Cahil Bırakıldığımızı Bir Gecede Öğrendik!Osmanlı Saray Kayıtlarının Kısırlığı ve Tarihsel Cehalet...
Cahil Bırakıldığımızı Bir Gecede Öğrendik!Osmanlı Saray Kayıtlarının Kısırlığı ve Tarihsel Cehalet… Osmanlı kroniklerinde Hunlar, Göktürkler ya da Selçuklular gibi görkemli Türk geçmişine dair izlere pek rastlanmazdı. Saray kâtipleri, İstanbul’un fethinden sonra tarihi, geçmişten geleceğe uzanan hanedanlara yönelik abartılı övgülerle dar bir çerçeveye oturtmayı seçmişti. Frigler, Urartular ve Sakalar gibi değerli uygarlıkların ise sarayın tozlu raflarında yer alıp almadığı bile meçhuldü. Tarih bilgisi yalnızca Avrupa kaynaklı kısıtlı verilerle şekilleniyor; köklerinden habersiz halk karanlığa sürükleniyordu. Sessizlik, toplumun üzerine çökmüştü. Eski düzeni savunanların unuttuğu gerçek şuydu: Halk, okuma yazma imkânından tamamen yoksundu. Milletin hafızasına dair anlatılan hikâyeler, aslında toplumun saray elitlerine bağımlı kılınması anlamına geliyordu. Kimliğimiz geçmişin karanlık dehlizlerinde kaybolmuşken, Cumhuriyet’in doğuşuyla yeniden ışığa kavuştu. Halk, kendi kültürel mirasına uygun alfabeyle tanışarak medeniyet yolunda ilerlemeye başladı. Başkalarından tarih öğrenme utancı genç Cumhuriyet’le birlikte sona erdi, öğrenme seferberliği başladı. Eğitimli Nesillerin Yükselişi ve Çağdaşlık HamlesiHarf Devrimi ile Türk halkı eğitime katılarak cehaletin zincirlerini kırdı. Yeni harflerle okuma yazma öğrenen herkes meslek edinip hayatını onuruyla kazanmaya başladı. Zaten çökmüş imparatorluktan miras kalan, yarısı Arapça yarısı Farsça olan Osmanlıca öğrenilememişti. İstatistikler, yeni Türk alfabesinin getirdiği aydınlanmayı gösterirken, köylüsünden şehirlisine herkes kalem tutmayı öğrenerek Cumhuriyet’in özgür bireyleri haline geldi. Saray dili olarak icat edilip ayrıcalık sayılan zincir artık kırılmıştı. Bilgi, saray duvarlarının ardında saklı kalmaktan çıkıp sokağa ve fabrikalara indi. Modernleşmenin temel taşlarından olan yeni alfabe, toplumsal işleyişi zihinsel gelişimle destekledi. Halkın kendi geçmişine dair gerçekleri öğrenmesi, sorgulayan (farklı sesler de dahil) kitlelerin oluşmasını sağladı. Cumhuriyet’in sunduğu entelektüel ortam sayesinde tarihin her dönemi bilimsel yöntemlerle yeniden yazıldı, milli hafıza sağlam temeller üzerine inşa edildi. Gerçek Tarih Bilinci ve Modern MüverrihlerHattiler, Etrüskler, Medler ya da Hazarlar hakkındaki gerçekleri ancak Cumhuriyet döneminde öğrenebildik. Osmanlı’da Türk devleti, geçmişini Avrupalı tarihçilerin yorumlarından takip etmek zorundaydı ve kendi belgelerinden bihaber yöneticiler yüzünden milli hafıza büyük yaralar aldı. Cumhuriyetin vizyonuyla ortaya çıkan Türk Tarih Tezi sayesinde köklerimizin Asya steplerinden Anadolu’ya uzandığını gördük, böylece hezeyanlara değil, gerçeklere ulaşan zihinler olarak tarihe geçtik. Aradan geçen 100 yılın ardından, halkın yeniden cahil kalmasını isteyen bazı çevreler yeni alfabeyi hedef alarak sinsi planlar peşinde. Oysa asıl karanlık, halkın çoğunun kendi dilini okuyamadığı eski düzenin ta kendisiydi. Cumhuriyetin getirdiği toplumsal barış ve kültürel gelişim, Türk kimliğini evrensel boyuta taşıdı. Buna rağmen karşıtların iddiaları zayıf temelli ve basit mantık hatalarıyla dolu; bunu görmek hiç de zor değil. Osmanlı Arşivleri Mutlaka DeğerlendirilmeliOsmanlı kroniklerinde Hunlar, Göktürkler ya da Selçuklular gibi görkemli Türk geçmişine dair pek iz olmasa da, Osmanlı arşivleri mutlaka uzmanlarca incelenip akademik Türkçeye aktarılmalı, kütüphanelerde halka sunulmalı ve hem bugünün hem de geleceğin nesilleri için dersler çıkarılabilecek ek bir bilgi kaynağı haline getirilmelidir. YORUMCALAR |