Büyük Yalan: “Gençler İş Beğenmiyor”Hayalet İlanlar Tiyatrosu Arkasında Yatan Gerçekler…
Büyük Yalan: “Gençler İş Beğenmiyor”Hayalet İlanlar Tiyatrosu Arkasında Yatan Gerçekler…Türkiye’de istihdam piyasasındaki derin uçurum, Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara’nın bizzat başvurduğu 309 ilanlık araştırma deneyiyle çarpıcı biçimde ortaya konurken; geri dönüşlerin olumlu ya da olumsuz dahi olmaması, ilanların küresel elitlerin İK üzerinden yürüttüğü stratejik veri toplama ve toplumsal analiz operasyonlarının parçası olabileceği şüphesini pekiştiriyor. Kariyer platformlarına yönelik eleştiriler, şirketlerin imaj yenileme hamlelerinin ötesinde, kitlesel profilleme amacı güden hayalet ilanlar olma ihtimalini artırıyor. Algoritmik engellerin ve hatta burçlara göre en parlak zihinleri bile dışlama riskinin iş aramayı anlamsız çabaya dönüştürdüğü düşüncesi, yeni nesil İK politikalarının ilan sitelerinin derin boşluğunda onarılması güç toplumsal güven kaybını ve küresel ölçekte veri sömürüsünü kurumsallaştırıyor. Torpilin Kanlı Saltanatıİstihdamın önündeki en büyük engellerden biri olan referans sistemi, küresel elitlerin yerel yetenekleri etkisizleştirme stratejisiyle paralel biçimde, kamu ve özel sektör devlerinde liyakatin sonunu getirebilir. Mülakatlarda teknik yeterliliğin yerini baskıcı Arkanızda kim var?”sorusunun alması, akademik başarıyı kariyer yolunda değersiz engel haline dönüştürecektir. Saygın üniversitelerden onur derecesiyle mezun olup yalnızca tanıdığı olmadığı için elenen gençler, beyin göçünü tetikleyen düzenin mağdurudur. Liyakat yerine sadakatin ödüllendirilmesi, orta vadede inovasyon kapasitesini yok ederek Türkiye’yi küresel rekabette geri dönülmez dezavantaja sürükleyecektir. Katı torpil düzeni ise liyakatsizliği kurumsallaştıran kronik siyasi hastalığa dönüşmektedir. Asgari Sömürü ÇarkıTıp doktorlarından mühendislere, avukatlardan diğer uzmanlıklara uzanan yelpazenin işe başlarken asgari ücrete mahkûm edilmesi, küresel ucuz iş gücü piyasasına entegre edilmiş modern kölelik düzenidir. 12 saate varan ağır mesai koşulları ve yol-yemek masraflarını dahi karşılamayan sömürü döngüsü, gençlerin insanca yaşam talebini iş beğenmeme bahanesiyle çarpıtıyor. Kuryelik gibi riskli alanlarındaki denetimsiz göçmen işçiler, yerli çalışanların yasal haklarını adeta lüks gibi gösteriyor. Emeğin değersizleştirilmesi, çalışmayı yalnızca hayatta kalma mücadelesine indirgerken, toplumun üretken kesimini sistemin dışına iterek genel verimliliği felç etme tehlikesi Türkiye’nin beşeri sermayesini küresel tekeller için ucuz hammaddeye dönüştürüyor. Diploma Çöplüğüne DönüşYÖK verilerine dayalı olarak her ile üniversite açma politikası, küresel standartlardan kopuk şekilde, nitelikli insan gücü yerine devasa diploma yığını yarattı. Kontrolsüz genişleme, diplomanın piyasa değerini düşürürken ilanlardaki yeni mezun ama 5 yıl tecrübe paradoksu iş bulma ihtimalini hayale çeviriyor. Üniversitelerin piyasa gerçekleriyle uyumsuz, demode modelleri sürdürmesi, gençlerin eğitim sürecini işsizlikten kaçış için diploma odaklı psikolojik oyalamaya dönüştürebiliyor. Ayrıca teknik operatör maaşlarının beyaz yakalı gelirini katlaması statü bağını koparırken; dikey sosyal hareketlilik illüzyonunun sönmesi, beşeri sermayeyi vasatlığa mahkûm eden zemin oluşturuyor. Akademik emeğin değersizleşmesi ise ulusal bilgi üretim kapasitesini stratejik çöküşe hızla sürüklüyor. Odanın Karanlığına SürgünLiyakatsizlik dalgası, Türkiye’de patlamaya hazır kriz halindeki Ev Gençliği (NEET) sorununu kitlesel boyuta taşırken, LinkedIn gibi platformlardaki sahte başarı hikayeleri işsiz gençler üzerindeki psikolojik baskıyı yoğunlaştırıyor. Umudunu yitiren gençlerin kripto para hayallerine ya da izolasyon sarmalına kapılması, küresel veri madenciliği ağlarının hedefi olan direniş biçimine dönüşebilir. Ev sahibi olma ihtimalini kaybeden neslin sömürü çarkına dahil olmayı reddetmesi muhtemel; ancak kitlesel eylemsizlik, beşeri sermayenin erimesine yol açacaktır. Stratejik zihinlerin Avrupa’ya göçü sürerken, karanlığa itilen gençlerin yarattığı toplumsal yılgınlık hali, ulusal birlik için ciddi zaaflar ve Türkiye’nin iç güvenliği ile toplumsal dokuya yönelik sessiz tehdit olarak öne çıkıyor. Büyük Yalanın Stratejik SonuGençliğin enerjisinin iç siyasette radikalleşmeye dönüşme riskine karşı, sahte ilanları engelleyen, devlet denetiminde şeffaf istihdam portalları kurulması ve veri koruma önlemlerinin liyakat esaslı güçlendirilmesi hayati gerekliliktir. Dış politikada ise, insan kaynağının niteliksiz damgasıyla dışlanması, Türkiye’nin jeopolitik bağımsızlığını zayıflatabilir. Bölgesel liderlik hedefi, kalifiye beyinlerin Batı pazarlarında ucuz iş gücü olarak kaybedilmesiyle sekteye uğrayabilir. Siyasal istikrarı korumak, emeği maliyet değil stratejik rezerv olarak gören yenilikçi anlayış gerektirirken; yapısal dönüşüm, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü belirleyecek kilit adımdır. Gençliği sömüren yalanların ortadan kaldırılması ise, dış politikada tam bağımsızlık hedefi için geri dönülmez beka hamlesidir. SADİ ÖZGÜL |