekirdeği riskli’ Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan Ünal, Yasir Caniş’in, kayısı çekirdeğinden kaynaklanan zehirlenme nedeniyle hastaneye geldiğini, yapılan tetkiklerde, beyninde ciddi bir zedelenme bulgusuna rastladıklarını ifade ederek, şöyle devam etti,”Siyanür zehirlenmelerini başka şekillerde görüyorduk. Ancak meyve çekirdeğindeki siyanür vakası ile ilk kez karşılaştım. Bazı meyvelerin çekirdeklerinde, özellikle olgunlaşmamış meyvelerin çekirdeğinde siyanür var. Bunlar olgunlaşmadan kırılıp yenildiğinde, bu tür riskler olabiliyor.” Yasir Caniş’in beyninde zehirlenmeye bağlı olarak damar tıkanıklığı ve kanamaların ortaya çıktığını ifade eden Prof.Dr. Ünal, bu durumun da hastada ciddi kalıcı hasarlar bırakmasının doğal olabileceğini, Caniş’in beynindeki lezyonların da kalıcı hasar bırakan türler olduğunu kaydetti. Nadir görülen vakalardan Bu tür vakalarla nadir karşılaşıldığını bildiren Prof. Ünal, şöyle devam etti, “Bu durum, tıp literatüründe de oldukça nadir rastlanılan bir olaydır. Bunlardan biri, birkaç yıl önce yayınlanmış. Biz de bu vakayı tıp literatürüne kazandıracağız. Nadir karşılaşılan bir durum olsa da anne ve babalar, çocuklarını meyve çekirdeği konusunda uyarmalıdır. Olgunlaşmamış meyve çekirdekleri çocuklara verilmemelidir. Sık karşılaşılmasa da aileler bu uyarıyı dikkate almalıdır.” 5 taneden fazla sakın yemeyin Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç.Dr.Aydın, özellikle çocuklarda 5-25 adet kayısı çekirdeği tüketilmesinin tehlikeli olabileceğini belirterek, “ağır zehirlenmelerde ve yetersiz tedavi durumunda ölümler olabilir” sözleriyle anne babaları uyardı. Doç. Dr. Kürşat Aydın, kayısı çekirdeğindeki ‘siyanid’ maddesinin şeftali ve badem çekirdeğinde daha fazla olduğunu anlattı: “Kayısı çekirdeğinin tatlı olmasına kesinlikle aldanılmamalı. Kayısının çekirdeğinde bulunan siyanid benzeri maddeler, ciddi zehirlenmelere ve hatta ölümlere dahi neden olabilir. Bu madde çok acı badem ve şeftali çekirdeğinde de bulunurken, az miktarda kayısı çekirdeğinde de bulunmaktadır. Acı olması nedeniyle şeftali ve badem çekirdekleri yenilmezken, kayısı çekirdeği oldukça fazla yeniliyor.” Doç. Dr. Aydın, vücut ağırlığı fazla olan erişkinlerde fazla sayıda çekirdek tüketilmemesi nedeniyle zehirlenme vakalarının nadir olduğunu açıkladı, “Kayısı çekirdeklerinin tatlı olanlarından birkaç tane yenilmesinde önemli bir sakınca olmasa da çoğu kez çocuklarda bu durumu kontrol altında tutmak mümkün olmaz. Kayısı çekirdeklerinin yenilmesinden birkaç saat sonra bulantı, kusma, karın ağrısı, baş ağrısı, solunumun bozulması, uyku hali, bilinç bozukluğu, havale ve koma gibi belirtilerle zehirlenme durumu ortaya çıkar. Ağır zehirlenmelerde ve yetersiz tedavi durumunda ölüm dahi olabilir.” Alıntı: http://www.gazetevatan.com/haber/kay...25480/1/Gundem
|