Makamların ve usullerin çok değişik isimleri ile karşılaşıyoruz ve ne anlama geldiği hakkında genel olarak bir bilgimiz yok her dersde acaba ne demek diye düşünmicez artık :)) işte size anlamları:)) SEVGİLERRR
KLASİK TÜRK SANAT MÜZİĞİNDE MAKAMLARIN VE USULLERİN İSİMLERİNİN ANLAMLARI
Acem: Arapça "Acem: Arap olmayan, İran işi, İranlı". Arapça metinlerde "acem" kelimesinin "Arap olmayan" anlamında da kullanıldığı, bunun sonucunda "Acem" kelimesiyle sadece İranlı değil Türk, Hintli gibi farklı ulusların da kastedilmekte olduğu da unutulmamalıdır.
Acem-aşîrān: Arapça "Acem" ve "aşîrān: onda bir"den "Acem-aşîrān: 'İran işi' 'onda bir'". Aşîrān'ın etimolojisi Tietze'de Farsça "dostlar" olarak kayıtlıdır (Tietze, 218); ancak risāleler adın makamın ses değerleriyle ilişkili bir anlama sahip olduğunu ve doğru etimolojisinin Arapça "onda bir" olarak tespit edilmesi gereğini ortaya koyar (Bk: Uslu, 250).
Acem-kürdî: Arapça "Acem" ve Türkçe "Kürt" ve Arapça aidiyet eki "-î"den "Kürdî: Kürde ait"ten "Acem-Kürdî: 'İran' ve 'Kürd'e ait'".
Acemdilfirîb: Arapça "Acem: İran'a ait, İranlı" ve Farsça "dilfirîb: gönül aldatan"dan "acem dilfirîb: İran işi gönül aldatan".
Acemmurassā: Arapça "Acem: İran'a ait, İranlı" ve "murassā: bezenmiş, süslenmiş"ten "acem murassa: İran işi bezenmiş".
Âhengitarāb: Farsça "âheng: uyum, ritim" Arapça "tarāb: eğlence"den "âheng-i tarāb: eğlencenin ahengi, ritmi".
Anberefşān: Farsça "anber: güzel koku" ve "feşān: saçan"dan " anberfeşān: güzel kokular saçan". Ancak eski Farsça'da "f" harfi ile başlayan bazı kelimelerin başında "e" harfi de görüldüğünden kelime Türkçe'de daha çok "anberefşān" şeklinde kullanılmaktadır.
Arabān: Arapça "Arap" kelimesi Farsça "ān" çoğul ekiyle "Araplar".
Arak: Arapça 1. "ter", 2. "rakı".
Arazbār: Arapça "araz: ser-asker" ve Farsça "bār: büyük"ten "arazbâr: baş kumandan".
Aşkefzā: Arapça "aşk: aşk, sevgi" ve Farsça "efzā: arttıran"dan "aşkefzā: aşk arttıran, sevgi katan".
Babatāhir: İranlı mutasavvıf-şair Baba Tâhir-i Uryān (938?-1010?)'ın adından. Kelime kısalmış şekliyle "tāhir" makamı.
Bahrināzik: Arapça "bahr: deniz" ve "nāzik: ince, latif"ten "bahr-i nāzik: ince, latif bir deniz".
Bayātî: Türkçe "Bayat boyunun adı" ve Arapça aidiyet eki "-î"den "Bayātî: Bayat boyuna ait/has".
Bendihisār: Arapça "bend: duvar" ve "hisâr: kale"den "bend-i hisār: kale duvarı".
Bestenigâr: Farsça "beste: örülmüş, bağlanmış, beste" ve "nigâr: suret, nakış"tan "bestenigâr: nakış beste".
Bûselik: Arapça "Ebû Selik"ten "bûselik: şeyh, mürşit".
Büzürk: Farsça "kocaman, çok büyük".
Cānfezā: Farsça "cān: can, yaşam" ve "fezā: arttıran"dan "cānfezā: can arttıran, cana can katan".
Cihārağazîn: Farsça "çehār / cihār: dört" ve "ağazîn: başlayan" dan "cihār ağazîn: dörtten (dördüncü mertebeden) başlayan".
Çārgâh: Farsça "çehār: dört" ve "gâh: yer"den "çārgâh: dördüncü yer".
Dilkeş-hāverān: Farsça "dil: gönül", "keş: çeken" ve "Hāverān: bir coğrafî yer adı/Batı"dan "Dilkeş Hāverān: gönül çeken Haverān / Batı".
