Üç tarz-ı CHP

1 view
Skip to first unread message

grand

unread,
Feb 20, 2012, 2:48:35 AM2/20/12
to erzurummezunlari
Üç tarz-ı CHP
Üç CHP var: Tek Parti CHP'si, hiçbir zaman sosyal demokrat olmamış,
olmaya kalktığında engellenmiş, daha çok ortanın solunda kalmış, onu
demokratik solla yeni kılıfa sarmaya çalışmış CHP ve nihayet Baykal-
Kılıçdaroğlu CHP'si.
İlki bana göre hepsinden özgündür, bugünkü tüm tartışmalara rağmen.
Onu Ecevit'in CHP'siyle SHP'ye dönüşmüş CHP izler. En felaketlisi, en
zavallısı, en çaresizi ve tehlikelisiyse Baykal-Kılıçdaroğlu
çizgisinin partisidir.
İlk CHP devrim partisidir. Doğrudur yanlıştır, eksiktir fazladır,
haklıdır haksızdır ama bir devrimi gerçekleştiren ve devleti kuran
değil, söylendiği gibi, devletin kurduğu bir partidir. Örnekleri
vardır, literatürde önemli yer tutar. Modernleştirici, kendi içinde
Oryantalist, Tek Adam kültüne dayalı ama her şeye rağmen dönüştürücü
bir parti.
Tarihi kendisini doğuran çizgide radikalleştirmiştir. Türkiye bu
gerçekle şimdi, daha önce bu köşede çok uzun biçimde yazdığım şu
Restorasyon Döneminde (buna revizyonist dönem de diyebilirsiniz)
hesaplaşmaya, yüzleşmeye başlamıştır. Yanlışlar yapılsa bile şu
dönemde bu gerçek yerli yerine oturacaktır. O CHP'nin döneminde her
şeye rağmen kabul edilebilecek davranışlarının ve politikasının bugüne
aktarılamayacağını, bugünkü siyasetlerin belkemiği olamayacağını
öğrenecektir. Korkmasın, bundan en fazla kimlik arayışı, kişilik
çatışması yaşayan CHP'liler yararlanacaktır.
***

İkinci CHP en 'doğru' parti ve siyaset gibi duruyor. Ama bu iddia
ancak bir, hatta iki gerçek yerli yerine oturtulursa kabul edilir.
Bir, Ecevit partiyi sol dil kullanarak, sol bir atmosferden
yararlanarak aslında "sağa" çekmiştir. Bu önemli bir iddia,
farkındayım. Emek, sermaye, toprak, mülkiyet, devrim derken nasıl sağ
olunur diyenler çıkacaktır. Sağ dediğim, büyük kitlelerin önce
mevcudiyeti sonra duyarlılığıdır. Ecevit, o tarihlerde AP'nin
tabanındaki bu kitleyi solla değil popülizmle yanına almıştır. Nitekim
iş gerçekten sollaşmaya gelince durmuş, sosyal demokrat terimini
kullanmaktan kaçınmış demokratik sol demiştir politikasına. Bunu daha
sonra laikçi bir tutumdan arındırılmış bir anlayışla DSP'de
sürdürmüştür. O nedenle de gerçek manada Batı tipi sağ parti olmuştur.
İkincisi, Ecevit'in 12 Mart döneminde askere karşı çıkışıdır. Doğru
olan budur ama şimdi iyi anlıyoruz ki, aslında yanlış noktadan
doğmuştur. Ecevit, darbenin ordunun içinde "beklediği" darbe
olmadığını, "öteki kanadın" darbesi olduğunu anladığında tepkisini
göstermiştir. Bir yanlıştan bir doğru çıkmıştır, bu 12 Mart belasının
aşılması olmuştur ama CHP'nin sistematik asker-darbe-cunta karşıtı
olmasına yetmemiştir.
Yetmemesinin nedeni Baykal'ın CHP'yi laikçi yükseliş döneminde bu
maksatla açmasıdır. Baykal, 1992 sonrasında gelişen laikçi Kemalist
asker politikasının partisi olarak kurguladı CHP'yi. Bu anlayışın
dışında kalan tek adımı yoktur Baykal'ın.
İlginç olanı bu CHP'nin kendini sosyal demokrat tanımlamasıydı. Nedeni
şuydu: özünde Soğuk Savaş refleksleri süren asker bir yandan da SHP
üstünden gelişen reel sol duyarlılığı baltalamak istiyordu. Bunu
başardı, çünkü Kemalizmi dahi tartışan SHP'yi CHP'nin çukurunda boğdu.
O bir faili malum cinayetti. Ama kendine sol diyerek CHP kafa
karıştırmayı ve solu bulanıklık içinde bırakmayı sürdürdü. Daha da
beteri 28 Şubat sonrasında CHP'den bir darbe partisi yarattı.
Kılıçdaroğlu bu dönemdan sonra ortaya çıkan yeni projenin insanıdır.
"Yeni" CHP bu bağlamda yenidir. Ama nedir CHP'nin şimdiki yeniliği?
Nedir Kılıçdaroğlu'nun politikasının manası? Bu merak uyandıran
sorular çarşambaya ele alınmayı bekliyor.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages