Azeri şairlerince Vatan ve hasret şiirleri
Baba
yurdu
Ne zamanki, üreğimde söz tükenir
Ne zaman ki üzerime sukut enir
Düşen zaman ilham bende
Yabir günah, ya bir pislik işledende
Yorulanda şeherin hay- küyünden
Doğulduğum o yerlere dönürem men
Gayıdıram torpağına ecdadımın
Bu yerleri gören kimi
Sevincimden çağlaram men
Sukutumu gelen kimi
Behş edirem dağlara men
Sevincimi menden sevinç umanlara
Kederimi tez gatıram dumanlara
En mögeddes hörmetimi babaların
Mezarına
Pisliği de töhfe kimi gönderirem
Canavara
Çünki bu cür bir behşişi
Ancağ o cür cenap anlar
Gayıdıram sadeliğe, körpeliğe
Sığınıram ağac altda kölgeliğe
Hey!- deyirem uzağlara
Sesim uçur uçur, deyir şiş dağlara
Ordan gelir düz üstüme külle kimi
O yandan da bir boz böcek
Meni burada yad bilerek
Birden deyir sifetime külle kimi
Boz böceğin bu sert odlu,
Salamını hoşlayıram.
Bu sillenin gütretinden
Söz demeye başlayıram
Öten künler dene dene yığılarağ
Embiz-embiz tepelenir
Çoh sevirem böceklerin
O hırdaca gılıncını
Bu sillenin gütretinden
Her terefe sepelenir
Hatireler gığılcımı
Yada düşür budağlarda yellendiğim
Enişlerde bir top kimi gillendiğim
Yohuşlarda dovşan kimi dırmandığım
Yağışlarda serçe kimi islandığım
Sarı payız düşir yada
Men görürem derde, geme bata-bata
Meşelerin yere sepen sabaşını
Halamoğlu Geribağa’nın ilanlarla
Memmerze’nin öz avradı Gilenar’la
Ölüm-dirim savaşını
burda ne vaht üreğimde söz doğmadı
bu yerlerde hava doğma su doğmadır
guşlar meni gören kimi
dil-dil ötüb ceh-ceh eler
gulağıma doğma geler
pıçıltılar, öskürekler, gehgeheler
her garanguş her ley doğma
yağış danış, külek doğma
sesler bele
gaş altında gözler bele
hallar bele
yallar bele
yollar bele
nesil var ki yerişini
yüz ağaçtan tanıyram
nesil varki lap onyeddi
arhasını tanıyıram
Zeynal’ını Sefer’ini Almaz’ını tanıyıram
Açar mene gucağını
Gülnaz hala, Peri, Hecer
Birce kere görmediğim uşağını
Yüz- yüz körpe arasından
O deggige gözüm seçer
Gecesini sügutundan
Gündüzünü küleğinden tanıyıram
Adam var ki heç üzünü görmesem de
Küreğinden tanıyıram
Baba yurdu!
Hislerimin ilk merkezi son paytahtı!
Bah seninle men yene de üz- üzeyem
Temizlikle, şeriyyetle göz- gözeyem
Dolaşıram bu alemi
Bal ahtaran arı kimi
Görüşlerden gülüşlerden yerişlerden duruşlardan
Dağlardaki düzlerdeki
Üzlerdeki gırışlardan
Semimiyet toplayıram.
esil sevgi esil nifret toplayıram
esr-esr min çirkaba, alçağlığa
meruz galan
lakin yene uşağ kimi
temiz galan baba yurdu!
Sene gulag asacağam baba yurdu!
Ne kederki göylerinde
Tebietin yaratdığı tufanlar var
Dağlarında o atomsuz
Çiçekler var dumanlar var
Ne geder ki gucağında
Korlanmamaış insanlar var
Yazacağam baba yurdu1
Yazacağam baba yurdu!
Cabir Novruz
AZERBAYCAN
Çoh keçmişem bu dağlardan,
Durna gözlü bulağlardan,
Eşitmişem uzaglardan
Sakit ahan Araz’ları;
Sınamışam dostu, yarı…
El bilir ki sen menimsen
Yurdum yuvam meskenimsen
Anam doğma vetenimsen!
Ayrılar mı könül candan?
Azerbaycan, Azerbaycan
Men bir uşağ, sen bir ana,
Odur ki bağlıyam sana
Hankı semte, hankı yana
Hey uçsam da yuvam sensen
Elim ,günüm , obam sensen!
Feget senden gen düşende
Ayrılığ menden düşende
Saçlarıma den düşende
Boğar aylar iller meni
Gınamasın eller meni
Dağlarının başı gardır
Ağ örpeyin buludlardır
Böyük bir keçmişin vardır
Bilinmeyir yaşın senin
Neler çekmiş başın senin
Düştün uğursuz dillere
Nes aylara, nes illere
Nesillerden nesillere
Keçen bir şöhretin vardır
Oğlun gızın behtiyardır
Hey bahıram bu düzlere
Ala gözlü gündüzlere
Gara hallı ağ üzlere
Könül ister şeer yaza
Gencleşirem yaza yaza
Bir terefin Behri- Hazer
Yaşılbaş sonalar gezer
Heyalım dolanar gezer
Gah Muğan’ı gah Eldar’ı
Menzil uzağ, ömür yarı
Sıra dağlar gen dereler
Ürek açan menzereler
Ceyran gaçar, cüyür meler
Ne çohtur oylağın senin
Aranın yaylağın senin
Keç bu dağdan bu arandan
Astara’dan Lenkeran’dan
Afriga’dan Hindistan’dan
Gonağ gelir bize guşlar
Zulm elinden gurtulmuşlar
Bu yerlerde limon sarı
Eğir salır budağları
Dağlarının düm ağ garı
Yaranmışdır garlı gışdan
Bir sengerdir yaranışdan
Lenkeran’ın gülü renk renk
Yurdumuzun gızları tek
Demleçayı, tök ver görek
Anamın dilber gelini!
Yadlara açma elini!
Sarı sünbül bizim çörek,
Pambığımız çiçek-çiçek
Her üzümden bir şire çek
Seher-seher aç garına
Güvvet olsun gollarına
Min Gazah’da köhlen ata
Yalmanına yata- yata
At, gan- ter e bata- bata
Göy yaylaglar beline galh
Kepez dağ’dan Göy göl’e bah!
Ey azad gün azad insan
Doyunca iç bu bahardan
Bizim hallı halçalardan
Ser çinarlar kölgesine
Algış güneş ölkesine
Könlüm keçir garabağ’dan
Gah bu dağdan, gah o dağdan
Ahşam üstü goy uzagdan
Havalansın Han’ın sesi
Garabağ’ın şikestesi
Gözel veten!me’nan derin
Beşiğisen gözellerin
Aşığ deyer serin-serin
Sen güneşin gucağısan
Şe’r senet ocağısan
Ölmez könül ölmez eser
Nizami’ler Fuzuli’ler
Elin gelem, sinen defter
De gelsin her neyin vardır
Deyilen söz yadigardır
Bir dön bizim Bakı’ya bah
Sahilleri çırağ- çırağ
Burugların haygırarag
Ne’re salır boz çöllere
İşıglanır her dağ dere
Nazlandığça serin külek
Sahillere sine gerek
Bizim Bakı bizim ürek
İşiğdadır güvvet sözü
Seherlerin Ülker gözü
Güzel veten O gün ki sen
Al bayrağlı bir seherden
İlham aldın…yarandım men
Gülür toprağ gülür insan
Goca şerg’in kapısısan
Samed vurgun
BEN İSTERİM
Ben isterim ki
Bulutlar ağlasın
Çocuklar ağlamasın.
Hiçbiri öksüzlük
Yetimlik duymasın.
Ben isterim ki
Konuşsun her çiçek
kendi dilince
Silahların
kesilsin sesi.
Ben isterim ki
soğuğa, karanlığa
kapansın kapılar,
Gözler kapanmasın,
Sözler kapanmasın.
Ben isterim ki,
Yangınlar sönsün,
Umutlar sönmesin.
Erişsin her meyve
kendi çağında.
Yüreklere
acı söz değmesin.
Ben isterim ki,
eğilsin dallar
bereketten.
İnsanoğlu
başını eğmesin
utançtan ya da güçsüzlükten.
Ben isterim ki
gözyaşı gibi
aksın pınarlar
berrak, duru
toprağın üzerinde.
Pınar gibi
akmasın gözyaşı
yeryüzünün hiçbir yerinde.
Ben isterim ki
Her şey eğilsin
insanın önünde
insan insana tutsak olmasın.
Ben isterim ki
sevinç, mutluluk
bol olsun.
Yürekten yüreğe,
ülkeden ülkeye
açık yol olsun...
Resul RIZA
Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU
Küresünni Kızı
Küresünde bir kız gördüm
Gezer sallana-sallana.
Sanki bir sona kaz gördüm
Üzer sallana-sallana.
Kına yakmış ellerine,
Heyran oldum dillerine
Altın,mihek tellerine
Düzer sallana-sallana.
Kızıl könçe yaz çiçeyi,
Budur gözeller göyçeyi
Saçların hindin ipeyi,
Bezer sallana-sallana.
Dede Katib görsün gözün
Misirde Züleyhanın üzün
Kaş altında humar gözün
Süzer sallana-sallana.
Azerbaycan oğluyam.
Yaradanın küdretine çok şükür
İsteyib yaradıb insan oğlu.
Yurdumu sevirem,suyumu danmam
Türk dilli,men müselman oğluyam.
Sevirem yurdumun koç oglanların,
Üstün şairlerin,hoş dastanların
Savaş meydanında kehremanların
Uğrunda baş veren kurban oğluyam.
Hakk aşiqi hakdan alar payını
Heder getmez,biler ömrün sayını.
Kovalaram yurdumuzdan haini
Tülküden korkmaram,aslan oğluyam.
Terpenir könlümde doğru duyğular
Koymam yurdumuza konsun baykuşlar
Meni korkutmaz her kiçik sular
Dalğalı denizde tufan oğluyam.
Dede Katib veten eşki canımda
Qeyret damarımda,isti kanımda
Ölünce durmuşam düz peymanında.
İranlıyam,Azerbaycan oğluyam
Yaradana şükür eleyirem,men müselman oğluyam.
Div ecine deyilem,belke insan oğluyam
Zatım doğru,südüm doğru,ekdsehi övladı
Düz nütfeden doğulmuşam
Hökmü Kuran oğluyam.
Esas suyum türkdü menim
Men oğuz neslindenem.
Şekki-şübhe yokumuzdu
Yüzde-yüz neslindenem.
İftiharlı Azerbaycan,
Doğru-düz neslindenem.
Söz ustadı Dede Korkud
Eyni öz neslindenem.
Sanlı-şanlı tarihimiz,
Doğru bastan oğluyam.
Azerbaycan beşiyinde
Kehremanlar beslenib.
Şairleri sana gelmez
Gezelhanlar beslenib.
Adı belli Bağırhanlar,Setterhanlar beslenibş
Düşmene dal döndermeyen
Koç oğlanlar beslenib.
Yatmam tülkü daldasında
Erkek aslan oğluyam.
Dede Katib bir rengim var
Her renge boyanmaram.
Milletimi terif etsem
Ölünce usanmaram.
Azeriyem,Türk oğuzatımı
Hor sanmaram.
Parça-parça doğrasalar
Özlüyümü danmaram.
Müselmanam İranlıyam,
Azerbaycan oğluyam!
dede katib