Dilkeşîde: Farsça "dil: gönül" ve "keşîde: çeken"den "dilkeşîde: gönül çeken".
Dilnişîn: Farsça "dil: gönül" ve "nişîn: oturan, tutan"dan "dilnişîn: gönülde yer tutan, hoş, latif".
Dügâh: Farsça "dü: iki" ve "gâh: yer"den "dügâh: ikinci yer".
Evcārā: Arapça "evc: doruk" ve Farsça "ār: ā süsleyen"den "evcārā: dorukları süsleyen".
Eviç: Arapça "evc: en üst derece, zirve, doruk".
Ferahfezā: Farsça "ferah: rahatlık, sevinç, neşe" ve "fezā: arttıran"dan "ferahfezā: ferahlık arttıran, neşe çoğaltan".
Ferahnâk: Farsça "ferah: rahatlık, sevinç, neşe" ve isimden sıfat yapma eki "-nâk"tan "ferahnâk: ferahlı, neşeli, sevinçli".
Ferahnümā: Farsça "ferah" ve "nümā: gösteren"den "ferahnümā: ferahlık gösteren".
Gerdāniye: Farsça "gerdân: dönücü, dönen"den "gerdāniye: dönen, dönerek ilerleyen".
Gonca-i Ra'nâ: Farsça "gonca: açılmamış gül" ve "ra'nâ: güzel, latif, hoş görünen"den "gonce-i ra'nâ: güzel, latif bir gül goncası". Gonca-i ra'nâ, aynı zamanda eskiden "Edirne gülü" de denilen, sarı ve kırmızı renklerden oluşan gül çeşidinin de adıdır.
Güldeste: Farsça "gül demeti, gül buketi".
Gülizār: Farsça "gül" ve "izār: yanak"tan "gülizār: gül yanak".
Gülşenivefā: Arapça "gülşen: gül bahçesi" ve "vefā: sevgi"den "gülşen-i vefā: sevginin gül bahçesi".
Gülzâr: Farsça "gül bahçesi".
Heftgâh: Farsça "heft: yedi" ve "gâh: yer"den "heftgâh: yedinci yer".
Hicāz: Arapça bir coğrafi yer adından.
Hicāz Karabatak: Arapça "Hicâz" ve Türkçe bir kuş adı olan "karabatak"tan "Hicâz karabatak: Hicaz karabatağı".
Hicāzsebzezār: Arapça "Hicāz" ve Farsça "sebzezār: çimenlik, bahçelik"ten "Hicāz sebzezār: Hicaz bahçesi".
Hicāzşehsuvār: Arapça "Hicāz" ve Farsça "şehsuvār: usta at binicisi"nden "Hicāz şehsuvār: Hicaz at binicisi".
Hicāzkār: Arapça "Hicāz" ve "kâr: iş"ten "Hicāzkâr: Hicāz işi".
Hisār: Arapça "kale".
Hümāyûn: Farsça "kutlu, kutsal, sultana ait".
Hûzi: Farsça aynı adlı makam adından.
Hüseynî: Arapça "Hüseyin" ve Arapça aidiyet eki "-î"den "Hüseynî: Hz. Hüseyin'e ait olan".
Hüzzām: Farsça aynı adlı makam adından. (Bu makam adının etimolojisi ile ilgili bilgiler yeteri kadar kesinleştirilebilmiş değildir. Araştırmacıların bir kısmı, adı Arapça "hüzn: hüzün" kelimesiyle ilişkilendirerek "hüzzam: çok hüzünlü" biçiminde açıklamaktaysalar da, Arap dili morfolojisinin -hüzn kelimesinin üçüncü asli harfinin "n" oluşundan ötürü- böyle bir yapıya olanak sağlamaması, kelimenin Arap dili lûgatinde bu biçimiyle mevcut olmaması vb. sebeplerle, anlamının aslında bu olmadığı açıktır. Öte yandan bazı kaynaklarda, yukarıdaki değerlendirmelerle çelişen biçimde, kelimenin Farsça kökenli olduğu bilgisi yer almaktadır ki, bu durumda kelimenin bükümlü bir kelime olması, dolayısıyla "hüzn" kelimesiyle köken açısından bir bağının bulunması ihtimali bütünüyle ortadan kalktığından, kelimeye "hüzünlü" anlamını yüklemek iyice olanaksız hâle gelmektedir. Kaldı ki, kelimenin Farsça kökenli olduğunu ileri süren kaynaklarda kelimenin anlamı üzerinde hiçbir şekilde durulmamıştır. Özetle, kelimenin hangi dilden geldiği, anlambilimsel açıdan tam olarak neyi karşıladığı belirsizdir. Bununla birlikte XV. Yüzyıl bazı güfte mecmualarında "hazzān" yazılmış makam adının daha sonraları "hüzzâm" şekline dönüşmüş olması da düşünülebilinir.
Irāk: Arapça bir coğrafî yer adından.
Isfahān: Farsça bir coğrafî yer adından.
Isfahānek: "Isfahân" ve Farsça küçültme eki "-ek"ten "küçük Isfahân".
Karcığar: Türkçe bir kuş adından.
Kûçek: Farsça "küçük".
Kürdî: Türkçe "Kürt" ve Arapça aidiyet eki "-î"den "Kürdî: Kürde ait, Kürtle ilgili".
Kürdîlihicāzkâr: Türkçe-Arapça "Kürdî" ve Arapça "Hicāzkâr"dan "Kürdilihicâzkâr: 'Kürde ait Hicāz işi'".
Mahûr: Farsça "meyhane, kumarhane".
Maverāünnehr: Arapça "nehirin ötesi, ardılı". Aynı adla anılan bir coğrafî yer adından.
Māye: Farsça "öz, maya.
Muhayyer: Arapça "seçilmiş, beğenilmiş".
Muhayyer-sümbüle: Arapça "muhayyer: seçilmiş, beğenilmiş" ve "sümbüle: başak"tan "muhayyer sümbüle: seçilmiş, beğenilmiş başak".
Müberka: Arapça 1."yüzünde perde olan kadın" 2."başı beyaz renkte koyun".
Müsteār: Arapça "sonradan alınmış, takma".
Nārefte: Farsça olumsuzluk eki "-nā" ve "refte: yürüyen, geçen"den "nārefte: kimsenin geçmediği yer".
Necdihüseynî: Arapça "necîd: kahraman" ve "Hüseynî: Hüseyin'e ait"ten "necîd Hüseynî: kahraman Hüseyine ait". Bu terkip "Necd-i Hüseynî" şeklinde de yazılmıştır.
Neveser: Farsça "nev: yeni" ve Arapça "eser"den "nev'eser: yeni eser".
Nevā: Farsça 1. "ses" 2. "uyum".
Nevrûz: Farsça "nev: yeni" ve "rûz: gün" den "nevrûz: yeni gün".
Nigâr: Farsça 1. "resim" 2. "suret" 3. "sevgili".
Nihāvend: Farsça bir coğrafi yer adından.
Nihāvendikebir: Farsça "Nihāvend" ve Arapça "kebîr: büyük"ten "Nihāvend-i kebîr: büyük Nihavend".
Nihāvendirûmî: Farsça "Nihāvend" ve Arapça "Rûmî: Anadolu'ya ait"ten "Nihāvend-i Rûmî: Anadolu Nihāvend'i".
Nikrîz: Farsça "nîk: iyilik" ve "rîz: saçan"dan "nikrîz: iyilik saçan, neşe dağıtan".
Nişābur: Farsça bir coğrafi yer adından.
Nişāburek: Farsça "Nişābur" ve küçültme eki "-ek"ten "Nişāburek: küçük Nişābur".
Nühüft: Farsça "gizli, saklı".
Pençgâh: Farsça "penc: beş" ve "gâh: yer"den "pençgâh: beşinci yer".
Pesendîde: Farsça "beğenilmiş, sevilmiş".
Rāhatfezā: Arapça "rāhat: dinlenme, huzur bulma" ve Farsça "fezā: arttıran"dan "rāhatfezā: rahatlık arttıran".
Rāhatülervāh: Arapça "rāhat: dinlenme, huzur bulma" ve "ervâh: ruhlar"dan "rāhatülervāh: ruhların dinlenmişliği, ruhların huzuru".
Rāst: Farsça "râstâ: övmek"ten "rāst: övmek, medh etmek, doğru, düzgün".
Rāstgüldevri: Farsça "Rāst" ve "güldevri: gül mevsimi, bahar"dan "Rāst gül devri: Rast'ın gül mevsimi, Rast'ın baharı".
Rāstlālezār: Farsça "Rāst" ve "lālezār: lāle bahçesi"nden "Rāst lālezār: Rast'ın lāle bahçesi".
Rāst-māye: Farsça "Rāst" ve "māye: öz"den "Rāst māye: Rast'ın özü".
Rāstmenekşezār: Farsça "Rast" ve "menekşezār: menekşe bahçesi"nden "Rāst menekşezār: Rast'ın menekşe bahçesi".
Rāstmevcideryā: Farsça "Rāst", Arapça "mevc: dalga" ve Farsça "deryā: deniz"den "Rāst mevc-i deryâ: Rast'ın deniz dalgası".
Rāstmurassā: Farsça "Rāst" ve Arapça "murassā: süslenmiş, bezenmiş"ten "Rāst murassā: Rast'ın süslenmişi, bezenmişi".
Rāstmuzaffer: Farsça "Rāst" ve Arapça "muzaffer: zafer kazanmış"tan "Rāst muzaffer: Rast'ın zafer kazanmışı".
Rāstıcedîd: Farsça "Rāst" ve Arapça "cedîd: yeni"den "Rāst-ı cedîd: yeni Rast".
Rehāvi: Farsça 1."Eski adı Rehâ olan Urfa'ya ait" 2."küçük, sandukalı bir çalgı".
Rengidil: Farsça "reng: renk, suret, oyun" ve "dil: gönül"den "reng-i dil: gönül rengi, gönül sureti, gönül oyunu".
Revnâknümā: Arapça "revnâk: parıltı, güzellik" ve Farsça "nümā: gösteren"den "revnâknümâ: güzellik gösteren".
Rûhnüvāz: Arapça "rûh: ruh" ve Farsça "nüvāz: okşayan"dan "ruh okşayan".
Rûy-ı Arak: Aslı "rûy-ı Irāk"tır. Farsça rûy: yüz, çehre" ve Arapça bir coğrafi yer adı olan "Irâk"tan "rûy-ı Irâk: Irak çehresi, Irak siması, Irak çeşnisi".
Sabā: Arapça "seher yeli".
Sabā-zemzeme: Arapça "sabā: seher yeli" ve "zemzeme: nağme"den "sabā zemzeme: seher yeli nağmesi".
Sāzkâr: Farsça "uygun, muvafık".
Sāzkâr-mâye: Farsça "sāzkâr: uygun" ve "māye: öz"den "sāzkâr māye: uygun öz".
Segâh: Farsça "se: üç" ve "gâh: yer"den "segâh: üçüncü yer".
Segâh Karabatak: Farsça "Segâh" ve Türkçe bir kuş adı olan "katabatak"tan.
Selmek: Farsça aynı adlı makam adından. Derviş Halil'in Risâle-i Musikisi'nde makam adının "düşük, eşek sesi" gibi anlamlara geldiği yazılıdır (Bk: Uslu, 250).
Sipihr: Farsça 1. "gök" 2. "talih".
Sultānîyegâh: Arapça "sultān: padişah", aidiyet eki "-î" ve Farsça "Yegâh"tan "Sultânîyegâh: Padişaha has Yegâh".
Sûzidil: Farsça "sûz: yakan, yakıcı" ve "dil: gönül"den " sûz-i dil: gönül yakıcı".
Sûzidilārā: Farsça "sûz: yanık", "dil: gönül" ve "ārā: süsleyen"den "sûzidilārā: yanık gönülleri süsleyen".
Sûzināk: Farsça "sûz: yakan, yakıcı" ve isimden sıfat yapma eki"-nāk" dan "sûzinâk: yakıcı, ateşli".
Şavkıdil: Farsça "şavk: ışık" ve "dil: gönül"den "şavk-ı dil: gönlün ışığı".
Şedarabān: Arapça "şedd: hızlıca götürmek, göçürmek" ve "Arabān"dan "şedd-i Arabān: Arabân makamının göçürülmüşü".
Şehnāz: Farsça, meşhur bir dünya güzelinin adından, "çok güzel" anlamı yüklenerek.
Şerefnümā: Arapça "şeref: büyüklük, ululuk" ve Farsça "nümā: gösteren"den "şerefnümā: büyüklük gösteren, onur veren".
Şevkāver: Arapça "şevk: arzu, istek, yaşama sevinci" ve Farsça "āver: getiren, veren"den "şevkāver: şevk dağıtan, yaşama sevinci veren".
Şevkefzā: Arapça "şevk: arzu, istek, yaşama sevinci" ve Farsça "efzā: arttıran"dan "şevkefzā: şevki arttıran, yaşama sevincini çoğaltan".
Şevkicedîd: Arapça "şevk: arzu, istek, yaşama sevinci" ve "cedîd: yeni"den "şevk-i cedîd: yeni bir arzu, yeni bir istek, yeni bir yaşama sevinci".
Şevkiserāb: Arapça "şevk: arzu, istek, yaşama sevinci" ve Farsça "serāb: serâp"tan "şevk-i serâb: serap sevinci, hayal arzusu".
Şevkitarāb: Arapça "şevk: arzu, istek, yaşama sevinci" ve Farsça "tarāb: eğlence"den "şevk-i tarâb: eğlence arzusu, eğlence şevki, sevinci".
Şîvenümā: Farsça "şîve: naz, işve" ve "nümā: gösteren"den "şîvenümā: şive gösteren, cilve sunan".
Tāhir: Arapça "temiz". Baba Tahir'den kısaca "tāhir".
Tarzıcedîd: Arapça "tarz: üslûp, eda" ve "cedîd: yeni"den "tarz-ı cedîd: yeni üslûp".
Tarzınevîn: Arapça "tarz: üslûp" ve Farsça "nevîn: yepyeni"den "tarz-ı nevîn: yepyeni üslûp".
Tavrımāhûr: Arapça "tavır: eda, uslûp" ve Farsça "māhûr: meyhâne"den "tavr-ı māhûr: meyhane üslûbu, meyhane edası".
Tebrîz: Farsça bir coğrafi yer adından.
Uşşāk: Arapça "âşıklar".
Uzzal: Arapça "fark ettiren, ayıran".
Vechi-arazbār: Arapça "vech: uslûp" ve "arazbār: başkumandan" dan "vech-i arazbār: kumandan üslûbunca".
Vechişehnāz: Arapça "vech: uslûp" ve Farsça "şehnāz: dünyaca ünlü bir güzelin adından hareketle çok güzel" sıfatından "vech-i şehnâz: güzel, nazlı bir dilber üslûbunca".
Yegâh: Farsça "yek: bir" ve "gâh: yer"den "yegâh: birinci yer".
Zāvil: Arapça 1."son bulan, sona eren" 2."aşağı inen".
Zengüle: Farsça "çan, çıngırak".
Zîrefkend: Farsça "zîr: aşağı, alt" ve "efkende: düşmüş"ten "zîrefkend: aşağısı düşmüş".
Zîrkeşîde: Farsça "zîr: aşağı, alt" ve "keşîde: çekilmiş"ten "zîrkeşîde: altı çekilmiş".
Makamlarla benzer bir gelişim çizgisi izleyen usullerin adlandırmalarına bakıldığında ise, Türkçe kökenli adların bir nebze de olsa daha yaygın bir yer bulduğu görülür. Kuşkusuz, Arapça ve Farsça adlandırmalar yine ağırlıktadır; ancak özellikle Türk müziğine has ritim kalıplarına Türkçe adlar verildiği (Aksak, Ağır Aksak vs.), Batı müziği ritimlerine benzeyen vuruşların da Batı kökenli sözcüklerle (Frenkçin, Mandıra, Katakofti vs.) adlandırıldığı dikkat çeker. Anlamsal özelliklerine bakıldığında ise, ritmi tanımlamaya/betimlemeye yönelik adların ağırlığı görülür. Bunun yanında ritmin insan ruhu üzerindeki etkisini tanımlamaya ilişkin adlandırmalar da yok değildir. İlginç olarak, Mandıra (ağıl) gibi, Fahte (güvercin) gibi ilk bakışta usul kavramıyla bağıntısı kurulamayan, ancak belki çağrışımsal bir biçimde anlam bağı oluşturulabilen bazı adlandırmalara da rastlanır. Usûl adlarının etimolojisi ile ilgili tablo şöyledir:
Aksak: Türkçe "aksayan".
Ağır Aksak: Türkçe "ağır ve aksak".
Türk Aksağı: Türkçe "Türk aksağı".
Bangıceres: Farsça "bang: ses" ve Arapça "ceres: çıngırak"tan "bang-ı ceres: çıngırak sesi".
Bektāşi Raksı: Türkçe-Arapça, "Bektāşi dansı".
Berefşān: Farsça "ber: meyve" ve "efşān: saçan"dan "berefşān: meyve saçan".
Nîm Berefşān: Farsça "nîm: yarım" ve "Berefşān"dan "nîm Berefşān: yarım Berefşān".
Curcuna: Türkçe "güçlü ve birbiri içine girmiş ses".
Çenber: Farsça "dāire, halka".
Çengiharbî: Farsça "çeng: kanuna benzer bir saz" ve Arapça "harp: savaş"tan "çeng-i harbî: savaş sazı, savaş ezgisi".
