Edep bir tac imiş Nur-u Hüda’dan

137 views
Skip to first unread message

ayhan

unread,
Apr 9, 2010, 8:38:49 AM4/9/10
to Yuksel Demirel, ah...@hotmail.com, ayse...@hotmail.com, enver...@hotmail.com, kgokc...@hotmail.com, mikad...@hotmail.com
Edep bir tac imiş Nur-u Hüda’dan
Giy ol tacı, emin ol her beladan
...
Mevlâna Celaleddin Rumî  , Mesnevî’sinde şöyle diyor:
“Allah’tan edebe muvaffak olmayı dileyelim. Edebi olmayan kimse Allah’ın lütfundan mahrumdur.
Edebi olmayan yalnız kendine kötülük etmiş olmaz. Belki bütün dünyayı ateşe vermiş olur.?”
Edep, nefsini tanıyıp haddini bilmektir.
Edep, kul olduğunu anlayıp Yüce Mevlâ’ya yönelmektir.
Edep, kibri kırıp tavazuya sarılmaktır.
Edep, fani dünyayı tanıyıp boş davaları bırakmaktır.
Edep, Cenab-ı Hakk’ın ve varlıkların haklarını güzel korumaktır.
Edep, hayalı ve vefalı olmaktır.
Edep, pişman olunacak şeyleri yapmamaktır.
Kısaca edep, güzel ahlâktır.
Güzel ahlâk ise, içiyle dışıyla doğru olmak ve bu doğruluk üzere yaşamaktır.
Buna denge ve istikamet denir.
Dengeli olmak, devamlı aynı güzel hâli korumaktır.
Acı tatlı bütün hallerde istikametini bozmayan, dost ve düşmana karşı dürüstlükten ayrılmayan kimse dengeli insandır.
Denge, insandaki akıl seviyesini gösterir.
Seriy es-Sakatî  der ki: “Edep, aklın tercümanıdır.”
Bunun manası şudur: Herkes aklı kadar edepli olur.
Edebi kıt, ahlâkı bozuk olana hakiki manada akıllı denmez.
KALPTE NE VARSA, YANSIYAN ODUR
Ahlâk, kalbin içindeki şeylerin dışa yansımasıdır.
Herkes, davranışları ile fıtratında gizlenen sıfat ve kabiliyetleri ortaya koyar. İnsanın davranışlarını yönlendiren merkez kalptir.
İnsanın dili, eli, gözü, kulağı, ayağı ve diğer azaları kendi başına bir iş yapmaz.
Bu organlar nasıl hareket edeceğini bilmez ve belirlemez.
Hepsi memurdur, amirleri kalptir.
İnsanın iradesiyle yaptığı bütün işler kalbin emrine ve yönlendirmesine göre yapılır. Yapılan her iş kalbin meylini, muhabbetini, irade gücünü, tercihini ve aklın seviyesini gösterir.

Rasulullah s.a.v. Efendimiz, kalbin konumunu şöyle belirtmiştir:
“İnsanın vücudunda bir yer var ki, orası güzel olursa bütün beden güzel olur, bozuk olursa bütün beden kötü olur. Dikkat edin o kalptir.” (Buharî, Müslim, İbnu Mace)
EDEP, SAFİ GÜZELLİKTİR
Gerçek mümin, kalbini bir olan Allah’a bağlamıştır.
Biricik hedefi O’nun rızasıdır.
Müminin hedefi gibi hayatında da birlik vardır; iki yüzlülük yoktur.
Mümin iki farklı halde bulunmaz, bir doğru bir eğri konuşmaz; sabah iyi akşam kötü olmaz.
Edep ve güzel ahlâk bir bütündür. Edepli insanın bütün işleri, ibadetleri, hal ve hareketleri güzeldir.
Onun her şeyi temizdir.
Sevgisi her şeyi sarar ve o şeyi sevimli yapar.
Edepli müminin Yüce Allah’tan aldığı terbiye, hayatının her safhasında kendisini gösterir.
Bu terbiye içinde onun sevgisi ve dostluğu kadar, kızması ve kavgası da güzeldir. Çünkü kızması Allah içindir.
Kavgası da edep içinde olur.
Bir insanın gerçek yönü ve olgunluğu dar ve zor anlarda belli olur.
İnsanın kavgasını ve haksızlığa karşı davranış biçimini görmeden hakkında iyi veya kötü dememelidir.
Edepli insan, hakkını ararken hak yemez.
Kendisini savunurken, düşmanına haksızlık etmez.
Haksız ise, nefsine yan çıkmaz, hakka boyun eğer, karşı tarafı tasdik eder.
Haklı ve güçlü iken yapacağı iki şey vardır.
Ya af, ya adalet. Ötesi, edebe sığmaz.
Edepsiz insan ise haksız iken kendisini haklı göstermeye çalışır.
Zalim iken kendisini mazlum gösterir.
Alacağı bir ise bin ister.
Susacağı yerde cazgırlık eder.
Edepsiz insana dost olmak da düşman olmak da zordur.
Onunla hiçbir şeyin tadı tuzu yoktur.
Bazı insanların dışı hoştur, ama içi boştur.
Bu kimseler, insanların gördüğü işlere çok önem verirler, fakat işin asıl kısmını ihmal ederler.
Dengeli mümin ahiret işleri gibi dünya işlerini de güzel yapar.
İbadeti güzel, işi bozuk olan kimse örnek insan değildir.
Onda noksanlık ve hastalık vardır.
Kılık kıyafetine ve dünya işlerine son derece dikkat edip de, kalbini ihmal eden, ahiretini unutan ve ibadeti önemsemeyen kimse de dengesizdir, noksandır.
GERÇEK EDEPLİ KİM?
Edepli ve dengeli insanın ibadeti gibi ticareti de düzgündür.
Kalbi gibi dili de doğrudur.
Niyeti gibi işi de sağlamdır.
 Gönlü gibi elbisesi de temizdir.
Dostluğu gibi düşmanlığı da mertçedir.
Edep onun için bir meleke haline gelmiştir.
Edep, meleke haline gelirse güzel ahlâk olur.
Meleke, insanın nefes alıp vermesi gibi vücudunun parçası olmuş, ondan hiç ayrılmayan sıfat demektir.
Ekseriyetle yalan konuşan bir kimsenin arada bir doğru konuşmasına bakıp, bu güzel ahlâklıdır denmez.
Hüküm insanın hayatına hakim olan duruma göre verilir.
Yakınları ile bir gün iyi geçinip, diğer gün yaka paça olan insan dengeli değildir.
Bir komşusu ile iyi geçinip diğerine zahmet veren kimseye iyi müslüman denmez. Fakirlik günlerinde herkese merhaba ederken, zengin olunca eski dostlarına selam vermeyen kimse mertlikten mahrumdur.
Edepli insan, iyi-kötü diye insan seçmez, herkese karşı edepli davranır.
O, karşısındaki insanın davranış seviyesine göre değil, kendi terbiyesine göre muamele eder.
İnsanlar bir yana hayvanlara bile zulüm etmez.
Edepli insan başkasından zarar görebilir, fakat başkasına zarar vermez.
Birileri onu aldatabilir, fakat o kimseyi aldatamaz.
İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK KAYBI
Bugün erkek-kadın, alim-cahil, köylü-şehirli, hepimizin en fazla muhtaç olduğumuz şey edeptir.
Edep, insanı hayvanlardan ayıran en önemli özelliktir.
Edep hiç kimseyi küçültmez.
Kimsenin kıymetini düşürmez.
Edep fakiri kıymetlendirir, zengini şereflendirir, genci süsler, ihtiyarı sevimli hale getirir.
Edep, bir kadınının en kıymetli cevheridir, hiç solmayan süsüdür.
Bir kadın, edepten daha güzel bir elbise giymemiştir.
Bir erkek, edepten daha güzel bir servet edinmemiştir.
Bir baba çocuklarına edep ve güzel ahlâktan daha kıymetli bir miras bırakmamıştır. İnsanla kabre girecek tek servet edeptir.
Edebin hediyesi cennettir. 
Hucvirî  der ki:
“İnsanın bütün kaybı, her işin esası olan edebi kaybetmesinden kaynaklanmaktadır. Bu, hep böyledir, değişmez.
Din ve dünya işlerinin hepsi edeple güzel olur.
Edep olmadan hiçbir güzel iş ortaya çıkmaz. ''
Edep, yerine göre farklı şekillerde olur.
Halkın içinde gereken edep, güzel insanlığı ve mertliği muhafaza etmektir.
Dindeki edep, Sünnet’e uymaktır.
Muhabbetteki edep, saygıyı gözetmektir.
Bu üçü birbirine bağlıdır. Akıllı ve mert olmayan kimse, sünnete uyamaz. Sünnete uymayan kimse hürmeti koruyamaz.
Allah’ın zatına ve birliğine şahit olan ariflere hürmet, kalpteki takvadan ileri gelir. Onlara karşı edebi koruyamayan kimsenin terbiye yolunda hiçbir nasibi olmaz.”
 
EDEBİN ARTMASI ALLAH’A YAKINLIĞI GÖSTERİR
Allah’ın sana yakınlığını, O’nun sana yakın olduğunu bilmekle anlarsın.
Senin O’na yakınlığın, O’nun sana yakın olduğunu bilmekle olur.
Bunların hepsi, Allah’a karşı ubudiyette ve edep yolunda gitmekten başka birşey değildir.
Allah’a her nefeste yol vardır. Fakat unutmamak lazımdır ki, her yolun başı edeptir. Şımarmamak lazımdır.
Buna göre, senin edebinin artması, Allah’a olan vuslatını gösterir.

EDEP DİYE BİR HAL
Sözlükler edep kelimesi için şu karşılıkları veriyorlar:
Terbiye, güzel ahlâk, iyi davranış; incelik, kibarlık, naziklik.
Utanma, çekinme, hicap, haya.
Kelimeler nasıl da aşina! Keşke bu kelimelerin anlattığı haller de o kadar aşina olsaydı...
Ve deyimlerimiz var edep üzerine:
Edep etmek: Utanmak.
Edebini takınmak: Terbiyeli olmak.
Edeplenmek: Uslanmak, nazik ve terbiyeli olmak.
Edep-erkân bilmek: Uyulması gereken yolu-yordamı bilmek, usül bilmek, terbiyeli hareket etmek.
Deyimler, toplumların insan ve hayat telakkilerinden asırlar boyunca süzülmüş billur damlalardır.
Ve aslında edep ve edepli olmak üzerine her bir deyimimiz, Allah Kelâmı’na ve Rasul yoluna aralanan bir kapıdır.
Kaygusuz Abdal ne güzel söylemiş:
Edepli ol can isen
Hakk’ı bil insan isen
Müştak-ı sultan isen
Var edep öğren, edep...

  • Yürü güzelim endamını göreyim,
    Sensiz geçen gecelerin ecdadını si.....
    Ben mecnun muyum bir .....(250 gr.) için çöllere düşeyim?
    Leylanın da mecnunun da anasını si.....
  • Zevkine payidar yoktur bu işin,
    Si.... gencler si....
  • İhtiyarlik ile gençlik diyerek,
    Şu hayati ikiye böldürme!
    Ey büyükten de büyük Allahım,
    Benden evvel ..kimi öldürme!
  • Bana yar olmayan devr-i devranın,
    İzzet-i ikramını si.....
    Yansın ibneler alayı,
    Su veren itfaiyenin hortumunu si.....
  • Su-i tedbirimle yahu, öyle boklaştı işim.
    Ağzıma sıçtı felek, hem de s..ti geçmişim.
  • Bana yoktur luzumu gülşeninin,
    Şer-i tarik u ruz-ı ruşeninin,
    Ne gulammanın, ne de zenninin,
    Hepsinin ta mezarını si.....


  • Ben sana bok demem, boklar duyar ar eder.
    Bir zerren boka düşse, onu da mundar eder.
    Tanrı senin hamurunu necasetle yoğurmuş,
    Anan seni sıçar iken yanlışlıkla doğurmuş.
Memleketin tüm vatan hainleri
Toplanmış Mektep-i Sultaniyede
Ah bi müdür olsam
Hepsini ..kerim bi saniyede!..
hayret bişeyy Neyzen: Birinci dünya harbi boyunca 18 bin okka rakı içtim.
Muhabir: He he yok canım!
Neyzen: Gülmesene kardeşim hesap yaptık hesap!

  • Neyzen bir gün gene çığırından çıkmış şekilde Allah kitap küfür ediyor. Bir arkadaşı geliyor yanina:
-Bre Neyzen ayıptır günahtır nasıl küfürdür bunlar?
Neyzen adama bakar
-Hocam, biz büyük kapının köpeklerindeniz; Biz havlayıp hırlamasak kapının büyük olduğunu kim anlar?
  • Neyzen Tevfik bir gün Cami'de Hoca'nın vaazını dinler. Hoca cemaate herkesin dinin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini, cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden ve bu hurilerle ne yapmak isterlerse yapabileceklerini anlatır. Ertesi gün ki vaazda Neyzen Hocaya sorar:
Hocam cennet'te şarap olacak mı? diye.
Hoca bu soruya çok sinirlenir başlar neyzeni zındık, kafir, iblis gibi dini motiflerle haşlamaya ve sorar:
Bre zındık cenneti meyhane mi sandın?
Neyzen istifini bozmaz önceki günü hatırlatır:
E Hoca dün cenneti kerhane yaptın.


Fasulyeye benziyor
İkinci Meşrutiyet döneminde nazırlığa getirilen bir zat, çok geçmeden yeğeninin vali olarak atanmasını sağlar. Karşılaştıklarında, Neyzen:
--Maşallah, kardeşinizin oğlu tıpkı fasulyeye benziyor.
-Genç yasta vali oldu, neden fasulyeye benzesin?
--İşte bende onun için benzetiyorum ya. Fasulye de sırığa sarılarak büyür.


  • Soruyorlar:
    -Neyzen, çalarken mi neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zaman mı çalarsın?
    Maliye Bakanı hakkında yolsuzluk dedikodularının dolaştığı bir dönemidir.
    Neyzen: "Maliye Vekili değilim ki, çalarken zevk alayım


Windows 7: Gündelik işlerinizi basitleştirin. Size en uygun bilgisayarı bulun.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages