İngiliz Mandasından Trump Aşkına: İşgalin Kirli Tarihi!İhanetin ve Teslimiyetin Tarihsel Köklerine Dalmak Tehlikeli mi?
İngiliz Mandasından Trump Aşkına: İşgalin Kirli Tarihi!İhanetin ve Teslimiyetin Tarihsel Kökleri… İngiliz İmparatorluğu karşısında boyun eğen payitaht, vatan işgal altındayken sessizliği akılcılık sandı. Saraydaki teslimiyet fısıltıları, halkın direniş azmini asla kıramadı. Güçlüye boyun eğmek, saltanatı yabancı postallarda aramak tam bir acizlikti. Tarihçiler, dönemin padişahının korkaklığını belgelerle ortaya koyuyor. Ancak üzerinde güneş batmayan imparatorluğa duyulan hayranlık, Ankara önlerinde sona erdi. İstila, asil milletin göğsünde parçalandı. Yine de teslimiyetçilik, zihinlerdeki zincirleri kırmaya yetmedi. Boyunduruk altına girenler, efendilerinin gölgesine sığınmayı seçti. Direniş meşalesi Anadolu’da yanarken, İstanbul’daki payitaht Yunan ordusunun ilerleyişinden rahatsız olmadı. İpler Londra’dan çekiliyordu. Kendi halkına yabancılaşan yöneticiler, istatistiklerle mağlubiyeti meşrulaştırdı. Askerlik sanatını bilen subaylar dururken, liyakatsiz makam sahipleri işgalcilere sığındı. Korkaklık, kirli siyasetin maskesi altında gizlendi. Gerçek kahramanlar, imkansızlıklardan çıkarak devleşenlerdi. O teslimiyetçi zihniyet, gelecekteki ihanetlerin ilk tohumlarını atarak milli şuuru parçaladı. Menderes Dönemi ve AmerikaYıllar geçse de sahnedeki aktörler değişti ama bağımlılık düzeni hep aynı kaldı. Menderes hükümeti, ABD ile yaptığı gizli anlaşmalarla egemenliği elden bıraktı. Halkın tamamının desteğini aldığını söylerken, zor durumda kaldıklarında yabancı güçlerden koruma istediler. Dönemin belgeleri, iktidarın kendi halkından çekindiğini açıkça gösteriyor. NATO şemsiyesi altında ülkeye yerleşen yabancı unsurlar, tam bağımsızlığa ağır darbe vurdu. O dönemin siyasal İslamcı geleneği de güce tapma alışkanlığını sürdürdü, garantiyi dışarıda aradı. Çok partili demokrasi getirme iddiasıyla yola çıkanlar, okyanus ötesinden gelen talimatlarla devleti yönetti. Kore dağlarında “kiralık asker” gibi harcanan gençler, bağımlılığın ağır bedeliydi. İncirlik’ten kalkan uçaklar komşu toprakları bombalarken, olan biteni izlemekle yetindiler. Ankara sokaklarında ABD bayrakları dalgalanırken onurlu duruş gösterenler zindanlara atıldı. Gizli maddelerle örülen ağlar, ülkenin 50 yılını müttefiklere ipotek ederken, geçmişin hataları umutsuz yarınların kapısını araladı. İsrail Zulmü ve Dindar ÇelişkiBugün muhafazakâr kesimin yaşadığı çelişkiler, toplumun ahlaki duruşundaki zayıflıkları yeniden gündeme taşıdı. İsrail’in işlediği katliamlara öfke kusanlar, aynı vahşeti destekleyen ve bizzat içinde olan liderlere kırmızı halılar seriyor. Kahveci boykotu ile hamasi sloganlarla vicdanını rahatlatan kalabalıklar, asıl finansörlere hayranlık duyuyor. Güç sahibine karşı çekingen sevgi adalet duygusunu köreltirken, zayıfa sert, güçlüye ise boyun eğen tavırlar sergilenen omurgasız tutumlar, ilkelerin yerini çıkarların aldığını gösterirken, samimiyet sahte gözyaşları arasında kayboluyor. Meydanlarda slogan atan gruplar, arka kapılardaki pazarlıkları görmezden geliyor. Filistin davasını İstanbul köprülerinde sadece gösteri malzemesi haline getirenler, emperyalist amaçlara hizmet ederler. Çünkü şeytanın süslediği işler, kötülüğü doğru gibi göstermeye yetiyor. İlahi mesaj, mutlak gücün yalnızca yaratıcı Allah (c.c) olduğunu hatırlatsa da, kitleler insanlara kulluk ediyor. Bedel ödemeye yanaşmayan sahte ve hibrit kahramanlıklar tarihin tozlu raflarında yok olacak. İlahi mesaja göre gerçek inanç, risk alarak haksızlık karşısında dimdik durmayı gerektirir. YORUMCALAR… Thanks for reading Yorumcalar'dan...! Subscribe for free to receive new posts and support my work. |