Çifte Düyek: Türkçe "çift" ve Farsça "düyek"ten "çifte Düyek, ikili Düyek".
Darb: Arapça "vuruş".
Darbeyn: Arapça "iki vuruş".
Bulgar Darbı: Türkçe-Arapça "Bulgar vuruşu".
Darbı-arabî: Arapça "Arap vuruşu".
Darbıfetih: Arapça "fetih vuruşu".
Devrihindî: Arapça "Hint devri, dolanımı".
Devrikebîr: Arapça "büyük devir, dolanım".
Devrirevān: Arapça "devir" ve Farsça "revān: yürüyen"den "devr-i revān: yürüyen devir".
Devrituran: Arapça "Türk devri, dolanımı".
Dilrubā: Farsça "dil: gönül" ve "rub: kapan"dan "dilrubā: gönül kapan".
Dolāb: Arapça "devreden, dönen".
Düyek: Farsça "dü: iki" ve "yek: bir"den "düyek: iki kez bir, iki kere".
Ağır Düyek: Türkçe "ağır" ve Farsça "düyek"ten "ağır Düyek".
Evfer: Arapça "sayıca, değerce daha çok".
Evsat: Arapça "orta, alçak ile yüksek arası".
Nîm Evsat: Farsça "nîm: yarı" ve Arapça "Evsat"tan "nîm Evsat: yarım Evsat".
Fahte: Farsça "güvercin".
Lenkfahte: Farsça "lenk: aksak" ve "fahte: güvercin"den "lenk fahte: aksak güvercin".
Fer: Farsça 1. "parlaklık, aydınlık" 2. "ziynet, süs".
Frenkçin: Fransızca Fransız usulü.
Gülşen: Farsça "gül bahçesi".
Hafîf: Arapça "hafif, hızlı".
Nîm Hafîf: Farsça "nîm: yarı" ve Arapça "Hafîf"ten "nîm Hafîf: yarı Hafîf".
Hāvî: Arapça "ihtiva eden, kapsayan, toplayan".
Harzem: Türkçe bir coğrafi yer adından.
Heftā: Farsça "yedili".
Hezec: Arapça "güzel sesle şarkı okuma".
Hünerdarb: Arapça-Arapça "Hüner vuruşu".
Kadîm Evfer: Arapça "kadîm: eski" ve "Evfer"den "kadîm Evfer: eski Evfer".
Karadeniz: Türkçe "Karadeniz".
Katakofti: Yunanca "katakepto: doğrama"dan "katakofti: kabadayı edası". Yılmaz Öztuna'nın Türk Musikisi Ansiklopedi'sinde "katakofti"nin tamamen uydurma bir sözcük olduğu bilgisi yer almakta ve "Müsemmen" usulü karşılığı olarak kullanıldığı belirtilmektedir (Bk: Öztuna, 332).
Mandıra: Yunanca "mandira: sütlerin toplandığı yer"den "mandıra: ağıl".
Muhammes: Arapça "beş parçadan oluşan".
Müsemmen: Arapça "sekiz parçadan oluşan".
Nîm Devir: Farsça "nîm: yarı" ve Arapça "devîr"den "nîm devir: yarım devir, yarım dolanım".
Oynak: Türkçe "oynak, hareketli".
Raksān: Arapça "raks eden, dans eden, oynayan".
Remel: Arapça "koşan, hızlı ilerleyen".
Sakîl: Arapça "ağır, kasvetli".
Nîm Sakîl: Farsça "nîm: yarı" ve Arapça "Sakîl"den "nîm Sakîl: yarım Sakîl".
Semāî: Arapça "kulağa mensup, işitilerek öğrenilen".
Sengin Semāî: Farsça "sengin: taştan" ve Arapça "semāî"den "Sengin Semāî: taştan Semāî".
Yürük Semāî: Türkçe "yürük: yürüyen" ve Arapça "semāî"den "Yürük Semāî: yürüyen Semāî".
Sofyān: Farsça bir coğrafi yer adından.
Nîm Sofyān: Farsça "nîm: yarı" ve Sofyan'dan "nîm Sofyan: yarım Sofyan".
Süreyyā: Arapça "Ülker yıldızı".
Şîrîn: Farsça "tatlı, sevimli, cana yakın".
Tek vuruş: Türkçe "tek vuruş".
Zafer: Arapça "üstün gelme, kazanma".
Zencîr: Farsça "zincir".